10. Hukuk Dairesi 2025/10518 E. , 2025/18064 K. "" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/763 E., 2023/2495 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Banaz 1. Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/150 E., 2020/250 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında davanın kısmen kabulüne dair karara karşı davacılar vekilince müşterek dilekçe ile ve davalı ... Kırma ...Ltd. Şti. vekili, davalı ... El…
10. Hukuk Dairesi 2025/10518 E. , 2025/18064 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/763 E., 2023/2495 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Banaz 1. Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/150 E., 2020/250 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında davanın kısmen kabulüne dair karara karşı davacılar vekilince müşterek dilekçe ile ve davalı ... Kırma ...Ltd. Şti. vekili, davalı ... Elektrik ...Ltd. Şti. vekili, davalı ...Ş. istinaf istemi üzerine istinaf talebinin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince müşterek dilekçe ile ve davalı ... Kırma ... Ltd. Şti. vekili, davalı ... Elektrik.. Ltd. Şti. vekili, davalı ...Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesi ile müvekkillerinin babası ve eşi olan ...'ın davalı ...Ş.'de çalışmaktayken 12.12.2015 tarihinde görevlendirme ile eleme - kırma stok bandının kurulumuna yardım ettiği esnada diğer davalı ...'ın bandı kontrol etmeden aniden çalıştırmasıyla yüksekten düşerek ağır yaralandığını ve ertesi gün vefat ettiğini, davalıların asli kusurlu olduğunu, iş ekipmanı, çalışanların sağlık ve güvenliği yönünden tamamen tehlikesiz olması sağlanamıyorsa riski en aza indirecek uygun önlemlerin alınması gerektiğini, işverenin kendisine yüklenen sorumluluk ve yükümlülüklere uymak, sağlamak ve denetlemek zorunda olduğunu, yüksekte çalışmaların ancak uygun ekipmanlarla veya korkuluk, platformlar, güvenlik ağları gibi toplu koruma araçları kullanılarak yapılması gerektiğini, meydana gelen kaza sonucunda ...'ın kusurunun bulunmadığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Elektrik Şti. vekili cevap dilekçesi ile meydana gelen elim kaza nedeniyle müvekkili şirket yetkilileri ve çalışanlarının da derin üzüntü duyduğunu, söz konusu elim kazanın, ... A.Ş.'nin şantiyesinde ... Mak. Ltd. Şti. tarafından kurulmakta olan kırma eleme makinesinin montajı esnasında meydana geldiğini, müvekkili şirketin ... Mak. Ltd. Şti.'nin imal ve montajını yaptığı makinenin elektrik malzemelerini sattığını, ... Mak. Ltd. Şti.'nin elektrik malzemelerinin siparişi sırasında ... A.Ş. ile yaptıkları anlaşmanın ifası ve makine montajının tamamlanabilmesi için kurulumun son 4 gününde elektrik montaj elemanına ihtiyacı olduğunu bildirdiğinden montaj maliyet bedeli de belirlenerek elektrik montaj işlerini yapmak üzere müvekkili şirket işçisi ...'ın ... A.Ş.'nin şantiyesine gönderildiğini, kazanın meydana geldiği yerde kurulu makinenin müvekkili şirkete ait olmadığı için işçi ve iş yerine ilişkin güvenlik önlemlerini almanın müvekkili şirketin yükümlülüğünde olmadığı gibi müvekkilinin böyle bir yetkisinin olmadığını, meydana gelen elim kazada kimsenin kastının bulunmamakta ise de, müteveffanın ağır kusurunun bulunduğunu, olay meydana geldikten sonra müteveffanın orada olduğunun fark edildiğini, ...'ın bulunduğu kumanda kabini ile müteveffanın bulunduğu yer arasındaki mesafenin 40 - 50 metre civarında olduğunu, görüş alanının kapalı değil açık olduğu belirtilmişse de olay yeri genel krokisinde açıkça görüleceği üzere arada makinenin başka bir kısmı ve elektrik direklerinin bulunduğunu, henüz montajı tamamlanmamış olarak şantiye alanında bulunan bu parçaların görüşü engelleyebilecek nitelikte olup olmadığının incelenmediğini, raporun eksik ve hatalı düzenlendiğini, müvekkili şirket aleyhine açılan davanın haksız, yersiz ve dayanaksız olduğunu ve istenen tazminat bedellerinin fatiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Kırma Eleme Mak. Şti. vekili cevap dilekçesi ile Banaz Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/1774 sayılı soruşturma dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporunda tüm davalıların asli kusurlu gösterildiğini, ...'ın gerçekleşen kazada bir kusurunun bulunmadığını, kazanın gerçekleştiği mahalde, işverenin iş sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini almadığını, bu sebeplerle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduklarını beyan ettiklerini, olay sebebiyle Banaz Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/1774 sayılı soruşturma dosyası üzerinden Ankara'ya talimat yazılarak müvekkili şirket yetkilisi ...'nın 24.03.2016 tarihinde ifadesine başvurulduğunu, bu ifadenin alınması esnasında müvekkili şirket yetkilisi ...'ya Savcılık talimatıyla alınan bilirkişi raporunun gösterildiğini ve anılan bilirkişi raporunda, kazanın gerçekleşmesinde vefat eden ...'