4. Hukuk Dairesi 2023/7275 E. , 2023/11331 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/151 E., 2022/358 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kurum zararına dayalı alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Ma…
**4. Hukuk Dairesi 2023/7275 E. , 2023/11331 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/151 E., 2022/358 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kurum zararına dayalı alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nin müdürlüğünü yaptığı diğer davalı şirket tarafından işletilen Balçova Özel-Öz Egem Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi hakkında bakanlık müfettişleri tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 20.07.2009 tarihli rapora göre, 2006 yılı Haziran ayı ile 2007 yılı Nisan ayı arasındaki dönemde ücretsiz okutulması gereken öğrenci bildiriminde bulunulmadığını, ayrıca stajyer öğretmenin temel ve hazırlayıcı eğitimlerini tamamlamadan ve tamamladıktan sonra 20 saatten fazla özel eğitim, çalışma ve rehabilitasyon programlarını imzaladığını belirterek yersiz ödenen 15.986,46 TL'nin 24.03.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile 15.986,46 TL' nin haksız fiilin meydana geldiği Haziran 2006 tarihinden itibarin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri tarafından yapılan işlemlerin her ay düzenli olarak Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından denetlendiğini ve uygunluk onayı verildiğini, ücretsiz öğrenci okutulmamasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.06.2014 tarihli 2010/406 Esas 2014/391 sayılı kararı ile 9.720,00 TL asıl alacak ve 366,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.086,93 TL'nin 24.03.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte “davalıdan” alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesi kararına karsı taraflar temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08.11.2016 tarihli 2015/9377 Esas 2016/10943 sayılı kararı ile "...Davacı dava dilekçesinde; 15.986,46 TL alacağın “davalılardan müştereken ve müteselsilen” tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 9.720,00 TL asıl alacak ve 366,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.086,93 TL'nin 24/03/2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte “davalıdan” alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. HMK'nun 297/2. maddesi uyarınca; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda gösterilen kurallar gözetilmeksizin, davada iki davalı bulunmasına ve tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmesine karşın; infazda tereddüt oluşacak şekilde“... Davalıdan alınarak davacıya verilmesine ...” şeklinde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı Bozmaya uyan mahkemece verilen 15.05.2018 tarihli ve 2017/978 Esas 2018/358 sayılı kararla; davaya konu merkezin davalı şirket tarafından işletildiği, davalı ...'nin şirketin yetkili temsilcisi olduğu, dava konusu alacaktan şirketin sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden kısmen kabulü ile 9.720,00 TL'nin 24.03.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.04.2019 tarihli 2018/4826 Esas 2019/2417 sayılı kararı ile "...Uyuşmazlığın yasal dayanağı; olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğudur. Davalı ..., haksız fiil faili olarak taraf gösterilmiş olup kendisine husumet düşer. Mahkemece, adı geçen davalı yönünden davanın husumetten reddine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir... Dava dilekçesinde, 12.587,76 TL asıl alacak ve 3.398,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.986,46 TL'nin ödemeye davet yazısının davalı yana tebliğ edildiği 24/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir. 17/12/2011 tarihli ıslah dilekçesinde ise; aynı miktara haksız fiilin meydana geldiği 2006 yılı Haziran ayından itibaren yasal faiz yürütülmesi istenilerek dava dilekçesi faiz yönünden ıslah edilmiştir. Mahkemece, yersiz ödemenin (asıl alacağın) 9.720,00 TL olduğu tespit edilerek bu miktarın 24/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davaya konu olayda davacı idarenin zararı, haksız yere yapılan ödeme tarihlerinde doğmuş olup davacı bu tarihten itibaren faiz talep etmeye hak kazanmıştır. Davacının ıslah dilekçesindeki istemi ödeme tarihlerini de kapsar niteliktedir. Şu halde; ödeme tarihleri belirlenerek her bir yersiz ödemenin yapıldığı tarihlerden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 25.04.2013 tarihli bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime uygun olduğu, hükme esas alınması gerektiği ancak faiz başlangıcı yönünden ödeme tarihlerine ilişkin davacı kurum tarafından bilgi ve belge sunulmadığından faizin bozma öncesinde olduğu gibi 24.03.2010 olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile 9.720,00 TL asıl alacak ve 366,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.086,93 TL'nin 24.03.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; teftiş raporu ile zarar ispatlanmasına karşın davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, tam kabul kararı verilmesi gerektiğini, faiz başlangıcının ıslah dilekçesindeki talep gibi ödeme tarihinden başlaması gerekirken 24.03.2010 tarihinden itibaren karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı şirket tarafından işletilip davalı ...'nin müdürü olduğu Balçova Özel-Öz Egem Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine davacı tarafından yapılan yersiz ödemelere dayalı kurum zararının tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.