6. Hukuk Dairesi 2023/1727 E. , 2024/3642 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/336 E., 2022/1723 K. HÜKÜM/KARAR: Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Konya 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/385 E., 2021/1014 K. 1-İlk derece mahkemesince, ayıp giderim bedelinin tahsili istemli davada, resmi belge niteliğinde olan yapı ruhsatında ve yapı kullanma izin belgesinde davalı yüklenici şirketin yapı müteahhidi olarak göründüğü anlaşıldığından akdi iliş
**6. Hukuk Dairesi 2023/1727 E. , 2024/3642 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/336 E., 2022/1723 K. HÜKÜM/KARAR: Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Konya 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/385 E., 2021/1014 K. 1-İlk derece mahkemesince, ayıp giderim bedelinin tahsili istemli davada, resmi belge niteliğinde olan yapı ruhsatında ve yapı kullanma izin belgesinde davalı yüklenici şirketin yapı müteahhidi olarak göründüğü anlaşıldığından akdi ilişkinin davalı ile kurulduğunun kabulünün gerektiği, tespit raporu ve yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2-İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3- Bu karara karşı süresinde davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine alınan bilirkişi raporları ile ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu, tespit raporunun davalıya tebliğ edilerek ayıp ihbarında bulunulduğu, resmi belge niteliğinde bulunan yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinde yapı müteahhidi olarak davalı şirketin adının yer aldığı, böylelikle akdi ilişkinin ispatlandığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davalı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY YAZISI Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (HMK 190/1). Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. (TMK 6/1). Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir (HMK 190/2). Bu hükümde “karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanuni karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekliliği söz konusudur.” (Yargıtay HGK. 18.04.2018 T. 2017/13-530 E. 2018/926 K.) Karineler kanuni karinelerden ibaret olmayıp fiili karineler de ispat yükü konusunda uygulamada önemli bir yere sahiptir. “Fiili karine, belli bir olaydan, belli olmayan bir olay için çıkarılan sonuçtur. Bu bağlamda, fiili karineler, bir hukuk kuralı ile bağlı olmaksızın, hakimin insanlar ve yaşam konusunda ortaya çıkan tecrübe kurallarından yararlanarak belli olmayan olaylar hakkında sonuç çıkarmasına yardımcı olmaktadır. Görüldüğü üzere, fiili karinelerin temelinde tecrübe (yaşam deneyi) kuralları yatmaktadır.” Eser sözleşmesinin varlığı halinde, “kural olarak sözleşmenin ifa sürecinde gerçekleşen imalâtın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilir. Bu kabul, fiili karine niteliğindedir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; asıl dosyada davalı, kendisinin yüklenici olmadığını, inşaat yapımını üstlenmediğini, inşaatın davacı tarafından yapıldığını savunarak davanın reddini savunmuş ise de Mahkemece Meram Belediyesi resmi kayıtları ile sabit olduğu üzere dava konusu villa inşaatının As Yapı Mühendislik Müt. ve Tic. A.Ş. Tarafından yapıldığının kabulünün gerektiği kabul edilerek ayıplı imalat nedeniyle açılan dava kabul edilmiş istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Resmi kayıtlara göre yapı müteahhidi davalı olduğundan fiili karine olarak inşaatın davalı tarafından yapıldığının kabulü gerekir ise de bu fiili karinenin aksini davalı ispatlayabilir. Davalı tarafından davacı ile üçüncü kişilerin yaptığı taşeron sözleşmeleri sunulmuş olup bu sözleşmelerle değerlendirildiğinde yapının davacı tarafından yaptırıldığı ve bu kapsamda üçüncü kişilerle sözleşmeler imzalandığı anlaşılmaktadır. Davacı bu belgelerdeki imzasının varlığına itiraz etmemiştir. İmzasına itiraz edilmeyen yazılı belgelerle ispat yükü kendisine geçen davalı karinenin aksini ispatlamış olduğundan ispat yükü tekrar davacıya geçmiş ancak davacı bu belgelerin aksini ispatlayamamıştır. Bu durumda asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan onama yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.