ın % 20, davalı ...'ın ise % 80 kusurlu olduğunun ifade edildiğini, müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, zaten kusur incelemesine ilişkin bilirkişi raporunda kimlerin ne miktarda kusurlu olduğunun tespit edildiğini ifade ederek üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, bu davada müvekkili şirkete husumet yöneltilmemesi gerektiğini, müvekkili şirket ile davalı ...Ş. arasında SMK-1 ... no.lu 15 kalem makine ve ekipman için için bir alım - satım akdi imzalandığını, müvekkili şirketin, bu sözleşmede yer alan tüm ekipman ve makineyi davalı ...Ş.'ye satarak teslim ettiğini ve montajı da gerçekleştirdiğini, bahsi geçen sözleşmenin 3. sayfasında 14 no.lu başlık altında yer alan elektrik kontrol panosu müvekkili şirket tarafından üretilmediğinden, müvekkili şirketin de bu ürünü diğer davalı ... Elek. Tic. ve San. Ltd. Şti.'den kurulum / montaj dahil satın aldığını ve davalı ...Ş.'ye gönderdiğini, ne müvekkili şirketin davalı ...Ş.'nin alt işvereni / taşeronu olduğunu ne de diğer davalı ... Elek. Şti.'nin müvekkili şirketin taşeronu olduğunu, müvekkili şirketin ... A.Ş.'ye akdettikleri sözleşme uyarınca sattığı ürünleri teslim edip işi tamamladığını ve kazadan günler önce şantiye / fabrika alanını terk ettiğini, kazada % 80 kusurlu olduğu tespit edilen ...'ın ise davalı ... Elek. Şti.'nin çalışanı olduğunu, kazanın montaj yapıldığı esnada gerçekleştiğini, müvekkili şirketin kazanın gerçekleştiği yerde herhangi bir iş güvenliği alma yükümlülüğünün olmadığını, bir iş güvenliği alma yükümlülüğünün ... Elek. Şti. ve ... A.Ş.'nin olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesi ile müteveffanın müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, bu nedenle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, olayda müfeveffa ve diğer davalı ...'ın kusuru olması nedeniyle tazminat sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davanın ... Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmesini talep ettiklerini, müteveffanın taşeron şirkette 10.09.2015 tarihinde çalışmaya başladığını ve müteveffanın tecrübeli bir personel olduğunu, montaj işlemini sadece ... Şirketi'nin üstlendiğini, montajın mekanik ve elektronik montaj olarak ikiye ayrıldığını, müteveffanın montaj işinde görevlendirilmediğini, müteveffanın kendi inisiyatifi ile eleme - kırma bandına çıktığını, bandın üzerine çıkma amacının yağlama işini yapmak olduğunu, müteveffanın birçok kez iş sağlığı ve güvenliği konularında eğitime tabii tutulduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Davanın kısmen kabul, kısmen reddine, I-) 1-Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 201.476,62 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 12.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2- Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin reddine, 3-...'ın tazminat talebinin kısmen kabulü ile 72.174,83TL maddi tazminatın olay tarihi olan 12.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya(velayeten anne ...'a) ödenmesine, 4-Davacı ... 'ın maddi tazminat talebinin reddine, II-) 1-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile Eşi ...'ın vefatı nedeniyle 50.000 TL manevi tazminat takdiri ile takdir edilen tazminatın olay tarihi olan 12.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile babası ...'ın vefatı nedeniyle 25.000 TL nanevi tazminat takdiri ile takdir edilen tazminatın olay tarihi olan 12.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile babası ...'ın vefatı nedeniyle 25.000 TL nanevi tazminat takdiri ile takdir edilen tazminatın olay tarihi olan 12.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya (velayeten anne ...'a) ödenmesine, 4-Davacı ... 'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile babası ...'ın vefatı nedeniyle 25.000 TL nanevi tazminat takdiri ile takdir edilen tazminatın olay tarihi olan 12.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, " şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekilince müşterek dilekçe ile ve davalı ... Kırma ...Ltd. Şti. vekili, davalı ... Elektrik ...Ltd. Şti. vekili, davalı ...Ş. vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile verilen kısmen red kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkillerinden ...'ın eşi, diğer müvekkillerin de babası olan ...'