Başvuru, haksız olarak tutuklanma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, hakkaniyete uygun yargılama yapılmaması ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; haksız olarak tutuklanma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, hakkaniyete uygun yargılama yapılmaması ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. 2013/7996 numaralı başvuru 7/11/2013 tarihinde, 2013/8100 ve 2014/8053 numaralı başvurular 8/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. 2013/8100 ve 2013/8052 numaralı başvurular, aralarında hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2013/7996 numaralı başvuru ile birleştirilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 29/12/2014tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 28/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 2/2/2015-5/2/2013 tarihlerinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını süresi içinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25/6/2001 tarihli iddianamesiyle başvurucu ile birlikte sekiz kişinin zimmet suçundan cezalandırılması istemiyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. İddianameye konu olayların geçtiği tarihte başvurucu Yahya Murat Demirel ... Uluslararası Dış Ticaret A.Ş. ile ... Entegre Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin ortağı ve yetkilisi, başvurucu Hüsnü Barbaros Olcay daTürkiye Halk Bankasının ticari kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyesidir. Başvurucu Hüsnü Barbaros Olcay 8/8/2001-11/9/2001 tarihleri arasında, diğer başvurucu Yahya Murat Demirel ise 17/8/2001-11/9/2001 tarihleri arasındatutuklu kalmıştır. Yapılan yargılama sonucunda İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 28/11/2001 tarihinde sanıklar (başvurucular) hakkında verilen beraat kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 16/4/2002 tarihli ilamı ve "Demirel Şirketler gurubuna dahil ... A.Ş, ... Entegre Orman Ürünleri San. Tic. A.Ş., ... Finansal Kiralama A.Ş., ... Yatırım A.Ş.'nin Halk Bankası Levent Şubesinden tamamı ticari nitelikte proje kredileri, ithalat kredileri veya mevcut tesislerin genişletilmesi için gayri nakti kredi kullanma taleplerinin, kredinin tür ve miktarına göre Genel Müdürlük yetkisinde olup sıralı birim görüşü ile Yönetim Kurulu kararıyla onaylanan. Ticari Krediler Müdürünün depesmana yer vermeyecek şekilde kullandırılması görüşü ile şubeye yollanan, kullanıma açılması sağlanan kredi olayında; müdahilin temyiz dilekçesinde belirttiği Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun 2001 gün ve 2001/4 sayılı raporu, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu ve dosyada mevcut 1998 tarihli banka yeminli murakıbı E. S.nin raporudışında rapor varsa bu da temin olunup Başbakanlık Teftiş Kurulunun 2001/1198 gün ve sayılı ve Hazine Başkontrolörlerince [hazırlanmış] sayılı ön inceleme raporu da celp olunduktan sonra banka ve ticari krediler alanında ve konusunda uzman 3 kişilik bir bilirkişi kurulu marifetiyle, Ticari Krediler Genel Esasları Yönetmeliği, Teminat Mektuplarında Uygulama Talimatı, Dahili Emir ve Banka İç Mevzuatı kuralları dikkate alınarak, davaya konu firmalara kullandırılan kredilerin verilme ve uygulamasında mevzuata aykırı yetki aşımını içeren davranış bulunup bulunmadığı, kredi dönüşümünün hangi şekilde ve ne suretle yapılabileceği, genel esaslara uyulup uyulmadığı, aykırı hallerin tespitinde depasman açığı veya başka nedenden bankanın zararı olup olmadığı saptanmadan, paravan oldukları belirtilen ... Financial S.A., ... International Ltd.'nin bu nitelikte bulunup bulunmadığı netleştirilip, banka elemanı sanıkların bu hali bilip bilmedikleri de belirlenerek, 2001 tarihli Devlet Bakanı oluru ile soruşturma izni verilen Banka Eski Genel Müdürü Y. A. ve arkadaşları ile ilgili soruşturma akıbeti de araştırıldıktan ve Ankara Asliye Ceza Mahkemesinin 2001 gün 1999/8-200 esas karar sayılı dosyası da getirtilip sonucuna göre delillerin bir bütün halinde takdiri gerekirken yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde beraat kararı