Başvuru, vergi alacaklarının tahsili amacıyla gönderilen ödeme emirlerine karşı açılan davaların önce süre aşımı yönünden daha sonra ise mükerrer açıldığı gerekçelerine dayalı olarak reddedilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, vergi alacaklarının tahsili amacıyla gönderilen ödeme emirlerine karşı açılan davaların önce süre aşımı yönünden daha sonra ise mükerrer açıldığı gerekçelerine dayalı olarak reddedilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 30/6/2015 ve 28/8/2015 tarihlerinde yapılmışlardır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuşlardır. Komisyonca 2015/11207 numaralı bireysel başvurunun konu yönünden hukuki irtibatının bulunması nedeniyle 2015/15041 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Uyuşmazlığın Arka Planı Başvurucu 3/12/2007 tarihinde S. Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş.ne ortak ve Yönetim Kurulu üyesi olmuştur. Başvurucunun şirketteki payı -beyanına göre- on milyonda beştir. Aliağa Vergi Dairesi (Vergi Dairesi) anılan şirketten tahsil edilemeyen vergi alacaklarının ödenmesi için 7/5/2010 tarihli ödeme emirleri düzenleyerek tebliğ edilmek üzere başvurucuya göndermiştir. Bu tebligatlar başvurucunun adresinde bulunmadığı gerekçesiyle posta memuru tarafından merciine iade edilmiştir. Vergi Dairesi bunun üzerine ilanen tebligat yoluna gitmiştir.B. İlk İptal Davaları Süreci Başvurucu 24/1/2011 tarihinde ödeme emirlerini internet üzerinden öğrendiğini beyan ederek 25/1/2011 tarihinde kendisine tebliğ edilmesi için Vergi Dairesine başvurmuştur. Başvurucu ilgili Vergi Dairesi tarafından cevap verilmeyince 22/4/2011 tarihinde, söz konusu ödeme emirlerinin iptali istemiyle İzmir Vergi Mahkemesinde davalar açmıştır. Mahkeme 24/8/2011 tarihinde davaların süre aşımı yönünden reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun maddesine göre tebliğin usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabının tebliğe muttali olması hâlinde geçerli sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi sayılacağı yönündeki düzenlemeye işaret edilmiştir. Mahkeme, uyuşmazlık konusu ödeme emirlerini başvurucunun internetten öğrendiğine ve 25/1/2011 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunduğuna dikkat çekmiştir. Mahkeme, anılan kanun hükmü uyarınca davanın öğrenilme tarihi olan 24/1/2011 tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde -en son 1/2/2011 tarihinde- açılması gerekirken 22/4/2011 tarihinde davanın açılmasının esas yönünden inceleme yapılmasına imkân bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucunun temyiz ettiği kararları Danıştay Üçüncü Dairesi 18/2/2014 tarihinde onamıştır. Onama kararının gerekçesinde 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun maddesi uyarınca 20/1/2011 tarihinde tebliğ edilmiş sayılan ödeme emirlerine karşı yedi gün içinde dava açılmayarak 22/4/2011 tarihinde açılan davanın süre aşımından reddi gerektiği belirtilmiştir. Daire buna göre öğrenme tarihini 24/1/2011 olarak kabul ederek süreyi buna göre değerlendiren mahkeme kararının sonucu itibarıyla doğru olduğu vurgulamıştır. Kararın karşı oy gerekçesinde; dava konusu ödeme emirlerinin başvurucunun adresinde bulunmaması nedeniyle tebligat memurunun iade şerhi ile geri gönderildiği ancak bunun 213 sayılı Kanun'un maddesinin son fıkrasında belirtilen komşulardan biri, muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri ya da zabıta memuru huzurunda tespit edilmediği belirtilmiştir. Karşı oy yazısında, adreste bulunmama hâlinin usulüne uygun tespit edilmemesinden dolayı ilanen tebligatın geçersiz olduğu ifade edilmiştir. Ancak 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un maddesine aykırı olarak Mahkeme kararında 7201 sayılı Kanun'un maddesine yer verilmiş ise de usulüne uygun olmayan ilanen tebligat yerine başvurucunun ıttıla tarihi esas alınarak verilen süre yönünden davanın reddi kararının hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme talepleri de aynı Dairece 30/3/2015 tarihinde reddedilmiştir. Nihai kararlar başvurucuya 1/6/2015 ve 5/6/2015 tarihlerinde tebliğ edilmişlerdir. Başvurucu 30/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İkinci İptal Davaları Süreci Başvurucu 16/4/2012 tarihinde aynı ödeme emirleri yönünden yine aynı Mahkemede iptal davaları açmıştır. Mahkeme 3/10/2012 tarihinde davaların kabulüne karar vermiştir. Kararların gerekçesinde, Şirket Yönetim Kurulu üyesi olmakla birlikte başvurucuya Şirketi temsile yönelik bir yetki verilmediği vurgulanmıştır. Mahkemeye göre bu sebeple şirketin ödenmeyen ve mal varlığından tahsil edilemeyeceği anlaşılan borçlarının vade tarihi itibarıyla Yönetim Kurulu üyeliği bulunduğundan bahisle başvurucudan tahsili kanuna uygun değildir. Vergi Dairesinin temyiz ettiği kararlar Daire tarafından 18/2/2014 tarihinde bozulmuştur. Bozma kararlarının gerekçesinde, dava konusu ödeme emirlerine karşı aynı Mahkemede davalar açılmış olduğuna dikkat çekilerek tarafları, konusu ve sebebi aynı olan söz konusu davanın mükerrer olarak açıldığı vurgulanmıştır. Buna göre anılan ödeme emirlerine yönelik olarak mükerrer açılan davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken iptal edilmesinde hukuka uygunluk görülmediği belirtilmiştir. Bozma kararına uyan Mahkeme 2/7/2014 tarihinde davaların esas yönünden incelenmeksizin reddine karar vermiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen kararlar Dairece 14/4/2015 tarihinde onanmıştır. Nihai kararlar başvurucuya 29/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 28/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 213 sayılı Kanun’un maddesinin olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan dördüncü fıkrası şöyledir: “Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemiyerek iade olunursa tebliğ ilan yolu ile yapılır. ” 213 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Aşağıda yazılı hallerde tebliğ ilan yoluyla yapılır:... Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinde sayılan bilinen adreste tebliğ yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde kayıtlı bir adresi bulunmazsa,...” 213 sayılı Kanun’un maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir: “İlan tarihinden başlıyarak bir ay içinde ne vergi dairesine müracaat yapmış ve ne de adresini bildirmiş olanlara bir ayın sonunda tebliğ yapılmış sayılır. ”