ın iş kazası neticesi vefat etmiş olup müvekkilleri lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük olup bozulması gerektiğini, henüz 40 yaşında hayatını kaybeden murisin mirasçıları müvekkillerin babalarını ve eşini kaybetmesinin acısını takdir edilecek tazminat ile bir nebze olsun hafiflemesini beklerken Mahkeme tarafından verilen düşük miktardaki manevi tazminatın yerleşmiş ve kökleşmiş Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 26.10.2011 tarih, 2010/9656 E. - 2011/11163 K. sayılı ilamı), Mahkemenin gerekçeli kararına bakıldığında gerek taraflarına hükmedilen gerekse de davalı taraflara hükmedilen vekalet ücretlerinin hatalı hesaplandığının görüldüğünü, keza, ret miktarının kabul oranından daha az olmasına rağmen davalı taraflara, davacı taraf olarak kendileri ile aynı miktarın verilmesinin usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirdiğini, yine davacı vekili olarak taraflarına hükmedilen vekalet ücreti miktarının az olduğu gibi manevi tazminat açısından ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hiç verilmemesinin de bozmayı gerektirdiğini, yine meydana gelen olayda hiçbir kusuru olmamasına rağmen yine de çok az bir kusur izafe edilen müteveffanın ölümü sebebi ile müvekkillerine SGK tarafından bağlanan gelirin, hesap edilen tazminattan düşülmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, keza bağlanan bu gelirin müteveffanın SGK primlerini ödemesi sebebi ile kanunen hak ettiği maaşın murislerine ödenmesi olup ödenen bu paranın meydana gelen iş kazası ile alakasının olmadığını, indirilmeme nedenleri; ölüm sigortasından bağlanan aylıkların, belirli bir süre sigortalı olmanın ve prim ödemiş bulunmanın bir sonucu olduğunu, zarar verenin bu paradan yararlanmasının söz konusu olamayacağını, o halde zarar verenin, verdiği zararın tamamını açılan davada ödemesi gerektiğini, bu nedenle, tazminat ödemekle yükümlü olan kişilerin (ölüm dalından bağlanan aylıkların) destekten yoksun kalma tazminatından indirilmesini isteyemeyeceğini (06.03.1978, 1/3 İçt.Bir.K.), (HGK 31.01.1986 E.1985/9-853 - K.1986/67 ve HGK 28.11.1979 E.1977/4-1110 - K.1979/1395), (HGK 31.01.1986 E.1985/9-853 - K.1986/67), (4. HD 09.10.20 08... - 11575 sayılı, 30.01.19 80... - 1018 sayılı, 11.06.19 79... - 7725 sayılı ve başka kararları), (7.1.19 72... /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı), anılan sebepler ile davacı müvekkillerine SGK tarafından bağlanan gelirlerinin hesap edilen tazminattan indirilemeyeceğinin açık olduğunu iddia ederek ilamın davacı müvekkilleri lehine bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... San. A.Ş. vekili istinaf dilekçesi ile öncelikle Mahkemece yapılan yargılama kapsamında müvekkili şirkete % 30 oranında kusur izafe edilmesi ve müteveffanın ölümü ile sonuçlanan iş kazasında sorumluluk yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın ... İnşaat Müşavirlik Nakliye Maden İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin çalışanı olup müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, bu nedenle müvekkili şirket aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, mevcut kusur raporundaki çelişkilerin giderilmesinin talep edildiğini, Ceza Mahkemesinden alınan rapor ile 05.12.2017 tarihli rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için farklı bir heyetten 27.03.2018 tarihli raporun alındığı ve dosyanın yeniden bilirkişiye tevdi edilerek 02.07.2020 tarihli ek raporun sunulduğunu, bilirkişi raporunda itirazlarına rağmen yeniden kusur oranı belirlenmeyerek hesaplamalarda 27.03.2018 tarihli rapordaki kusur oranlarının esas alınmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, söz konusu rapordaki % 30 kusur oranının bir hayli yüksek olduğunu, kaldı ki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının da hatalı bir hüküm kurulmasına neden olduğunu, ... ...'ın yurt dışından dönüş yaptığını, gerek kişilik gerekse de bilgi birikim ve deneyimlerinden dolayı müvekkili - taşeron ... İnşaat Anonim Şirketinde işe başladığını ve ... kırma eleme tesisinin başında bulunan kişi olduğunu, söz konusu kırma - eleme tesisinde müteveffayla birlikte yedi kişinin de birlikte çalıştığını, müteveffanın çalıştığı dönem içerisinde kırma - eleme tesisinde müvekkili şirketteki en deneyimli ve en tecrübeli kişi olduğunu, müteveffanın yaşanan olay günü görevli olmadığı halde montaj işine kendi inisiyatifiyle yardım ettiği ve müteveffanın aldığı eğitimlere, tecrübesine aykırı hareket etttiğinin sabit olduğu halde bilirkişi makamınca müteveffanın % 5 kusurlu olduğu kusur oranı üzerinden hesaplama yapılması ve müvekkili şirkete sorumluluk atfedilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, diğer davalı ... Şirketi ile yapılan sözleşmede belirtildiği üzere müvekkili şirket bünyesinde bulunan ... ve ... isimli iki tane çalışanın sadece getir götür işlerinde montaj ekibine yardım etmesi için görevlendirildiğini ancak bu iş için tek kişinin yeterli görüldüğünü ve ...'