T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1129 - 2025/1293 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1129 KARAR NO : 2025/1293 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.09.2023 NUMARASI : 2020/619 Esas 2023/554 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 30.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TAR…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1129 - 2025/1293 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1129 KARAR NO : 2025/1293 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.09.2023 NUMARASI : 2020/619 Esas 2023/554 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 30.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 04.11.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 27.10.2019 tarihinde, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin kaza yapması sonucu motosiklette yolcu olarak bulunan davacıların oğlu ...’nın vefat ettiğini belirterek HMK’nın 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik davacı baba ... için 5.000,00 TL ve davacı anne ... için 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta şirketinden olay tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile, talebini davacı ... için 171.833,02 TL’ye, davacı ... için 218.166,98 TL’ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın davalı şirket tarafından 05.09.2019 - 05.09.2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza ile ölüm arasındaki illiyet bağının tespiti için rapor alınması gerektiğini, sigortalının davacı tarafa bir ödeme yapıp yapmadığının tespiti için davanın sigorta ettirene ihbarını, davalı şirket nezdinde sigortalı aracın kusuru bulunmadığını, daha önce yapılmış ödemelerin faizi ve güncellemesi yapılarak mahsup edilmesi gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin ZMMS teminatı dışında olduğunu, belirlenecek tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 12.12.2022 tarihli raporda belirtildiği üzere müteveffanın ölümü ile trafik kazası arasında uygun illiyet bağının bulunduğunun tespit edildiği, davacıların destekten yoksun kalma zararının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, hesaplanan zarardan müteveffanın kask takmaması nedeniyle %20 oranında müterafik kusur indirimi, %20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 139.626,88 TL, davacı ... için 109.973,14 TL’nin, davalıdan 20.11.2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, hükme karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müteveffanın ölüm nedeninin kafa travması değil akciğer yaralanması olduğunu, bu nedenle kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, müteveffanın araçta hatır için taşınmadığını, hatır taşıması indiriminin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıların alacaklarını temlik ettiklerini, bu hususun dikkate alınmadığını, aktüerya hesabında %1.8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini, kusur raporunu kabul etmediklerini, faiz başlangıcının hatalı belirlendiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacılar vekili 27.10.2019 tarihinde, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı motosikletin kaza yapması sonucu motosiklette yolcu olarak bulunan davacıların oğlu ...’nın vefat ettiğini belirterek davacı anne ve baba için destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. 1-Davalı vekili, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı alacaklarının bir kısmını temlik ettiğini, bu hususun kararda dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. 28.07.2020 tarihli 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunun 57. maddesi ile 5684 sayılı Kanuna getirilen Ek 6. maddede; "(1)Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak; a)Alacaklı tarafından bizzat, b)Alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcisinin bizzat vekalet verdiği avukat vasıtasıyla, c)Alacaklının bizzat vekalet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla takip edilebilir. Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da Hesap nezdinde yapılacak işlemleri kapsar. (2)Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dahil olmak üzere hiç kimseye devredilemez. (3)Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca belirlenir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre; tazminat alacağının talep edilebilirliği bizzat alacaklıya, alacaklının kanuni temsilcisine veya onun verdiği vekaletname ile avukatına ve alacaklının bizzat verdiği vekaletname ile eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatına tanınmıştır. 28.07.2020 tarihinden itibaren, bu kişiler haricinde tazminat alacağının talep edilebilmesi mümkün değildir. Yine, aynı tarihten itibaren tazminat alacağının; tazminat alacaklısının eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri de dahil devir edilmesi mümkün değildir. "Talep edebilme" aynı zamanda bir usul hukuku düzenlemesi olup, usul hukuku düzenlemelerinin derhal yürürlüğe girmesi ilkesi gereğince; 28.07.2020 tarihinden önce düzenlenmiş olan temliknameye dayalı olarak bile olsa, sigorta şirketinden 28.07.2020 tarihinden sonra temlik alacaklısının talepte bulunma ya da dava açma hakkının olmadığı açıktır. Somut olayda, Av....’