12. Ceza Dairesi 2020/487 E. , 2024/229 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi ile Temyiz isteminin reddine dair ek karar TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek karara yönelik temyiz isteminin esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 29.11.2019 tarihli ve 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı ek kararın sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
**12. Ceza Dairesi 2020/487 E. , 2024/229 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi ile Temyiz isteminin reddine dair ek karar TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek karara yönelik temyiz isteminin esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 29.11.2019 tarihli ve 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı ek kararın sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ek kararın temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden katılanlar vekilinin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A- İstanbul Anadolu 63. Asliye Ceza Mahkemesi 13.12.2018 Tarih 2016/112 Esas 2018/794 Karar Sayılı Kararı ile; Sanık hakkında, taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 3 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B- Yerel mahkeme hükmünün Sanık Müdafi ve Katılan Vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.10.2019 tarihli 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı Kararı ile; Sanık hakkındaki İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararına yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun; "... 5237 Sayılı TCK'nın 53/6 maddesinde trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğinin hükme bağlandığı, Yerel Mahkemece takdirin sürücü belgesinin geri alınması yönünde kullanılmasına karşın işlenen suçla ve takdir ve tayin olunan ceza ile orantılı olmayacak ve dolayısıyla TCK 3/1. maddesine aykırılık oluşturacak şekilde sürücü belgesinin 3 Yıl süre ile geri alınmasına karar verilmesi yasaya aykırı olup; Bu itibarla sanık müdafiinin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla birlikte bu aykırılık, 5271 sayılı Kanunun 280/1-c maddesi gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, Hükmün TCK 53/6. maddesinin uygulanmasına dair 1 nolu bendinin 5. paragrafındaki 3 yıl olarak belirlenen sürücü belgesinin geri alınması süresinin " 1 Yıl " olarak düzeltilmesi suretiyle; Sair yönleri usul ve yasaya uygun olan kararın CMK'nın 303 ve 280/1-a maddeleri uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, KESİN OLMAK ÜZERE" karar verilmiştir. C-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 23.10.2019 tarihli kesin nitelikteki olarak verilen asıl kararına karşı, sanık müdafinin temyiz talebinde bulunması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 29.11.2019 tarihli EK KARARI İLE ; 1.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.10.2019 tarihli 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı Kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince kesin nitelikte verilmiş olduğu, ilama konu suçun 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı yasa ile değiştirilen 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan temyizi kabil suçlardan olmadığı anlaşıldığından, sanık müdafinin “Temyiz Taleplerinin Reddine” karar verilmiştir. 2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.01.2020 tarihli 2019/125182 tebliğname ile sanık müdafinin ek karara yönelik temyiz isteminin Esastan Reddi görüşü ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteminin sanık hakkında verilen temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak fazla verildiğine, sanığın kusursuz olduğuna kusur raporuna itiraz edildiğine ve sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamasının hatalı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü; 1. 16.01.2016 günü saat 07.50 sıralarında Sanık sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki 34 GG 4095 plakalı otobüs ile Dudullu istikametinden Alemdağ caddesini takiben Sancaktepe istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde aracının sağ ön kısımları ile seyir istikametine göre yolun solundan yolun sağına geçiş yapmakta olan Müteveffa yaya ...'na çarpması neticesinde ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. 2.Kaza tespit tutanağında kaza yerindeki azami hız limitinin 50km/s olarak işaretlendiği, kaza tespit tutanağına ekli kaza yeri krokilerinde çarpma noktasının 75 metre ilerisinde ışıklı yaya geçidi bulunduğu çarpma noktasının 92 metre gerisinde yaya üst geçidi bulunduğunun işaretlendiği görülmüştür. 3. Kaza tespit tutanağına göre, bu kazanın oluşumunda yaya ...'nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 138 inci maddesinin (B) bendi uyarınca “karşıdan karşıya geçişler kurallarını” ihlal ettiği, sanık sürücü ...’nın 2918 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca “araçların hızlarını kavşaklara yaklaşırken yaya geçitlerine yaklaşırken azaltmamak” kuralını ihlal ettiği belirlenmiştir. 4. Mahkemece keşif üzerine alınan 22.11.