Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı ile yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı ile yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. 8 yaşındaki birinci başvurucunun akciğerinde kitle bulunduğu belirlendiğinden 18/8/2008 tarihinde Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine yatışı yapılmıştır. Bu kitlenin alınması amacıyla yapılacak operasyon öncesinde ateşi yükselen başvurucunun kalçasına Novalgine ampul enjekte edilmiş, anılan işlemden kısa süre sonra başvurucunun sağ bacağında hissizlik meydana gelmiştir. 1/9/2008 tarihinde taburcu edilen başvurucu hakkında İpekyolu Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen raporda %18 oranında engelli kaldığı belirlenmiştir. Başvurucular 29/4/2009 tarihinde Van İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde; birinci başvurucunun yapılan hatalı enjeksiyon sonucunda engelli hâle geldiği, tek başına yürüyemediği, maddi ve manevi olarak zarar gördükleri belirtilerek birinci başvurucu için 000 TL maddi ve tüm başvurucular için toplam 000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talep edilmiştir. Mahkeme, dosyayı bilirkişi incelemesi için Adli Tıp Kurumuna (ATK) göndermiştir. ATK İhtisas Kurulunun 7/9/2011 tarihli raporunda; enjeksiyon uygulaması sonucu gelişen bulguların enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğu ancak tıbbi belgelerde enjeksiyonun yanlış yere yapıldığına dair bir kaydın bulunmadığı bildirilmiştir. Ayrıca enjeksiyonun doğru bölgeye uygulanması durumlarında da ödem, hematom, ilacın difüzyon yoluyla sinire nüfuzu, anatomik lokalizasyon farkı gibi nedenlerle nöropatinin gelişebileceği, nöropatinin enjeksiyon uygulamalarının beklenebilir bir komplikasyonu olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, bu raporda yer alan tespitlere itibar ederek 6/2/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Başvurucular temyiz talebinde bulunarak Mahkemenin yetersiz bilirkişi raporu ile karar verdiğini, idarenin ağır kusurunun olmadığının kabul edilmesi hâlinde dahi enjeksiyonu yapan görevlinin basit kusuru nedeniyle tazminat sorumluluğunun doğacağını beyan etmiştir. Danıştay Dairesi (Daire) hükmün vekâlet ücretine ilişkin kısmının bozulmasına, diğer kısımların ise onanmasına karar vermiştir. Daire, karar düzeltme talebi kapsamında yaptığı incelemede 15/10/2015 tarihinde kararın bozulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; olay tarihi itibarıyla 8 yaşında olan başvurucuya uygulanan Novalgine 1/2 ampul adlı ilacın, www.ilacprospektusu.com adlı internet sitesinde yer alan kullanma talimatında çocuklarda kullanımının önerilmediğinin belirtilmesi ile birlikte başvurucunun, öncelikle akciğer ameliyatı öncesinde uygulanan tedavisinde verilmek zorunda olan ilaçların kas içine enjeksiyonunun bu tür bir hastaya bu şekilde uygulanmasının mutat tıbbi bir uygulama olup olmadığının belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kararda ayrıca, alternatif olarak önce damar yolu açılmak suretiyle uygulama yapılmasının tıbbi açıdan değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve başvurucunun siyatik sinirinin anatomik olarak normal yerden geçip geçmediği hususlarının araştırılarak enjeksiyonun doğru yere yapılıp yapılmadığının, başvurucuda meydana gelen rahatsızlığın ilacın bir komplikasyonu olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadığından dosyanın yeniden bilirkişi raporu alınması için ATK Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mahkemece uyma kararı verilmesi üzerine yapılan yargılamada ATK Genel Kurulundan rapor alınmıştır. 25/8/2016 tarihli raporda; enjeksiyon uygulaması sonucu gelişen bulguların enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğu ancak tıbbi belgelerde enjeksiyonun yanlış uygulandığına dair kayıt bulunmadığı, enjeksiyonun doğru bölgeye uygulanması durumlarında da ödem, hematom, ilacın difüzyon yoluyla sinire nüfuzu, anatomik lokalizasyon farkı gibi nedenlerle nöropatinin gelişebileceği bildirilmiştir. Bununla birlikte Novalgine ampulün bu yaş çocuklarda kullanılabileceğinin tıbben bilindiği, çocuğun yaşı ve kilosu dikkate alındığında uygulanan dozun uygun olduğu, enjeksiyonun ameliyat öncesi uygulanmış olduğu da dikkate alındığında nöropatinin enjeksiyon uygulamalarının beklenebilir komplikasyonu olarak değerlendirildiği açıklanarak gerek enjeksiyonu uygulayan sağlık personeline gerekse enjeksiyonun uygulanması talimatını veren hekime tıbben kusur izafe edilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Mahkemece bu rapora itirazda bulunulmaması ve raporun hüküm vermeye elverişli olarak değerlendirilmesi sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucular temyiz talebinde bulunarak üniversitelerin alanında uzman öğretim görevlilerinden oluşturulacak heyetten bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirtmiş ve önceki temyiz dilekçesinde belirtilen hususları (bkz. § 5) tekrar etmiştir. Daire 8/3/2018 tarihinde Mahkemenin hükmündeki manevi tazminatın reddine ilişkin kısmın bozulmasına, maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına karar vermiştir. Gerekçede; hasta dosyasındaki bilgilere yer verilerek, 18/8/2008 ile 7/9/2008 tarihleri arasında günlük uygulanacak ilaçların hasta tabelasına yazılı olduğunu ancak hemşire gözlem formunda sadece üç güne ait ilaç kaydı görüldüğü belirtilmiştir. Ayrıca birinci başvurucunun kullanması gereken ilaçların kimin tarafından, hangi saatte uygulandığının formda belirtilmediği vurgulanarak ATK Genel Kurulu raporunda birinci başvurucuda meydana gelen arazın enjeksiyondan kaynaklı olduğu belirlendiği hâlde idarenin hizmet kusurunun tespit edilememesinin anılan tıbbi kayıt eksikliğinden kaynaklandığı sonucuna ulaşmıştır. Buradan hareketle başvurucuların, küçüğe uygulanan tedavileri ve zararlı sonucun sebebini öğrenmelerine yarayacak tıbbi kayıtların eksik olması nedeniyle tedavi sürecinde gelişen olaylarla ilgili maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacakları değerlendirilerek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği açıklanmıştır. Anılan karara yönelik karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. Mahkemece uyma kararı verilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile başvurucular lehine toplam 000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Danıştay Onuncu Dairesi tarafların temyiz istemlerinin reddi ile kararın onanmasına ve karar düzeltme taleplerinin de kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucular yasal süre içerisinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurucunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.