Başvuru, gözaltı sürecinde kolluğun fiziki saldırılarına maruz kalınması ve bu eylemlerle ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gözaltı sürecinde kolluğun fiziki saldırılarına maruz kalınması ve bu eylemlerle ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/12/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). 1992 doğumlu olan başvurucu, jandarma astsubay olarak görev yapmaktayken darbe teşebbüsü sonrasında Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık) yürütülen bir soruşturma kapsamında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan 6/9/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 6/9/2016-19/9/2016 tarihleri arasında gözaltında kalmıştır. Gözaltı giriş ve çıkışında başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporlarına göre başvurucunun vücudunda herhangi bir darp veya cebir bulgusuna rastlanmamıştır. Başvurucu gözaltındayken 9/9/2016 tarihinde müdafii huzurunda ifadesini vermiştir. 19/9/2016 tarihinde Afyonkarahisar Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucu hakkında açılan kamu davası sonucunda Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 27/12/2017 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve hükmün açıklanması geri bırakılmıştır. Başvurucu hakkındaki bu hüküm kesinleşmiştir. Başvurucu hükümle birlikte serbest bırakılmıştır. Başvurucu müdafii tutukluluğa itiraz için vermiş olduğu 13/10/2016 tarihli dilekçesinde başvurucunun gözaltında işkence gördüğünden bahsetmiş ve tutukluluk hâlinin sona erdirilmesini talep etmiştir. Bu dilekçe içeriğinde toplanması gereken herhangi bir delilden söz edilmemiş ve ekinde herhangi bir belge sunulmamıştır. Bu dilekçeye istinaden ceza soruşturması başlatıldığına dair bir kayıt da mevcut değildir. Başvurucu; gözaltına alındığı tarihten yaklaşık yedi ay sonra 31/5/2017 tarihinde Savcılığa suç duyurusunda bulunarak gözaltında tutulduğu sırada kolluk personeli tarafından darbedildiğini, hakaret ve tehditlere maruz kaldığını ileri sürmüştür. Savcılık bu dilekçeye istinaden soruşturma işlemlerine başlamıştır. Bununla birlikte başvurucu 17/8/2017 tarihinde aynı iddialarla bir kez daha suç duyurusunda bulunmuştur. Savcılık soruşturma dosyalarını birleştirerek tek dosya üzerinden soruşturmaya devam etmiştir. Başvurucu şikayet dilekçelerinde özetle 6/9/2016 tarihinde gözaltına alındığını, gözaltındayken Terörle Mücadele Şubesinde görevli üç polis memuru ve bir başkomiser tarafından suçlamaları kabul etmesi için darbedildiğini, jopla dövüldüğünü, üstünün çıkarıldığını, cinsel uzuvlarına vurulduğunu, bu durumun kötü muamelede bulunan kişilerce telefonla kayıt altına alındığını, bu kişilerin tehdit ve hakaretlerine maruz kaldığını ileri sürmüştür. Savcılıkça başvurucunun gözaltında tutulduğu nezarethane/kapalı spor salonundaki kamera kayıtlarının temini için 6/6/2017 tarihinde müzekkere yazılmıştır. Bu müzekkereye Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü 7/6/2017 tarihli yazıyla cevap vermiştir. Söz konusu yazıda başvurucunun gözaltında bulunduğu İl Emniyet Müdürlüğü binasında bulunan nezarethane kamera kayıtlarının takip eden yedi gün içinde silinmiş olmasından ve kapalı spor salonunda kamera sistemi bulunmadığından kamera kayıtlarının temin edilemediği belirtilmiştir. Soruşturma kapsamında Savcılıkça başvurucuya ait gözaltı giriş ve çıkış adli muayene raporları ile ifade ve sorgu tutanaklarının dosyaya dâhil edildiği görülmüştür. Başvurucunun müdafii huzurunda vermiş olduğu ifadede ve sorgusu sırasında kolluk tarafından kendisine kötü muamelede bulunulduğuna dair bir beyanının mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Savcılık, soruşturma sonucunda görevi kötüye kullanma ve işkence yapma suçlarından 20/9/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Savcılık ayrıca başvurucu hakkında iftira suçundan soruşturma yapılmak üzere dosyanın bir suretini Müracaat Savcılığına göndermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Müşteki Resul ŞAHİN'in gözaltına alındığı 2016 tarihinde iddia ettiği şekilde insanlık dışı hareketlere maruz kalması nedeniyle durumunu ifade aşamasında avukatına, rapor aldırılmak üzere götürüldüğü Afyonkarahisar Devlet Hastanesinde muayenesini yapan doktora, mevcutlu olarak getirildiği gün Cumhuriyet Başsavcılığımıza veya çıkartıldığı Sulh Ceza Hakimliğinde Hakime açıklamamış olması, bu durumu yaklaşık 9 ay sonra 2017 ve 2017 tarihlerinde şikayet konusu yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, alınan doktor raporlarında dar[p] cebir izine rastlanılmamış olması, yapılan araştırma ve inceleme sonucunda müştekinin iddialarının ciddi bulgu ve belgelere dayanmadığı, soyut iddiada kaldığı, Resul Şahin'in FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgüt üyelerince insan haklarının ihlal edildiği propagandası yapılarak Devletimizi Uluslararası kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmak, Terör Örgütü soruşturmalarını sulandırmak ve Terörle Mücadele edilmesinin önüne geçmek için örgütsel faaliyetler çerçevesinde şikayetçi olduğu kanaatine Resul Şahin'in iddiaları hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,..." Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Afyonkarahisar Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 6/11/2017 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu 7/11/2017 tarihinde tebliğ edilen karara karşı 5/12/2017 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkında iftira suçundan açılan kamu davası inceleme tarihi itibarıyla Afyonkarahisar Asliye Ceza Mahkemesinde devam etmektedir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi"kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar" 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir..."