8. Hukuk Dairesi 2025/313 E. , 2025/2560 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/363 E., 2024/419 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Dernek genel kurul toplantısı ile alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti davasına dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucu Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mah…
**8. Hukuk Dairesi 2025/313 E. , 2025/2560 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/363 E., 2024/419 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Dernek genel kurul toplantısı ile alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti davasına dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucu Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın yetkisizlik nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde, davalı Dernek yönetiminin temelini oluşturan 19.03.2016 ve 25.09.2016 tarihli önceki genel kurulların Mahkemece yok hükmünde sayıldığı, dolasıyla dava konusu 10.12.2017 tarihli genel kurul toplantısı ve bu toplantıda oluşan yönetim organlarının da hukuksuz olduğu ileri sürülerek 10 Aralık 2017 tarihinde yapılmış genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların yok hükmünde sayılmasına karar verilmesi istenmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın süresinde açılmadığını, usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının Tüketici Sorunları Derneğinde demokratik yollardan seçilemediği için mahkeme yoluyla dernek yönetimini zaafiyete uğratma çabasında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/369 Esas, 2017/55 Karar sayılı kararıyla; 19.03.2016 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğu derecatten geçmek suretiyle kesinleştiğinden bu kişilerin tekrar genel kurul yapıp, karar almalarının bağlayıcı ve geçerli olmadığı kanaatine varılarak 10.12.2017 tarihli genel kurul toplantısı ve bu toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş davalı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03.07.2024 tarihli ve 2023/3558 Esas, 2024/4469 Karar sayılı ilamıyla; Mahkemece, Derneğin merkezi olan İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin üyenin açtığı Dernek Genel Kurulu ile alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti davasında kesin yetkili olması sebebi ile yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilip hüküm kurulması doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak açılan davada İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile yetkisizlik nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili yetkisizlik nedeni ile davanın usulden reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; davanın açıldığı tarihi itibarıyla Dernek merkezinin İstanbul Anadolu Adliyesinin yetki sınırlarının bulunduğu... Mahallesi ... ... No:.../... ... İstanbul adresi olduğunu, Mahkemece Dernek tüzüğünde Dernek merkezinin İstanbul yazdığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmesinde isabet bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, davalı derneğin 10.12.2017 tarihli genel kurulu ile işbu genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.