11. Ceza Dairesi 2023/3099 E. , 2024/942 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/3506 Değişik iş ŞİKÂYETÇİ : Şenyıldız Yıldırım ŞÜPHELİ : Meçhul SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet
**11. Ceza Dairesi 2023/3099 E. , 2024/942 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/3506 Değişik iş ŞİKÂYETÇİ : Şenyıldız Yıldırım ŞÜPHELİ : Meçhul SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 06.05.2021 tarihli ve 2021/14536 Soruşturma, 2021/29570 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.07.2021 tarihli ve 2021/3506 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 06.07.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.05.2023 tarihli ve 2022/19727 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2023 tarihli ve KYB-2023/53932 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2023 tarihli ve KYB-2023/53932 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki şikayetinde, iki ayrı telefon hattından iki bayan tarafından arandığını, devre mülk satışı konusunda görüştüklerini, ertesi gün kararlaştırdıkları otele gittiğini, kendisi ile birlikte gelen başkaca kişilerin de olduğunu, yanına gelen kişilerin Alternatif Tatil Sistemi adı altında Afyon'daki termal otelde bulunan devre mülk hususunda bilgilendirdiklerini, kimlik ve banka hesap bilgilerini aldıklarını ve belgeler imzalattıklarını, ertesi gün banka hesabından ve kredi kartından tahsilat yapıldığını öğrendiğini, yaşlılığı dolayısıyla algılama yeteneğini de etkileyerek kendisini dolandıran ve kartlarından para çeken kişiler hakkında şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca dolandırıcılık suçunun hile unsurunun oluşmadığı ve olayın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; şikayet dilekçesi verilmesinden sonra hiçbir araştırma yapılmadığının görüldüğü, şüphelilerin savunmalarının alınmadığı, müştekiye termal tatiline ilişkin tahsis yapılıp yapılmadığının araştırılması, müştekinin kartlarından para çekim işlemlerinin kim tarafından ve ne amaçla yapıldığının tespiti, bu suretle toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin 21.01.2021 tarihinde alınan beyanında; 13.01.2021 tarihinde kullanmakta olduğu cep telefonunu arayan iki kişinin, devre mülk satışı yapacaklarından bahisle kendisini Ramada Otel isimli yere çağırdıklarını, burada kendisi gibi pek çok kişinin daha olduğunu, yanına gelen iki kişinin kendisine Afyon'da bulunan bir termal otelde devre mülk satacaklarını ve aynı yerin Araplara kiralanması sonucu yüklü miktarda kâr elde edeceğini söyleyerek kandırdıklarını ve nüfus cüzdanını, kredi kartını ve maaş kartını aldıklarını, ne gibi bir işlem yaptıklarını söylemediklerini, bazı belgeler imzalattıklarını, yaşlı olması nedeniyle algılama güçlüğü bulunduğunu, sonraki gün kredi kartından ve maaş hesabından farklı tarihlerde ve çeşitli miktarlarda para çekildiğini tespit ettiğini, bu şekilde dolandırıcılık suçunu işleyen şüphelilerden şikâyetçi olduğunu söylemesi karşısında; şüpheli ya da şüphelilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile ifadelerine başvurulması, şikâyetçiye tahsis edilen herhangi bir devre mülk ya da başkaca bir kullanım hakkı bulunup bulunmadığının belirlenmesi, imzalandığı belirtilen tüm belge asıllarının getirtilerek incelenmesi, olaya ilişkin tanık araştırması yapılarak beyanlarının alınması, ilgili bankalardan sorulmak suretiyle şikâyetçiye ait kredi kartlarından harcama yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise hangi mal ve hizmete karşılık olduğunun, hesabından nakit çekim işlemi ya da havale yapılıp yapılmadığının, işlemlerin kim tarafından nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğinin tespit edilmesi, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık ya da sair herhangi bir suç unsurunun bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturma neticesinde hukuki ihtilaf olarak kabul edilen olay hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine "...soruşturma dosyasında toplanan delillere göre, soruşturmanın etkin şekilde yapıldığı, delillerin yeterli şekilde toplandığı, delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığı, atılı suçun doğru şekilde nitelendirildiği ve itiraza konu karardaki gerekçeye istinaden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu..." şeklindeki hatalı ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan gerekçe ile itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.07.2021 tarihli ve 2021/3506 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2024 tarihinde karar verildi.