T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 25/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN :... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : 1-... ... VEKİLİ : Av. ... DAVACI : 2-... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... ASLİ MÜDAHİLLER : 1-... VEKİLİ : Av. ... : 2-... VEKİLİ…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 25/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN :... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : 1-... ... VEKİLİ : Av. ... DAVACI : 2-... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... ASLİ MÜDAHİLLER : 1-... VEKİLİ : Av. ... : 2-... VEKİLİ : Av. ... : 3-... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... : 4-... ... VEKİLİ : Av. ... : 5-... VEKİLİ : Av. ... : 6 -... ... VEKİLİ : Av. ... : 7-... ... VEKİLİ : Av.... : 8-... VEKİLİ : Av. ... : 9-... :10-... VEKİLİ : Av. ... : 11-... VEKİLİ : Av.... : 12-... VEKİLİ : Av.... : 13-... VEKİLİ : Av.... : 14-... VEKİLİ : Av.... : 15 -... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... : 16-... VEKİLİ : Av.... : 17-... VEKİLİ : Av. ... : 18-... VEKİLİ : Av. ... : 19 -... VEKİLİ : Av.... : 20 -... VEKİLİ : Av. ... : 21 -... VEKİLİ : Av. ... : 22 -.... VEKİLİ : Av. ... : 23 -... VEKİLİ : Av.... : 24 -... VEKİLİ : Av.... ASLİ MÜDAHİL : 25-... VEKİLİ : Av. ... MÜDAHALE TALEP EDENLER: :1-... VEKİLİ : Av. ... 2-... VEKİLİ : Av.... 3-... 4-... VEKİLİ : Av. ... 5-... VEKİLİ : Av. ... 6-... VEKİLİ : Av. ... 7-... VEKİLİ : Av. ... 8-... VEKİLİ : Av. ... :9-... VEKİLİ : Av. ... :10-... :11-... VEKİLİ : Av.... :12-... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av.... :13-... VEKİLİ : Av. ... :14-... :15-... VEKİLİ : Av. ... :16-... VEKİLİ : Av. ... :17-... VEKİLİ : Av. ... :18-... VEKİLİ : Av. ... : 19-... VEKİLİ : Av. ... : 20-... VEKİLİ : Av. ... : 21-... VEKİLİ : Av. ... :22-... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... Av. ... :23-... VEKİLİ : Av. ... : 24-... : 25- ... KONKORDATO KOMİSERİ : 1-... KONKORDATO KOMİSERİ : 2 -... KONKORDATO KOMİSERİ : 3-... DAVANIN KONUSU : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 29/12/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar ....-.... San. ve Tic. Ltd.Şti. arasında doğrudan organik bağ bulunduğunu, davacıların ticaret hayatında bulunmuş olduğu faaliyetlerde karşılıklı kefaletleri ve müteselsil sorumlulukları olduğunu, keşide edilen çeklerden her iki davacının da sorumluluğunun olduğunu, ülkenin ekonomik durumunda yaşanılan sıkıntılar nedeniyle şirketlerin ticari faaliyetlerinin olumsuz yönde etkilendiğini, davacıların likidite problemi yaşadıklarını, ödemelerini zamanında yapamadıklarını, mevcut sıkıntılar nedeniyle haciz riski altında olduklarını, davacıların herhangi bir mal satışına gerek olmaksızın 48 ay vade ile borçlarını ödeyebileceklerini belirterek davanın esasına karar verilinceye kadar dava menfaatinin olumsuz etkilenmemesi ve şirketin iflastan korunmasını sağlamak maksadıyla, 287. Maddesi gereğince derhal geçici mühlet taleplerinin kabulü ile gerekli muhafaza tedbirlerinin alınmasını ve devamında yapılacak yargılama sonucunda davacılar hakkında İİK 286. ve devamı maddeleri gereğince konkordato mühlet talebi isteminin kabulü ile bilahare yapacak oldukları kesin mühlet taleplerinin ve tasdik taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; Konkordato komiser heyetinin 15/04/2025 tarihli celsede alınan beyanında davacıların geçici mühlet tarihinden sonra şirket faaliyetlerinden doğan personel maaşları, vergi borcu ve SGK borçlarının ödenmediğinin beyan edildiği, bu kapsamda davacı şirket ve davacı şahıs firmasının konkordato talebinden sonra doğan personel maaşları, vergi borcu ve SGK borçlarını dahi ödemediğinin dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 02/04/2025 havale tarihli rapor kapsamında davacı ....Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden şirket ortağının şirkete borçlu olması, şirketin de şirket ortağına kaynak aktarımının konkordato başvurusundan hemen önce yapılması, bu durumda şirket kaynaklarının şirket ortağı tarafından finansman olarak kullanıldığının anlaşılması, bu hususun ise dürüstlük ilkesine aykırı olması, şirketin revize projesi kapsamında faaliyetleri ile borçların ödeneceğinin belirtilerek kaynak açıklamasının yapılması ancak davacı şirketin karlılık oranının düşük olması nedeniyle yeterli olmayacağı, yine şirketin işletme giderlerini ödemediğinin tespit edilmesi, revize projede faaliyetler dışında kaynak bulunmaması nedeniyle konkordato revize projesinin gerçekleşme imkanının bulunmadığı, projenin kaynakları ile doğru orantılı olmadığının tespit edildiği, yine bilirkişi heyetinin 02/04/2025 havale tarihli raporunda davacı.... şahıs firması yönünden ise konkordato başvurusundan önce .... tarafından diğer davacı şirket lehine 52 adet çekin keşide edildiği, konkordato başvurusundan önce bu çeklerin düzenlenip keşide edilmesinin konkordatonun amacına uygun olmadığı, şahıs firmasının karlılık oranı dikkate alındığında faaliyetler ile borcun ödenmesinin mümkün olmadığı, bu yüzden davacı ...şahıs firması yönünden revize projenin gerçekleşme imkanın bulunmadığının tespit edildiği, İcra ve İflas Kanunu'nun 292. maddesi uyarınca kesin mühletin verilmesinden sonra konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa konkordato talebinin reddine karar verileceğinin düzenlendiği, davacı şirketlerin geçici mühlet tarihinden sonraki personel maaşları, vergi borcu ve SGK borçlarını ödeyemedikleri, Yüksek Yargıtay Hukuk Dairesi'nin bu içtihadı gereğince konkordato müessesesinden faydalanmasının mümkün olmadığı, yine aynı şekilde bilirkişi heyetinin dosyaya sunmuş olduğu 02/04/2025 havale tarihli raporda davacıların konkordato revize projelerini yerine getirmelerinin mümkün olmadığı, davacı şirket ile davacı şahıs firmasının iflasa tabi borçlu oldukları ve İcra ve İflas Kanunu'nun 292. maddesi uyarınca da konkordatonun başarıya ulaşamayacağı gerekçesiyle konkordato talebinin reddi ile davacı şirketin ve davacı şahıs firmasının İcra ve İflas Kanunu'nun 292. maddesi gereğince ayrı ayrı iflasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıların ülkenin ekonomik şartlarının etkisiyle ödeme güçlüğüne düştüğünü ancak borçlarını dürüstlükle ödemek isteyen iyi niyetli tacirler olduklarını, borçlarını malvarlığı satışı olmaksızın ödeme niyetiyle, İİK m.285 ve devamı uyarınca konkordato talebinde bulunulduğunu, mahkemece sunulan gerekçelerin tamamının eksik ve çelişkili olduğunu, davacıların borca batık olmamakla verilmiş olan iflas kararının hatalı olduğunu, davacıların mal varlığı dahi proje borcunu ödemeye yettiğini, müvekkilinin mal varlığının dahi hali hazırda borcunun tamamını karşılamaya yettiğini, ayrıca dosya kapsamında yapılan incelemelerde davacıların borca batık olmadığının açıkça anlaşıldığını, bu açıdan dahi verilmiş olan iflas kararının hatalı olduğunu, 13/04/2024 tarihli "Konkordato Komiser Kesin Mühlet Raporu"ndan da görüleceği üzere davacıların malvarlıklarının değerlerinin bütün dosya borcunu kapattığını, yerel mahkemenin açıkça konkordato komiser heyetinin olumlu yönde görüş bildirmiş olduğu ara raporunun göz ardı edildiğini, yerel mahkeme gerekçeli kararında konkordato projesi, konkordato komiseri ve bilirkişiler tarafından olumlu raporlarla desteklenmesine rağmen reddedildiğini; ret kararında birçok hukuka aykırı gerekçeye yer verildiğini, dosya kapsamında konkordato komiser heyetinin 14/02/2025 tarihli ara raporu incelendiğinde hem müvekkili şirket yönününden hem de ... gerçek kişi tacir yönünden taraflarınca revize edilerek ibraz edilmiş olan konkordato projesinin gerçekleştirilebilir olduğunun açıkça ortada olduğunu, komiser heyetinin ara raporunda heyetin "kesin mühletin devam etmesi" gerektiği yönünde görüş bildirdiğini, yerel mahkeme