ın, 01.10.2020 tarihli ihtarname ile davalı sigorta şirketine başvurduğu ve dava konusu kazadan kaynaklanan davacıların destekten yoksun kalma tazminatı alacaklarının %20’lik kısmını kendisine temlik ettiklerini belirterek bu kısmın kendisine ödenmesine talep etmiş ise de, dilekçe ekinde alacağın temlikine ilişkin bir belgenin sunulmadığı, ihtarname tarihinin, temlik yasağına ilişkin düzenlemenin yürürlük tarihi olan 28.07.2020 tarihinden sonra olduğu gözetildiğinde davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir. 2-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3- Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesinde “Zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir” şeklinde düzenlenmiştir. Taraflarca ileri sürülmese dahi müterafik kusur resen gözetilmelidir. Zararın meydana gelmesine veya artmasına neden olacak davranışlar ve güvenlik tedbiri alınmaması yahut motosikletle seyir halinde iken kask takılmaması zararın belirlenmesinde esas alınması gereken bir kusur olmayıp, bu yöndeki bir iddianın ispatı halinde hakimin tazminatı belirlerken resen gözönüne alması gereken müterafik kusurdur. Bu hali ile hükmedilecek tazminattan zarar görenin müterafik kusuru nedeniyle uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda, davacılar desteği ...’nın, motosiklette yolcu olarak bulunduğu ve koruyucu tertibat olan kaskının olmadığı, mahkemece Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulundan alınan raporda, desteğin ölümünün, genel beden travmasına bağlı kafa kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, akciğer konfüzyonu ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiğinin belirlendiği görülmüş olup davacının kaskının takılı olmaması ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğundan aktüer bilirkişi tarafından hesaplanan destekten yoksun kalma zararından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 4-Davacılar desteği ... ile motosiklet sürücüsü ...’ın arkadaş oldukları, motosiklet ile gezmeye çıktıkları esnada kazanın meydana geldiği anlaşıldığından Türk Borçlar Kanunu’nun 51 ve 52. Maddeleri uyarınca davacılar lehine hesaplanan destekten yoksun kalma zararından %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 5-26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda, dava açılmadan önce davacı tarafça davalı şirkete başvuru yapıldığı, davacıların zararının tazmin edilmesinin talep edildiği anlaşılmakla başvuru tarihi esas alınarak davalı şirketin temerrüt tarihinin belirlenmesinde ve buna göre hükmedilen tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 6-Davacıların destekten yoksun kalma zararının hesabı yönünden hükme esas alınan 16.05.2023 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, davacı ... için 431.105,07 TL, davacı ... için 547.350,49 TL destekten yoksun kalma zararı hesaplandığı, davalı sigorta şirketinin kaza başına poliçe limitinin 390.000,00 TL olduğu gözetilerek garame hesabı yapıldığı ve buna göre davalı sigorta şirketinin, davacı ... için 171.833,02 TL, davacı ... için 218.166,98 TL’den sorumlu olduğu belirlenmiş, mahkemece garame hesabı yapılarak belirlenen bu miktarlar üzerinden hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılarak davacı ... için 139.626,88 TL, davacı ... için 109.973,14 TL’nin, davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de yapılan hesaplama karar vermeye uygun değildir. Davalı sigorta şirketi olay tarihindeki poliçe teminat limiti ile sınılrı olarak sorumlu olup sorumluluğunun belirlenmlenmesinde öncelike davacıların zararının belirlenmesi, daha sonra indirim sebeplerinin varlığı halinde indirimlerin yapılarak sonuç tazminat miktarının bulunması ve bu miktarlraın polie teminat limitini aşması halinde garame hesabı yapılması gerekirken önce garame hesabı yapılarak bu miktardan imüterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmış olması doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece aktüer bilirkişi tarafından hesaplanan davacı ... için 431.105,07 TL destekten yoksun kalma zararı üzerinden %20 müterafik kusur ve %20 hatır taşıması indirimi yapıldığında 275.907,24 TL’nin bulunduğu, davacı ... için hesaplanan 547.350,49 TL destekten yoksun kalma zararı üzerinden %20 müterafik kusur ve %20 hatır taşıması indirimi yapıldığında 350.304,31 TL’nin bulunduğu, davacılar lehine hesaplanan destekten yoksun kalma zararının poliçe limitinin üzerinde olması nedeniyle 390.000,00TL için yapılan garame hesabına göre, davalı sigorta şirketinin, davacı ... için 171.833,02 TL, davacı ... için 218.166,98 TL destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu tutulması gerekirken garame hesabı yapıldıktan sonra bulunan tutarlar üzerinden müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması isabetli olmamıştır. Bu husus, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun, tazminatın miktarı yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve istinaf sebebi yapılmayan ve kesinleşen yönler korunarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, davacılar vekilinin sair, davalı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, II-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davacı ... yönünden; a-Destekten yoksun kalma isteminin kısmen kabulü ile 218.166,98TL’nin, davalıdan 20.11.2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacı ... yönünden; a-Destekten yoksun kalma isteminin kısmen kabulü ile 171.833,02 TL’nin, davalıdan 20.11.2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 26.640,90 TL nispi karar ve ilam harcından, davacıdan peşin+ikmalen alınan toplam 1.352,29 TL harcın mahsubu ile kalan 25.288,61 TL karar ve ilam harcının, davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacılar vekille temsil edilmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan 2025 yılı AAÜT uyarınca belirlenen 62.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili davacılara ödenmesine, 5-Davacılar tarafınca yapılan yargılama giderinden başvuru harcı 54,40 TL, 1.352,29 TL peşin +ikmal harcı, tebligat ve posta gideri, bilirkişi ücreti 3.906,60 TL olmak üzere toplam 5.313,29 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-HMK'nın 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, III - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacılara iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 300,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 738,00 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 1.038,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 17.050,58 TL karar harcından peşin alınan 4.262,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.788,58 TL harcın davalı sigorta şirketinden tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, 5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 30.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.N