(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/9344 E. , 2011/17761 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacılar, davalı ile imzalanan kira sözleşmesi uyarınca verilen 15.02.2010 tanzim, 6.09.2010 vade tarih…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/9344 E. , 2011/17761 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacılar, davalı ile imzalanan kira sözleşmesi uyarınca verilen 15.02.2010 tanzim, 6.09.2010 vade tarihli 9900,00 TL bedelli senet için davalının icra takibi başlattığını, kira bedellerinin tamamının davalıya ödendiğini öne sürerek senedin iptaline ve borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne, dava konusu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı ve davalının tazminat istemlerinin reddine, davacı şirket tarafından açılan davanın reddine, icra takibi ihtiyati tedbir kararı ile durdurulduğundan takip konusu bono bedelinin %40 üzerinden hesaplanan 3960,00 TL icra inkar tazminatının davacı şirketten alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davacılar ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle 2011/9344-17761 davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.