ın geri çekildiğini, yaşanan olayın makinelerin mekanik montajı bittikten sonra elektrik aksamının kurulması için ... Şirketi'nce diğer davalı ... isimli kişinin görevlendirildiğini, ... tarafından kırma eleme bandını çalıştıran düğmenin bulunduğu kabinin, yürüme bandını görme açısının oldukça net olduğu halde çalıştırma düğmesine basarken son bir kez bant üstünde birisinin olup olmadığını bakmadan çalıştırma düğmesine basmasının davalının özensiz olduğunu ve kusurunu ortaya koyduğunu, söz konusu yaşanan olayda ... ...'a iş güvenliği ve sağlığı konusunda gerekli tüm eğitimlerin verildiği de göz önüne alındığında meydana gelen iş kazasında müvekkili şirkete kusur yüklenmesi ve sorumluluk atfedilmesinin kabul edilemeyeceğini, bilirkişi tarafından yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hazırlanan rapora göre işlemiş ve işleyecek dönem zarar hesabının usul ve yasalara aykırı olarak yapılmış olup hesaplama yönteminde kullanılan değerlerle ilgili olarak gerekçeden ve gerekli açıklamalardan da yoksun olduğunu, söz konusu bilirkişi raporunda Mahkemece hak sahibi eş için, farklı bir evlenme ihtimali belirlenmesi halinde bu belirlemeye göre yeniden hesaplama yapılabileceğinin belirtilmekle birlikte hesaplamanın davacı eşin yeniden evlenme ihtimalinin bulunmadığı kabul edilerek yapıldığını, bilirkişi raporunun çelişkiler içermekle birlikte bilirkişi tarafından davacı eşin evlenme olasılığının, aile bağlarına, sosyal ve ekonomik durumuna, kişiliğine, çocuk sayısına, yörenin töresel koşullarına bakılmadan hesap edilmesinin hukuka ve yasalara aykırılık teşkil ettiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına bakıldığında manevi tazminat taleplerinde; olayın oluş şekli, geçim kaynakları, tazminat talebinde bulunanların davacı işçi ile maddi ve manevi bağlantıları, sosyal ilişkileri ve kazadan dolayı geçirdikleri yıkım, acı ve üzüntüler ile doğrudan doğruya uğradıkları zararın tazminatın hesabında dikkate alınması gerekliliğinin ortada olduğunu, ayrıca yukarıda bahsettikleri gibi hükmedilen miktarın davacıların maddi bir kazanç sağlamasına neden olacağını, oysa ki bilirkişi tarafından müvekkili şirket aleyhine belirlenen tazminat miktarının zenginleştirme sonucu doğurmaması, tazminatın amacından çıkılmaması gerekliliğinin son derece önemli olduğunu, tanık beyanlarına bakıldığında iş yerinde gereken güvenlik önlemlerinin alındığının sabit olduğunu, kaldı ki kazanın oluşumunun müteveffanın aldığı eğitimlerin aksine hareket etmesinden ve görevi dışında sorumluluk almasından kaynaklandığının açık olduğunu, kazanın meydana gelmesinde, müteveffanın tamamen kendinden kaynaklı fizik kurallarına ve mantığa aykırı hareket etmesinin etkili olduğunu, söz konusu olayda olduğu gibi hiçbir tecrübesi olmayan bir işçinin dahi müteveffanın yaptığı makineye yönelik müdahaleyi yapmayacağının açık olduğunu, bu nedenlerle tüm kusurun müteveffada olduğu işbu olayda yaşananlardan davalı müvekkili şirketin aleyhinde bu kadar fahiş tazminata hükmedilmesinin davacıların sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, bu nedenlerle verilen kararın bozulması gerektiğini savunarak kararının temyiz incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... Kırma Eleme Mak. Şti. vekili istinaf dilekçesi ile kararın açıkça hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, şöyle ki; mevcut haliyle dosyada karar verilmesinin isabetli olmadığını zira hali hazırda dosyada kusur oranları açısından alınan 2 rapor ve SGK inceleme raporunun mevcut olup bu üç rapor arasındaki mevcut çelişkileri gideren Mahkemece alınan başka bir raporun da olmadığını, gerek Banaz Cumhuriyet Savcılığı tarafından alınan 14.03.2015 tarihli raporda gerekse 28.12.2018 tarihli SGK inceleme raporunda müvekkili şirkete kusur atfedilmediğini, müvekkili davalının, müteveffanın alt işvereni ya da üst işvereni konumunda olmadığını, müteveffanın sigortalı olarak ... San. A.Ş.'nin işçisi olduğunu, müvekkili davalının ise diğer şirketlerle herhangi bir alt - üst işverenlik ilişkisinin olmadığını, müvekkili şirket diğer davalı ...