1. Hukuk Dairesi 2013/5790 E. , 2013/11371 K. "" MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde…
**1. Hukuk Dairesi 2013/5790 E. , 2013/11371 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir. Davacı velisi, küçük N.'in mirasbırakanı babası H. Ü.'ün, 6107 ada, 17 parsel sayılı taşınmazdaki 4 nolu bağımsız bölümü mal kaçırmak gayesi ile davalıya tapuda satış göstermek suretiyle ve gerçekte bağış yaparak temlik ettiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile davacı N. adına tescili, olmazsa tazminat isteğinde bulunmuştur. Davalı, kardeşi olan miras bırakan H.Ü.n'ün, dava konusu taşınmazı kendisinin verdiği borç para ile satın aldığını, bu borcunu ödeyemediği için taşınmazı 20.000 TL bedelle kendisine sattığını, muvazaalı işlem yapılmadığını, belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, murisin, davacı mirasçısından mal kaçırmak amacıyla satış işlemini gerçekleştirmediği, satışın gerçek olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.