11. Ceza Dairesi 2024/5272 E. , 2025/1969 K. K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/5372 Değişik İş SUÇ : Özel belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana Cumhuriyet Başsavcılığını…
**11. Ceza Dairesi 2024/5272 E. , 2025/1969 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/5372 Değişik İş SUÇ : Özel belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.08.2023 tarihli ve 2022/77453 Soruşturma, 2023/30515 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Adana 5. Sulh Ceza Hakimliğinin, 16.10.2023 tarihli ve 2023/5372 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 16.10.2023'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 2024/4297 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2024 tarihli ve KYB-2024/96244 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2024 tarihli ve KYB-2024/96244 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin 06/08/2020 tarihinde şüphelinin eşi Mehmet Akyüzlü'den ev kiraladığını, Mehmet Akyüzlü'nün vefat etmesini müteakip şüpheli Sevgi Akyüzlü'nün oğlunun kiralanan eve taşınacağından evi boşaltmasını istediğini, tahliye taahhütnamesine istinaden hakkında icra takibi başlatıldığını, kira sözleşmesi dışında bir belge imzalamadığını beyan ederek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, tahliye taahhütnamesinin icra dosyasında bulunmadığı ve soyut beyan dışında delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de, Müşteki vekilinin kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin karara karşı yapmış olduğu 07/09/2023 tarihli itiraz dilekçesinde, taahhütname aslının Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/1436 esas sayılı dosyasının içerisinde bulunduğunu belirtmiş olması karşısında, taahhütname aslının anılan Mahkeme dosyasının içerisinde bulunup bulunmadığı konusunda araştırma yapılmasını takiben, temin edilmesi durumunda, sahte olarak düzenlenip düzenlenmediği konusunda bilirkişi raporu alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ile şüphelinin eşi olan müteveffa Mehmet Akyüzlü arasında 06.08.2020 tarihinde imzalanan kira sözleşmesine istinaden şikâyetçinin müteveffaya ait taşınmazda ikamet etmeye başladığının, sözleşmenin imzalandığı tarihte veya sonrasında aralarında ayrıca bir tahliye taahhütnamesi düzenlenmediği halde, eşinin ölümünden sonra şüphelinin şikâyetçinin bilgi ve rızası dışında adına imza atmak suretiyle sahte olarak tanzim edilen tahliye taahhütnamesine istinaden icra takibi başlattığının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; Adana Genel İcra Dairesinin 30.10.2022 tarihli cevabi yazısına göre belge aslının ele geçirilemediğinden ve şikâyetçinin 12.04.2023 tarihinde Köprübaşı Polis Merkezi Amirliğinde alınan ifadesinde farkında olmadan kira sözleşmesi ile birlikte tahliye taahhütnamesini de imzalamış olabileceğini beyan ettiğinden bahisle şüpheli hakkında atılı suçtan, "...müşteki hakkında başlatılan icra takibin de sahtecilik belgenin aslının ibraz edilmediği, şüphelinin üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi karşısında müştekinin şikayete konu belge aslının bulunamadığı, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 06/02/2018 tarih 2017/2770 Esas 2018/685 Karar sayılı kararında "Sanığın, tamamen sahte olarak düzenlediği “katılanın kendisine borcu olduğuna” dair belgeye istinaden, avukatı aracılığı ile katılan aleyhine ilamsız icra takibi başlattığı, katılanın borca ve imzaya itirazı üzerine icra takibinin durduğu, sanığın bu surette nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia olunan somut olayda, sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, yapılan sahtecilikte aldatma kabiliyetinin bulunmasının zorunlu olduğu, aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının da belge aslı üzerinde hakim tarafından yapılacak bir incelemeyle belirleneceği, söz konusu belge aslının ele geçirilememesi nedeniyle fotokopiden ibaret olan belgenin hukuki sonuç doğurmayacağının anlaşılması karşısında, özel belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir." şeklinde açıklandığı, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14/10/2003 gün ve 232/250 sayılı kararında "Suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı, aslı bulunamayan evrakların aldatma kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığının da tespit edilemediği, fiili iğfalin aldatma niteliğini göstermeyeceği de dikkate alındığında sahteciliğe konu şirket adına imza ve kaşe bulunan sözleşme aslının temin edilememesi nedeniyle suçun yasal unsurları oluşmadığı" şeklinde açıklandığı bu hali ile şüphelilerin üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kaldı ki müştekinin alınan beyanında kira imzaladığı sırada başka belgelere de imza attığını belirtmesi karşısında olaya ilişkin müştekinin soyut beyanı dışında bir delil elde edilemediği..." şeklindeki gerekçeyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şikâyetçi vekili tarafından aslı Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/1436 Esas sayılı dava dosyasında bulunduğu bildirilen suça konu belgenin dosyaya celp edilmesi, belge üzerinde yer alan imzanın şikâyetçinin eli ürünü olup olmadığına yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılması, bahse konu dava dosyasının akıbetinin araştırılması, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesinden sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Adana 5. Sulh Ceza Hakimliğinin, 16.10.2023 tarihli ve 2023/5372 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2025 tarihinde karar verildi.