verildiği" gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda 16/12/2003 tarihli karar ile sanıkların (başvurucuların) beraatlarine karar verilmiştir. Anılan kararın katılan vekili ile yerel Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Dairesi 21/6/2004 tarihli ilamıyla hükmün başvurucular ve üç sanık yönünden bozulmasına, diğer sanıklar yönünden onanmasına karar vermiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 7/7/2004 tarihli ve 29544 sayılı yazı ile "(...) somut olayda Türkiye Halk Bankası yönetici ve çalışanları için TCK'nın 202/son maddesindeki kamu bankalarıyla ve aynı kanunun 219/1 maddesindeki emir ve idare yetkisine sahip olanlarla ilgili ağırlaştırıcı nedenlerin uygulanma olanakları ortadan kaltığından, sanıklar hakkında lehe düzenlemeler içeren 4389 sayılı Bankalar Kanunundaki ceza hükümleri uygulanmalıdır." görüşüne yer vererek Yargıtay Ceza Dairesinin kararına itiraz etmiş, dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 31/5/2005 tarihli ilamıyla sanıkların eylemlerinin bankacılık zimmetini oluşturduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar vermiştir.Anılan ilamın ilgili kısmı şöyledir: "Bu değerlendirme ve saptamaların sonucu olarak: Yargıtay Başsavcılığının suç vasfına ilişkin itirazı isabetli olup, ... A.Ş., ... A.Ş., ... Yatırım A.Ş. ve ...Leasing A.Ş.'ne verilen ve işbu davanın konusunu teşkil eden usulsüz kısmen karşılıksız ve bu itibarla geri dönüşü olmayıp bankaya zarar veren kredilerde banka genel müdürlüğü yetkilileri ile yönetim kurulunun bilinçli tavır ve davranışlarının etkili oluşu sonucu kredilerin firmalar yararına şekillendiği, banka üst yetkili ve sorumlularının kamu taciri durumundaki bankanın hükmü şahsiyetini temsilde ve mal varlığını korumada bilinçli ve eylemli şekilde kusurlu bulundukları, bu nedenle kredilendirme olaylarında banka yöneticilerinin hile ve desiselerle kandırılmalarından sözedilemeyeceği için suçlara "nitelikli dolandırıcılık" vasfı verilmesinde isabet bulunmadığı, varlığı halinde suçun banka zimmeti oluşturacağı, suç tarihinde 765 sayılı TCY.nın maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken bu fiillerin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehte hükümler içermesi nedeniyle TCY.nın 2/ maddesi uyarınca tatbik ve infazı gereken 4389 sayılı Bankalar Yasasının maddesi kapsamında tahlil ve değerlendirilmesi gerektiği, her bir sanığın sorumluluğunun kendi imzası tahtında şekillenen kredilerle sınırlı olacağı aldatıcılık olgusu taşıyan kredi işlemlerindeki sorumluluğun 4389 sayılı Bankalar Yasasının 22/ madde fıkrasının cümlesi kapsamında değerlendirilmesi icap edeceği sonucuna varılmalıdır." Bozma kararı üzerine dosyayı yeniden ele alan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 31/5/2006 tarihinde dosyaya konu suç hakkında yargılama görevinin İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı vermiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 31/7/2006 tarihinde, karşı görevsizlik kararı vermiş ve dosya görev uyuşmazlığının giderilmesi için Yargıtay Ceza Dairesine gönderilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 30/11/2006 tarihli ilamı ile İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğuna karar vermiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 9/6/2008 tarihli kararı ile başvurucuların müteselsilen zimmet suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 8/4/2009 tarihli ilamı ile başvurucular ve bazı sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükmünü eksik inceleme sebebiyle bozmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, son olarak 30/5/2012 tarihli kararı ile başvurucuların zimmet suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:"Dosyadaki inceleme raporları, bilirkişi raporları ve belgelere göre;...... Şirketler Grubu içerisinde yer alan .. A.Ş., .. A.Ş., ... YATIRIM A.Ş. ve ... LEASING A.