Başvuru, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde Kaymakamlık tarafından alınan sokağa çıkma yasağı kararının başvurucu ve ilçede yaşayan diğer vatandaşlar yönünden yaşama hakkı, işkence ve eziyet yasağı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde Kaymakamlık tarafından alınan sokağa çıkma yasağı kararının başvurucu ve ilçede yaşayan diğer vatandaşlar yönünden yaşama hakkı, işkence ve eziyet yasağı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/2/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvurucular, başvurularında ayrıca Sur Kaymakamlığı tarafından sokağa çıkma yasağı kararı alınmasının ve uygulanmasının engellenmesi, sokağa çıkma yasağı uygulanan bölgede bulunan kişilerin yaşamlarının korunması, sağlık hizmetlerine erişimleri ve güvenli bir bölgeye alınmaları konusunda tedbir kararı verilmesini talep etmişlerdir. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. İkinci Bölüm 24/2/2016 tarihinde, tedbir kararı verilmesine yer olmadığına, kamu makamlarının başvurucu Ahmet Pervane’nin ağabeyinin bulunduğu yere ulaşarak sağlık hizmetlerine erişiminin sağlanması için gerekli tedbirleri almaya devam etmesine, Valiliğin sonraki gelişmelerden Anayasa Mahkemesini gecikmeksizin bilgilendirmesine karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Başvuruya Dayanak Oluşturan Olayların Arka Planı PKK'nın terör örgütü olduğu ulusal ve uluslararası makamlar tarafından kabul edilmiş, tartışmasız bir olgudur. Anılan örgütün gerçekleştirdiği terörist şiddet; bölücü amaçları dolayısıyla anayasal düzene, millî güvenliğe, kamu düzenine, kişilerin can ve mal emniyetine yönelik ağır tehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alan PKK kaynaklı terör, onlarca yıldır Türkiye'nin en hayati sorunu hâline gelmiştir. Bununla birlikte kamuoyunda demokratik açılım süreci, çözüm süreci ve Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi gibi farklı isimlerle ifade edilen süreç içinde 2012 yılının son döneminden itibaren PKK tarafından gerçekleştirilen terör saldırıları önemli ölçüde azalmıştır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 7-19). Ancak Türkiye 2015 yılı Haziran ayından itibaren yeniden yoğun bir şekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bu kapsamda ilk olarak 5/6/2015 tarihinde Diyarbakır'da Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından yapılan seçim mitingi sırasında gerçekleştirilen bombalı saldırı sonucunda Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamaya göre 2 kişi hayatını kaybederken 100'den fazla kişi de yaralanmıştır. 20/7/2015 tarihinde ise Suruç'ta (Şanlıurfa), Suriye'deki çatışmalara ilişkin basın açıklaması sırasında DAEŞ tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen bombalı intihar saldırısında 34 kişi hayatını kaybederken 73 kişi de yaralanmıştır. Bu saldırının iki gün sonrasında Ceylanpınar'da (Şanlıurfa), 2 polis memuru evlerinde başlarından vurulmuş hâlde ölü olarak bulunmuş, saldırı PKK tarafından üstlenilmiştir. Bu olaylardan sonra PKK tarafından Şırnak il merkezi ile Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde, Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde, Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde, Mardin'in Dargeçit, Nusaybin ve Derik ilçelerinde, Muş'un Varto ilçesinde cadde ve sokaklara hendekler kazılıp barikatlar kurularak ve bu barikatlara bomba ve patlayıcılar yerleştirilerek teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çok sayıda terörist, halkın bu yerlere giriş ve bu yerlerden çıkışını engellemek istemiştir. Güvenlik güçleri, hendeklerin kapatılması ve barikatların kaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar yapmış ve teröristlerle çatışmaya girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasında yaklaşık 200 güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş, tonlarca bomba ve patlayıcı imha edilmiştir. 2015 yılının Ağustos ayından itibaren Valilikler/Kaymakamlıklar tarafından Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki bazı il ve ilçelerde sokağa çıkma yasakları uygulanmıştır. Sokağa çıkma yasaklarının amacı, terör örgüt üyeleri tarafından kazılan hendeklerin ve yerleştirilen patlayıcıların temizlenmesi, sivil vatandaşların şiddetten korunması olarak belirtilmiştir. B. Başvuru süreci Bu kapsamda Sur Kaymakamlığı tarafından 11/12/2015 tarihinde Diyarbakır'ın Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Kaymakamlık tarafından anılan yasağa ilişkin olarak yapılan duyuru şöyledir:"İlçemiz Suriçi mahallelerinde silahlı terör örgütü mensuplarınca barikat kurma, hendek kazma ve bombalı tuzaklama faaliyetleri neticesinde eğitim öğretim faaliyetlerinin, sağlık hizmetlerinin, ibadethanelerde icra edilen din hizmetlerinin sunulmasında ve vatandaşlarımızın bu hizmetlere ulaşmasında sorunlar yaşanmaktadır. Bu durum nedeni ile ilçemiz merkez mahallelerinde vatandaşlarımızın günlük yaşamını normal şartlar altında sürdürmesinin zorlaştığı ve ticari hayatın aksadığı gözlemlenmiştir.Bu bakımdan kamu düzeninin sağlanması, sokak