Ş. arasında alım - satım anlaşmasının yapıldığını ve satımda monte işleminin de gerçekleştiğini, yapılan montajdan sonra müvekkili davalının sahada herhangi bir işi ve sorumluluğunun kalmadığını ve günler öncesinden sahayı terk ettiğini, müvekkilinin görevli olmadığı bir işte ve alanda sonradan meydana gelen bir iş kazasından müvekkilinin işveren sıfatı ile sorumlu tutulmasının abesle iştigal olduğunu, ölen işçinin müvekkilinin işçisi bile olmadığını, müvekkilinin kendi edimlerini yerine getirirken her türlü güvenlik önlemi aldığını ve iş bitiminde alandan ayrıldığını, bu saatten sonra müvekkilinin görevini başarı ile bitirip ayrıldığı ve başkasına ait bir iş yerinde güvenlik önlemlerini alması ya da bu yerdeki işveren gibi sorumluluğun bulunmasının beklenmesinin hukuken ve hayatın olağan akışına göre mümkün olmadığını, müvekkilinin herhangi bir işveren konumunun bulunmaması nedeniyle diğer davalılar ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmasının hukuken imkansız olduğunu, ne ölen kişinin müvekkilin işçisi olduğunu ne de kaza yerinin müvekkilinin iş alanı olduğunu, buna rağmen müvekkilinin ne sıfatla sorumlu tutularak % 25 kusurlu bulunduğu ve bu kusur oranı ile tazminata mahkum edilmesinin taraflarınca anlaşılamadığını, müvekkilinin ölen kişiye iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verme zorunluluğunın da görevinin de bulunmadığını çünkü hiçbir suretle işçisi olmadığını, kişinin görevi ve zorunluluğu olmayan bir husus için de herhangi bir sorumluluktan bahsedilemeyeceğini zira sorumluluğun; görev ve yükümlülükten doğan bir kurum olduğunu, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda müteveffaya verilen kusur oranının hatalı olduğunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda çalışanların yükümlülüklerinin düzenlendiğini, buna uymayan işçinin kusur oranın daha fazla olması gerektiğini, konveyör testi yapılırken işçinin kendi dikkatsizliği ve kusuru ile test sahasına girdiğini, dolayısıyla işçiye izafe edilen % 5 kusurun taraflarınca kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle kazanın meydana geldiği iş yeri sahibi ... Şirketine % 20, müteveffanın işvereni ... Şirketine % 30 verilirken ne işveren olan ne de iş yeri sahibi olan müvekkiline % 25 kusur oranı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, SGK tarafından sunulan inceleme raporunda meydana gelen kazadan % 50 oranında alt işveren ... Ltd. Şti.; % 40 oranında asıl işveren ... ve % 10 oranında ... isimli kişinin kusurlu olduğunun belirtildiğini, gerçekten de müvekkili şirket ile ... A.Ş. arasında makine ve ekipman alımı için sözleşme imzalanmış olup sözleşmenin 3. sayfası 14 numaralı başlıkta yer alan elektrik kontrol panosunun müvekkili şirket tarafından üretilmediğini, yapılan montajdan sonra müvekkili davalının sahada herhangi bir işi ve sorumluluğunun kalmadığını ve günler öncesinden sahayı terk ettiğini, dosya kapsamında aldırılan hesap bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından müvekkiline % 25 kusur atfedilen bilirkişi raporunun hesap raporunda esas alınmasının sebebinin bildirilmediğini, soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporu ile Mahkeme dosyası kapsamında alına 05.12.2017 tarihli bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi maksadı ile 27.03.2018 tarihli kusur raporunun alındığını, aynı zamanda SGK'nın işbu raporlardan çok farklı bir kusur raporunu dosyaya kazandırdığını ancak birbirlerinden çok farklı olan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hesap bilirkişiye gidilmesi ve bu haliyle dosya kapsamında karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E. 2014/21754 K. 2016/2843 sayılı ilamı), (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi Esas No. 2011/5211 Karar No. 2011/4643 sayılı ilamı), davacılar vekilinin her ne kadar manevi tazminat tutarının düşük olduğunu iddia etse de davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verecek derece fahiş miktarlar olduğunu (Yargıtay 15. HD E. 2009/3129 K. 2010/3245 t. 7.6.2010), (Yargıtay 4. HD E. 2010/9656 K. 2011/11163 t. 26.10.2011) savunarak kararın bozularak davacı yanca açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Elektrik Şti. vekili istinaf dilekçesi ile Mahkemenin kararına esas aldığı 27.03.2018 tarihli kusur raporu ve buna dayalı olarak hazırlanan hesap raporlarının mevcut duruma aykırı tespitler içerdiğini, karara dayanak raporların çelişkili tespit ve değerlendirmeler içerdiği gibi, mevcut duruma, ceza dosyası ve SGK incelemelerine de aykırı olduğunu, hukuka, somut olaya ve hakkaniyete aykırı değerlendirmelerle müvekkili şirkete izafe edilen kusura, buna dayalı olarak verilen karara itiraz ederek kararın kaldırılmasını talep etmenin zorunlu olduğunu, raporda da belirtildiği üzere davanın, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup müvekkili şirketin kazanın meydana geldiği şantiyede işveren, taşeron vb bir sıfatının bulunmadığını, kazanın; ... A.