Ş.nin dövize natık teminat kredilerinin, Banka Genel Müdürlüğünün bilgi ve kabulü sonrasında yönetim kurulunca onaylandığı, olumsuz istihbarat raporlarının bankanın üst yönetimlerince önemsenmediği, her bir kredi için ayrı istihbarat raporu düzenlenmesi banka iç mevzuatı uyarınca zorunlu iken, buna uyulmayarak önceki istihbarat raporlarıyla yetinildiği, kredilerin teminat olarak alınan ipoteklerin güncel değerlerinin gözetilmediği, ipotek konulan taşınmazların güncel değerlerinin gerçek değerlerinin çok çok altında belirlendiği, banka uzmanlarınca önceden saptanan düşük bedelli değerleri içeren raporlar görmezden gelinerek sonradan düzenlenen yüksek değerler ihtiva eden banka raporlarına itibar edildiği, aynı taşınmazlar üzerine başka kurum ve kuruluşlarca ipotek konmuş olmasına rağmen önceden ve değişik derecelerde konulan bu ipoteklerin varlığının bir sonraki krediyi teminatsız bırakacağının önemsenmediği, ithalat ve ihracat kredilerinin gerçek niteliğini uygun kullanılıp kullanılmadığının araştırılmadığı, bu kredi dilimlerinin kullanılmasında adı geçen .... ve ... adlı firmaların gerçek olup olmadığının ve bunlar tarafından ithalat için düzenlenen faturaların doğru olup olmadığının kontrol edilmemesi sebebiyle bankanın zararına yol açıldığı, yapılan incelemelerden de bu firmaların kağıt üzerinde kalan firmalar olduğu, kredilerin vadeleri gözönüne alındığında son aşamalarda önceden kullandırılan kredilerin ödenmeme ihtimali oluşmasına rağmen kredilendirme talimatlarının da aşılarak yeni kredilerin bu firmalara tesis edildiği ve bu şekildeki depasmanlı işlemlerle bankanın zararının arttırıldığı, her ne kadar işlemler banka şubesi tarafından yapılmış ise de, tüm dosya kapsamından davaya konu olan bankacılık işlemlerinin Bankanın Genel Müdürlüğü ve Yönetim Kurulunun bilgisi ve onayıyla yapılmış olduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar Yargıtay Ceza Dairesi'nin 2009/1472 esas-2009/4012 sayılı bozma ilamında sanıkların her bir kredilendirmedeki sorumlulukları, olaydaki konum ve yetkileri dikkate alınmak suretiyle somutlaştırılmasının istenmesi doğrultusunda alınan bilirkişi heyeti raporunda sanıklardan banka çalışanı olan tek sanık Hüsnü Barbaros Olcay'a ilişkin olarak; .. A.Ş. ve .. A.Ş., firmalarına tahsis edilen toplam 000 TL'lik gümrüğe hitaben KDV ertelemesinde kullanılmak üzere yönetim kurulu tarafından onaylanan kredilerin 27/06/1997 tarihinde Levent Şube Müdürlüğü'nün teklifi üzerine, gayri nakdi kredi türü olan kredideki gümrüklere hitaben verilme şartının kaldırılması talebini o tarihte bankanın Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi olan sanık Hüsnü Barbaros Olcay tarafından verilen onayla kaldırıldığı ve böylece dövize natık teminat mektubu kredisine dönüştüğü, 14/07/1997 tarihli telefon görüşmesine istinaden firmalara dövize natık teminat mektubu metni ile işlem yapılması onayının sanık Hüsnü Barbaros Olcay tarafından verildiği, bankacılıkta münakale denilen uygulamanın krediyi tesis eden makam tarafından yerine getirilmesi gerekirken sanığın yetkisiz şekilde onay alarak işlem yaptığı belirtilerek, bu kredilerin daha sonra ödenerek tahsil edildiği, bu nedenle bankanın bu işlemler sonucunda zararının olmaması sebebiyle bu sanık yönünden zimmet suçunun oluşmayacağı dolayısıyla banka görevlisi olmayan diğer sanıkların zimmet suçuna iştiraklerinin de söz konusu olamayacağı belirtilmiş ise de; yukarıda açıklandığı üzere davanın konusu olan kredilere ilişkin usulsüzlüklerin ve hileli hareketlerin yönetim kurulunun bilgisi ve onayı ile yapıldığının kabul edildiği, sanık Hüsnü Barbaros Olcay'ın yukarıda belirtilen ve numaralandırılan 1, 3, 4, 5, 10, 12 ve 13 numaralı kredi tahsis işlemlerinde imza sahibi olarak sorumluluk üstlendiği, ayrıca sanığın belirtilen ve saptanan iki kredideaktif rol alarak ve insiyatif kullanarak diğer sanıkların hissedarı veya yöneticisi olduğu şirketler lehine işlem yaptırdığı göz önüne alındığında,sonuçolarak Türkiye Halk Bankası A.Ş.'nin suç tarihinde Genel Müdür Yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi olan sanık Hüsnü Barbaros Olcay ile sanıklar Yahya Murat Demirel ve G. B.nin oluşturdukları organizasyon çerçevesinde, sanık Yahya Murat Demirel'in sahibi olduğu firmalara usulsuz kredi tahsisi amacıyla, lehlerine kredi verilen şirket yetkilileri sanıklar Ş. A. T. ve E. 