(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/1661 E. , 2011/6613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, maddi tazminat talebinin reddine, 220.000.00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruş
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/1661 E. , 2011/6613 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, maddi tazminat talebinin reddine, 220.000.00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.09.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı ... ile vekili Avukat ... geldi karşı taraf adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan ... ile Avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava 06.07.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yardıma muhtaç % 100,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Maddi tazminatın reddine ilişkin hüküm isabetlidir. Manevi tazminata gelince: Olayın oluş şekline, husule gelen elem ve ıstırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın alım gücüne, özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda; gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine hak ve nefaset kurallarına göre, davacı yararına hüküm altına alınan 220.000,00-TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır. Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşülerek ve özellikle manevi tazminatın fazla takdiri suretiyle yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. -/- -2- O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 13.09.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (M) MUHALEFET ŞERHİ Dava, 06.07.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yardıma muhtaç şekilde %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarına ilişkin açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davasıdır. Yerel Mahkemece, davacının maddi tazminat talebi reddedilmiş, manevi tazminat yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 220.000 TL'nin olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Yüksek dairenin bozma ilamında da belirttiği üzere maddi tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm isabetlidir. Ancak özel dairece, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın alım gücü, 26.06.1996 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı içeriği olayın gerçekleşme biçimi, kusurun oranı, hak ve nefaset kurallarına göre davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat fazla olduğundan dolayı yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Somut olayda manevi tazminat isteminin temelinde iş kazasından kaynaklanan sorumluluk hukuku bulunmaktadır. Borçlar Kanununun 47. maddesinde "Hakim özel halleri nazara alarak cismani zarara uğrayan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namıyla adalete uygun tazminat verilmesine karar verebilir" ifadesiyle cismani zarar ve ölüm halini birlikte tek bir maddede düzenlemiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunun 47. maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği Yargıtayın 26.06.1966 tarih ve 1966/7 Esas, 1996/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden Hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. -/- -3- Borçlar Kanununun 47. maddesi hükmüne göre; hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmaktadır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplarından çıkarılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylem duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır. Bu yaşamın yitirilmesinin veya vücut bütünlüğünün tamamının bozulmasının kişide veya yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla caydırıcı olabilmektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2004/13-291 E.-2004/370 K.) Somut olayda; 06.07.2006 tarihinde 24:00-08:00 aralığında, saat 05:30 sularında Ankara yolu üzeri ... adresinde bulunan ve davalı ... Teknik ... Madencilik Tur. San. Tic. AŞ. tarafından işletilmekte olan yeraltı kömür işletmesinde ... alt Taban Yolu Galeri Ayakbaşında tahkimat usta yardımcısı olarak çalışmakta olan davacı işçi, pano ayakbaşında çıktığı rulet üzerinden ayakbaşı tahkimatı yapmaya çalıştığı sırada olay saatinde tavandan aniden kopup düşen taş kütlesinin sırt bölgesine isabet etmesi sonucu dengesini kaybedip yere konveyor üzerine düşerek bel bölgesinden yaralanmıştır. Bu olay sonucunda davacı işçi yardıma muhtaç kalacak şekilde %100 oranında sürekli işgöremezliğe uğramıştır. Olay tarihinde 47 yaşında olan davacı, bundan sonraki yaşamını ölünceye kadar başkalarının yardımına muhtaç kalacak şekilde %100 malül olarak sürdürecektir. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre olayın bir iş kazası olduğu, iş kazasının meydana gelmesinde %100 aksi tesadüf ve kaçınılmazlık bulunduğu hususları ihtilafsızdır. Yukarıda açıklanan tüm bu hususlar değerlendirildiğinde yerel mahkemece takdir olunan 220.000 TL manevi tazminat hukuka uygun olduğundan ve kararın bu nedenlerle onanması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun "manevi tazminat fazla takdir edilmiştir" şeklindeki kararına katılmıyorum. Bu yönden karara muhalifim. Muhalif Üye ...