Ş.'nin şantiyesinde ... Mak. Ltd. Şti. tarafından kurulmakta olan kırma eleme makinesinin montajı esnasında meydona geldiğini, müvekkili şirketin, ... Mak. Ltd. Şti.'nin imal ve montajını yaptığı makinenin elektrik malzemelerini satmış olup sıfatı tedarikçi olmaktan ibaret olduğunu, ... Mak. Ltd. Şti.'nin elektrik malzemelerinin siparişi sırasında ... A.Ş. ile yaptıkları anlaşmanın ifası ve makine montajının tamamlanabilmesi için kurulumun son 4 gününde elektrik montaj elemanına ihtiyacı olduğunu bildirdiğini, elektrik montaj işlerini yapmak üzere müvekkili şirket işçisi ...'ın ... A.Ş.'nin şantiyesine gönderildiğini, dolayısıyla iş yeri ve kazanın meydana geldiği yerde kurulu makinenin müvekkili şirkete ait olmadığı için işçi ve iş yerine ilişkin güvenlik önlemlerini almanın müvekkilinin yükümlülüğünde olmadığını, nitekim, sadece tedarikçi olan müvekkilinin böyle bir sorumluluğunun bulunmadığı gibi yetkisinin de olmadığını, kaldı ki; işçinin iş sözleşmesinde belirlenen iş görme borcunu belli süre başka bir işverenin hakimiyeti altında ifa etmesi (geçici olarak görevlendirilmesi) halinin İş Kanunu 7. maddesinde düzenlenen geçici iş ilişkisini oluşturmakta olup Kanun'da öngörülen şartlara uygun olarak kurulan bir geçici iş ilişkisinde, işçinin hukuka aykırı olarak üçüncü kişiye verdiği zarardan (devreden işveren işin görülmesini talep hakkının yanında işçiye talimat verme hakkını da devralan işverene devrettiğinden, o iş yerinde işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak devralan işverenin yükümlülüğünde olduğundan, aynı zamanda zarar sırasında fiili olarak görülen iş devralan işverene ait olacağından) devralan işverenin sorumlu olacağını zira, iş kazalarında işverenin sorumluluğunun altında yatan nedenin işçiyi gözetme borcu ve iş sağlığı güvenliği önlemlerini alma borcu olduğunu, dava konusu kazada müvekkilinin belirtilen nitelikte borcu bulunmadığından sorumluluğunun da bulunmadığını, somut olayın nitelikleri dikkate alınmadan müvekkiline kusur izafesi ve müvekkilinin tazminattan sorumlu tutulmasının mevcut duruma, dosya içeriğine aykırı olduğunu, husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, değerlendirilmediğini, bu konuda bir karar verilmediğini, davacıların, dava dilekçelerinde davayı Savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporunu esas alarak açtıklarını belirtseler de Savcılık aşamasında alınan raporda müvekkiline atfedilen bir kusurun bulunmadığını, buna karşın bahse konu raporda ve işbu karara dayanak alınan raporda kusur atfedilen ...'ın işbu davada davalı olarak gösterilmemesi nedeniyle müşterek müteselsil sorumluluk esasına dayalı olarak kurulan hükümle kazanın meydana geldiği şantiyenin sorumlusu ...'ın kusuruna isabet eden tazminatın da kazada hiçbir dahli olmayan müvekkiline yüklendiğini, hükme esas alınan 27.03.2018 tarihli kusur raporu ve buna bağlı düzenlenen hesap raporlarının mevcut duruma aykırı tespitler içermekte olup ayrıca ceza dosyası ve SGK incelemesiyle de çelişkili tespit ve değerlendirmeler içerdiğini, hatalı ve çelişkili bir kusur raporuna dayalı şekilde hazırlanan hesap raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, şöyle ki: ceza dosyasında müvekkili şirkete hiçbir kusur izafe edilmemiş olmasına rağmen, 27.03.2018 tarihli raporda müvekkiline kusur izafesinin hatalı olduğunu, dosya içeriğinden de anlaşılacağı üzere, tedarikçi olan müvekkili şirketin dava konusu sahada, projede ve makine üzerinde iş güvenliği denetimi yapabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin imal ve montajını yaptığı makinenin elektrik malzemelerini sattığını, ... Mak. Ltd. Şti.'nin talebi ile elektrik malzemelerinin montajının tamamlanabilmesi için şirket işçisi ...'ın ... A.Ş.'nin şantiyesine gönderilmiş ise de, iş yeri ve iş güvenliği önlemlerinin, makine satış sözleşmesinin taraflarınca (... ve ...) alınacağı, müvekkili şirketin onların gözetim ve denetimi altında çalıştığının dosya içeriğinden (kurulumu yapılan makineye ilişkin sözleşme ve tanık beyanları) anlaşıldığını, nitekim gerek iş yeri, gerekse kazanın meydana geldiği yerde kurulu makinenin müvekkili şirkete ait olmadığı için de işçi ve iş yerine ilişkin güvenlik önlemlerini almanın müvekkilinin yükümlülüğünde de olmadığını, nitekim, müvekkilinin böyle bir yetkisi ve sorumluluğunun bulunmadığının da dosya içeriğinden anlaşıldığını, somut olayda, şantiyeye ilişkin işçi ve iş güvenliği önlemlerini almanın ... Tic. A.