'nin iştiraki ile ve tüm sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareketle,yabancı paravan şirketler ile hayalı ihracat işlemlerine dayanılarak bu paravan firmaların düzenledikleri faturalara istinaden bankadan kredi alınması için düzenlenen bono ve poliçelere bankaca aval veya garanti verip, banka garantisinin alınması suretiyle kullanıldığı, bilahare yabancı bankalarda iskonto ettirilen bu kıymetlerin bedellerinin sanıkG. B. tarafından tahsil edildiği, yine .. A.Ş. ve .. A.Ş.'ne tahsis edilen iki adet Türk parası teminat mektubu kredilerinin, dönemin Genel Müdür Yardımcısı iken sonradan istifa edip Yahya Murat Demirelin şirketlerinde yöneticilik yapan sanık H.Barbaros Olcay'ın talimatıyla, tahsis koşullarına aykırı olarak dövize natık teminat mektubu kredisine dönüştürülüp, muhatabının da yönetim kurulu kararına aykırı şekilde T. Gümrükleri yerine, ... İnternational LDT. ünvanlı şirket olarak değiştirilip verilen paranın anılan firmalarca aynı şirketin emrine düzenlenen bonoların banka tarafından garanti edilmesi yoluyla kullandırıldığı, bu iki kredi dışında ki diğer banka zararı doğuran kredilerde bankadaki Genel Müdür Yardımcılığı ve yönetim kurulu üyeliği görevlerini kullanarak yukarıda belirtilen 1, 3, 4, 5, 10, 12 ve 13 numara ile belirtilen kredi işlemlerinde hileli hareketlerle bankacılık zimmeti suçunu işlediğikabul edilmiştir. ... Belirtildiği gibi davaya konu kredilere ilişkin bankacılık işlemlerinin sanık Hüsnü Barbaros Olcay'ın da yer aldığı banka üst yönetiminin bilgisi ve onayı kapsamında gerçekleştirmesi sonucu, banka hükmü şahsiyetinin aldatıldığı ve bankaya ait paranın üçüncü şahıslar tarafından zimmetlenmesine sebebiyet verildiği açıkça ortadadır. Aşağıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere ortaya çıkan sonucun kredileri kullanan ve zimmetine geçiren dava konusu şirket hissedar ve yöneticisi olan diğer sanıkların bilgisi dahilinde gerçekleştiği, bu şekilde diğer sanıklarında banka yöneticisi olan sanık Hüsnü Barbaros Olcay'ın suçuna iştirak ettiği kabul edilmiştir. Sanıklardan Yahya Murat Demirel'in dava konusu olan tüm kredilerde şahsi kefaletinin bulunduğu ve kredileri kullanan .. A.Ş, .. A.Ş, ... LEASING A.Ş ve ... YATIRIM AŞ şirketlerinin hissedarı, yetkilisi olduğu, kredilerin kullandırılmasındaki belgelerde imzası bulunmamakla birlikte, 16/2/1996 tarihinde ... İslamic Invesment Banka hitaben 28/02/2001 vadeli 000 USD'lik dövizi natık teminat mektubu düzenleyip .. A.Ş.ye verildiği, mektup bedelinin 29/02/1996 tarihinde bankaya transfer edilerek firma hesabına alındığı, daha sonra firma hesabına alınan 000 USD tutarındaki kredi bedelinin 000 USDkarşılığı Yahya Murat Demirel'in Levent şubesi nezdindeki hesabına, bir kısmının ... FİNANS AŞ, bir kısmınında .. Ş hesabına EFT veya virman yapıldığı, yine ... AVAL GMBH'ye hitaben toplam 000 USD tutarındaki iki adet DNTM düzenlendiği, bono bedellerinin 31/03/1996 tarihinde 000 USD olarak bankaya transfer edildiği ve firmanın mevduat hesabına alındığı, daha sonra bu hesaptan bir kısım paraların sanık Yahya Murat Demirel'in mevduat hesabına ve .. A.Ş.nin mevduat hesabına aktarıldığının saptanması, böylece .. AŞ adına bankaca tahsis edilen gayri nakdi kredilerin kullanılması suretiyle alınan nakıd kredilerin, grubun diğer firmalarının hesabına ve ayrıca firmaların yöneticisi konumunda bulunan kişinin hesaplarına aktarılmasının firmaların kredi temininde araç olarak kullanıldığını ve banka kaynaklarının asıl olarak kişilere tahsis edildiğinin kabulüne göre ayrıca .. A.