T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 19/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2025 NUMARASI : ...Esas- ...Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen G.KARAR YAZIM T…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 19/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2025 NUMARASI : ...Esas- ...Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen G.KARAR YAZIM TARİHİ : 19/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.06.2019 tarihinde müvekkilinin maliki ve sürücüsü olduğu... plakalı araç ... mahallesi ... caddesinde normal hızda seyir halinde iken maliki ..., sürücüsü ....olan ...plakalı araç ile çarpışması sonucunda kaza meydana geldiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, yapılan operasyonlardan sonra ameliyattan çıkarılan müvekkilinin iki gün komada ve dört gün yoğun bakımda kaldığını, uzun bir süre hastanede tedavisinin sürdüğünü, sağ yüz tarafında felç meydana geldiğini, meydana gelen geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat için Güvence Hesabına başvuru yapıldığını, yasal süresi içerinde herhangi bir ödemede bulunmadıklarını, açıklanan nedenlerle 50,00 TL geçici, 50,00 TL kalıcı işgöremezlik tazminatının davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı 05.06.2025 vekili tarihli bedel artırım dilekçesinde özetle: bedel arttırım talebimizin kabulü ile 50 TL'lik geçici iş göremezlik tazminatı taleplerini 1.684,21 TL'ye, 50 TL'lik kalıcı iş göremezlik tazminatı taleplerini 107.841,46 TL'ye yükseltilerek davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Güvence Hesabı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumluluğunun zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limitleri ve....plakalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı olduğunu, maluliyet oranının kaza ile illiyetinin tespit edilmesini, davacının zararının aktüeryal inceleme ile tespit edilebileceğini ZMSS poliçesi genel şartlarına göre hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu ve 1.8 teknik faiz uygulanarak yapılmasın, geçici işgöremezlik zararının tazimata dahil edilmemesi gerektiğini, SGK dan geçici işgöremezlik ödemesi alıp almadığının sorulmasını, gelir bakımından resmi gelirinin esas alınması gerektiğini, davacının kask ve koruyucu elbise kullanmaksızın ve ehliyetsiz motosiklete binmesi nedeniyle müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "DAVANIN KABULÜ ile; 1.684,21 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 107.841,46 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 109.525,67 TL maddi tazminatın davalı Güvence Hesabı'ndan, sorumluluğu kaza tarihindeki teminat limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere, temerrüt tarihi olan 25/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, " karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Kanunun yürürlük tarihinden sonra açılan tüm davalarda ve yapılan tüm icra takiplerinde hak sahibinin öncelikle yazılı başvuruda bulunması gerektiğini, 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevap alınamaması veya verilen cevabın talebi karşılamaması durumunda hak sahibinin dava açma veya Tahkim’e başvurma hakkı doğduğunu, müvekkili kuruma dava tarihinden önce gerekli tüm belgelerle başvuru yapılmadığı gibi arabuluculuk dava şartı da yerine getirilmediğini, müvekkili kuruma tam ve eksiksiz bir başvuru yapılmadığından başvuru şartı yerine getirilmeden ikame edilen işbu davanın, dava tarihi göz önüne alınarak usulden reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, davanın ikame edilmesine sebebiyet vermeyen müvekkili kurum aleyhine yargılama gideri, vekalet ücreti ve faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkili kurum bu kalemlerden sorumlu tutulamayacağını, yerel mahkeme kararının yeniden incelenmesi gerektiğini, davacının, kask ve koruyucu elbise kullanmaksızın ve ehliyetsiz olarak motosiklete binmesi nedeniyle tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının ehliyetsiz olarak motosiklete binmesi nedeniyle bir kazanın meydana gelmesi ihtimalini bildiği/bilmesi gerektiği ve nitekim dava konusu trafik kazasının meydana gelmesine de sebebiyet verildiği ve ortaya çıkabilecek zararı öngördüğü anlamına gelmekle, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, sigortasız araç sürücüsü park halinden yeni kalktığı ve hızı henüz çok azken (30-35 km) kaza gerçekleştiğini, sigortasız araç sürücüsüne atfedilen KTK'nun 52/1.a "kavşaklara yaklaşırken aracının hızını azaltmamak" kusur oranı sürücünün hızı çok az olduğu için doğru olmadığını, hatalı