Ş.'nin yükümlülüğünde olup kırma eleme makinesiyle ilgili işçi ve iş güvenliği önlemlerini almanın ise ... Kırma Eleme Ltd. Şti.'nin yükümlülüğünde olduğunu, yine dosyaya daha önce sundukları 01.12.2015 tarihli geçici görevlendirme yazısında da, ...'ın hangi nedenle ve hangi süre için davalı ...'a ait şantiye sahasında görevlendirildiğinin açıkça belirtildiğini, kendisinin de bu görevlendirmeyi kabul ederek çalışma alanı içindeki tüm iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyacağını beyan ve taahhüt ettiğini, bu belgenin müvekkili şirket çalışanına gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitiminin verildiğini, bu bilincin kazandırıldığını ve şirket çalışanının uyması gereken kuralların farkında olduğunu gösterdiğini, 27.03.2018 tarihli raporda müvekkili şirket çalışanı ...'a atfedilen kusur oranının da fahiş ve hatalı olduğunu, raporda, müvekkilinin işçisi olan ...'a, konveyör bantların testini yaparken test sahasına girilmesine izin verdiği, çalışmaları yaparken yanında bir gözcü bulundurmadığı, kabin odasından bandın tamamını göremediği halde bandı çalıştırdığı ve bu durumla ilgili amirlerine bilgi vermediği için % 10 oranında kusur izafe edilmiş ise de: kaza akabinde olay yerinde çekilen fotoğraflarda görüşe engel olan ve kusuru azaltan hususların açıkça görüldüğünü, ... ...'ın fosforlu iş yeleği ve sarı renkli bareti kullanmadığı, bunun yerine üzerindeki koyu kıyafetlerle (konveyör bantla aynı renkte) ve habersiz bir şekilde, üstelik kapatma butonuna basmadan banda çıktığı, olay sonrası olay mahallinde bulunan 4 kişinin ifadelerinden de ... ...'ın orada olduğuna dair kimsenin bilgisi ve görgüsünün bulunmadığı, olay meydana geldikten sonra müteveffanın orada olduğunun fark edildiğinin anlaşıldığını, ...'ın, konveyör bantların testini yaparken test sahasına girilmesine izin vermemek gibi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı nazara alındığında ...'a kusur yüklenmesinin de doğru gerekçelendirilmediği ve açıkça hatalı olduğunun anlaşıldığını, kazanın meydana geldiği şantiye ve test sahasını denetleme, buraya giren ve çıkan kişileri tespit etme ve gerekli izinleri verme gibi sorumlulukların şantiye sahibi asıl işverene (...), makine kurulumunu yapmakta olan alt işverene (... Makine) ve şantiyeden sorumlu işveren vekili ...'a ait olmasına rağmen: tedarikçi müvekkiline % 20, şirketin çalışanı olan ...'a da % 10 kusur izafe edilmesi suretiyle müvekkilinin asli sorumlular işveren, şantiye şefi ve taşerondan daha fazla maddi ve manevi tazminattan sorumlu addedilmesinin oluşa, yasal düzenlemelere, hakkaniyete ve adalete aykırı olduğunu, 27.03.2018 tarihli raporda ... ...'a ve kazanın olduğu alandan sorumlu şef ...'a atfedilen kusur oranlarının mevzuata ve somut olayın gereklerine göre son derece düşük olduğunu, müteveffanın kaza yerine görevlendirilmediği halde kendi isteği ile gittiği, bu konuda üstlerine de herhangi bir bilgi vermediği, yine kendi inisiyatifiyle ve gerekli bilgilendirmeleri yapmadan asıl görevli olan ... yerine bandın üzerine çıktığı ve çalışmaya başladığının görgü tanıklarının beyanı ile sabit olduğunu, buna karşın, müteveffanın bu bölgeye gelmesi ve kendiliğinden çalışmaya başlamasının ihmal derecesindeki ağır kusurunun varlığının önemli bir kanıtı olduğunu, müteveffanın kusuruna etki etmesi ve kusur oranını artırması gereken bir başka hususun ise, kazanın meydana geldiği banda çıkmadan önce bandın hareket etmesini engelleyecek olan emniyet düğmesini (switch) kullanmaması olduğunu, nitekim raporda da vurgulandığı üzere dosyada dinlenen tanıkların tamamının bandın başlangıç kısmında banda çıkmadan önce elektriği kapatan bir emniyet düğmesi bulunduğunu, bu düğme kullanılınca bardın hareket etmeyeceğini ve tedbir alarak bunun kullanılması gerektiğini, banda çıkacak herkesin emniyet düğmesini kullanması gerektiğini, bu emniyet düğmesinin olay tarihinde kurulu ve çalışır durumda olduğunu ifade ettiklerini, dolayısıyla bu düğmenin kullanılması halinde bandın hareket etmeyeceği ve kazanın meydana gelmeyeceği ancak müteveffanın ağır ihmali ile bu emniyet düğmesini dahi kullanmadığının sabit olduğunu, ceza dosyasındaki tespitlerden, müteveffanın makineye çıkarken baret, kemer ve yüksekte çalışmaya ilişkin ve sair diğer ekipmanlarını takmadığı, bunu denetlemesi gereken şantiye şefinin ise şantiyede bulunmadığı, iş güvenliği eğitimine rağmen emniyet kemerini kullanmadığı, koyu kıyafetler giyen müteveffanın üzerinde fosforlu yelek bulunmadığı, zaten siyah olan bant nedeniyle 43 m. uzaktan ve arada makinenin başka parçalarının geçiyor olması nedeniyle fark edilmemesinin mümkün olduğunun anlaşıldığını, tüm bu durumların müteveffanın görevli olmadığı