Başvuru, sınavda başarılı bulunarak kamu görevlisi olarak atanmaya hak kazanan başvurucunun memur olma şartlarını taşımadığından bahisle atama işleminin yapılmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, sınavda başarılı bulunarak kamu görevlisi olarak atanmaya hak kazanan başvurucunun memur olma şartlarını taşımadığından bahisle atama işleminin yapılmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Trabzon Ağır Ceza Mahkemesinin 11/3/2008 tarihli kararıyla başvurucu hakkında yüzde sabit ize neden olacak şekilde yaralama suçundan verilen 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş ve verilen hapis cezası kadar denetim süresi belirlenmiştir. Anılan karar Yargıtay Ceza Dairesi tarafından 17/1/2013 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu 2014 yılında Ölçme, Seçme ve Yerleştirme (ÖSYM) Başkanlığı tarafından yapılan yerleştirme sonucunda Hakkâri Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne harita mühendisi olarak yerleştirilmeye hak kazanmış olup 18/7/2014 ve 4/8/2014 tarihlerinde atanma talebinde bulunmuştur. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Personel Dairesi Başkanlığı'nın (İdare) 16/10/2014 tarihli kararıyla 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde belirtilen devlet memurluğuna alınacaklarda aranan şartları taşımadığından bahisle başvurucunun ataması yapılmamıştır. İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 19/9/2017 tarihli kararıyla başvurucunun anılan mahkûmiyet kararı sebebiyle yasaklanmış haklarının iadesine karar verilmiştir. Başvurucu, İdarenin atamamaya yönelik işleminin iptali istemiyle 15/1/2015 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; ilgili mevzuat hükmü uyarınca cezanın infazından itibaren üç yıl süre geçtikten sonra memnu hakların iadesinin istenebildiğini, mahkûmiyetine ilişkin kararın Yargıtay'da 5 yıl beklemesi nedeniyle memnu hakların iadesini zamanında talep edemediğini vurgulamıştır Mahkeme 27/5/2015 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; i. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre cezanın ertelenmesi hâlinde belirlenen denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağı ifade edilmiştir. ii. Erteleme kurumunun bir infaz rejimi olarak düzenlendiği, hapis cezasının ertelenmesine rağmen hükmolunan hapis cezasına bağlı hak mahrumiyetlerinin hükümlü açısından etkisini göstermeye devam edeceği belirtilmiştir. iii. 657 sayılı Kanun'un maddesinde 2008 yılında yapılan değişiklikle "tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere" ibaresinin Kanun metninden çıkarıldığı bilgisine yer verilmiştir. iv. Sonuç olarak mahkûmiyet kararı ertelenmiş olsa bile, denetim süresinin iyi hâlli olarak geçirilmesi durumunda cezanın infaz edilmiş sayılacağından dolayı mahkûmiyete bağlanan hak yoksunluklarının ortaya çıkacağı, 657 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca kasıtlı bir suçtan dolayı 1 yıldan fazla hapis cezası alan kimselerin, cezası ertelense dahi devlet memuru olamayacağı vurgulanmıştır. Danıştay Onikinci Dairesi Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanmasına 20/12/2018 tarihinde karar vermiştir. Başvurucu nihai hükmü 10/4/2019 tarihinde öğrendikten sonra 8/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Enis Aras [GK], B. No: 2018/36485, 14/12/2022, §§ 15- 5237 sayılı Kanun'un "Hapis Cezasının Ertelenmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin; a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir. (2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi halinde, infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir . (3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz. (4) Denetim süresi içinde;a) Bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,b) Bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine, mahkemece karar verilebilir. (5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek infaz hâkimine verir. (6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir. (7) Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar verilir. (8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır." Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 4/6/2013 tarihli ve E.2012/1526, K.2013/286 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Erteleme, 5237 sayılı TCK’nun maddesinde düzenlenmiş, koşullu bir af olmaktan çıkarılıp, ceza infaz kurumu hâline getirilmiş ve sadece hapis cezası bakımından öngörülmüştür. Cezası ertelenen hükümlü hakkında, mahkûm olunan ceza süresinden az olmamak kaydı ile bir yıl ila üç yıl arasında bir denetim süresi belirlenecektir. Mahkemece denetim süresi içinde; meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine, meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, on sekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine karar verilebilir. Cezası ertelenen hükümlü denetim süresini yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirdiği takdirde cezasını infaz etmiş sayılacak, ancak denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde; ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir...." Yargıtay Ceza Dairesinin 22/9/2022 tarihli ve E.2022/4141, K.2022/12664 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...5237 sayılı Kanun'un maddesinde düzenlenmiş olan hapis cezasının ertelenmesinin, şartlı bir af olmayıp, hürriyeti bağlayıcı cezanın bir