Başvuru, yakalama ve gözaltına alma işlemleri sırasında kolluk görevlilerinin kötü muamelesine maruz kalındığı, etkili soruşturma yürütülmediği, bu nedenle insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; yakalama ve gözaltına alma işlemleri sırasında kolluk görevlilerinin kötü muamelesine maruz kalındığı, etkili soruşturma yürütülmediği, bu nedenle insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 4/6/2014 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 9/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 9/3/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 15/3/2016 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 16/3/2016 tarihinde ibraz etmişlerdir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular kardeş olup İstanbul’da ikamet etmektedirler. Gözaltına Alma Süreci Başvurucular 13/12/2013 tarihinde saat 40 sıralarında, İstanbul ili Esenler ilçesi Oruçreis Mahallesi Sokak'ta bulunan Mareşal Fevzi Çakmak ve Aksoy İlkokulları ile Anadolu İmam Hatip Lisesi yakınında devriye görevi ifa eden üç kişilik kolluk ekibi tarafından durumlarından şüphelenildiği gerekçesiyle durdurularak kimlik ibraz etmeleri istenmiş ve üst araması girişiminde bulunulmuştur. Belirtilen işlemlerle ilgili olarak görevlilere direndikleri gerekçesiyle başvurucular, zor kullanılarak ekip aracına bindirilmişlerdir. Başvurucular hakkında yakalama ve gözaltına alma işlemleri yapılmıştır. Bilal Şorli'nin üst aramasında bulunan bıçağa el konulmuştur. Başvurucular, haklarındaki adli işlemlerin yürütülmesi için Atışalanı Polis Merkezi Amirliğine teslim edilmişlerdir. Bu işleme ilişkin olarak, ilgili polis memurları tarafından aynı gün saat 40’ta bir tutanak düzenlenmiştir (bkz. § 29). Bu kapsamda başvurucular aynı gün adli muayene için Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülmüşlerdir. Belirtilen hastanede başvurucuların yanı sıra ilgili kolluk görevlileri hakkında da adli muayene raporu düzenlenmiştir (bkz. §§ 47, 51, 55, 58 ve 61). Gerekli adli işlemlerin yapılması için başvurucuları teslim alan polis memurları K. ve U. tarafından aynı gün saat 30’da, nöbetçi Cumhuriyet savcısı ile telefonla görüşme talimat alma ve salıverilme tutanağı düzenlenmiş ve anılan tutanak başvurucular tarafından da imzalanmıştır (bkz. § 30). Polis Merkezinde başvurucular hakkında yürütülen adli işlemler kapsamında ilgili polis memurlarının şikâyetçi ve başvurucuların ise şüpheli sıfatıyla ifadelerine başvurulmasını ve “yoklama kaçağı” oldukları tespit edilen başvuruculara “1111 sayılı Askerlik Kanunu gereği en yakın askerlik şubesine başvurması ve askerlik işlemlerini tamamlatmasına yönelik” talimatın tebliğini müteakip salıverilmişlerdir. Aynı gün -başvurucuların beyanlarına göre- Bilal Şorli’nin evde baygınlık geçirmesi üzerine her iki başvurucu saat 00 sıralarında Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülmüştür. Belirtilen Hastanede muayene edilen başvurucular hakkında adli muayene raporu düzenlenmiştir (bkz. §§ 48, 52). Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesinin 14/12/2013 tarihli ve 2013/590 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucu Bilal Şorli’ye ait bıçak hakkındaki el koyma işleminin onanmasına ve üzerinde inceleme yapılmasına izin verilmesine karar verilmiştir. Başvurucular Hakkında Yürütülen Adli Soruşturma Başvurucular hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 30/1/2014 tarihli ve 2014/11830 soruşturma, E.2014/5361 sayılı iddianamesi ile “görevi yaptırmamak için direnme” ve “kamu görevlisine görevi sebebiyle hakaret” suçlarını işledikleri iddiasıyla Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Yargılama sonucunda Asliye Ceza Mahkemesinin 27/5/2014 tarihli ve E.2014/32 K.2014/608 sayılı kararı ile Vedat Şorli’nin üzerine atılı tüm suçlardan beraatına, Bilal Şorli’nin ise hakaret suçundan beraatına, görevi yaptırmamak için direnme suçu bakımından ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Kolluk Görevlileri Hakkında Yürütülen Adli Soruşturma Başvurucular 14/12/2013 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ile müracaat ederek şikâyetçi olduklarını bildirmişlerdir. Aynı gün Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma başlatılmış ve başvurucuların şikâyetçi sıfatıyla ifadeleri alınmıştır. Başvurucular Cumhuriyet Başsavcılığının 14/12/2013 tarihli ve 2013/122380 soruşturma sayılı yazısı ile adli muayene raporu düzenlenmesi için Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilmişlerdir. İlgili adli tıp uzmanı tarafından başvurucular hakkında yaşamı tehlikeye sokan bir durum veya kemik kırığı olmadığı ve tıbbi bulguların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu yönünde adli muayene raporları düzenlenmiştir (bkz. §§ 49, 53). Cumhuriyet Başsavcılığının 17/12/2013 tarihli ve 2013/122380 Soruşturma sayılı yazısı ile Atışalanı Polis Merkezi Amirliğinden başvurucular hakkında yapılan işlemlere ilişkin belgelerin gönderilmesi ve olayda görevli polis memurlarının Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatlarının sağlanması istenmiştir. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü Bayrampaşa Ekipler Amirliğinin 30/1/2014 tarihli ve 1702 sayılı yazısı ile görevli polis memurları Ö., İ.E. ve Y.ye gerekli tebligatın yapıldığı ve adı geçen görevlilerin Cumhuriyet Başsavcılığında hazır bulundurulmaları için bir başpolisin görevlendirildiği bilgisi verilmiştir. Cumhuriyet savcısı tarafından 30/1/2014 tarihinde şüpheli polis memurlarının ifadeleri alınmıştır. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli polis memurları hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. 31/1/2014 tarihli ve 2013/122380 soruşturma, 2014/5689 sayılı anılan kararın ilgili kısımları şöyledir:“…Şikayetçiler Cumhuriyet Başsavcılığımıza müracaat ile 13/12/2013 günü Esenler Atışalanı’nda yolda giderlerken bir ekip otosunun kendilerini durdurduğunu, üstlerinde suç unsuru olup olmadığını sorduklarını, Bilal Şorli'nin üzerinde bulunan çakıyı gösterdiğini, polis memurlarının kendilerini zorla ekip aracına bindirmek istediklerini, biber gazı sıktıklarını, ellerini kelepçelediklerini, takviye ekip çağırdıklarını, kendilerini darp ettiklerini, doktor raporu aldıklarını, kendilerini darp eden polis memurlarından şikayetçi olduklarını belirterek dilekçe vermişlerdir. Başsavcılığımızca yapılan soruşturma kapsamında ifadeleri alınan şüpheliler savunmalarında Önleyici Hizmetler Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptıklarını, olay günü ring görevlerini ifa ederlerken okul önlerinde bazı şahısların uyuşturucu madde sattığının bildirilmesi üzerine şikayetçilerin durumundan şüphelendiklerini, üst araması yapmak istediklerinde şahısların direndiğini, hakaret ettiklerini, ‘biz kürdistan vatandaşıyız, bizi arayamazsınız’ şeklinde sözler sarfettiklerini, şikayetçi Bilal Şorli'nin elini beline atması üzerine kendisine müdah[a]le ettiklerini ve elindeki bıçağı aldıklarını, diğer şika[ye]tçi Vedat Şorli'nin polis memuru .. Y...'ın gözüne yumrukla vurduğunu, vatandaşların 155 i araması üzerine olay yerine takviye ekip geldiğini, şahısları etkisiz hale getirerek ekip otosuna bindirdiklerini, her iki şikayetçinin de kendilerine saldırdıklarını, bıçak çektiklerini, şikayetçiler hakkında görevli memura mukavemet suçundan ve hakaret suçlarından işlem yapılmak üzere Atışalanı Polis Merkezi Amirliğine teslim ettiklerini, üzerlerine atıl suçlamayı kabul etmediklerini savunmuşlardır. Şikayetçi Vedat Şorli, Bilal Şorli ve şüpheli polis memurları .. Ö..., .. Y... ve İ... E...'