halde kaza yerine kendi isteğiyle gittiğini, bu konuda üstlerini bilgilendirmediğini, kaza konusu makineye asıl görevlinin yerine kendi inisiyatifiyle çıktığını ve çalışmaya başladığını, bu durumdan da kimseyi haberdar etmediğini ve kaza anında orada bulunanların müteveffanın banda çıktığını bilmediklerini, yine müteveffanın tecrübesine ve aldığı eğitimlere rağmen emniyet düğmesini (switch) kullanmadığını, diğer iş güvenliği kurallarına uymadığını, kendisine teslim edilen koruyucu malzemeleri (özellikle emniyet kemeri ve fosforlu iş yeleği) kullanmadığını gösterdiğini, hesap raporuna esas alınan mevcut duruma, SGK incelemesine, ilgili mevzuata ve ceza dosyasındaki tespitlere açıkça aykırı 27.03.2018 tarihli kusur raporuna haklı itirazları karşılanmadan alınan hesap raporunun da, hatalı kusur raporuna dayalı olarak düzenlendiği, hak sahibi eşin aile bağları, sosyal ve ekonomik durumu, kişiliği ve yörenin koşulları gibi somut olayın özelliklerine ilişkin hiçbir araştırmaya dayanmadığı, varsayımsal ve ihtimal üzerinden hesaplama yapıldığı için itiraz edildiğini, bu itirazlarının da Mahkemece karşılanmadığını savunarak kararın istinaf itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Bu çerçevede, somut olayın özellikleri, iş kazasının meydana geldiği tarih, ülkenin ekonomik ve sosyal koşulları, hakkaniyet ilkesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, tarafların kusur durumları, manevi tazminatın amacı, kapsamı ve caydırıcılık uyandıracak miktarda olması gerekliliği ve tüm dava dosyası kapsamı dikkate alınmak sureti ile takdir edilen manevi tazminat miktarının somut olay ile manevi tazminatın kapsam ve amacına uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Davacıların manevi tazminata hak kazandığı anlaşıldığından yukarıda açıklanan ilkeler, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, günün ekonomik koşulları, olayın davacılar üzerindeki etkisi dikkate alınarak davacılar lehine belirlenen manevi tazminatın hüküm altına alınması isabetli olup miktara yönelik davacılar vekili ve davalılar vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. HMK'nın 359. maddesine 28.07.2020 tarihli 31199 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun'un 38. maddesi ile eklenen Fıkra gereğince; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle Kanun'a uygun sebeplere ve özellikle; delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ve kamu düzenine aykırı bir husus da tespit edilemediğinden..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince müşterek dilekçe ile ve davalı ... Kırma ...Ltd. Şti. vekili, davalı ... Elektrik ...Ltd. Şti. vekili, davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Kırma firma vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Elektrik firma vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... firma vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, , 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13., 16., 20. ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilince dava dilekçesinde davacı eş için 260.000,00 TL, davacı çocuklar için ayrı ayrı 130.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı eş için 50.000,00 TL, davacı çocuklar için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile manevi tazminat yönünden taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde reddine veya kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre dosya tazminat hesabı yönünden bilirkişiye tevdii edilmiş, 08.08.2018 tarihli hesap bilirkişi raporunda özetle; ...'ın eşinin ölümü nedeniyle 246.478,87 TL, ...'ın babasının ölümü nedeniyle 79.820,97 TL, ...'ın babasının ölümü nedeniyle 21.685,07 TL destekten yoksun kalma zararı olduğu, davacı ... yönünden tazminat hesabının yapılmadığı yönünde görüş bildirildiği, davacı vekilince rapora itiraz edilmeyerek bu rapor doğrultusunda 28.08.2018 tarihli dilekçesiyle talebini toplam 346.484,91 TL artırarak arttırdığı , Mahkemece ilk peşin değer tutarının rücu edilebilir kısmı hesaplanan zarardan mahsup edilmek üzere ek rapora dosyanın gönderildiği, hazırlanan 02.07.2020 tarihli ek raporda özetle; ...'ın eşinin ölümü nedeniyle 201.476,62 TL, ...'ın babasının ölümü nedeniyle 72.172,83 TL destekten yoksun kalma zararı olduğu, ...'ında zararının karşılandığı yönünde görüş bildirildiği, Mahkemece iş bu raporun hükme esas alındığı ve maddi tazminata karar verildiği gözetildiğinde reddine veya kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. KARAR : Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin hükmedilen maddi ve manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.