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre, kazanın oluşumunda ölen yaya ...’ nun asli kusurlu olduğu, sanık sürücü ...'nın da asli kusurlu olduğu, bu bağlamda kazanın hazırlanması ve sonuçlanmasında her iki tarafında eşit derecede kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir. 5. Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi 14.11.2017 tarihli raporuna göre, a-Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki otobüs ile meskun mahalde seyri sırasında görüş alanını kontrol altında bulundurarak müteyakkız seyretmesi, geçiş yapan yayaları dikkate alarak zamanında etkili fren ve direksiyon tedbirine başvurması gerekirken bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile tali kusurlu olduğu, b-Ölen yaya ...’nun geçiş yapmadan evvel seyir halinde olan araçların seyir durumlarını yeterince kontrol etmediği, kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, ilk geçiş hakkını sanık sürücü sevk ve idaresindeki araca vermediği, mahalde bulunan yaya geçitlerini kullanmadığı anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu belirlenmiştir. 6. Mahkemece Karayolları bünyesindeki 3 kişilik uzman bilirkişi heyetinden alınan raporuna göre, tarafların eş değer oranda ve asli olarak kusurlu olduklarına dair görüş bildirildiği anlaşılmıştır. 7. Yapılan ölü muayene ve otopsi tutanağına göre, kişinin kesin ölüm sebebinin genel beden travmasına bağlı sternum ve kot kırıkları ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama ve pnömotoraksa bağlı solunum yetmezliği sebebiyle gerçekleştiği tespit edilmiştir. 8. Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında olay günü özel halk otobüsü kullandığı ve hızının 30-35 km civarında olduğunu, yeni kalkışa geçtiğinde karşıdan karşıya geçen iki yayayı gördüğünü, birinin karşıya geçtiğini, diğerinin elinde telefona bakarak kaldırımdan geri döndüğünü, kendisinin sola direksiyon kırarak kaçmaya çalıştığını ancak çarpmaya engel olamadığını beyan ettiği görülmüştür. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 23.10.2019 tarihli 2019/2294 Esas, 2019/3403 Kararı ile; "... 5237 Sayılı TCK'nın 53/6 maddesinde trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğinin hükme bağlandığı, Yerel Mahkemece takdirin sürücü belgesinin geri alınması yönünde kullanılmasına karşın işlenen suçla ve takdir ve tayin olunan ceza ile orantılı olmayacak ve dolayısıyla TCK 3/1. maddesine aykırılık oluşturacak şekilde sürücü belgesinin 3 Yıl süre ile geri alınmasına karar verilmesi yasaya aykırı olup; Bu itibarla sanık müdafiinin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla birlikte bu aykırılık, 5271 sayılı Kanunun 280/1-c maddesi gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, Hükmün TCK 53/6. maddesinin uygulanmasına dair 1 nolu bendinin 5. paragrafındaki 3 yıl olarak belirlenen sürücü belgesinin geri alınması süresinin " 1 Yıl " olarak düzeltilmesi suretiyle; Sair yönleri usul ve yasaya uygun olan kararın CMK'nun 303 ve 280/1-a maddeleri uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, .." kesin olarak karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Sanık müdafinin 21.11.2019 tarihli temyiz dilekçesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 23.10.2019 tarihli 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı "Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine" ilişkin asıl kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasına karar verilmesi talebinde bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesi 29.11.2019 tarihli Ek kararı ile, sanık müdafinin temyiz talebinin, temyiz edilemeyecek hükümlerden (kesin) olması nedeni ile temyiz talebinin reddine karar vermiş, sanık müdafi bu sefer de 10.12.2019 havale tarihli temyiz dilekçesinde; ek kararın bozulması talebinde bulunmuştur. Taksirle öldürme suçundan sanık hakkında verilen hapis cezasına ilişkin hükmün sanık müdafi tarafından temyiz istemi, cezanın türü ve miktarı ile temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz incelemesine tabi olmadığına" ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafinin sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin, hükmün 5271 sayılı Kanun’un 286 ıncı maddesi gereğince kesin kararlardan olduğu gerekçesiyle reddine ilişkin, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 29.11.2019 tarihli EK KARARINDA herhangi bir isabetsizlik görülmemiş olup, sanık müdafinin temyiz istemleri yönünden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. Sanık müdafinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 29.11.2019 tarihli 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı ek kararına ilişkin temyiz isteminde, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince sanığa uygulanan hak yoksunluklarına ilişkin temyiz sebebi bulunmadığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 29.11.2019 tarihli 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ İLE EK KARARININ ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 63. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde karar verildi.