10. Hukuk Dairesi 2022/11353 E. , 2023/13419 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1520 E., 2022/1150 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/181 E., 2021/546 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge
**10. Hukuk Dairesi 2022/11353 E. , 2023/13419 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1520 E., 2022/1150 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/181 E., 2021/546 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının iş yerinde çalışırken 12.08.2014 tarihinde uğradığı iş kazası sonucu sol el 4 parmağının koptuğunu, bu nedenle de maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00TL maddi tazminatın ve 90.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, maddi tazminata ilişkin talebini 283.129,42 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işe 12.08.2014 günü başladığını, kazanın da aynı gün olduğunu, kazanın meydana gelmesinde işverenin kusuru bulunmadığını, yaralanmadan sonra gerekli tedavisinin yaptırıldığını ve kalıcı maluliyeti olmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, olayın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi tanımlarına göre bir iş kazası olduğunu, davalı işveren ... İnşaat Tic. Ltd. Şti.'nin %60 oranında kusurlu olduğunu, dava dışı asıl işveren ... Ortak Girişimi'nin % 20 oranında kusurlu olduğunu, adi ortaklığı oluşturan ortaklar bu kusurun tamamından birlikte sorumlu olduklarından, ortaklara ayrı ayrı kusur verilmesinin gerekli olmadığını, sonuçta davalı ... İnşaat Tic Ltd. Şti.'nin %80 oranında, kazalı işçi ...'in %20 oranında kusurlu olduğunu, davacının maluliyet oranının son alınan ATK raporuna göre %19 olarak tespit edildiğini, manevi tazminat açısından yapılan değerlendirmede ise, olayın oluşu, meydana gelen zararın niteliği ve davacıda oluşturduğu zararın büyüklüğü, davacının kaza tarihindeki yaşı, bu olay nedeni ile duyduğu acı ve ızdırap karşılığı olmak üzere tarafların ekonomik ve sosyal durumu, paranın satın alma gücü ve kaza tarihi gibi öğelerin göz önüne alındığını belirterek, davanın kabulüne, davacı için 283.129,42 TL maddi tazminatın, 90.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili, Yerel Mahkemede davacı işçinin ücretinin yanlış değerlendirildiğini ve bu tespite dayanarak hesaplama yaptırıldığını, kusur dağılımının hatalı olduğunu, davacının ücretinin yanlış hesaplanarak ve hatalı kusur raporuna dayanılarak yapılan maddi tazminat hesaplamasının da hatalı olduğunu, manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda YSK ve ATK 3. İhtisas Kurulu kararının uyumlu olup, bu raporların hükme esas alınmasında dosya kapsamına göre isabetsizlik görülmediği, Yerel Mahkemenin hükme esas aldığı kusur bilirkişi raporunda davacı işçinin %20, davalı şirketin %60, dava dışı asıl işveren şirketin %20 oranında kusurlu bulunduğu, davalının kusur oranına ilişkin istinaf nedeninin somut olguya dayanmadığı, raporun gerekli hukuki ve teknik verileri içermekte olup denetime elverişli olduğu, hükme dayanak raporda, yanlar arasında düzenlenen sözleşme ve davalının kabul beyanına göre aylık 1500 TL net ücret baz alınarak hesaplama yapılmış olup, davacının çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra iş kazasına uğramasının sonuca etkili olmadığı, tarafların kabul edilen kusur oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın oluş şekli, işgöremezlik oranı, olay tarihi dikkate alındığında, 40.000,00TL manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olacağı, Yerel Mahkemece takdir edilen manevi tazminatın fazla olduğu gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun manevi tazminat davası yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 283.129,42- TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 12.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, davacının yargılama sırasında vefat etiğini, taraf teşkili sağlanmadan yapılan işlemlerin yok hükmünde olup bunların taraf teşkili yapıldıktan sonda tekrarlanması gerektiğini, hesap raporuna esas alınan ücretin hatalı belirlendiğini, kusur dağılımının hatalı olduğunu, davacı işçinin maaşı yanlış hesaplanarak, hatalı kusur raporuna dayanarak yapılan maddi tazminat hesaplamasının da hatalı olduğunu, manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74 ve 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleri 3. Değerlendirme Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde MK 27/1 inci maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Somut olayda, davacı ...'in yargılama sırasında 19.05.2022 tarihinde vefat ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince 22.06.2022 tarihli hüküm ile, ölü davacının mirasçıları davaya dahil edilmeksizin ve karar başlığında ... taraf gösterilmek suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan Bölge Adliye Mahkemesi kararı usulüne uygun olarak davalı şirketin vekiline tebliğ edilmiş ve karar davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmişse de, davalı şirketin 22.12.2022 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilen kararla anılan tarihte terkin edildiği görülmektedir. Bu nedenle usulüne uygun taraf teşkili sağlandığı söylenemez. Mahkemece yapılacak iş; ...'in mirasçılarının davaya katılımı sağlanarak usulünce taraf teşkiline ilişkin noksanlığı gidermek; ayrıca davacı tarafa davalı şirketi iş bu dava nedeniyle ihya etmesi için önel vermek, ihya davası açıldığı takdirde davanın sonucunu beklemek, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde taraf teşkili sağlanarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle ; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.