ın olayda basit tıbbi müdahele ile giderilebilecek ölçüde yaralandıkları 23/12/2013 tarih ve 2013/20626-20630 sayılı [A]dli [T]ıp [K]urumu raporlarından anlaşılmıştır. Polis memuru olan şüphelilerin suç tarihinde görevlerini yaptırmamak için kendilerine direnen şikayetçilere karşı 2559 sayılı [P]olis [V]azife [S]elahiyet [K]anunu’nun [m]addesi kapsamındaki zor kullanma yetkilerini kullandıkları, meşru sınırlar içerisinde kaldığı anlaşılan bu yetkinin kullanılması neticesinde şikayetçilerin hafif şekilde yaralandığı ve şüphelilerin eylemlerinde TCK’nun [m]addesinde yer alan zor kullanma yetkisine ilişkin sınırların aşılması sonucunun unsurlarının oluşmadığı, şikayetçilerle şüphelilerin yaralanması arasında denklik bulunduğu, aşırı güç kullanmadığı anlaşıldığından, şüphelilerin üzerine yüklenen suçun unsurları oluşmadığından, Şüpheliler hakkında CMK’nun maddesi gereğince KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA, … karar verildi. ...” Başvurucuların kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itirazları, İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinin 9/4/2014 tarihli ve 2014/429 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Anılan kararın ilgili kısımları şöyledir:“…Soruşturma evresinde toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturmadığı gibi itiraza konu karardaki gerekçeler de dikkate alındığından şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla;… itirazın REDDİNE,... karar verildi. ...” İtirazın reddine dair anılan karar, başvurucu Bilal Şorli’ye 15/5/2014, başvurucu Vedat Şorli’ye Cumhuriyet Başsavcılığı kaleminde 16/7/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 4/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.B. Bulgular Tutanaklar Başvurucular, haklarındaki adli işlemlerin yürütülmesi için Atışalanı Polis Merkezi Amirliğine teslim edilmişlerdir. İlgili polis memurları tarafından 13/12/2013 tarihinde saat 40’ta düzenlenen ve başvurucuların imzalamaktan kaçındıkları tutanağın ilgili kısımları şöyledir:“ 2013 günü saat: 13:40 sıralarında Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü Bayrampaşa Ekipler Amirliğine bağlı 29498 kod nolu ekip olarak idaremiz Oruçreis Mahallesi Sokakta bulunan öğrencilere rahatsızlık veren şahısların bulunduğu ve bu şahıslarla ilgili okul giriş ve çıkışlarında rutin olarak yapmış olduğumuz kontrol esnasında okul önünde bekleyen durumundan şüphelendiğimiz kimlik bilgilerini sonradan öğrendiğimiz … Bilal ŞORLİ ve … Vedat ŞORLİ isimli şahısların kaba üst aramaları yapılmak istendiği sırada her iki şahıs da üst araması yaptırmak istemeyerek biz görevlilere direnmeye başlamış, Bilal ŞORLİ isimli şahıs elini sağ arka cebine atarak cebinden bir şey çıkarmaya çalışmış ve şahsın arka cebi biz görevlilerce kontrol edildiğinde bıçak olduğu görüşmüş ve bıçak tarafımızdan geçici olarak muhafaza altına alınmış, bu esnada şahıslar bıçağımızı alamazsınız bizi arayamazsınız diyerek biz görevlilere saldırmaya başlamışlar, Vedat ŞORLİ isimli şahıs ekipte görevli M… Y… a arkadan gelerek yüzüne yumruk atarak yaralanmasına sebep olmuş, Bilal ŞORLİ isimli şahıs bu sırada boynunda dolanmış vaziyette olan kırmızı yeşil sarı renkli puşisini çıkararak ‘ben kürdistan vatandaşıyım siz o… çocukları bizi arayamazsınız, dağdaki abilerim hepinizin leşini serecek, sizin devletinizi s…” gibi sinkaf içerikli sözcükleri bağırarak söylemiş ve akabinde biz görevlilere saldırmaya devam etmişler, biz görevlilerce direnişi kıracak ölçüde orantılı olarak güç kullanılarak şahıslar kontrol altına alınmak istenmiş, Bilal ŞORLİ isimli şahıs yere yatırılmaya çalışılırken kaçmak için hamlede bulunmuş ve bunun sonucu şahıs yere düşerek yüzünü ve başını yere çarpmış, Vedat ŞORLİ isimli şahıs görevli polis memuru V… Ö… e saldırmış ve bu saldırı sonucu gözlük camının çatlamasına neden olmuş, olay yerinin kalabalık olması ve çevredeki diğer şahısların biz görevlilere müdahale etmeye çalışmasından dolayı şahıslar kelepçe takılamadan ekip aracımıza bindirilerek hızla olay yerinden hareket edilmiş, Polis merkezine seyir halindeyken ekip otomuz içerisinde şahıslar biz görevlilere yumruk ve tekme vurmaya çalışmışlar, şahıslara kelepçe takılmak amacıyla ekip aracımız durdurulmuş, daha önce telefonla bahse konu olayla ilgili yardım istediğimiz 29496 ekibi yanımıza intikal etmiş, 29496 ekibiyle birlikte şahıslar araçtan indirilmiş, şahıslara kelepçe takılarak ekip aracına tekrar bindirilmiş, Atışalanı Polis Merkezi Amirliğine intikal edilmiş, ilgili şahısların Polis Merkezinde yapılan üst aramasında başka bir suç unsuruna rastlanmamış ve şahısların yapılan UYAP sorgusunda aranmadıkları anlaşılmış, Bilal ŞORLİ isimli şahıstan ele geçirilen 1 adet sap kısmı kahverengi ve siyahla karışık renkleri olan sap kısmının uzunluğu yaklaşık 10 cm ve kesici kısmı yaklaşık 10 cm olan kesici kısmında Columbia ibaresi bulunan bıçak adı geçen şahıslarla birlikte şahıslara yasal hakları hatırlatılarak haklarında gerekli yasal işlemler yapılmak üzere doktor raporları alınarak Atışalanı Polis Merkezi Amirliğine teslim edilmiş olup;İş bu tutanak tarafımızdan tanzimle altı birlikte imza altına alınmıştır. ...” Gerekli adli işlemlerin yapılması için başvurucuları teslim alan polis memurları K. ve U. tarafından aynı gün saat 30’da, nöbetçi Cumhuriyet savcısı ile telefonla görüşme talimat alma ve salıverilme tutanağı düzenlenmiş ve anılan tutanak başvurucular tarafından da imzalanmıştır. Belirtilen tutanağın ilgili kısımları şöyledir:“... şahıslara yasal hakları hatırlatılarak haklarında gerekli yasal işlemler yapılmak üzere doktor raporları alınarak merkezimize celp ettirilmiş tahkikata başlanmıştır.Günün Nöbetçi Bakırköy Cumhuriyet Savcısı C… Y… a konu hakkında bilinen telefondan bilgi verildiğinde; Vedat ŞORLİ ve Bilal ŞORLİ isimli şahısların şüpheli [sıfatıyla] ifadelerinin alınarak salıverilmesini; elde edilen bıçağın ise incelenerek adli emanete teslim edilmesini, evrakın ikmalen gönderilmesi talimatı vermiş olup;Her iki şahsın aranmasının bulunmadığı fakat yoklama kaçağı olmalarından kendilerine tebliğ tebellüğ yaptırılarak salıverilmiştir.İş bu savcı ile telefon görüşme talimat [alma] ve salıverilme … tutanağı tanzimle birlikte imza altına alınmıştır. ...” Başvurucuların Beyanlarıa. Şikâyet Dilekçesi Başvurucular tarafından birlikte imzalanarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 14/12/2013 tarihli şikâyet dilekçesinin ilgili kısımları şöyledir:“Biz iki kardeş aynı iş yerinde çalışmaktayız. 2013 günü saat 12-13 arası öğle yemeği için yukarıda adresini verdiğimiz evimize gitmiştik. Yemekten sonra kardeşimiz B...’ı okuluna bıraktık. [O]radan işimize giderken ekip otosu yanımızda durdu. Üst araması yapacaklarını söyled[i]ler. [Ü]stün…üzde bir şey var mı diye sordular. Kardeşim BİLAL benim üzerimde küçük bir çakı var dedi. [B]ilal kendilerine benim ağabeyimin hediyesidir [dedi]. Kendisi de askerde olduğu için almamalarını ve bir daha üzerinde taşımayacağını söyledi. Rica etti. O sırada kardeşimin kolundan tutup çevirdi arabaya bindirmek istedi. Biz işe geç kalacağımızı ve bıçağın kendilerinde kalmasını söyledim. Bize küfür ettiler. Tartakladılar ve biber gazı sıktılar biz kendimizi tartakladıkları için ve biber gazı sıktıkları için kendimizi korumaya çalışırken bizi alıp ekip otosuna bindirdiler. Ekip otosunda 3 polis vardı. Sonra bizim yanımızda ellerindeki telsizle TEKSTİL KENTE GELİN ELİMİZDE İKİ KİŞİ VAR DİYE SÖYLEYİP BAŞKA EKİP ÇAĞIRDILAR. Bu arada bizi ekip otosuna bindirirken ellerimizi arkadan kelepçelemişlerdi. Hatta kelepçeler bileklerimizi kesmiştir. [H]ala da izleri mevcuttur. Bizi TEKSTİL KENTE GÖTÜRDÜKLERİNDE gözlerimiz biber gazından iyi göremediği için kaç polis olduğunu bilmiyoruz ama çağırdıkları ekipler de geldi. [E]peyce kalabalıktılar. Bizi arabanın kapılarını açıp içerde jopla ve tekme tokat dövdüler. Bu arada SİZİN BURADA NE İŞİNİZ VAR DAĞA GİDİN DEDİLER. Başımız yarıldı, yüzümüz gözümüz kanlar içinde kaldı. Vücudumuzu da darp ettiler. Sonra bizi karakola götürdüler. Karakolda da bizi tekmelediler. [K]arakolun içinde kameralar olduğu için çok fazla dövemediler ama çok ağır küfürler ettiler. Sonra bizi alıp hastaneye götürdüler. Bizi ayrı ekip otosuna bindirdiler. Hastaneye gidene kadar BİLAL’İ DÖVDÜLER. BİZE HASTANEDE ÇOK KONUŞMA HASTANENİN DÖNÜŞÜ DE VAR DEDİLER.Hastanede verilen raporu polisler aldı. Bizde mevcut değildir. Sonra bizi nezarette tuttular akşam saat 30 civarında serbest bıraktılar.Biz eve döndükten sonra BİLAL ŞORLİ bayıldı. Bayılınca babam bizi alıp HASEKİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİNE GÖTÜRDÜ. Orada bizim tedavimizi yaptılar. BİLAL’İN YARILAN BAŞINI DİKTİLER. Darptan dolayı hastanece verilen raporlarımız mevcuttur.Biz isimleriniz bilmediğimiz ancak ATIŞALANI KARAKOLUNDA GÖREVLİ 2013 TARİHİNDE SAAT 12-13 ARASI DEVRİYE OLARAK DOLAŞAN VE DAHA SONRA GELEN VE BİZİ TAKİP EDEN POLİSLERDEN ŞİKAYETÇİYİZ.Karakolda da bu olayla ilgili tutanaklar mevcuttur.…”b. Başvurucu Vedat Şorli’nin İfadeleri Başvurucu Vedat Şorli’nin Atışalanı Polis Merkezinde 13/12/2013 tarihinde saat 22’de şüpheli sıfatıyla alınan ifadesi şöyledir:“Bugün saat: 13:00 sıralarında ikametimden çıkarak işe gidiyordum, ismini hatırlayamadığım bir ilkokulun… önünden geçerken kardeşim Bilal Şorli’yi gördüm, polislerin de yanın[d]a olduğunu görerek yanına gittim. Kardeşimin üzerini arıyorlardı. [A]ramalarda bir adet bıçak bulmuşlar polisler verin dedi kardeşim de askerdeki abimin hatırasıdır diyerek vermek istemeyince kardeşim… [ile] aralarında arbede çıktı. [O]laya ben[im] de müdahil olmamla bizlere biber gazı sıkarak ekip otosuna koyarak tekstil kent sitesi içerisine götürdüler ekip otosunda darp ettiler. Sonra da polis merkezine getirdiler. Biber gazı sıktıklarından kendimde değildim. [P]olislere vurup vurmadığımı hatırlamıyorum. Beni darp etmelerinden [dolayı] polislerden davacıyım [d]edi.” Başvurucu Vedat Şorli’nin Cumhuriyet savcısı tarafından 13/12/2013 tarihinde şikâyetçi sıfatıyla alınan ifadesi şöyledir:“Şikayet dilekçemi aynen tekrar ederim. Olay [d]ilekçemde anlattığım şekilde olmuştur. Dün hakkımızda işlem yapan bana ve … [kardeşime] vuran görsem tanıyabileceğim Atışalanı Polis Merkezinde görevli isimlerini bilmediğim polis memurlarından davacı ve şikayetçiyim. [A]dli raporumun alınmasını da talep ediyorum. …” Başvurucu Vedat Şorli’nin Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesince görülen E.2014/32 sayılı ceza davasının 22/5/2014 tarihli duruşmasındaki savunması şöyledir:“Ben işe giderken okulun önünde kardeşim olan diğer sanığı gördüm kendisi küçük kardeşim B...’ı okula bırakmıştı yanında görevli memurlar varı o sırada kardeşimi tartaklayarak arabaya çekmeye çalışıyorlardı yanlarına gidip 'hayırdır mevzu nedir' dedim, müştekilerden .. beni iterek sen geç, 'kardeşini karakola götürüyoruz' dedi, her üç müşteki ellerinde biber gazlarını sıktılar, yerde tartakladılar, tokatlayıp tekmelediler, bize 'siz şimdi görürsünüz, [T]ekstilkentebi gidelim' dediler, olay sonrasında çekilmiş resimlerimiz ve bun[un]la ilgili adliye önünde bulunduğumuz sırada ki habere ilişkin internet görüntüleri de vardır bu arada da görül[ec]eği gibi darp izleri mevcuttur, bunun sebebi de kardeşimin boynundaki puşidir, hatta bize 'siz teröristsiniz gidin dağa, 30 yıldır çalışıyorsunuz hala bir toprak alamadınız' gibi sözler söylediler, ben hangi ülkenin vatandaşıyım, benim aslım kürttür ancak TC vatandaşıyım, öğlen birden akşam sekize kadar karakolda kelepçeli vaziyette ve darp görmüş halde bekletildik, şikayetçi olduk ancak takipsizlik kararı verildi, asıl biz mağdur olduk, bu hususta şikayetçi olduk ancak takipsizlik verildi, Suçsuzum. Beraatimi istiyorum, onlar bize hakaret etti biz nasıl onlara hakaret edelim, Cezalandırılmam halinde lehimdeki hükümlerin uygulanmasını ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ediyorum dedi. Ben adalete güvenmek istiyorum.”c. Başvurucu Bilal Şorli’nin İfadeleri Başvurucu Bilal Şorli’nin Atışalanı Polis Merkezinde 13/12/2013 tarihinde saat 44’te şüpheli sıfatıyla alınan ifadesi şöyledir:“Bugün saat: 13:00 sıralarında Aksoy ilkokulunda okuyan kardeşimi okula bıraktıktan sonra işe yaya giderken polisler beni dur[dur]du. [Ü]st araması yapacağız dedi. [B]en de tamam arayabilirsiniz dedim. Bana üzerinde bir şey var mı dediler. [B]en de bıçak var dedim. [B]ana ver dediler. Ben de kendilerine zorluk çıkarmadan teslim ettim. Vermiş olduğum bıçak askerden olan abimden hatıra idi. [P]olislere bıçağı geri vermeleri konusunda rica ettim. Olmaz dediler. Boynumda sarı, kırmızı ve yeşil renkte puşi bağlı idi. Bu sırada ise polislerden biri biber gazı sıkmaya başladı. O anda da abim Vedat ŞORLİ geldi. [İ]kimize de kelepçe takarak ekip otosuna koydular. [S]onra da Tekstilkent sitesi içerisine boş yere götürerek bizi dövdüler. Kafama yüzüme vurdular. Boynumda asılı puşinin pkk ile ilgi[s]i yoktur. [B]en de polislere benim abim dağda lan, ben Kürdistan vatandaşıyım, siz o… çocukları beni arayamazsınız, dağdaki ağabeylerim hepinizin leşini serecek, sizin devletinizi s… diye bağırarak hakaretlerde ve tehditlerde bulunmadım. Polislere el kaldırmadım. Atılı suçu kabul etmiyorum. Beni darp eden polislerden ben de davacıyım [d]edi.” Başvurucu Bilal Şorli’nin Cumhuriyet savcısı tarafından 13/12/2013 tarihinde şikâyetçi sıfatıyla alınan ifadesi şöyledir:“Şikayet dilekçemi aynen tekrar ederim. Olay [d]ilekçemde anlattığım şekilde olmuştur. Dün hakkımızda işlem yapan bana ve ağabeyime vuran görsem tanıyabileceğim Atışalanı Polis Merkezinde görevli isimlerini bilmediğim polis memurlarından davacı ve şikayetçiyim. [A]dli raporumun alınmasını da talep ediyorum. …” Başvurucu Bilal Şorli’nin Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesince görülen E.2014/32 sayılı ceza davasının 22/5/2014 tarihli duruşmasındaki savunması şöyledir:“Ben kardeşimi okula bıraktım bu esnada görevli memurlar yanıma ge…ldi üst araması yapmak istediler, bende yapabilirsiniz dedim, üstünde bir şey var mı diye sordular, ben de ufak bir çakı var dedim, bunu çıkarıp onlara verdim bana niye taşıyorsun dediler, ben de ‘abim askere gitmişti, onun hatırası olarak taşıyorum’ dedim, kendilerine teslim ettim hiçbir şekilde direnmedim, verdim, daha sonra kendilerine 'abimin hatırası bana bıçağı geri verebilir misiniz' dedim, kolumdan çektiler, 'gel arabaya bin dediler, abim veysel [Vedat] bu esnada yanıma geldi, 'ne oluyor' dedi, ben de 'üzerimdeki bıçağı verdim karakola götüreceğiz' dediler, boynumda puşi gördükleri için üzerime geldiler, bıçak bahane idi, bizi orada darp ettiler arkadan kelepçeleyip araca bindirdiler, bizi [T]ekstilkente götürüp bur[a]da darp ettiler, müştekiler ve ayrıca 15/20 tane polis bizi burada darp ettiler, karakola indirdiklerinde de gözümüze biber gazı sıktılar, kendilerine karşı geldiğimiz süsü vermek istediler, saat 00 de göz altına alındık akşam 00 ye kadar ordaydık, suçlamayı kabul etmiyorum, biz darp edildik bana sorduklarını da cevapladığım halde darp edildim, cevap vermediğim zaman da bana her türlü küfür ettiler, biz de darp raporu aldık, hastaneye giderken dahi yolda dövüldük, benim ellerim kelepçeli halde onlara nasıl vurabilirdim, kelepçelenmeden önce de sadece işe geç kaldı…m beni neden alıyorsunuz şeklinde direndim ancak fiziken herhangi bir ha[kar]ette bulunmadım, Suçsuzum. Beraatimi istiyorum. Cezalandırılmam halinde lehimdeki hükümlerin uygulanmasını ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ediyorum.” Polis Memurlarının İfadeleria. Polis Memuru Y.nin İfadeleri Polis memuru Y.nin Atışalanı Polis Merkezinde 13/12/2013 tarihinde saat 10’da şikâyetçi sıfatıyla alınan ifadesi şöyledir:“… [B]ugün saat 13:40 sıralarında okul önünde görevli olduğumuz esnada iki şahsı ekip arkadaşlarımla beraber incelemek istedik. Şahıslara durumu izah ettiğimizde siz bizi arayamazsınız, siz kimsiniz diyerek bize karşı çıktı, üzerini arattırmadılar. Akabinde Bilal ŞORLİ isimli şahsın elini arka cebine doğru götürünce şahsa hemen müdahale ettik. Cebindeki çıkarmaya çalıştığı maddenin bıçak olduğunu görünce şahısları ekip otosuna almak istedik. Durum üzerine şahsa müdahale edince Vedat ŞORLİ isimli şahıs arkamdan gelerek yüzüme 2 kez yumruk attı. Aynı zamanda da Bilal ŞORLİ isimli şahıs bu esnada kolundaki dolma kalemle yazılmış olan PKK ibareli yazıyı ve boğazına sarılı haldeki poşeyi göster…erek benim abim dağda lan, ben Kürdistan vatandaşıyım, siz o… çocukları beni arayamazsınız, dağdaki ağabeylerim hepinizin leşini serecek, sizin devletinizi s… diye bağırarak hakaretlerde ve tehditlerde bulunuyordu. Şahıslara müdahale etmeye çalıştığımız esnada da şahıslar hala bize saldırmaya çalışıyorlardı. Bu esnada yine Bilal ŞORLİ isimli şahıs birkaç kez tekme atmaya çalıştı. Tekmelerden bir tanesi de sol elimden yaralanmama sebep oldu. Şahısların fevri hareketlerinden ve şüphelilerin yakınlarının ve sempatizanlarının olay yerinde çoğunlukta olmalarından dolayı kelepçe takmaksızın şahısları ekip otosuna bindirdik. Polis Merkezine intikal ettiğimiz esnada Bilal ŞORLİ isimli şahıs ekip otosunu kullanan İ… E…’ın boğazına sarılmaya çalışınca aracı yol kenarında durdurup takviye gelen ekip ile şahıslara biber gazı marifetiyle kelepçe taktık ve Polis Merkezinize geldik. Olaydan dolayı ismi geçen şahıslardan davacı ve şikayetçiyim. …” Polis memuru Y.nin Cumhuriyet savcısı tarafından 30/1/2014 tarihinde şüpheli sıfatıyla alınan ifadesi şöyledir:“Ben Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmet Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yapmaktayım. Olay günü arkadaşlarım V… Ö… ve İ… E…’la birlikte ring görevimizi ifa ediyorduk. Okul önlerinde bazı şahısların uyuşturucu madde sattığı ve öğrencilerden uzak tutulması gerektiği yönünde talimatların verilmesi üzerine Esenler Fevzi Çakmak İmam [H]atip Lisesi Aksoy İlköğretim Okulu ve Fevzi Çakmak Ortaokulu önlerinde dolaşırken Vedat Şorli ve Bilal Şorli’yi gördük. Durumlarından şüphe ettik. Kimlik kontrolü yapmak istediğimizde kimliklerini vermek istemediler. Üst aramasıyaptırmak istemediler. Bize karşı direndiler. Hakaret etmeye başladılar. [B]ize ‘biz kürdistan vatandaşıyız, bizi arayamazsınız’ şeklinde beyanda bulundular. Biz de bize karşı direnince kendilerini etkisiz hale getirmeye çalıştığımız sırada vatandaşlardan birisi 155 i arayarak 2 şahsın polislere karşı direndiğini, polislerin zor durumda olduğunu bildirmiş. Olay yeri kalabalıklaşınca şikayetçi Bilal Şorli elini beline doğru atınca arkadaşlarımız hemen bu şahsa müdahale edip elinden bıçağı aldı. İkinci ekipler gelmeden biz şahsı etkisiz hale getirdik. Aldık ve polis otosuna bindirdik. Bizi yaraladılar. Kendilerini aşırı güç kullanmadan zorla etkisiz hale getirdik. Hatta şikayetçilerden Bilal Şorli bize bıçakla vurmak istedi. Ona engel olduğumuz sırada Vedat Şorli benim gözüme yumrukla vurdu. Diğer arkadaşlarımızı yaraladılar. Biz kimseyi dövmedik. Aşırı güç kullanmadık …” Polis memuru Y.nin Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesince görülen E.2014/32 sayılı ceza davasının 22/5/2014 tarihli duruşmasındaki beyanı şöyledir:“Ben [E]senler İlçe [E]mniyet [M]üdürlüğü [Ö]nleyici [H]izmetler [B]üro [A]mir[li]ğinde polis memuru olarak görev yapmaktayım, biz okul önü rutin önleme araması sırasında sanıklardan kısa boylu olanı yani huzurdaki sanık Vedat'ı okul önünde gördüm, aramak istedim, 'hayırdır beni niye arıyorsunuz' gibi aksi davranışlarda bulundu, direk bu şekilde hareket edince biz de şüphelendik, üstüne doğru davrandı, üstünü arayacağız d[e]dim o da; 'kardeşimi okula getirdim' dedi, yine engelleyici hareketlerde bulund[u], biz gene aramak isteyince bu sefer arka cebine davrandı ve bıçak çıkardı, ben bunun üzerin elini tuttum, 'bıçak taşımanın yasakolduğunu bilmiyor musun, sana işlem yapacağız' dedim,bu sırada müşteki [İ]... geldi ve diğer sanık Bilal geldi, sanık Bilal iki kere yüzüme yumruk attı, Vedat [d]a dirsek attı, ..'a da sanık içlerinden biri vurdu, büyük ihtimalle Vedat’tı, ..'ın gözlük çerçevesi kırıldı, ben Vedat’ın kemerinden tuttum, ikimiz beraber düştük, her iki sanık [d]a bize sinkaflı küfürler etti, biz zorla araca aldık, biber gazının başlığı çıktığı için sıkamadık, ben şikayetçiyim sanıkların cezalandırılmasını istiyorum.”b. Polis Memuru Ö.nün İfadeleri Polis memuru Ö.nünAtışalanı Polis Merkezinde 13/12/2013 tarihinde saat 25’te şikâyetçi sıfatıyla alınan ifadesi şöyledir:“… 13/12/2013 günü saat 13:40 sıralarında okul önünde görevli olduğumuz esnada iki şahsı ekip arkadaşlarımızla beraber incelemek istedik. Şahıslara durumu izah ettiğimizde siz bizi arayamazsınız, siz kimsiniz diyerek bize karşı çıktı, üzerini arattırmadılar. Akabinde Bilal ŞORLİ isimli şahsın elini arka cebine doğru götürünce şahsa hemen müdahale ettik. Cebindeki çıkarmaya çalıştığı maddenin bıçak olduğunu görünce şahısları ekip otosuna almak istedik. Durum üzerine şahsa müdahale edince Vedat ŞORLİ isimli şahıs ekip arkadaşımız olan M… Y…’a yumruk attı. Aynı zamanda da Bilal ŞORLİ isimli şahıs bu esnada kolundaki dolma kalemle yazılmış olan PKK ibareli yazıyı ve boğazına sarılı haldeki poşeyi göster…erek benim abim dağda lan, ben Kürdistan vatandaşıyım, siz o… çocukları beni arayamazsınız, dağdaki ağabeylerim hepinizin leşini serecek, sizin devletinizi s… diye bağırarak hakaretlerde ve tehditlerde bulunuyordu. Şahıslara müdahale etmeye çalıştığımız esnada da şahıslar hala bize saldırmaya çalışıyorlardı. O heng[a]me içerisinde Vedat ŞORLİ isimli şahıs yüzüme dirseği ile vurdu, yaralanmama ve gözlüğümün kırılmasına sebep oldu. Şahısların fevri hareketlerinden ve şüphelilerin yakınlarının ve sempatizanlarının olay yerinde çoğunlukta olmalarından dolayı kelepçe takmaksızın şahısları ekip otosuna bindirdik. Polis Merkezine intikal ettiğimiz esnada Bilal ŞORLİ isimli şahıs ekip otosun[u] kullanan İ… E…’ın boğazına sarılmaya çalışınca aracı yol kenarında durdurup takviye gelen ekip ile şahıslara biber gazı marifetiyle kelepçe taktık ve Polis Merkezinize geldik. Olaydan dolayı ismi geçen şahıslardan davacı ve şikayetçiyim. …” Polis memuru Ö.nün Cumhuriyet savcısı tarafından 30/1/2014 tarihinde şüpheli sıfatıyla alınan ifadesi şöyledir:“Ben Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmet Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yapmaktayım. Olay günü arkadaşlarım İ… E… ve M… Y…’la birlikte ring görevimizi ifa ediyorduk. Okul önlerinde bazı şahısların uyuşturucu madde sattığı ve öğrencilerden uzak tutulması gerektiği yönünde talimatların verilmesi üzerine Esenler Fevzi Çakmak İmam [H]atip Lisesi, Aksoy İlköğretim Okulu ve Fevzi Çakmak Ortaokulu önlerinde dolaşırken Vedat Şorli ve Bilal Şorli’yi gördük. Durumlarından şüphe ettik. Kimlik kontrolü yapmak istediğimizde kimliklerini vermek istemediler. Üst aramasıyaptırmak istemediler. Bize karşı direndiler. Hakaret etmeye başladılar. [B]ize ‘biz kürdistan vatandaşıyız, bizi arayamazsınız’ şeklinde beyanda bulundular. Biz de bize karşı direnince kendilerini etkisiz hale getirmeye çalıştığımız sırada vatandaşlardan birisi 155 i arayarak 2 şahsın polislere karşı direndiğini, polislerin zor durumda olduğunu bildirmiş. Olay yeri kalabalıklaşınca şikayetçi Bilal Şorli elini beline doğru atınca arkadaşlarımız hemen bu şahsa müdahale edip elinden bıçağı aldı. İkinci ekipler gelmeden biz şahsı etkisiz hale getirdik. Aldık ve polis otosuna bindirdik. Şikayetçilerden Vedat Şorli arkadaşımız polis memuru M… Y…’ın gözüne yumrukla vurdu. Onu yaraladı. Her iki şikayetçi görevimizi engelledi. Bize saldırdılar. Direndiler. Kendilerine aşırı güç kullanmadık. Hatta şikayetçilerden Bilal Şor[l]i elini beline attı. Bize bıçak çekti. Kendisini tuttuğumuz sırada diğer şikayetçi Vedat Şor[l]i arkadaşım polis memuru M…’in gözüne yumrukla vurdu. Bu şekilde aramızda mücadele oldu. Bizi yaraladılar. Kendilerini etkisiz hale getirip Atışalanı Polis Merkezi Amirliğine tutanakla görevli memura mukavemet ve hakaret suçlarından işlem yapılmak üzere teslim ettik … Ben keyfi olarak kimseyi memuriyet nüfuzumu kötüye kullanarak kasten yaralamadım. Suçlamayı kabul etmiyorum …”c. Polis Memuru İ.E.nin İfadeleri Polis memuru İ.E.nin Atışalanı Polis Merkezinde 13/12/2013 tarihinde saat 35’te şikâyetçi sıfatıyla alınan ifadesi şöyledir:“… 13/12/2013 günü saat 13:40 sıralarında okul önünde görevli olduğumuz esnada iki şahsı ekip arkadaşlarımızla beraber incelemek istedik. Şahıslara durumu izah ettiğimizde siz bizi arayamazsınız, siz kimsiniz diyerek bize karşı çıktı, üzerini arattırmadılar. Akabinde Bilal ŞORLİ isimli şahsın elini arka cebine doğru götürünce şahsa hemen müdahale ettik. Cebindeki çıkarmaya çalıştığı maddenin bıçak olduğunu görünce şahısları ekip otosuna almak istedik. Durum üzerine şahsa müdahale edince Vedat ŞORLİ isimli şahıs ekip arkadaşımız olan M… Y…’a yumruk attı. Aynı zamanda da Bilal ŞORLİ isimli şahıs bu esnada kolundaki dolma kalemle yazılmış olan PKK ibareli yazıyı ve boğazına sarılı haldeki poşeyi göster…erek benim abim dağda lan, ben Kürdistan vatandaşıyım, siz o… çocukları beni arayamazsınız, dağdaki ağabeylerim hepinizin leşini serecek, sizin devletinizi s… diye bağırarak hakaretlerde ve tehditlerde bulunuyordu. Şahıslara müdahale etmeye çalıştığımız esnada da şahıslar hala bize saldırmaya çalışıyorlardı. O heng[a]me içerisinde Vedat ŞORLİ isimli şahıs ekip arkadaşım V…’ın yüzüne vurdu. Şahısların fevri hareketlerinden ve şüphelilerin yakınlarının ve sempatizanlarının olay yerinde çoğunlukta olmalarından dolayı kelepçe takmaksızın şahısları ekip otosuna bindirdik. Polis Merkezine intikal ettiğimiz esnada Bilal ŞORLİ isimli şahıs ekip otosun[u] kullandığım esnada arka tarafta oturan Bilal ŞORLİ isimli şahıs boğazıma sarılınca aracı hemen kenara yanaştırdım. Akabinde de takviye gelen ekip ile şahıslara biber gazı marifetiyle kelepçe taktık ve Polis Merkezinize geldik. Olaydan dolayı ismi geçen şahıslardan davacı ve şikayetçiyim. …” Polis memuru İ.E.nin Cumhuriyet savcısı tarafından 30/1/2014 tarihinde şüpheli sıfatıyla alınan ifadesi şöyledir:“Ben Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmet Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yapmaktayım. Olay günü arkadaşlarım V… Ö… ve M… Y…’la birlikte ring görevimizi ifa ediyorduk. Okul önlerinde bazı şahısların uyuşturucu madde sattığı ve öğrencilerden uzak tutulması gerektiği yönünde talimatların verilmesi üzerine Esenler Fevzi Çakmak İmam [H]atip Lisesi, Aksoy İlköğretim Okulu ve Fevzi Çakmak Ortaokulu önlerinde dolaşırken Vedat Şorli ve Bilal Şorli’yi gördük. Durumlarından şüphe ettik. Kimlik kontrolü yapmak istediğimizde kimliklerini vermek istemediler. Üst aramasıyaptırmak istemediler. Bize karşı direndiler. Hakaret etmeye başladılar. [B]ize ‘biz kürdistan vatandaşıyız, bizi arayamazsınız’ şeklinde beyanda bulundular. Biz de bize karşı direnince kendilerini etkisiz hale getirmeye çalıştığımız sırada vatandaşlardan birisi 155 i arayarak 2 şahsın polislere karşı direndiğini, polislerin zor durumda olduğunu bildirmiş. Olay yeri kalabalıklaşınca şikayetçi Bilal Şorli elini beline doğru atınca arkadaşlarımız hemen bu şahsa müdahale edip elinden bıçağı aldı. İkinci ekipler gelmeden biz şahsı etkisiz hale getirdik. Aldık ve polis otosuna bindirdik. Şikayetçilerden V… Ş… arkadaşımız polis memuru M… Y…’ın gözüne yumrukla vurdu. Onu yaraladı ve şahıslar hakkında görevli memura mukavemet ve hakaret etmek suçundan [işlem yapılmak üzere] Esenler Atışalanı Polis Merkezi Amirliğine teslim ettik. Kendilerine yönelik kötü muamelede bulunmadık. Aşırı güç kullanmadık. Bu şahısların direnmesi nedeniyle itişme kakışma olmuştur …” Polis memuru İ.E.nin Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesince görülen E.2014/32 sayılı ceza davasının 22/5/2014 tarihli duruşmasındaki beyanı şöyledir:“Ben [E]senler İlçe [E]mniyet [M]üdürlüğü [Ö]nleyici [H]izmetler [B]üro [A]mirliğinde polis memuru olarak görev yapmaktayım, Okul önlerinde önlem amaçlı yaptığımız rutin önleme aramaları sırasında iki şahsın görevli memura zorluk çıkardığını gördüm, yanlarına gittim, sanıklardan Bilal arka cebine doğru bir har[e]ket yapmaya başlayınca biber gazı sıkmak istedim, gazımız bittiği için sıkamadım, diğer iki görevli arkadaş elindeki bıçağı aldılar, ekip aracına götürmek isterken bizi darp etmeye çalıştılar, görevli memur .. Y... a, sanık Vedat yumruk attı, bu esnada bize hitaben küfür etmeye başladılar ancak kimin ne söylediğini tam hatırlamıyorum, şahısları araca aldık, aracın içinde de yine aynı şekilde saldırgan har[e]ketleri devam etti bize vurmaya çalışıp hakaret ettiler, yolda giderken sanıklardan biri arkadan boğazıma sarıldı ancak hangisi olduğunu göremedim, bu arada yardımcı ekip geldi bizde araç içinde sanıkları kelepçeleyip karakola götürdük, davaya katılmak istemiyorum.” Tanık Beyanı Başvurucuların babası olan S.Ş.nin Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesince görülen E.2014/32 sayılı ceza davasının 22/5/2014 tarihli duruşmasında tanık sıfatıyla alınan beyanı şöyledir:“[B]en olay sırasında kahvede oturuyordum, çocuklarımın polis tarafından dövüldüğühaberi gelince eve gidip arabayı aldım ve karakola gittim, baktığımda çocuklar yoktu, daha sonra polisekipleri geldi, çocuklarımı elleri arkadankelepçeli vaziyette araçtan çıkardılar ve yüzlerine biber gazı sıktılar, çocukların zaten gözleri kapalı idi, sanırım daha önce de biber gazı sıkmışlar, polislere karşı da herhangi bir saldırgan hareketi görmedim, neden biber gazı sıktıklarını anlayamadım, ben de dayanamayarak müdahale etmek istedim, ‘Allahaşkına çocuklarıma vurmayın’ dedim beni de hırpalayarak karakolun önüne attılar bir süre sonra yeniden gidip çocukları görmek için ricada bulundum, onlar da tamam bak dediler, ben de bulundukları odaya gittiğimde çocuklar arkadan kelepçeli iki büklüm vaziyette iken polisler tarafından yine dövülüyorlardı, beni[m] baktığımı gören polisler ‘hadi çık dışarı’ diyerek beni kovaladılar, akşam saat 20:00-21:00 arasında da çocukları bıraktılar, evde oğlum Bilal baygınlık geçirdi onu hastaneye götürdüm, doktorlara ‘çocuğumun halini görüyorsunuz Allah aşkına durumu ne ise ne görüyorsunuz [görüyorsanız] ona göre rapor verin’ dedim, çocuğun kafası da yarılmıştı, daha sonra polisler hakkında şikayette bulunduk, adliyenin önünde çocuklarımın resimleri çekilerek haber yapıldı, asıl biz mağdur olduk, polisler hakkında takipsizlik kararı verildi, polis ifadesinde çocuklarımdan birisinin dağda olduğuna dair ifadede bulundu, bir çocuğum kayboldu aynı gün devlet birimlerine haber vererek kaybolduğunubildirdim.” Adli Muayene Raporlarıa. Başvurucu Bilal Şorli Hakkında Düzenlenen Adli Muayene Raporları Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başvurucu Bilal Şorli hakkında 13/12/2013 tarihinde saat 54’te düzenlenen adli muayene raporunun ilgili kısımları şöyledir:“… Hasta darp şikayeti ile getirildi. Hastanın genel durumu iyi. Bilinci açık. Oryante-koopere. Hastanın sol göz periorbital [bölgesinde] ekimoz, sol kaşta hematom, her iki yanakta şişlik, sağ omuzda hassasiyet. Diğer sistem muayeneleri doğal.Durumu bildirir geçici hekim raporudur.” Kendi müracaatı üzerine Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başvurucu Bilal Şorli hakkında 13/12/2013 tarihinde saat 00 sıralarında düzenlenen muayene raporunun ilgili kısımları şöyledir:“Darp ifadesi ile gelen hasta. SS doğalToraks ön sol … yüzeyel abrazyon var.Sağ omuzda hassasiyet var.Kafa frontal bölgede hassasiyet var.Bilateral el bölge[sin]de … yüzeyelabrazyon.… Solda mandibula üzerinde ödem mevcut.…” Adli Tıp Kurumu Bakırköy Şubesince başvurucu Bilal Şorli hakkında düzenlenen 14/12/2013 tarihli ve 20455 sayılı raporun ilgili kısımları şöyledir:“Bilal Şorli adına düzenlenmiş Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 13/12/2013 tarih, bila sayılı raporunun incelenmesinde;Darp şikayetiyle gelen hastada santral SS doğal, toraks ön sol tarafta yüzeyelabrazyon, sağ omuzda hassasiyet kafa frontal bölgede hassasiyet, bilateral el bileğinde yüzeyel abrazyon olduğu, nöroşirurji notunda: bilinç açık, oryante, koopere, pupiller izokorik olduğu, acil nöroşirurjik girişim gerektirecek patoloji saptanmadığı, kbb notunda: solda mandibula önünde cilt ödemi mevcut olduğu, kriptasyon alınmadığı, bilateralotoskopik muayenenin buşon nedeniyle değerlendirilemediği, nazal pramitin orta hatta olduğu, palpasyonla kriptasyon alınmadığı, hastaya önerilerde bulunduğu, 2 gün sonra kontrole çağrıldığı,Kişinin 14/12/2013 tarihinde şubemizde yapılan muayenesinde; sol periyal bölgede hassasiyet ve şişlik, sol göz çevresinde mor renkli ekimoz, sol zygomatik bölgede 0,5 cm lik üzeri kurutlu ekimoz, sol zygomatik bölgede şişlik, sol gözde subkonjoktival kanama, sağ omuzda 5x5 cm lik ekimoz, her iki el bileklerinde kelepçeye bağlı ekimozlar olduğu,Kafa kemiklerinde kırık, kafa içi travmatik değişim, iç organ ve büyük damar yaralanması tarif edilmediğine göre,SONUÇ:Darp sonucu meydana geldiğini ifade ettiği yaralanmasının;1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,2- Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLDUĞU,3- Kişinin vücudunda kemik kırığı tarif edilmediğini kanaatini bildirir rapordur.” Adli Tıp Kurumu Bakırköy Şubesince başvurucu Bilal Şorli hakkında düzenlenen 23/12/2013 tarihli ve 2013/20626 – 20630 sayılı raporun ilgili kısımları şöyledir:“Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 2013 tarih ve 2406273 protokol sayılı raporunda; darp ifadesiyle getirildiği, sol göz periorbital ekimoz, sol kaşta hematom, her iki yanakta şişlik, sağ omuzda hassasiyet, diğer sistem muayeneleri doğal bulunduğu kayıtlı olduğuna,Şahsa ve olaya ait varsa mevcudun dışında tıbbi evrakın teminen gönderilmesi halinde yeniden değerlendirileceğine,Kafatası kemiklerinde kırık, kafa içi travmatik değişim, büyük damar, iç organ yaralanması tarif edilmediğine göre;SONUÇ:Mevcut tıbbî evrakta tarif edilen bulgulara göre yaralanmasının;1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,2- Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLDUĞU,3- Kişinin vücudunda kemik kırığı tarif edilmediğini kanaatini bildirir rapordur.”b. Başvurucu Vedat Şorli Hakkında Düzenlenen Adli Muayene Raporları Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başvurucu Vedat Şorli hakkında 13/12/2013 tarihinde saat 53’te düzenlenen adli muayene raporunun ilgili kısımları şöyledir:“Darp şikayeti ile getirilen hastanın genel durumu iyi. Bilinç açık. Oryantekoopere. … torakal orta hatta yüzeyel sıyrık, şişlik, her iki yanakta kızarıklık ve şişlik. Diğer sistem muayeneleri doğal.Durumu bildirir geçici hekim raporudur.” Kendi müracaatı üzerine Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başvurucu Vedat Şorli hakkında 13/12/2013 tarihinde saat 00 sıralarında düzenlenen muayene raporunun ilgili kısımları şöyledir:“Baş ağrısı tarifliyor.Sağ temporal bölgede 1x1 cm’lik ödem …1 cm’lik sıyrık sol dizde ağrı tarifliyor.Sağ göğüste hareketle ağrı tarifliyor. Sağ ve sol el sırtında ekimozlar.…Baş ağrısı tarifliyor. Sağ temporal bölgede 1x1 cm’lik sıyrık mevcut. Sol dizde ağrı tarifliyor. Sağ göğüste hareketle ağrı tarifliyor. Sağ el ve sol el sırtında ekimozlar mevcut.…” Adli Tıp Kurumu Bakırköy Şubesince başvurucu Vedat Şorli hakkında düzenlenen 14/12/2013 tarihli ve 20455 sayılı raporun ilgili kısımları şöyledir:“Vedat Şorli adına düzenlenmiş Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 13/12/2013 tarih, bila sayılı raporunun incelenmesinde;Darp şikayetiyle geldiği, muayenesinde baş ağrısı tariflediği, sağ temporal bölgede 1x1 cmlik ödem, 1 cm lik sıyrık olduğu, sol dizde ağrı, sağ göğüste hareketli ağrı tariflediği, sağ ve sol el sırtında ekimozlar olduğu, nöroşirurji notunda: bilinci açık, oryante, koopere, pupiller izkorik, acil nöroşirurjik girişim gerektirecek patoloji saptanmadığı kayıtlıdır.Kişinin 14/12/2013 tarihinde şubemizde yapılan muayenesinde; sağ göğüs bölgesinde ağrı tariflediği, genel durumu iyi, şuur açık, koopere, sağ pariyetal bölgede 1x1 cm lik şişlik ve ödem, sol frontal bölgede 1,5x0,3 cm lik üzeri kurutlu ekimoz, alın orta hatta 0,4 cm lik açık renkli ekimoz, sağ göz kapağı üst kısmında 0,5 cmlik ekimoz, sağ gözden ekimoz, her ki el sırtında kelepçe iziyle uyumlu ekimozlar izlendi.Kafa kemiklerinde kırık, kafa içi travmatik değişim, iç organ ve büyük damar yaralanması tarif edilmediğine göre,SONUÇ:Darp sonucu olduğu ifade edilen yumuşak doku yaralanmalarının1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,2- Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLDUĞU,3- Kişinin vücudunda kemik kırığı tarif edilmediğini kanaatini bildirir rapordur.” Adli Tıp Kurumu Bakırköy Şubesince başvurucu Vedat Şorli hakkında düzenlenen 23/12/2013 tarihli ve 2013/20626 – 20630 sayılı raporun ilgili kısımları şöyledir:“Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 2013 tarih ve 2406273 protokol sayılı raporunda; darp ifadesiyle getirildiği, torakal orta hatta yüzeyel sıyrık, şişlik, her iki yanakta kızarıklık ve şişlik mevcut olduğu, diğer sistem muayeneleri doğal bulunduğu kayıtlı olduğuna,Şahsa ve olaya ait varsa mevcudun dışında tıbbi evrakın teminen gönderilmesi halinde yeniden değerlendirileceğine,Kafatası kemiklerinde kırık, kafa içi travmatik değişim, büyük damar, iç organ yaralanması tarif edilmediğine göre;SONUÇ:Mevcut tıbbî evrakta tarif edilen bulgulara göre yaralanmasının;1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,2- Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLDUĞU,3- Kişinin vücudunda kemik kırığı tarif edilmediğini kanaatini bildirir rapordur.”c. Polis Memuru Ö. Hakkında Düzenlenen Adli Muayene Raporları Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde polis memuru Ö. hakkında 13/12/2013 tarihinde saat 50’de düzenlenen adli muayene raporunun ilgili kısımları şöyledir:“Darp ifadesiyle gelen hasta. Şuuru açık, koopere oryante. Sağ occipital bölgede hassasiyet mevcut (lezyon yok). Batın rahat. … sesleri doğal. Sol alt torakal bölgede hassasiyet mevcut. Diğer sistem muayeneleri doğal. Durumu bildirir geçici hekim raporudur. Kati raporun adli tabi[p]likçe verilmesi uygundur.” Aynı Hastane tarafından adı geçen hakkında ayrıca iki günlük istirahat raporu düzenlenmiştir. Adli Tıp Kurumu Bakırköy Şubesince Polis Memuru Ö. hakkında düzenlenen 23/12/2013 tarihli ve 2013/20626 – 20630 sayılı raporun ilgili kısımları şöyledir:“Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 2013 tarih ve 2406257 protokol sayılı raporunda; darp ifadesiyle getirildiği, sağ occipital bölgede hassasiyet (lezyon yok), sol alt torakal bölgede hassasiyet mevcut olduğu, diğer sistem muayeneleri doğal bulunduğu kayıtlı olduğuna,Şahsa ve olaya ait varsa mevcudun dışında tıbbi evrakın teminen gönderilmesi halinde yeniden değerlendirileceğine,Kafatası kemiklerinde kırık, kafa içi travmatik değişim, büyük damar, iç organ yaralanması tarif edilmediğine göre;SONUÇ:Mevcut tıbbî evrakta tarif edilen bulgulara göre yaralanmasının;1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,2- Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLDUĞU,3- Kişinin vücudunda kemik kırığı tarif edilmediğini kanaatini bildirir rapordur.”d. Polis Memuru Y. Hakkında Düzenlenen Adli Muayene Raporları Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde polis memuru Y. hakkında 13/12/2013 tarihinde saat 50’de düzenlenen adli muayene raporunun ilgili kısımları şöyledir:“Darp ifadesiyle gelen hasta. Şuuru açık koopere oryante. … sağ el parmakta hassasiyet. Sol el sırtında dermabrazyon mevcut. Sağ zigomatik bölgede, ekimoz, hiperemi mevcut. Batın rahat. Solunum sesleri bilateral eşit, doğal. Sağ cruriste 2 cm çapında ekimoz mevcut. Ortopedi konsültasyonu uygundur. Durumu bildirir geçici hekim raporudur. Kati raporun adli tabi[p]likçe verilmesi uygundur.…OrtopediDarp ifadesiyle başvuran hasta.R – Cruris … da [yaklaşık] 2 cm kızarıklık/ekimoz mevcut.R – El II-III MC distalinde şişlik/ağrı.L-El dorsalinde abrazyon mevcut.X-Ray Oss[e]oz patoloji izlenmedi.” Aynı Hastane tarafından adı geçen hakkında ayrıca dört günlük istirahat raporu düzenlenmiştir. Adli Tıp Kurumu Bakırköy Şubesince Polis Memuru Y. hakkında düzenlenen 23/12/2013 tarihli ve 2013/20626 – 20630 sayılı raporun ilgili kısımları şöyledir:“Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 2013 tarih ve 2406250 protokol sayılı raporunda; darp ifadesiyle getirildiği, sağ el Parmakta hassasiyet, sol el sırtında demabrazyon, sağ zigomotik bölgede ekimoz, hiperemi, batın rahat, solunum sesleri bilateral eşit ve doğal, sağ cururiste 2 cm çapında ekimoz mevcut olduğu, Ortopedi Notunda; X-Ray’da osseoz patoloji saptanmadığı kayıtlı olduğuna,Şahsa ve olaya ait varsa mevcudun dışında tıbbi evrakın teminen gönderilmesi halinde yeniden değerlendirileceğine,Kafatası kemiklerinde kırık, kafa içi travmatik değişim, büyük damar, iç organ yaralanması tarif edilmediğine göre;SONUÇ:Mevcut tıbbî evrakta tarif edilen bulgulara göre yaralanmasının;1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,2- Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLDUĞU,3- Kişinin vücudunda kemik kırığı tarif edilmediğini kanaatini bildirir rapordur.”e. Polis Memuru İ.E. Hakkında Düzenlenen Adli Muayene Raporları Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Polis Memuru İ.E. hakkında 13/12/2013 tarihinde saat 50’de düzenlenen adli muayene raporunun ilgili kısımları şöyledir:“Darp ifadesiyle gelen hasta. Şuuru açık. Koopere oryante. … Sağ el …da dermabrazyon mevcut. Sol zigomatik bölgede hassasiyet mevcut. Batın rahat. Solunum sesleri doğal. Diğer sistem muayeneleri doğal. Durumu bildirir geçici hekim raporudur. Kati raporun adli tabi[p]likçe verilmesi uygundur. Ortopedi konsültasyonu uygundur. …OrtopediDarp ifadesiyle gelen hasta.R – El dorsali II parmak ve IV MC distalinde abrazyonlar mevcut.X-Ray Oss[e]oz patoloji izlenmedi.Durumu bildirir geçici hekim raporudur.” Aynı Hastane tarafından adı geçen hakkında ayrıca dört günlük istirahat raporu düzenlenmiştir. Adli Tıp Kurumu Bakırköy Şubesince Polis Memuru İ.E. hakkında düzenlenen 23/12/2013 tarihli ve 2013/20626 – 20630 sayılı raporun ilgili kısımları şöyledir:“Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 2013 tarih ve 2406267 protokol sayılı raporunda; darp ifadesiyle getirildiği, sağ el sırtında demabrazyon, sol zigomotik bölgede hassasiyet, batın rahat, solunum sesleri doğal olduğu, Ortopedi Notunda; sağ el dorsal parmak ve parmakta dermabrazyonlar mevcut olduğu, X-Ray’da osseoz patoloji saptanmadığı kayıtlı olduğuna,Şahsa ve olaya ait varsa mevcudun dışında tıbbi evrakın teminen gönderilmesi halinde yeniden değerlendirileceğine,Kafatası kemiklerinde kırık, kafa içi travmatik değişim, büyük damar, iç organ yaralanması tarif edilmediğine göre;SONUÇ:Mevcut tıbbî evrakta tarif edilen bulgulara göre yaralanmasının;1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,2- Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLDUĞU,3- Kişinin vücudunda kemik kırığı tarif edilmediğini kanaatini bildirir rapordur.” İlgili Hukuk Ulusal Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten yaralama” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.(3) Kasten yaralama suçunun;...d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,...İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Hakaret” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir....(3) Hakaret suçunun;a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,...İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır....” 5237 sayılı Kanun’un “Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” 5237 sayılı Kanun’un “Görevi yaptırmamak için direnme” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun “Durdurma ve kimlik sorma” kenar başlıklı 4/A maddesi şöyledir:“Polis, kişileri ve araçları; a) Bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek,b) Suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek, c) Hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek,ç) Kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek,amacıyla durdurabilir.Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması gerekir. Süreklilik arz edecek, fiilî durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz.Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir; kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir. Durdurma süresi, durdurma sebebine esas teşkil eden işlemin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan süreden fazla olamaz. Durdurma sebebinin ortadan kalkması halinde kişilerin ve araçların ayrılmalarına izin verilir.Polis, durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı halinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacına yönelik gerekli tedbirleri alabilir. Bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez. (Ek cümleler: 27/3/2015-6638/1 md.) Ancak, el ile dıştan kontrol hariç, kişinin üstü ve eşyası ile aracının dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin aranması; İçişleri Bakanlığı tarafından belirlenecek esaslar dâhilinde mülki amirin görevlendireceği kolluk amirinin yazılı, acele hâllerde sonradan yazıyla teyit edilmek üzere sözlü emriyle yapılabilir. Kolluk amirinin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Bu fıkra kapsamında yapılan araç aramalarına ilişkin olarak kişiye, arama gerekçesini de içeren bir belge verilir.Bu Kanun ve diğer kanunların verdiği görevlerin yerine getirilmesi sırasında, polis tarafından gerekli işlemler için durdurulan kişiler ve araçlarla ilgili hükümler saklıdır.Polis, görevini yerine getirirken, kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, kişilere kimliğini sorabilir. Bu kişilere kimliğini ispatlamaları hususunda gerekli kolaylık gösterilir.Belgesinin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyet savcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır. Gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve usûlü bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır. Kimliğinin tespiti amacıyla tutulan kişiye, kimliği tespit edildikten sonra ve talepte bulunması halinde, bu amaçla tutulduğuna ve tutulma süresine dair bir belge verilir. Kişinin kimliğinin belirlenmesi durumunda, bu nedenle gözaltına alınma veya tutuklanma haline derhal son verilir.Nüfusa kayıtlı olmadığı için kimliği tespit edilemeyen kişilerin nüfusa kayıtlarının temini için gerekli işlemler yapıldıktan sonra, 5 inci maddeye göre fotoğraf ve parmak izi tespit edilerek kayda alınır. Kimliği tespit edilemeyen kişinin yabancı olduğunun anlaşılması halinde, 5682 sayılı Pasaport Kanunu ve 5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” 2559 sayılı Kanun’un “Zor ve silah kullanma” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir. Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.İkinci fıkrada yer alan; a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü, b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını, (1)ifade eder. Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir. Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur. ...” Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından kabul edilen (11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’na 15/2/2014 tarihli ve 6524 sayılı Kanun’un maddesi ile eklenen geçici maddenin (6) numaralı fıkrası gereğince yürürlükten kaldırılmış olan ancak başvuruya konu soruşturmanın yürütüldüğü periyotta yürürlükte olan) 18/10/2011 tarihli ve (8) No.lu Genelge’nin ilgili kısımları şöyledir:“…2- İnsan hakları ihlali, işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin olarak yapılan soruşturmaların, kolluk kuvvetlerine bırakılmayarak bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da görevlendireceği bir Cumhuriyet savcısı tarafından etkili ve yeterli bir şekilde yürütülmesi,…” Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 20/2/2015 tarihli ve 158 sayılı Genelge’sinin ilgili kısımları şöyledir:“…2- İnsan hakları ihlali, işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin olarak yapılan soruşturmaların, kolluk kuvvetlerine bırakılmayarak bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da görevlendireceği bir Cumhuriyet savcısı tarafından etkili ve yeterli bir şekilde yürütülmesi,…” Uluslararası Hukuk Kolluk Görevlileri Tarafından Zor ve Ateşli Silah Kullanılması Hakkında Temel İlkeler’in (Birleşmiş Milletler Suçun Önlenmesi ve Suçluların Islahı Sekizinci Kongresi, Havana, 27/8/1990 - 7/9/1990, BM, A/CONF.144/28/Rev.1, 1990, s. 112-115) ilgili bölümleri şöyledir:“Genel Hükümler Hükümetler ve kanunen yetkili kuruluşlar, kanun adamlarının kişilere karşı zor ve silah kullanmaları hakkında yasalar çıkarıp düzenlemeler yaparlar ve bunları yerine getirirler. Hükümetler ve kanunen yetkili kuruluşlar bu tür kurallar koyup düzenlemeler yaparlarken, zor ve silah kullanma ile bağlantılı olan ahlaki sorunları her zaman göz önünde tutarlar.… Kanun adamları görevlerini yaparlarken, zora ve silaha başvurmadan önce mümkün olduğu kadar şiddet içermeyen araçları kullanırlar. Sadece başka araçların etkisiz kalması veya hedeflenen sonucun gerçekleşme ümidinin bulunmaması halinde zor veya silah kullanabilirler. Kanun adamlarının, zor veya silah kullanmaları kaçınılmaz hale geldiği zaman:a) Suçun ciddiliğiyle ve gerçekleştirilmek istenen meşru amaçla orantılı bir ölçüde zor kullanılır;b) Meydana gelecek zarar ve hasarı en aza indirilir ve insan yaşamına saygı duyulur ve korunur;c) Yaralanan ve zarara maruz kalan kişilere mümkün olan en kısa sürede tıbbi yardım ve destek verilmesini sağlanır;d) Yaralanan veya zarara maruz kalan kişinin akrabaları veya yakın arkadaşlarına mümkün olan en kısa sürede haber verilmesi sağlanır. Kanun adamları tarafından zor veya silah kullanılması sonucunda bir yaralama ve ölüm meydana gelmesi halinde, aşağıda prensibe göre olay hemen üst makamlara bildirilir.…” Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu’nun (İstanbul Protokolü) birinci ekinin maddesi şöyledir:“Devletler, işkence ve kötü muamele şikayetleri ve bildirimlerinin, anında ve etkili bir biçimde soruşturulmasını sağlamakla yükümlüdürler. Açık bir şikayetin olmadığı durumlarda bile işkence ve kötü muamele yapıldığına ilişkin belirtiler varsa, soruşturma yapılmalıdır. Soruşturmayı yürütenler, bu tür olayların faili olduğundan şüphelenilen kişiler ve onların hizmet ettiği kurum ve kuruluşlardan bağımsız, soruşturma yürütebilecek vasıfta, tarafsız kişiler olmalıdır. Bu kişilerin tarafsız tıp uzmanlarına veya konuyla ilgili diğer uzmanlara erişim veya bu tür uzmanları çağırma yetkileri olmalıdır. Soruşturmalar yürütülürken, en yüksek profesyonel standartlara uygun yöntemler kullanılmalı ve soruşturma sonuçları kamuya açıklanmalıdır.” İstanbul Protokolü’nün birinci ekinin maddesi şöyledir:“6a) İşkence ve kötü muamele soruşturmalarında çalışan tıp uzmanları her zaman en yüksek etik standartlara uygun biçimde davranmalı ve tıbbi araştırma ve muayeneden önce kişinin bilgilendirilmiş onamını almalıdır. Muayene, tıp biliminin kabul edilmiş standartlarına uygun biçimde yürütülmelidir.Muayene, tıp uzmanın denetimi altında, devlet görevlileri ve güvenlik güçleri mensuplarının mevcut olmadığı bir ortamda, kişinin mahremiyetine saygı göstererek yapılmalıdır. 6b) Tıp uzmanı muayenenin hemen sonrasında doğru bir yazılı rapor hazırlamalıdır. Bu raporda en azından aşağıdaki bilgiler yer almalıdır:(i) Görüşme Koşulları: Görüşme yapılan kişinin adı, muayene sırasıda mevcut olanların adları, bu kişilerin muayene yapılan kişiyle olan ilişkileri, görüşmenin kesin tarihi, saati, görüşme yapılan yerin adresi (uygun olduğu durumlarda görüşme yapılan odanın yeri), görüşme yapılan yerin tanımı (örneğinklinik, cezaevi, ev vb.); görüşme yapıldığı sıradaki koşullar (muayene için geldiğinde veya muayene sırasında kişinin tabii olduğu kısıtlamalar, görüşme sırasında odada güvenlik güçlerinin mevcut olup olmadığı, tutukluya eşlik edenlerin hal ve tavrı, muayeneyi yapan kişiye yönelik tehditkar ifadeler vs.) ve diğer geçerli unsurlar;(ii) Öykü: Gerçekleştiği iddia edilen işkence ve kötü muamele yöntemleri, işkence ve kötü muamelenin ne zaman gerçekleştiği, bütün fiziksel ve psikolojik semptomlar ve şikayetler de dahil olmak üzere kişinin görüşme sırasında anlattığı öykünün detaylı bir raporu;(iii) Fiziksel ve Psikolojik Muayene: Uygun tanı koyucu testler ve mümkün olduğu durumlarda bütün yaralanmaların renkli fotoğrafları da dahil olmak üzere klinik muayene sonucunda elde edilen bütün fiziksel ve psikolojik bulguların kaydı.(iv) Değerlendirme: Fiziksel ve psikolojik bulgular ile işkence ve kötü muamele arasındaki muhtemel ilişkinin değerlendirilmesi. Gerekli tıbbi ve psikolojik tedavi ve/veya yapılması gereken başka tıbbi testler ve muayeneler için görüş ve tavsiyeler;(v) Yazar: Raporda muayeneyi yapan kişilerin adları açıkça belirtilmeli ve rapor hazırlayanlar tarafından imzalanmalı; 6c) Hazırlanan rapor gizli tutulmalı ve rapor muayene edilen kişiye veya kişinin yasal temsilcisi olarak atadığı kimseye teslim edilmelidir. Muayene edilen kişi veya temsilcisinin muayene süreci hakkındaki görüşleri de sorulmalı ve raporda bu kişilerin görüşlerine de yer verilmelidir. Uygun olduğu durumlarda, işkence veya kötü muamele iddialarını soruşturmakla yetkili olanlara da yazılı rapor verilmelidir. Bu raporun yetkili kişilere güvenli bir biçimde ulaştırılmasını güvenceye almak, Devlet'in sorumluluğudur. Muayene edilen kişinin rızası veya bu tür bir talepte bulunma yetkisi bulunan mahkemenin yetki vermesi istisna olmak üzere, rapor başka kimseye verilmemelidir.”