tarafından, konkordato komiser heyetinin olumlu raporlarına rağmen konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı gerekçesiyle ret kararı verildiğini, oysa İcra ve İflas Kanunu’nun 289. maddesi gereğince, mahkemenin komiser raporunu esas alarak karar vermesi gerektiğini, komiser heyeti ve bilirkişilerce yapılan değerlendirmelerde, müvekkili şirketlerin nakit akış projeksiyonlarının gerçekçi olduğu, borç ödeme kapasitelerinin mevcut olduğunun açıkça ifade edildiğini, bu hususta Yargıtay'ın açıkça komiser raporlarının karara esas alınmamasının usüle aykırı olduğunu belirttiğini, yerel mahkemece gerekçeli karara esas alınan 02/04/2025 tarihli bilirkişi raporunun açıkça hatalı olduğunu, davacılara atfedilen ödeme dengesizliği ve alacaklılar arasındaki eşitsizlik iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, 02/04/2025 tarihli bilirkişi raporunun tamamen gerçeklikten uzak olmakla ilgili bilirkişilerin şirketin defter ve kayıtlarını ve belgelerini yerinde inceleme yapmadan rapor düzenlediklerini, ayrıca mahkemece görevlendirilen yine aynı bilirkişi heyetinin hatalı inceleme yaparak 13/02/2024 tarihli mizanı esas almak yerine yanlış tarihli mizanı 02/04/2025 tarihli bilirkişi raporuna esas aldığını, hal böyle iken bilirkişi heyetinin hatalı incelemesi sonucu müvekkillerinin "bazı alacaklılara" iltimas sağladığı gibi bir durum ortaya çıkmış gibi gözükse de davacılar tarafından konkordato sürecine bağlı kalınarak hiçbir alacaklıya ayrıca ödeme yapılmadığını, borçlunun kira, SGK primi, işçilik gibi cari borçları ödemesinin yasal bir yükümlülük olup eşitsizlik doğurduğunun ileri sürülemeyeceğini, işçilik ve kira borçlarının ödenmemesinin tek başına iflas kararı vermek için yeterli olmadığını, davacıların kira bedelini ödemedikleri hususunun kesinlikle doğru olmadığını, karar tarihi itibariyle dükkan sahibi ve müvekkili şirketin kira bedeli ve ödeme şekli hususunda müzakere sürecinde olmalarına rağmen davacının hiç kira ödemediği gibi asılsız bir durum ortaya çıktığını, oysa ki işbu taşınmazın hali hazırda mirasçıları tarafından bölüşülmeye çalışıldığını, dolayısıyla kira ödemelerinin kime ne şekilde yapılacağı hususunda açıkça bir ihtilaf bulunduğunu, buna rağmen geçmişe dönük ödemelerin tamamının Tezcan Şen isimli şahısa günü gününe yapılmış olmakla dekontlarının bulunduğunu, kira borçlarının da proje kapsamında ödeme planına alınmış durumda olduğunu, davacı şirket tarafından sermaye arttırımı yapılmamış olması hususunun dava konusu konkordato projesinin gerçekleştirilemeyeceği anlamına gelmediğini, davacıların hali hazırda ticari faaliyetlerine devam ettiklerini, bu süreç içerisinde ekonomik durumlarını toparlamak adına hareket ettiklerini, davacı şirketin projeyi gerçekleştirmek adına tek kaynağının sermayesi olmadığını, dosya kapsamlı şekilde değerlendirildiğinde davacıların mal varlıklarının alacaklıların bir çoğuna yeteceğinin açıkça ortada olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve konkordato kesin mühletin devamına, davacıların yargılama sürecinde korunması adına konkordato tedbir kararına yeniden hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, konkordato istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince konkordato talebinin reddine, konkordato talep edenlerin iflasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı talep eden davacılar vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 2004 sayılı İİK ‘nun 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada, İflasa tabi olan borçlu için İİK ‘nun 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkrasında yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, dava tarihi itibariyle yetkili ve görevli asliye ticaret mahkemesinde açıldığı, yargılamanın yetkili mahkemece gerçekleştirildiği sabittir. Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde, vekaletnamede konkordatoya ait özel yetkinin mevcut olduğuda anlaşılmıştır. Dosya kapsamında; davacı şirket ve tacir gerçek kişinin dava dilekçesi üzerine, mahkemenin 13.02.2024 tarihli tensip ara kararı ile 13.02.2024 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, yasal düzenleme kapsamında geçici komiser heyetinin atandığı, 08.05.2024 tarihli celsede, davacıların geçici mühletin uzatılmasına dair talebinin kabulü ile 13.05.2024 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına karar verildiği, 10.07.2024 tarihli celsede, davacılar yönünden İİK 289 maddesi gereğince 13.07.2024 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiği ve de 15.04.2025 tarihli celsede kesin mühlet kararı kaldırılarak davacıların iflasına karar verildiği anlaşılmıştır. 2004 sayılı İİK‘nun 292. Maddesinde "Kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile İflasın açılması" na yer verilmiştir. Madde 292-( Değişik :28/2/2018-7101/20 md): "İflasa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi halinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına re’sen karar verir. a)Borçlunun malvarlığının korunması için İflasın açılması gerekiyorsa, b)Konkordatonun başarıya ulaşmayacağı anlaşılıyorsa, c)Borçlu ,297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa, d)Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflasa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) vd ( c) bendlerindeki hallerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir. Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder, diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." şeklindedir. 2004 sayılı İİK 292. maddede belirtilen nedenlerin meydana gelmesi durumunda, konkordato sürecinin devam ettirilmesinin hukuken temelinin kalmadığının kabulü ile konkordato sürecinin kesilmesi ve şartların mevcudu halinde iflasın açılması gerekmektedir. Mahkeme tarafından, maddede sayılan durumlardan birinin gerçekleşmesi halinde talebe bakılmaksızın re’sen karar verilmesi gerekecektir. İİK 292. maddenin 1. Fıkrasında, konkordato mühletinin belirli nedenlerle kaldırılmasına yer verilmiştir. Mahkemece daha önce kesin konkordato mühleti verilmiş olmasına rağmen, mühlet içinde ortaya çıkan hususlar konkordato mühletinin amacını ortadan kaldırabilir. Bu durumda, mahkemenin mühleti kaldırması ve doğal olarak konkordato talebini de reddetmesi gerekecektir. Mahkemenin, İİK 292. madde gereğince karar vermeden önce, borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet edeceği, diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet edeceği 292/son fıkrada düzenlenmiştir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Buna göre mahkeme, konkordato mühletini kaldırarak konkordato talebinin reddine ve iflas kararı vermeden önce maddedeki ilgilileri duruşma açarak dinlemek zorundadır. Somut davada, mahkeme tarafından yasal düzenlemeler kapsamında komiserden gerekli raporlar alındığı ve borçlunun duruşmaya davet edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca davacılar vekilinin istinaf itirazının aksine İİK 292. Madde uyarınca iflas kararı verilebilmesi için borca batıklık aranmamakta ise de yukarıda izah edildiği üzere iflas kararı verilebilmesi için İİK 292. maddede sayılan şartlardan en az birinin bulunması gerekmektedir.Ancak aşağıda izah edildiği üzere konkordatonun başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ile diğer hususlarda raporlar arasında çelişkiler bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince yargılama sırasında alınan, 03.04.2025 havale (Uyap) tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; dosya kapsamında mevcut durumda sermaye arttırımı olmaksızın her iki davacının da konkordato revize projesinin gerçekleşme imkanı bulunmadığının tespit edildiği, konkordato kapsamına giren bazı alacaklılar arasında eşitsizlik yaratıldığı ve konkordato tedbirleri kapsamında ödeme yasağına aykırı davranılarak konkordato kapsamındaki bazı adi borçların ödendiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Buna karşın Konkordato komiser heyetinin, 14.04.2025 havale tarihli "BİLGİLENDRME - İZAHAT RAPORU-1" başlıklı raporda özetle; 03.04.2025 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunun mahkeme ara kararının aksine şirket defter, kayıtları ve belgeleri üzerinde yerinde inceleme yapılmadan rapor düzenlendiği, konkordato projesinin tam olarak incelenmediği, bilirkişilerin hatalı ve gerçeği yansıtmayan beyanları olduğunu belirterek bu hususlarda beyanda bulunmuşlardır. Yine Konkordato komiser heyetinin, 14.04.2025 havale tarihli "KESİN MÜHLET RAPORU-4" başlıklı raporda da özetle, davacı şirket yönünden; şirketin 2021-2022 ve 2023 geçmiş yıllardaki ve 31.12.2024 tarihli Mali Tablolarındaki Net Satış tutarlarının incelenmesi ve dönem Net Kârlarının incelenmesinde; şirketin borçlarının tasfiyesi dönemlerinde Konkordato Revize Ön Projesinde hedeflemiş olduğu 2025-2026-2027 ve 2028 yıllarında gerçekleştirmeyi hedeflemiş olduğu satış tutarlarına ve yapacağı kârlık durumlarına ulaşacağının kuvvetle muhtemel olduğu ve davacı şirketin Konkordato Revize Ön Projesinin gerçekleşmesi ve projede belirtilen tedbirlerin tamamlanması halinde şirketin bozulan mali yapısının düzelebileceği, konkordatonun başarı ve amacına ulaşması bakımından ise konkordato mühlet süreçleri kapsamında davacı şirketin ticari faaliyetlerini sürdürmesinde yarar bulunduğu kanaatine varıldığı, davacı gerçek kişi tacir yönünden de; 2021-2022 ve 2023 geçmiş yıllardaki ve 31.12.2024 tarihli Mali Tablolarındaki Net Satış tutarlarının incelenmesi ve dönem Net Kârlarının incelenmesinde; davacının borçlarının tasfiyesi dönemlerinde Konkordato Revize Ön Projesinde hedeflemiş olduğu 2025-2026-2027 ve 2028 yıllarında gerçekleştirmeyi hedeflemiş olduğu satış tutarlarına ve yapacağı kârlık durumlarına ulaşacağının kuvvetle muhtemel olduğu ve davacı ... işletmesinin Konkordato Revize Ön Projesinin gerçekleşmesi ve projede belirtilen tedbirlerin tamamlanması halinde davacının bozulan mali yapısının düzelebileceği, konkordatonun başarı ve amacına ulaşması bakımından ise konkordato mühlet süreçleri kapsamında davacı ... işletmesinin ticari faaliyetlerini sürdürmesinde yarar bulunduğu kanaatinde oldukları bildirilmiştir. 15.04.2025 tarihli duruşmada da duruşmaya katılan konkordato komiserleri beyanlarında özetle; davacıların borca batık olmadıklarını, ... firması yönünden projedeki satış hedeflerinin tutturulduğu, ... yönünden satış hedefleri %84 olarak tutturulduğunu, çekişmeli alacakların oluşturulması için borçluya süre verildiğini, o süre dolduktan sonra çekişmeli alacaklılar listesini dosyaya sunacaklarını, davacı ...yönünden geçici mühlet tarihinden sonra doğan personele ödenmemiş maaş tutarları bulunduğunu, cari dönem içerisinde fatura alacağı, vergi borcu ve SGK borcu bulunduğunu, İzmir'den alınan bilirkişi raporunda geçici mühletten önceki doğan borçlar ile cari dönem borçlarının aynı hesapta izlendiğinin doğru olduğunu, ancak tespitlerine göre geçici mühlet tarihinden önce doğan bir borç görülmediğini, cari aktarım yönünde bir tespitleri olmadığını, görüşlerinin olumlu olduğunu belirtmişlerdir. Konkordatonun tasdiki için gerekli şartlar kamu düzenine ilişkin olup bu şartların tamamının sağlanması gerekir. Mahkeme her ne kadar komiserin raporu ile bağlı değil ise de konkordatonun tasdiki veya reddi hakkında bir karar verirken komiserin beyanlarını ve kanaatini dikkate alması gerektiğinden eksiklik veya çelişki varsa mahkemenin eksiklik ve çelişkileri tasdik duruşmasından önce gidermesi gerekir. Bu nedenle mahkemenin lüzumu halinde komiserden ek rapor alması ve bilirkişi incelemesi yaptırması mümkündür. Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını da isteyebilir. Keza, çözümü hukuk bilgisi dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği için bilirkişiye başvurulduğu hâllerde mahkeme, bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması için kendiliğinden veya tarafların itirazı üzerine bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Ayrıca bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemez. (YHGK'nın 01/06/2021 tarihli ve 2017/11-2480 E., 2021/657 K. sayılı kararı). Konkordato yargılamasında da bu genel ilkeden ayrılmayı gerektirir bir düzenleme bulunmadığı gibi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2023/6-487 Esas, 2023/708 Karar sayılı ve 05.07.2023 tarihli kararında; Konkordato talep eden şirketin aktif ve pasif mal varlığı ile borca batıklık oranı bakımından İlk Derece Mahkemesince konkordatonun tasdiki aşamasında alınan nihai raporla Bölge Adliye Mahkemesince alınan raporlar arasında yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından farklılıklar bulunması nedeniyle bu farklılıkların giderilmesi için yeniden bilirkişi raporu alınmadan talep eden şirketin iflasına karar verilmesinin yerinde olup olmadığı hususunda yaşanan uyuşmazlıkta, özetle; konkordato talep eden şirketin aktif ve pasif malvarlığı ile borca batıklık oranı bakımından İlk Derece Mahkemesince verilen tasdik kararına dayanak olan komiserler kurulunun verdiği nihai raporla Bölge Adliye Mahkemesince alınan asıl ve ek bilirkişi raporları arasında farklılıklar bulunduğu ve bu çelişkilerin varlığı Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edilmesine rağmen çelişkileri giderecek yeni bir rapor alınmadan bilirkişi raporundaki özel ve teknik bilgilerin mahkeme tarafından değerlendirilmesi suretiyle sonuca gidilmesinin doğru olmadığına, talep eden şirket açısından, konkordatonun tasdiki şartlarını düzenleyen İİK'nın 305/1-b bendindeki "Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması" şartının gerçekleştiği dikkate alınmadan talep eden şirketin iflasına karar verilmesinin yerinde olmadığına karar verilmiştir. Eldeki davada, ilk derece mahkemesince, 03.04.2025 havale tarihli bilirkişi heyeti raporu benimsenerek; şirketin işletme giderlerini ödemediği, revize projede faaliyetler dışında kaynak bulunmadığından konkordato revize projesinin gerçekleşme imkanı bulunmadığı, projenin kaynakları ile doğru orantılı olmadığı, davacı ... tarafından diğer davacı şirket lehine 52 adet çekin keşide edildiği, konkordato başvurusundan önce bu çeklerin düzenlenip keşide edilmesinin konkordatonun amacına uygun olmadığı, şahıs firmasının karlılık oranı dikkate alındığında faaliyetler ile borcun ödenmesinin mümkün olmadığı, bu yüzden davacı ....şahıs firması yönünden revize projenin gerçekleşme imkanın bulunmadığı gerekçeleriyle ve İcra ve İflas Kanunu'nun 292. maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiş ise de, benimsenen bilirkişi heyeti raporuyla konkordato komiser heyeti raporunda yapılan tespitler birbiriyle açık şekilde farklı olup, çelişmektedir. Buna rağmen ilk derece mahkemesince, saptanan çelişkiler giderilmeden karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkına aykırı olmuştur. Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince, yeni bir bilirkişi heyetinden, davacıların konkordato projelerinin uygulanma kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığı, teklif edilen oranın borçlunun malvarlığı ile orantılı olup olmadığı değerlendirilerek, raporlar arasındaki sair çelişkileri de giderir mahiyette, denetlenebilir ve gerekçeli rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için ve kaldırma sebep ve şekline göre sair istinaf sebepleri incelenmeksizin dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE;...Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/04/2025 tarih, ... Esas ...Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacılar tarafından yatırılan 1.230,80 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendilerine iadesine, 4-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.25/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.