Ceza Genel Kurulu 2006/4-112 E., 2006/112 K. Ceza Genel Kurulu 2006/4-112 E., 2006/112 K. - SÜBUTA ERDİRİLEMEYEN İDDİA- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 216 ] - 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 251 ] "" Sanığın etkili eylem suçundan beraatına ilişkin Karşıyaka 4. Asliye Ceza Mahkemesince 30.05.2002 gün ve 6-417 sayı ile verilen kararın, o yer C.savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 15.03.2004 gün …
Ceza Genel Kurulu 2006/4-112 E., 2006/112 K. **Ceza Genel Kurulu 2006/4-112 E., 2006/112 K.** **- SÜBUTA ERDİRİLEMEYEN İDDİA**- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 216 ] - 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 251 ] **"İçtihat Metni"** Sanığın etkili eylem suçundan beraatına ilişkin Karşıyaka 4. Asliye Ceza Mahkemesince 30.05.2002 gün ve 6-417 sayı ile verilen kararın, o yer C.savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 15.03.2004 gün ve 4031-3077 sayı ile; "Yakınanın aşamalarda değişmeyen tutarlı yakınması ile aynı doğrultudaki tanık Güllü Yıldız'ın anlatımı, ilgili rapor ve 6.12.2001 tarihli tanıma tutanağı yöntemince irdelenip reddedilmeden, iddia dışında başkaca kanıt bulunmadığından söz edilerek yasal olmayan yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise 29.12.2004 gün ve 383-850 sayı ile; "Mahkememizce verilen 30.05.2002 gün ve 2002/6-417 E-K sayılı beraat kararında yazılı gerekçe dosya kapsamına ve olaya uygun düşmüş olup Yargıtay 4. Ceza Dairesinin anılan bozması dosya kapsamı karşısında usul ve yasaya uygun bulunmadığından" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir. Bu hükmün de o yer C.savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 16.09.2005 gün ve 26162 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay 3. Ceza Dairesine ve Özel Dairece Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü; TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, somut olayda sanığa yüklenen etkili eylem suçunun sübuta erip ermediğine ilişkindir. Ancak, dosyanın incelenmesinde; 1- Yerel Mahkemece, direnme hükmünün verildiği 29.12.2004 tarihli oturumda, sanıktan bozma kararına karşı diyecekleri sorulduktan sonra, C.savcısından da görüşünün sorulduğu ve en son söz sanığa verilmeyerek, başkaca bir işlem yapılmadan yargılamaya son verildiği görülmektedir. CYUY.nın 251. maddesi uyarınca "....en son söz sanığındır." Maddenin son fıkrasında ise, "sanık namına müdafii tarafından müdafaada bulunulsa dahi müdafaaya ilave edecek bir şeyi olup olmadığı sanığa sorulur." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereğince katılmış olduğu takdirde duruşma mutlaka son söz sanığa verilerek bitecektir. Direnme hükmünün verilmesinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 216/3. maddesinde de hükümden önce son sözün sanığa verileceği kuralı getirilmiştir. Ceza Genel Kurulunun yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili bulunan bu usul kuralı buyurucu nitelikte olup uyulmaması yasaya mutlak aykırılık oluşturmaktadır. Ceza yargılamasında sanığın en önemli hakkı savunma hakkı olup, bu hak hiç bir şekilde kısıtlanamaz.