kusur raporu esas alınarak verilen kararın hatalı olduğu ve kaldırılması gerektiğini, tazminat hesaplamasının KTK'de yapılan değişiklik kapsamında çıkartılan Zorunlu Mali Mesuliyet Genel Şartları gereğince TRH 2010 tabloları ve 1,65 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiği halde yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, kaza tarihinde mevzuat uygulanacaksa da eski Genel Şartlar gereği 1,8 oranında teknik faiz ile yapılması gerekirken yapılmamış olması hatalı olduğunu, hesaplamanın KTK muvacehesinde belirttiği kriterler kullanılarak yeniden yapılmasını talep ettiklerini, yerel mahkeme hükmüne esas teşkil eden bilirkişi raporunun bu yönüyle hatalı olduğunu, müvekkili kurum temerrüde düşmediğini, dolayısıyla faiz hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve ...Karar ve 07/07/2025 tarihli kararı hakkında “istinaf talebinin kabulüne” karar verilerek istinaf incelemesi neticesinde "kararın kaldırılmasını" ve talepleri doğrultusunda inceleme yapılarak yeniden hüküm kurulmasını ve icranın durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf dilekçesi ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; 01.06.2019 tarihinde gerçekleşen kazada müvekkilinin normal hızda, şeridinde, kurallara uygun bir şekilde seyir halinde iken iken karşı yan araç sürücüsü kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak kuralını ihlal ederek müvekkilinin aracına çarptığı ve kusurlu olarak trafik kazasına sebebiyet verdiğini, dolayısıyla kaza neticesinde oluşan alacak kalemlerinden davalının sorumlu olduğunu, yerel mahkeme tarafından dava konusu kazadaki kusur oranlarının belirlenmesi için aldırılmış olan bilirkişi raporunda kaza en ince ayrıntıları ile irdelenmiş olup karşı yan araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK madde 52/1-A "Kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak" kuralını ihlal ettiğini, tali kusurlu olduğun, karşı yan araç sürücüsünün dava konusu kazada %25oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağı aynı doğrultuda olup birbiri ile çelişmediğini, yeni bir bilirkişi raporunun usul ekonomisine ve yargıda hedef süre ilkelerine aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketince maluliyet raporuna itiraz edilmişse de maluliyet raporu Pamukkale Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun olarak hazırlandığını, davalı tarafın hesaplamaya ve maluliyete ilişkin aldırılan raporlara ilişkin itirazlarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı tarafça dava konusu alacak kalemlerinden sorumlu olmadıkları, sorumlunun Sosyal Güvenlik Kurumu olduğu iddia edildiğini, bu iddiaların mesnetsiz olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafından müvekkilinin motosiklet sürücüsü olduğu belirtilerek kask/koruyucu tertibat hususunun net olmadığının iddia edildiğini, gerçekleşen dava konusu kaza sonrası olay yerine gelen trafik ekiplerince kaza tespit tutanağı düzenlenmiş olup işbu tutanakta müvekkilinin kaskının takılı olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafından, verilmiş olan kararda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinin iddia edildiğini, bu iddianın herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını, müvekkilinin koruyucu ekipmanları kullandığı, kaskının takılı olduğu dosya kapsamında sabit olduğunu, davalı tarafından dava açılmadan önce başvuru yapılmadığı ve arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinin iddia edildiğini, davalıya usulüne uygun başvuru yapıldığını ve arabuluculuk görüşmelerinin gerçekleştirildiğini, davalının bu husustaki itirazlarının herhangi somut bir dayanağı bulunmadığını, istinaf gerekçelerinin; İstinaf başvurusu sebebiyle kararın kesinleşmediğini, yargılamanın uzaması sonucu tazminat hesabına esas asgari ücretin değişmesi halinde tazminata esas alınan bilinen ücret değişeceğinden müvekkilinin hükmedilenden fazla tazminat alacağı olacağını, bu sebeple fazlaya ilişkin haklarının saklı olduğunu, mahkeme kararının açıklandığı tarihte asgari ücretin değişmiş olması halinde tazminat hesabının da yeniden yapılması gerektiğinden bu hususta yeniden rapor alınmadan hüküm kurulamayacağını, bu nedenlerle; davalının istinaf dilekçesinde yer alan hususların herhangi bir hukuki dayanağı olmaması nedeni ile istinaf başvurusunun ve tehir-i icra talebinin reddini, hüküm tarihine göre istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; trafik kazasından kaynaklanan sürekli ve geçici işgöremezlik talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Eldeki davada davacı özetle; 01/06/2019 tarihli kazada yaralandığını, sürekli ve geçici işgöremezliğinin oluştuğunu beyanla tazminat talep etmiş, davalı Güvence Hesabı ise özetle davanın reddini savunmuştur. Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, kusur durumunun dosya kapsamındaki ve ceza dosyasındaki delillerle uyumlu tespit ve tayin edilmiş olmasına göre taraf vekillerinin aşağıda belirtilen bendin dışındaki istinaf itirazları kabul görmemiştir. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Bu duruma yargısal kararlarda en sık rastlanılan örnek; ehliyetsiz sürücünün ve/veya içkili sürücünün arabasına, onun bu durumunu bilerek binen bir kişinin, meydana gelebilecek zarara önceden, kapalı bir şekilde razı olduğunun kabulü yönündedir. Yine zarar görenin emniyet kemeri takmaması nedeniyle araçtan fırlayarak zararın doğmasına ya da artmasına sebebiyet vermesi de örnekler arasındadır. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir.(Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir. Yargıtay 17. HD'nin yerleşik uygulaması gereğince, hesaplanan tazminattan birden fazla müterafik kusur durumunun birlikte bulunması halinde de ayrıca %20 oranını geçmeyecek şekilde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Somut olayda, kaza tespit tutanağında davacının kask takıp takmadığı belirsiz işaretli olsa da baş bölgesindeki yaralanmasının niteliğinden kaza anında kaskının takılı olmadığı, bu suretle yaralanmasında müterafik kusurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır.Buna göre hüküm altına alınan tazminatlarda %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmamış olması hatalı olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerindedir. Ancak müterafik kusur indirimi nedeniyle reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemeli ve müterafik kusurun takdiri indirim olması nedeniyle kısmen reddedilen maddi tazminat yönünden yargılama giderlerinin de paylaştırılamayacağı gözetilmelidir. Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusu yönünden ise; 6098 sayılı TBK m. 75. maddesi gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece re’sen gözönünde tutulması zorunludur. Bu nedenle hüküm tarihine en yakın tarihte bilinen asgari ücret tutarı belirlenerek bu verilere göre hesap yapılması gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2016/8879 E-2019/3815 K sayılı ilam). Eldeki davada da bu şekilde hesaplama yapılan raporda belirlenen tazminata hükmedildiği anlaşılmakla bu nedenle davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddi, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise yukarında belirtilen yönden kabulüyle HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kararın düzeltilmek üzere kaldırılması gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A).... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2025 tarih, ... Esas ...Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, B)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2025 tarih,...Esas... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 1-1.684,21 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 107.841,46 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 109.525,67 TL maddi tazminattan %20 müterafik kusur indirimi yapılarak bulunan 87.620,54 TL 'nin davalı Güvence Hesabı'ndan, sorumluluğu kaza tarihindeki teminat limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere, temerrüt tarihi olan 25/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin müterafik kusur nedeniyle reddine, 2-Alınması gerekli 5.985,36 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40 TL, 1.868,72 ıslah harcının mahsubu ile bakiye 4.072,24 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan peşin harç dahil 95,20 TL ilk masraf, 1.868,72 TL ıslah harcı 10.256,15 TL bilirkişi müzekkere ve tebligat gideri olmak üzere toplam 12.220,07 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak hazine'ye gelir kaydına, C)İstinaf yargılaması bakımından: 1-Alınması gerekli 732,00 TL karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 2-Davalı tarafından yatırılan 1.250,00 TL ve 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 480,00 TL posta gideri ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.163,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, C)Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine, Ç)İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine, D)Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ YOLU açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/02/2026 ... Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.