10. Hukuk Dairesi 2025/7833 E. , 2026/1674 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/62 E., 2025/593 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/37 E., 2024/222 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve T…
10. Hukuk Dairesi 2025/7833 E. , 2026/1674 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/62 E., 2025/593 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/37 E., 2024/222 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, davacının, davalı nezdindeki İş Kanunu'na tabi çalışması sırasında maruz kaldığı koşullar nedeniyle meslek hastalığına yakalandığını, malul kaldığını, kendisine sürekli iş göremezlik geliri bağlandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dava dilekçesinde davacı vekili; davacının davalı Şirkete ait fabrikada çalışmaktayken meslek hastalığına maruz kalmak suretiyle maluliyete uğradığını, müvekkilinin, davalının kusurlu eylemleri nedeniyle malul kaldığını belirterek 180.000 TL maddi tazminat, 145.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 05.09.2024 tarihli bedel artırımı dilekçesi ile maddi tazminat talebi 1.677.711,33 TL olarak artırılmıştır. II. CEVAP Davalı .... San. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davacının davalı iş yerindeki çalışması 11.02.2005 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının iş akdinin 23.03.2009 tarihinde feshedildiğini, davacının aşırı zorlamalarından kaynaklanan meslek hastalığına maruz kalmak suretiyle ağır kalıcı maluliyete uğradığından bahisle tazminat davası açtığını, müvekkili işverenin kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin ağır ve tehlikeli işlerden sayılan otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğini, üretimin belirli bir zaman ve program içinde yapmak zorunda olduğunu, otomotivde neredeyse 70 saniyede bir otomobil üretildiği dikkate alındığında müvekkili Şirketin yoğun bir şekilde faaliyetinin kaçınılmaz olduğunu, Şirketin iş güvenliği ve işçi sağlığına son derece dikkat ettiğini, bu konuda tüm tedbirlerin alındığını, iş yerinde işçilerin işe başlamadan işverene bildirdiklerini, amirleri tarafından iş yeri hekimine gönderdiklerini, iş yeri hekiminin önerisi doğrultusunda işveren tarafından uygulama yapıldığını, her yıl çalışanların sağlık kontrollerinin yapıldığını, davacının rahatsızlığının meslek hastalığı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Ankara 45. İş Mahkemesinin 2016/1410 Esas, 2021/117 Karar Sayılı ve 25.02.2021 tarihli kararı incelendiğinde davanın, ... tarafından, ... ve ... A.Ş. ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı aleyhine, maruz kaldığı meslek hastalığından kaynaklanan sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti talebiyle açıldığı, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun 27.02.20 20... Karar numaralı raporunda davacının 05.02.2010 tarihinden itibaren E cetveline göre %41.2 (yüzdekırkbirvirgüliki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağına dair mütalaası esas alınarak davacının maruz kaldığı meslek hastalığı nedeniyle maluliyet oranının %41,2 olarak tespitine karar verildiği, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2021/11 82... /35 sayılı kararı ile reddedildiği, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.07.2023 tarih ve 2023/48 69... /7876 Karar sayılı kararı ile hükmü onadığı ve kesinleştiği görülmektedir. Kesinleşen Mahkeme kararı ile tespit edildiği üzere, davacının sürekli maluliyeti 05.02.2010 tarihinden itibaren %41.2 oranındadır.... Dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından 23.08.2024 tarihli düzenlenen ek raporda davacının meslek hastalığına yakalanarak 05.02.2010 tarihinden itibaren %41.2 oranında sürekli iş göremez kalması nedeniyle uğradığı maddi zararı 1.677.711,81 TL olarak hesaplanmıştır. Yapılan hesaplamanın dosya kapsamı ve delil durumuna uygun olduğu anlaşılmakla rapora itibar edilerek karar verilmiştir...." gerekçesiyle, Asıl ve birleşen davanın kabulü ile 1.677.711,81 TL maddi tazminatın 05.02.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, 145.000,00 TL manevi tazminatın 05.02.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporu ile davacının 1.677.711,81 TL karşılanmamış maddi zararının bulunduğunun tespit edildiğini ve Mahkemece bu tespite göre hüküm kurulduğunu, bir kesinleşmeye ya da davalı lehine usuli kazanılmış hakka vücut vermemek bakımından olası bir kaldırma veya bozma sonrası oluşabilecek fazlaya ilişkin tüm hakları bir kez daha saklı tuttuklarını belirterek kararı temyiz etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, hükme esas alınan kusur raporunda hiçbir somut inceleme yapılmadığını ve dolayısıyla kaçınılmazlık ilkesi de göz önünde bulundurulmadan varsayımsal şekilde müvekkilin %100 kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, bu raporu ve kararı kabul etmediklerini, bilirkişi raporunda tazminat hesabına esas kazançların hesaplanmasında işlemiş aktif dönem, işleyecek aktif dönem, işleyecek pasif dönem zararı ve mahsup edilecek rücuya tabi ödemeler tek tek gösterilmesi gerekirken işbu hususun bilirkişice dikkate alınmadığını, manevi tazminat tutarı fahiş olduğunu faiz başlangıcında hangi tarihin esas alındığının gerekçeli kararda belirtilmediğini, bu sebeple faiz başlangıcı bakımından dahi kararın kaldırılması gerektiğini,kararın asıl dava ve birleşen davalar bakımından ayrı ayrı verilmesi gerekmekte iken tek bir hükümle karar verilmesi hukuka uygun düşmediğini, kaldırılması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meslek hastalığı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Davalı vekilinin davacı lehine hükmolunan manevi tazminat tutarına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2. Davacı vekili ile davalı vekilinin davacı lehine hükmolunan maddi tazminat tutarına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin davacı lehine hükmolunan manevi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davacı vekili ile davalı vekilinin davacı lehine hükmolunan maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.