1. Hukuk Dairesi 2010/5207 E. , 2010/5917 K. "" MAHKEMESİ : SAMSUN 3.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/03/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden davalı adına olan 1870 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 48.15 m2 lik kısmının idarece belirlenen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığını ileri sürerek tapu iptal ve muhtesatın yıkılmasını istemiştir. Davalı, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, taşınmazın bir bölümünün idarece belirlenen kıyı kenar çizgisine göre kıy…
**1. Hukuk Dairesi 2010/5207 E. , 2010/5917 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SAMSUN 3.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/03/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden davalı adına olan 1870 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 48.15 m2 lik kısmının idarece belirlenen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığını ileri sürerek tapu iptal ve muhtesatın yıkılmasını istemiştir. Davalı, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, taşınmazın bir bölümünün idarece belirlenen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi . .’nın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali, taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın idarece belirlenen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalan bölümü yönünden davanın kabulüne karar verilmiş; hükmü davalı, kabul kapsamına giren bölüm yönünden temyiz etmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın öncesi olan 168 nolu parselin kadastro tespitine karşı hazine aleyhine açılan davanın kabulüne karar verildiği, derecattan geçerek 10.8.1981 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 04.12.2003 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 04.12.2003 tarihleri arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir. Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarih, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır. Öte yandan, yürürlüğe konulan hükümler kamu düzeniyle ilgili bulunduğundan ve re'sen gözetilmesi gerektiğinden somut olayda, aleyhe bozma yasağı ilkesinin de uygulanma yeri bulunmadığı izahtan varestedir. Öte yandan, her dava açıldığı tarihteki koşullara tabidir.