Başvuru, siyasi parti üyeliğinden çıkarılma cezasının iptali için açılan davada verilen kararın usul ve kanuna aykırı olması ile tanık dinletme talebinin reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, siyasi parti üyeliğinden çıkarılma cezasının iptali için açılan davada verilen kararın usul ve kanuna aykırı olması ile tanık dinletme talebinin reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 22/8/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. A. Bireysel Başvuru Öncesi Süreç Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) üyesi iken Parti Merkez Disiplin Kurulunun 10/3/2017 tarihli kararı ile parti disiplinine aykırı eylemlerde bulunduğu ve üyelikten kaynaklanan haklarını kötüye kullandığı gerekçesiyle üyelikten kesin çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucunun Parti Disiplin Kuruluna yaptığı itiraz 3/4/2017 tarihli karar ile reddedilmiştir. Başvurucu, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) ihraç kararına itirazda bulunmuştur. İtiraz dilekçesinde; MHP Parti Tüzüğü'ne göre genel başkanın bir parti üyesini doğrudan doğruya Merkez Disiplin Kuruluna sevk yetkisinin bulunmadığı, Merkez Yönetim Kurulu tarafından usulüne uygun olarak tüm üyeler çağrılmadan ve tüm üyelerin katılımı sağlanmadan karar alındığı, bu açıdan kararın hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Mahkeme 19/7/2017 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Mahkemenin gerekçesinde; Parti Genel Başkanı'nın Merkez Disiplin Kurulu başkanı sıfatıyla başvurucuyu Merkez Disiplin Kuruluna sevk ettiği, bu açıdan sevk işlemindeki usulsüzlük iddiasının yerinde olmadığı, toplantı yapılmadan karar alınıp üyelere imzalatıldığı iddiasının ise soyut olup itibar edilir nitelikte olmadığı ifade edilmiştir. Merkez Karar Yönetim Kurulunun 12/2/2017 tarihli toplantısına salt çoğunluğu aşar şekilde elli üç üyenin katıldığı, dolayısıyla toplantı yeter sayısının MHP Parti Tüzüğü'ne uygun olarak sağlandığı, kararın oybirliği ile alındığı, Genel Başkan tarafından basın yoluyla yapılan çağrı yönteminde herhangi bir usulsüzlük olmadığı, toplantıda alınan kararlara karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığı, buna göre Merkez Disiplin Kurulunun 3/4/2017 tarihli kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek başvurucunun itirazı kesin olarak reddedilmiştir. Nihai karar 21/8/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 22/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, 4/12/2017 tarihinde ek dilekçe vermiştir. B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç Başvurucunun istinaf talebi, kararın kesin olduğu gerekçesiyle Mahkemenin 19/7/2017 tarihli ek kararı ile reddedilmiştir. Başvurucunun ek karara karşı istinaf talebinde bulunması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) ilk derece mahkemesi kararının kesin olduğu gerekçesiyle istinaf dilekçesinin reddine 7/2/2018 tarihinde kesin olarak karar vermiştir. Başvurucunun temyiz isteminde bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 3/4/2018 tarihli ek kararla temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir. Başvurucu bu defa ek karara karşı temyiz yoluna müracaat etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/10/2018 tarihli kararıyla Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararı onanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. …" Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) örgütlenme özgürlüğünün hem sivil hem politik yönünün bulunduğunu fakat bir siyasi partiye üyelik konusunun Sözleşme'nin maddesinin birinci fıkrası kapsamında medeni hak ve yükümlülük olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir (Lovric/Hırvatistan, B. No: 38458/15, 4/4/2007, § 55).