Ş.ye tahsis edilen 26/09/1996 tarihli (4 nolu kredi) ithalat kabul kredisinin işleyişi sırasında 21/10/1996 tanzim tarihli 20/05/1997 vadeli E... şirketi emrine düzenlenmiş 10 adet (toplam 000 USD'lik) gerçeğe aykırı bonoları tanzim ettiği ve böylece sanık Yahya Murat Demirel'in yukarıda belirtilen tüm kredilere ilişkin olarak gerçekleşen banka zararından sorumlu olduğu ve sanık Hüsnü Barbaros Olcay'ın yukarıda belirtilen eylemlerine iştirak ettiği kabul edilmiştir. ... Görüldüğü gibi davaya konu olan zararın ödenmediği, buna göre indirim yapılamayacağı ayrıca yukarıdaki her üç kanunda da hapis cezasının yanında oluşan zarara endeksli yüksek miktardaki adli para cezasınında bulunduğu, ayrıca bu üç kanunda mahkemece ayrıca zararın ödettirilmesine karar verileceği hükmüde bulunmakta olup, 5237 sayılı TCK'nun Maddesi ile Maddesindeki indirim oranınında aynı olduğu göz önüne alındığında suçtan sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun maddesinin ve fıkralarının sanıkların lehine olduğu açık olduğundan aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Yargıtay Ceza Dairesi 9/10/2013 tarihli ilamı ile İlk Derece Mahkemesinin kararınıonamıştır. Başvurucular7/11/2013-8/11/2013tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Görevi sebebiyle kendisine tevdi olunan veya muhafaza, denetim veya sorumluluğu altında bulunan para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları zimmetine geçiren memura altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve meydana gelen zararın bir misli kadar ağır para cezası verilir.Yukarıdaki fıkrada gösterilen cürüm, dairesini aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmiş ise faile oniki yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis ve meydana gelen zararın üç misli kadar ağır para cezası verilir.Zararın, kovuşturma yapılmadan önce tamamiyle ödenmiş olması halinde yukarıdaki fıkralarda yazılı cezaların yarısı, ödeme hükümden önce gerçekleştirilmiş ise üçte biri indirilir. Meydana gelen zararın ödenmemesi halinde mahkemece ödettirilmesine re'sen hükmolunur.Bu fiiller kamu bankaları aleyhine işlenmiş ise faile verilecek ceza üçte bir oranında artırılır." 18/6/1999 tarihli ve 4389 sayılı mülga Bankalar Kanunu'nun maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları görevleri dolayısıyla kendilerine tevdi olunan veya muhafazaları, denetim veya sorumlulukları altında bulunan bankaya ait para veya sair varlıkları zimmetlerine geçirirlerse altı yıldan on iki yıla kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkum edilirler. Bu fıkrada gösterilen suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmişse faile on iki yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis ve meydana gelen zararın üç katı kadar ağır para cezası verilir. Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi halinde mahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur. Zararın kovuşturma yapılmadan önce tamamıyla ödenmiş olması halinde cezaların yarısı, ödeme hükümden önce gerçekleştirilmiş ise üçte bir oranında indirilir.” 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, altı yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler. Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde faile on iki yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası verilir; ancak, adli para cezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi hâlinde mahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur. Faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bir bankanın; hukuken veya fiilen yönetim ve denetimini elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının, kredi kuruluşunun kaynaklarını, kredi kuruluşunun emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin veya başkalarının menfaatlerine kullandırmak suretiyle, kredi kuruluşunu her ne suretle olursa olsun zarara uğratmaları zimmet olarak kabul edilir. Bu fiilleri işleyenler hakkında on yıldan yirmi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur; ancak, adlî para cezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca, meydana gelen zararın müteselsilen ödettirilmesine karar verilir. Soruşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte ikisi indirilir.Kovuşturma başlamadan önce, gönüllü olarak, zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, verilecek cezanın yarısı indirilir. Bu durumun hükümden önce gerçekleşmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte biri indirilir.Zimmet suçunun konusunu oluşturan para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir. 26/9/2004 tarihli ve 52371 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır."