(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/12923 E. , 2008/4794 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar ..., ... ve vekili avukat ... ile davacı ... ve vekili avukat ...'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/12923 E. , 2008/4794 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar ..., ... ve vekili avukat ... ile davacı ... ve vekili avukat ...'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıların murisi ... ile kardeş olduklarını, aralarında düzenledikleri 21.3.1995 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile, muris ...'a ait 6 nolu parsel ile kendine ait 8 parsel üzerine ikişer adet dubleks villa yapımını kararlaştırdıklarını, sözleşme tarihinde ...'a ait parsel üzerindeki inşaatın kısmen tamamlanmış olması nedeniyle muris...'a 60.000 Dolar vreilmesi kaydıyla her iki parselde ortak olmasının öngörüldüğünü, 60.000 Doların Türk Lirası karşılığı 2.500.000.000 TL'nin ödendiğini, villa inşaatının bu paralarla sürdürülürken...'ın 30.6.1996 tarihinde öldüğünü, mirasçısı olan davalıların sözleşmeye uymadıklarını, oysa taraflardan birinin ölümü halinde dahi mirasçıların sözleşmeye bağlı kalacaklarını ve inşa edilecek villalardan birer tanesinin paylaşılıp diğer iki adedinin satılmasının ve parasının paylaştırılması gerektiğini belirterek adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, uğranılan zarardan şimdilik 100.000.000.000 TL'nin 31.7.1995 tarihinden itibaren faizi ile davalıllardan tahsilini istemiştir. Davalılar mülkiyeti nakleder nitelikteki harici sözleşmenin geçersiz olup, feshinin istenemeyeceğini, kaldı ki ölüm nedeniyle sözleşmenin sona erdiğini, davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediğini belirterek davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediği gerekçesi ile davanın reddine ilişkin karar Dairemizce bozulmuş olup, direnme kararı da Hukuk Genel Kurulunca bozulması üzerine bu defa mahkemece, davacının sözleşme gereğince ödemeyi taahhüt ettiği 60.000 Doları ödediği ve adi ortaklığın gerçekleştiği, keşif ve bilirkişi raporuna göre davacının talep edebileceği miktarın 82.624.59 YTL olduğu sonucuna varılarak adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine 82.624.59 YTL'nin 31.7.1995 tarihinden reeskont faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Yukarıda da kısaca özetlendiği gibi, davacı ile davalıların murisi... ... arasında 21.3.1995 tarihli sözleşme ile adi ortaklık kurulduğu anlaşılmaktadır. Davacı sözleşme gerekğince kendine düşen edimlerini yerine getirerek 60.000 Doları ödediğini, ancak kardeşinin ölümünden sonra davalıların yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek sözleşmenin feshine, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, şimdilik 100.000.000.000 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar ise, davacının yatırması gereken parayı ödemediğini, bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda davacının sözleşmede belirlenen 60.000 Dolar karşılığını ödediği sabit olmuştur. Bundan sonraki aşamada tasfiyesinin nasıl yapılması gerektiği hususu taraflar arasındaki uyuşmazlık konularından birini oluşturmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki ilke olarak adi ortaklakla ilgili tasfiyenin karar tarihine en yakın bir tarihe göre yapılması gereklidir. Ne var ki, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporundan tasfiyenin 12.5.2000 tarihine göre yapıldığı belirtilmiş davacı tarafın buna bir itirazı olmadığı gibi temyiz sebebi de yapılmamıştır. Dava dilekçesinde, davalıların murisi ...'e ait 6 parseldeki inşaatların sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle kısmen yapılmış olduğu ve bu denkleştirmeyi sağlamak amacıyla da 60.000 Doların ödendiği açıkça kabul edilmiştir. Yine dosya kapsamından dava tarihi itibariyle ...'e ait 6 nolu parsel üzerine yapılan imalatların değerinin 140.752.10 Dolar olduğu tespit edilmiş, tarafların buna ilişkin itirazları olmamıştır. Davacının 60.000 Dolar dışında bir ödemesi olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. Bu durumda davacının 20.752.10 Doların yarısı olan 10.376.05 Dolar daha sermaye koyma borcunun olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ile kardeşi olan davalıların murisi ...'in 21.3.1995 tarihli ortaklık sözleşmesi ile amaçlarının kendi parsellerinde birer villa sahibi olmak ve yine parsellerine yapılacak ikinci villaların satılarak bedelinin paylaşmak olduğu sözleşme kapsamından 2007/12923-anlaşılmaktadır. Ancak, davalılar murisi ...'e ait 6 nolu parselde başlanan villların büyük ölçüde tamamlandığı, davacıya ait parselde hiç bir imalat yapılmadığı , davalıların murisi ...'in 30.6.1996 tarihinde ölümü ile adi ortaklığın yürütülemediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda davalıların murisi ...'in sözleşmede belirtilen fenni mesul , müteahitlik ve teknik uygulama sorumluluğundan ... ücretlerini düşüldükten sonra ...'e ait 6 parsel üzerine 133.283.10 Dolar karşılığı bir değer katıldığı, aynı imalatların davacı arsasına da yapılması gerektiği benimsenerek sonuca gidilmiş ise de bu yöntem adi ortaklığın tasfiyesi ile ilgili amaç ve ilkelere uymadığı gibi, davalılar murisinin kendi koyduğu sermaye gözetilmediği için davacının sebepsiz zenginleşmesine de yol açacak sonuç ortaya çıkmıştır. Adi ortaklığın tasfiyesindeki amacı umulan menfaat değil, eldeki malvarlığının sözleşmeye ve yasa hükümlerine göre tasfiye edilmesi olduğu gözardı edilmemelidir. Böyle olunca mahkemece, davalılara ait 6 nolu parsel üzerine yapılan imalatların daha doğrusu arsası hariç binaların dava tarihindeki rayiç değerlerinin bilirkişi vasıtasıyla belirlenmesi ve bulunacak rayiç değerin ikiye bölünmesi, davacı hissesine düşen miktardan davacının 10.376.05 Dolar sermaye borcu ve davalılar murisinin sözleşmede belirtilen verdiği hizmetlerden dolayı ... 7.469 Dolar karşılığı ücreti de düşülmek suretiyle ve elde edilen miktara tarafların tacir olmadığı da gözetilerek dava tarihirden itibaren yasal faiz yürütülecek şekilde hüküm tesisi gerekirken, tasfiyenin 12.5.2000 dava tarihi esas alınarak yapıldığı halde 21.3.1995 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütelmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalıların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, 550.00 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 4.4.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.