7. Ceza Dairesi 2024/5367 E. , 2024/8556 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/756 E., 2024/438 K. SUÇ : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu,…
**7. Ceza Dairesi 2024/5367 E. , 2024/8556 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/756 E., 2024/438 K. SUÇ : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan ... vekilinin temyiz nedenleri; cezanın yetersiz olduğuna, vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Gümrük İdaresinin karar başlığında gösterilerek vekalet ücretine hükmedilmesine, hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2. Sanık müdafiinin temyiz nedenleri; mahkumiyet kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna, hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE A. Suç Tarihi 07.08.2012 Olan Eylem Bakımından 07.08.2012 tarihinde istihbari bilgiler sonucunda kolluk görevlilerince durdurulan araçta, temyiz inceleme dışı sanık ... 437 karton gümrük kaçağı sigara ile yakalanmıştır. Dosya kapsamında yer alan, iletişimin tespiti kararı sonucu sanığın telefon kayıtlarının incelenmesi ile anılan dosya kapsamıyla ilişkisi olduğu gerekçesiyle sanık ... ve temyiz dışı sanık Ali Güloğlu hakkında 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un (4733 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmaları istemi ile işbu dosya kapsamında kamu davası açılmıştır. Sanık savunmalarında, atılı suçlamaları kabul etmeyerek olayla bağlantısının olmadığını savunmuştur. Olay esnasında yakalanan sanık ...'nun yargılamasının tamamlandığı, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği, işbu dosya kapsamındaki sanık ...'a yönelik beyanının mevcut olmadığı anlaşılmıştır. İletişimin tespiti, kayda alınması, dinlenmesi ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesiyle ilgili 5271 sayılı Kanun'un 135 inci maddesindeki iletişim tespiti karar tarihinde yürürlükte olan düzenleme; "Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet Savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır." şeklinde olup, yine aynı maddenin 6 ncı fıkrası da, "Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümlerin ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir, a)Türk Ceza Kanunu'nda yer alan; 1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (Madde 79, 80), 2. Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83), 3. İşkence (Madde 94, 95), 4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, Madde 102), 5. Çocukların cinsel istismarı (Madde 103), 6. Uyuşturucu veya uyarınca madde imal ve ticareti (Madde 188), 7. Parada sahtecilik (Madde 197), 8. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç Madde 220), 9. Fuhuş (Madde 227, fıkra 3) 10. İhaleye fesat karıştırma (Madde 235), 11. Rüşvet (Madde 252), 12. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (Madde 282), 13. Silahlı örgüt (Madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (Madde 315), 14. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (Madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları, b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde 12 ) suçları, c) Bankalar kanunun 22 nci Maddesinin üç ve dört numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu, d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar, e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 68 inci ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar. Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz." biçimindedir. Anılan yasal düzenlemeler ışığında bir suç soruşturması nedeni ile dinleme kararı alınabilmesi için suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmamasının gerekli olduğu gibi, aynı zamanda soruşturması yapılan suçların da 6 ncı fıkrada düzenlenen suçlardan olması gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/10-283 Esas 2013/599 Karar ve 10.12.2013 tarihli kararında da, "... telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin aynı kanunun 135 inci maddesinin altıncı fıkrasında sayılanlar dışında bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılmaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir." şeklinde belirtilen yasak delil niteliğinde olan kanıtların hükme esas alınamayacağı ifade edilmiştir. Yine 5271 sayılı Kanun'un 138 inci maddesinin ikinci fıkrasında "Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir." hükmünün yer aldığı, Dosya kapsamında alınan dinleme kararları incelendiğinde kararlarda yüklenen suçun "Sigara Kaçakçılığı" olarak gösterildiği, böylece sanığın tapelere yansıyan görüşmelerinin tesadüfen elde edilen delil olarak değerlendirilmesi gerektiği, sanığa atılı eylemin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, 5752 sayılı Kanun ile değişik 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasına aykırılık suçunu oluşturduğu, sanığın suç tarihinde yürürlükte bulunan 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca mahkûmiyetine karar verildiği, bu suçun katalog suçlar arasında da bulunmaması karşısında tapelerin tesadüfen elde edilen delil olarak da kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu suretle sanık ... yönüyle iletişimin tespiti tutanaklarının delil olarak kabul edilemeyeceği, sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmeği, savunmasının aksine suça iştirak ettiğine ilişkin cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek atılı suçtan beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde eyleminin teselsül kapsamında değerlendirilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Ancak; 1. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla eyleminin 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında kaldığı, anılan madde uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği suçun işlendiği 07.08.2012 tarihinden itibaren temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin tamamlanmış olduğu anlaşılmıştır. B. Suç Tarihi 27.11.2012 Olan Eylem Bakımından 27.11.2012 tarihinde mahkemeden verilen arama kararına istinaden sanığın ikametine arama işlemi için kolluk görevlilerince gidildiğinde, sanığın çuvalları indirdiği görülerek yapılan aramada 2050 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiştir. Sanık hakkında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. Sanık savunmasında, atılı suçu kabul etmemiş, lehine hükümlerin uygulanmasını talep ederek dosya kapsamında bildirilen gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ve gümrük vergilerini ödeyerek makbuzunu dosyaya sunmuştur. Suç tarihinde suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan ... vekilinin ve sanık müdafiinin aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 1. 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine objektif koşullar bakımından engel hali bulunmayan, lehe hükümlerin uygulanmasını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep eden, gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödeyerek aynı zamanda kamu zararını gideren sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin karar yerinde tartışılmaması, 2. Sanığın eylemlerinin teselsül kapsamında olmadığı cihetle, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç kapsamında cezada artırımın uygulanmaması gerektiği, 3. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla suçtan zarar gören kurumun ... olduğu, dosya kapsamında ise ... ile Gümrük İdaresi'nin katılan olarak kabul edildiği anlaşılmakla, hüküm fıkrasında hangi kurum lehine maktu vekalet ücreti tayin edildiğinin belirtilmemesi suretiyle karışıklığa neden olunması, Nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR A. Suç Tarihi 07.08.2012 Olan Eylem Bakımından Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, katılan ... vekili ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B. Suç Tarihi 27.11.2012 Olan Eylem Bakımından Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden katılan ... vekili ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 10.10.2024 tarihinde karar verildi.