aralarındaki barikatların kaldırılması hendeklerin kapatılması ve kurulan bombalı düzeneklerin imhası çalışmaları esnasında sivil vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini temin etme adına ilçemiz Suriçi’nde bulunan toplam 15 mahallemizin 6’sında (Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş) ve Gazi caddesinde 11 Aralık 2015 Cuma günü saat 00 itibari ile ikinci bir emre kadar Kaymakamlığımızca sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Vatandaşlarımızın söz konusu yasağa riayet etmeleri kendi can ve güvenliklerinin temin edilmesi adına önem arz etmektedir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur." Başvurucu Ahmet Pervane; sokağa çıkma yasağının uygulandığı Sur ilçesinde yalnız ikamet eden 76 yaşındaki (başvuru tarihinde) ağabeyi Ş.P.nin yaşamı ve sağlık durumu hakkında endişe duyduğunu, seksen gündür kendisinden haber alamadığını belirterek 18/2/2016 tarihinde İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesinden yardım talebinde bulunmuştur. Başvurucu; Diyarbakır Valiliğine ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne müracaat ettiğini, 15/2/2016 tarihinde Çarşı Polis Karakolunda ifadesinin alındığını ancak kamu makamlarının kendisine yardımcı olmadığını İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesine bildirmiştir. İnsan Hakları Derneği tarafından başvurucu adına 18/2/2016 tarihinde Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak başvurulmuş ve 112 Acil Yardım hattı telefonla aranmıştır. Başvurucular, Ş.P.nin ve -bu kişinin yanı sıra- genel olarak sokağa çıkma yasağının uygulandığı Sur'da yaşayan vatandaşların yaşamlarının tehlike altında bulunduğunu, sokağa çıkma yasağı kararlarına ilişkin idari ve yargısal başvuru yollarının etkisiz olduğunu belirterek 19/2/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine tedbir talebiyle bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Anayasa Mahkemesi, başvurucular tarafından sunulan bilgilerin tedbir talebini sağlıklı bir şekilde karara bağlamaya yeterli nitelikte olmadığını gözeterek –benzer olaylarda takip ettiği usule uygun olarak- başvurunun Anayasa Mahkemesine ulaştığı gün derhâl Diyarbakır Valiliğinden bilgi ve belge talebinde bulunmuştur. Elde edilen bilgilere göre başvurucu Ahmet Pervane'nin 15/2/2016 tarihinde Çarşı Polis Karakoluna ağabeyinden haber alamadığını belirterek müracaat etmesi üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tahkikat başlatılmıştır. Aynı gün Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliğince başvurucunun ağabeyi Ş.P.nin yurt genelinde araması da başlatılmıştır. 17/2/2016 tarihinde başvurucunun ağabeyinin evinde araştırma yapılmak istenmiş ancak evin güvenlik güçlerine yönelik bombalı ve uzun namlulu silahlarla saldırıların gerçekleştiği ve keskin nişancıların bulunduğu bir yerde bulunması nedeniyle henüz kontrol edilemediği, dolayısıyla gerekli araştırmanın yapılamadığıifade edilmiştir. Valilik 17-18-19/2/2016 tarihlerinde 00-30 saatleri arasında operasyonların durdurularak güvenlik koridoru açıldığını, yazılı ve görsel basında duyurular ve mahallelerde anonslar yapılarak tahliye olmak isteyen kişilerin güvenli şekilde bölgeyi terk etmesine olanak sağlandığını, bu kapsamda İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesinden bir avukatla telefonla görüşüldüğünü ancak Ş.P. hakkında somut bir bilgiye ulaşılamadığını ve tahliyesinin gerçekleştirilemediğini belirtmiştir. Valilik, Ş.P.nin komşuları ile telefonla iletişime geçildiğini, yapılan görüşmede komşularından K.nın yaklaşık bir ay önce bir haber kanalında Ş.P.yi Sur’u terk eden kişiler arasında gördüğünü belirttiğini ancak yapılan araştırmada (oteller ve hastaneler) bu yönde de bir veriye ulaşılamadığını ifade etmiştir. Başvurucunun ağabeyi 2/3/2016 günü saat 30 sıralarında Sur ilçesinde operasyon devam etmekteyken güvenlik güçlerine teslim olan şahıslar arasında bulunmuştur. Başvurucunun ağabeyi ikamet ettiği adresten askerî personelin yardımıyla askerî araca bindirilerek çatışma bölgesinden çıkarılmış ve başvurucuya da bilgi verilmiştir. Sur ilçesinde yaşanan silahlı çatışmalar ile ilgili olarak haklarında kamu davası açılan şüpheliler ile birlikte teslim olan başvurucunun ağabeyi Ş.P. hakkında da soruşturma başlatılmıştır. Başvurucunun ağabeyi Ş.P. 3/3/2016 tarihli ifadesinde evinden hiç ayrılmadığını, yaşlı olması nedeniyle hareket kabiliyetinin de az olduğunu, Sur ilçesinde yapılan operasyonlar başladığından beri evinde tek başına bulunduğunu, evinden dışarı çıkmadığını, 2/3/2016 tarihinde evinden alınıp askerî personelin yardımıyla askerî araca bindirilerek çatışma bölgesinden çıkarıldığını, bu süre zarfında kayıp olmadığını, evinde bulunduğunu, evde bulunduğu süre zarfında herhangi bir suça maruz kalmadığını, olayla ilgili olarak kimseden şikâyetçi olmadığını belirtmiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun ağabeyi Ş.P. hakkında 28/7/2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir. Başvurucunun ağabeyi 20/10/2017 tarihinde vefat etmiştir.