Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, soğuk algınlığı şikâyetiyle 3/1/2016 tarihinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sema Yazar Semt Polikliniğine müracaat etmiştir. Muayene sonrası doktor tarafından iğne yazılmış ve sağlık görevlisince başvurucunun sol bacağına enjeksiyon yapılmıştır. Başvurucunun bacağında uyuşma başlamış, sağlık görevlileri bunun normal olduğunu ve geçeceğini söylemiştir. Uyuşukluk şiddetinin artması üzerine başvurucu ertesi gün tekrar hastaneye gitmiş ancak uyuşukluğun birkaç gün içinde geçeceği söylenmiştir. Başvurucu uyuşukluğun artması ve ayağının üzerine basamaması nedeniyle iki gün sonra tekrar hastaneye müracaat etmiş ve nöroloji kliniğine yönlendirilmiştir. Burada yapılan tetkiklerden bir sonuç alınamamış ve başvurucuya %18 oranında engelli raporu verilmiştir. Başvurucu bacağını kullanamaz duruma gelmesi üzerine özel bir tıp merkezinde bir ay boyunca fizik tedavi görmüş ancak şikâyeti geçmemiştir. Başvurucu bacağını kullanamaz duruma gelmesi nedeniyle uğradığı zararların tazmin edilmesi talebiyle Sağlık Bakanlığına başvurmuş, cevap alamaması üzerine 13/6/2016 tarihinde Antalya İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; daha önce bacağıyla ilgili bir sağlık sorunu yaşamadığını, soğuk algınlığı şikâyetiyle gittiği hastaneden bacağını kullanamaz durumda döndüğünü, yanlış tedavi/hizmet kusuru sonucu vücut bütünlüğünün zarar gördüğünü, çalışma gücünden yoksun kaldığını, evli ve bir çocuğu olduğunu ve kirada oturduğunu, bu yüzden büyük mağduriyet yaşadığını belirtmiştir. Hâlen tedavi olmaya çalıştığını ve tedavi masraflarını karşıladığını ancak engellilik hâlinin devam ettiğini ifade eden başvurucu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Yargılama sürecinde Adli Tıp Kurumu (ATK) İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 31/3/2017 tarihli raporda; enjeksiyonla uygulanan ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin tıbben bilindiği, enjeksiyonların tekniğine uygun şekilde yapılması durumunda dahi öngörülemeyecek ve önlenemeyecek sonuçlara yol açabildiği belirtilmiştir. Raporda başvurucuya akut tonsillit nedeniyle intramüsküler enjeksiyon yapıldığı tespit edilmiş ve mevcut durumun her türlü özene rağmen oluşabilecek herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirilmiştir. Enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğu yönünden tıbbi bir delil de tanımlanmadığı ifade edilen raporda enjeksiyonu uygulayan sağlık görevlisine herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Mahkeme başvurucunun itirazlarını yerinde görmeyerek anılan raporu hükme esas almış ve 26/6/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde; doğduğu belirtilen zararın idarenin kusurundan kaynaklandığı hususunun açık şekilde ortaya konulamadığı, dolayısıyla söz konusu zararın meydana gelmesinde idareye atfedilecek bir kusur bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur. Konya Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince (Daire), Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin kısmen kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü kısmen reddine, takdiren 000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 13/6/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde; başvurucunun enjeksiyon öncesi söz konusu tıbbi uygulamanın olası risk ve sonuçları hakkında bilgilendirilmediği, mevzuat uyarınca imzalı aydınlatılmış onam belgesi alma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, bu nedenle idarenin başvurucunun maruz kaldığı manevi ve psikolojik ızdıraptan dolayı sorumluluğu olduğu ifade edilmiştir. Temyiz incelemesinde, hükmedilen tazminat tutarına dava tarihinden değil idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği belirtilerek Dairenin kararı 14/5/2020 tarihinde düzeltilerek onanmış ve karar kesinleşmiştir. Başvurucu nihai hükmü 15/7/2020 tarihinde öğrendikten sonra 10/8/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.