Başvurucu 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami beş yıllık tutukluluk süresini doldurmasına rağmen tahliye edilmediğini ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Başvurucu 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami beş yıllık tutukluluk süresini doldurmasına rağmen tahliye edilmediğini ileri sürerek Anayasa’nın ve maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvuru, 27/2/2013 tarihinde İzmir Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 26/6/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 27/6/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 28/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 10/9/2013 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 18/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında 17/3/2006 tarihinde tutuklanmış ve hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve örgüt faaliyetleri içinde tasarlayarak adam öldürmek suçlarından tutuklu olarak yargılanmaya başlanmıştır. İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 14/4/2011 tarih ve E.2007/316, K.2011/70 sayılı ilamıyla başvurucunun hapis ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin kararı başvurucu tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay Ceza Dairesinin 6/11/2012 tarih ve E. 2012/3338, K.2012/7873 sayılı ilamıyla İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 14/4/2011 tarihli kararı bozulmuştur. Yargıtay’ın bozma kararı üzerine İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada 24/1/2013 tarihli duruşmada, başvurucunun tutukluluk süresinin 5271 sayılı Kanun’un maddesinde yer alan 5 yıllık azami süreyi doldurduğunu ileri sürerek tahliye talebinde bulunması üzerine adam öldürme suçundan tahliyesine karar verilmiş, fakat aynı dosya üzerinde başvurucunun çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak suçundan ise yeniden tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucu İzmir Ağır Ceza Mahkemesince 24/1/2013 tarihinde verilen tutuklama kararına 28/1/2013 tarihinde itiraz etmiş, itiraz İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/82 Değişik İş numaralı kararı ile 5/2/2013 tarihinde reddedilmiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, 12/4/2013 tarih ve E.2012/216, K.2013/55 sayılı ilamıyla başvurucunun tasarlayarak adam öldürme suçundan müebbet hapis ve örgüt üyeliği suçundan ise 4 yıl 1 ay 15 gün hapis cezalarıyla cezalandırılmasına karar vermiş, anılan karar başvurucu tarafından 17/4/2013 tarihinde temyiz edilmiştir. Bireysel başvuru ise 27/2/2013 tarihinde yapılmıştır.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ve maddeleri şöyledir:"Bağlantı kavramıMadde 8 - (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.Davaların birleştirilerek açılmasıMadde 9 - (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir." Aynı Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir." Anılan Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile son cümlesi şöyledir:"Tazminat istemiMadde 141 - (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,.d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,.Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." Anılan Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."