infaz şekli olması, bu anlamda belirlenen denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlenmesi ya da yükümlülüklere uygun davranılmaması nedeniyle, erteli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verildiği takdirde kişi hürriyetini sınırlaması, denetim süresinin kasıtlı suç işlenmeden geçirilmesi, yükümlülük belirlenmiş ise yükümlülüklere uygun davranılması nedeniyle hapis cezasının infaz edilmiş sayılması halinde ise, infaz edilmiş hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonuçlarının olacağı, ancak 18/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun maddesi ile 5275 sayılı Kanunun maddesinin ve fıkralarının değiştirilip fıkrasına “İnfaz edilen hapsin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kamuya yararlı işte çalışmanın” ibaresinin eklenmesiyle, adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına dönüştürülse dahi, hapis cezasının iki saat çalışma karşılığı bir gün hapis cezası olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalışmak suretiyle infazının olanaklı hale gelmesi, ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A- maddesinde yer alan suçların dışındaki suçlardan dolayı hükmedilen bir yıl hapis cezasının ertelenmesi durumunda dahi memurluk görevinin sona ermesine karşın, aynı süredeki hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi halinde memuriyet görevine devam edilebilme olanağının bulunması, sanık hakkında hapis cezasına mahkumiyet kararı verilmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına maruz kalacağı, yukarıda belirtildiği üzere, başta devlet memurluğu olmak üzere kamu hizmeti niteliğindeki birçok mesleği icra edemeyeceği, halbuki sadece adli para cezasına mahkum edilmesi halinde miktarı ne olursa olsun sanığın hak yoksunluklarına tabi olmayacağı karşısında, mal varlığına yönelik adli para cezasının, kişi hürriyetine yönelik erteli hapis cezasına göre sanığın lehine olacağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un maddesinin uygulanamadığı durumlarda, 5237 sayılı Kanun'un maddesinin aynı Kanun'un maddesine göre öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği ..." Yargıtay Ceza Dairesinin 29/9/2020 tarihli ve E.2018/2080, K.2020/3067 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Hapis cezasının ertelenmesi, sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören bir kurum olup talep halinde veya resen ele alınıp olumlu veya olumsuz bir karar verilirken gerekçe gösterilmesi zorunludur.Ertelememe halinde gerekçe, sanığın kişiliği ile ilgili ve belgelerin isabetli değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olmalıdır. Bunun içinde sanığın kişiliği, sair halleri, suçun işleniş biçimi ve işlenmesindeki özellikler nazara alınmalıdır.Sanığın kişiliği, sair halleri dahilince sanığın sabıkasının bulunup bulunmadığı, medeni hali, işi, muhitindeki durumu, duruşmadaki tutum ve davranışları, mahkemeye karşı tavrı; suçun işlenmesindeki özellikler ise; sanığı suç işlemeye iten sebep ve sair kast ve yoğunluk, suç işlemesinden sonraki davranışlar gözetilip, cezanın ertelenmesinde suçlunun yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlığı gözetilir. Maddede pişmanlık şartını getirmiş, gerekçede pişmanlıktan söz edilmemiştir. Bukoşul suçu kabul etme ve işlendiğinden dolayı pişman olduğunu belirtme şeklinde ele alınmamalıdır. Sanığın duruşmadaki davranışları, mağdura yönelik hareketleri, zararı karşılaması, yardım etmesi gibi olay sonrası ve yargılama sürecindeki tutumu gözetilerek pişmanlık duyup duymadığı saptanmalıdır. TCK'nin maddesinde cezanın ertelenmesi için suçtan duyulan pişmanlığın yanı sıra bir daha suç işlemeyeceği yönünde yargıç üzerinde olumlu etki halinde cezanın ertelenmesi, olumsuz etki halinde de bunun gerekçesinin gösterilmesi gerektiği; cezanın şahsilendirilmesi, 5237 sayılı TCK'nin maddesinde öngörülen normlar olup, TCK’nin maddesindeki erteleme kararının sonuçları denetim süresi ve denetimli serbestlik tedbiri ise; serbest bırakılan mahkumun belli bir süre denetime tabi tutulmasıdır. Bu süre TCK’de denetim süresi olarak adlandırılır. Kanunda denetim süreleri öngörülmüştür. 5237 sayılı TCK’de erteleme bir infaz rejimi olarak düşünülmüş, buna göre de;Denetim süresinin iyi halli olarak geçirilmesi, bu sürede suç işlenmemesi, denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranılması halinde, sanığın cezası infaz edilmiş sayılır. Bu sonuç için ayrıca bir karar verilmesi gerekmez.Denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranılmamış olması halinde yapılacak işlemler, TCK’nin maddesinin fıkrasında düzenlenmiştir.Erteleme kararını geri alan mahkeme ‘Ertelenen cezanın bir kısmını veya tamamını infaz kurumunda çektirilmesine’ karar verir. Yani, ertelemenin geri alınması konusunda mahkemenin karar vermesi gerekir. Erteleme kararının geri alınmasına dair kararlar ise; infaz hukukunu ilgilendirip, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ila maddelerine göre itiraz kanun yoluna tabidir.Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu ise, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY’nin maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. 5237 sayılı TCK'nin 51/ maddesi ile5271 sayılı CMK'nin maddesinin birbirinden farklı müesseseler olup, doğurduğu hukuki sonuçlar bakımından farklıdır. Bu hali ile de biri diğerinin yerine ele alınamaz...."