DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/3195 E. , 2024/1969 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3195 Karar No : 2024/1969 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : I-(DAVALILAR) : 1-... 2-... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... II-(DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL) : ... Madencilik Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 11/10/2023 tarih ve E:2022/3205, K:2023/7360 sayılı kararının temyize…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/3195 E. , 2024/1969 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3195 Karar No : 2024/1969 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : I-(DAVALILAR) : 1-... 2-... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... II-(DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL) : ... Madencilik Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 11/10/2023 tarih ve E:2022/3205, K:2023/7360 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Denizli ili, Tavas ilçesinde S:..., S:... ve S:... numaralı IV. Grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın Denizli ili, Tavas ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 11/10/2023 tarih ve E:2022/3205, K:2023/7360 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesine yer verilerek, Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmalarının; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmelerinin mümkün olduğu, Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığının arandığı ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanındığı, anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebildiği, Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerektiği, Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerektiği, Dosyanın incelenmesinden; ... tarih ve ... sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı oluru ile kamu yararının, sonrasında, davaya konu acele kamulaştırmaya ilişkin 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının alındığı, Dairelerinin 05/07/2023 tarihli ara kararına verilen yanıtlardan mutlak tarım arazisi vasfında olan davaya konu taşınmaz için... tarih ve ... sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemiyle tarım dışı kullanım izninin verildiğinin anlaşıldığı, Bu durumda; ülkemizin başta elektrik enerjisi olmak üzere, enerji arzına olan ihtiyaç durumu ve üretilecek kömürün elektrik üretimi için Yatağan Termik Santralinde kullanılacağı ve ülkemizin elektrik arz güvenliği için baz yük santrali olarak faaliyetine devam etmesi gerektiği, üretimin yapılabilmesi için bu alanlardan başka alternatif olmadığı, ülkemizin enerji açığının azaltılmasına katkı sağlayacağı dikkate alındığında, enerji ihtiyacının acil nitelikte olduğu sabit olmakla birlikte, kamu yararının varlığı da açık olduğundan, somut olayda acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, davaya konu taşınmazlara el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilerek, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle, aynı davacı vekili tarafından Dairelerinde toplam 31 ayrı dava açıldığından ve anılan 31 dosyanın duruşmaları aynı gün yapıldığından, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen avukatlık ücretinin % 50’si olan 17.100,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalı idarelere verilmesine hükmedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idareler ve müdahil şirketin acelelik unsurunu ülkenin enerji ihtiyacına dayandırdığı, oysa ki ülkenin enerji ihtiyacının süreklilik arz ettiği dikkate alındığında, geçici ve ivedi bir durumun söz konusu olmadığı, dava konusu işlemin yöneldiği tarım topraklarında yetişecek gıda mahsullerinin temini ve ekolojik sürekliliğin, en az enerji ihtiyacı kadar önemli ve ivedi olduğu; Daire kararı ile taşınmaz hakkında tarım dışı kullanım izni verilmiş olması halinde kamu yararı ve acelelik unsurunun gerçekleştiğinin kabul edildiği, kaldı ki tarım dışı kullanım izninin, dava açıldıktan çok sonra verildiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın açıldığı tarihte haklılıklarının kabul edilmesi gerektiğinden aleyhlerine yargılama giderine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğu, öte yandan davaların seri dava niteliği taşımaması bir yana, vekalet ücretinin AAÜT 22. maddesine uygun olarak dahi belirlenmediği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler ile müdahil tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık konusu taşınmazın tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olduğu, tarım dışı kullanım izninin davaya konu 13/01/2022 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı'ndan sonra 11/04/2023 tarihinde alındığı; ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, işlemden daha sonra alındığı anlaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun somut olarak ortaya konulamadığı gibi Denizli ili, Tavas ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde müdahil şirket tarafından yapılması planlanan S:... (ER:...), S:... (ER:...), S:... (ER:...), S:... (ER:...) numaralı ruhsat sahaları açık ocak kömür işletmeciliği kapasite artışı ile ilgili olarak verilen 11/01/2023 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararının, ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptaline karar verildiği anlaşıldığından, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için gerekli olan "acelelik hali"nin somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği sonucuna varıldığından, Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Müdahil şirket tarafından, Denizli ili, Tavas ilçesinde S:..., S:... ve S:... numaralı IV. Grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarla ilgili olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırılması kararı ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13. maddesine istinaden kamu yararı kararı verilmesi talep edilmesi üzerine, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlık Makamından alınan 16/12/2021 tarih ve 99 sayılı 'Makam Oluru'na istinaden, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca, ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların, 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Ruhsat alanı içerisinde kalan parsellerin acele kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın, davacının mülkiyetinde olan taşınmaz yönünden iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. ... tarih ve ... sayılı Denizli Valiliği İl Toprak Koruma Kurulu kararı ile acele kamulaştırma kapsamındaki taşınmazların toplam alanı olan 375,2109 hektar alanın tamamına yönelik tarım dışı kullanım uygunluğuna karar verilmiş ve ... tarih ve ... sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemi ile alanın 123,5071 hektarlık kısmı için, ... tarih ve ... sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemi ile daha önce izin verilen alana ilave olarak 102,1668 hektarlık alan için tarım dışı kullanım izni verilmiştir. Davalı idareler ile müdahil tarafından temyiz aşamasında dosyaya sunulan belgelerden, Tarım ve Orman Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı oluru ile 186,4500 hektarlık kısım için de tarım dışı kullanım izninin verildiği ve alanın tamamına yönelik olarak tarım dışı kullanım izinlerinin alınarak sürecin tamamlandığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 No'lu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasında; idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanun'un 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46. maddesinde "...İşletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılır..." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dava konusu acele kamulaştırma kararının, bölgeden üretilecek kömürün Yatağan Termik Santralinde kullanılacağı, Yatağan Termik Santralinin ülkemizin elektrik üretiminin yaklaşık %1'ini karşıladığı, doğrudan 2500 kişi çalıştığı ve dolaylı olarak 10.060 kişiye etkisi bulunduğu, ülkemiz ekonomisine, yerli kömürün kullanılması sebebiyle cari açığın azaltılması yönünde pozitif etkisinin olacağı, elektrik arz püvenliği için baz yük santrali olarak faaliyetlerine devam etmesinde kamu yararının bulunduğu, sahadan yıllık üretilecek yaklaşık 1.500.000 ton kömür için satış fiyatının 250 TL/ton; satıştan elde edilecek karın %25'inin gelir vergisi olarak 40.346.625-TL/yıl olarak hesaplandığı, ayrıca her yıl üretim miktarına bağlı olarak %3 devlet hakkı olarak yaklaşık 5.386.500-TL'nin ödeneceği, ruhsat alanları içinde bulunan parsellerin tapu sahipleriyle anlaşmaya varılamaması durumunun madencilik faaliyetlerinin devam ettirebilmesine engel oluşturacağı gerekçeleriyle tesis edildiği görülmektedir. Aktarılan gerekçeler, maden üretimlerine devam edilebilmesi için dava konusu taşınmazların kamulaştırılmasına duyulan ihtiyacı ortaya koyan nedenler olarak kabul edilebilirse de, bu hususların, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumları ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararını ortaya koyan nedenler olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekliliği karşısında, davalı idarelerce ileri sürülen nedenler, acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceğinden, uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin bulunmaması karşısında, taşınmazların acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın, uyuşmazlık konusu parsele ilişkin kısmında hukuka uygunluk ve aksi yönde değerlendirme ile verilen davanın reddi yolundaki Daire kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 11/10/2023 tarih ve E:2022/3205, K:2023/7360 sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parsele ilişkin kısmının İPTALİNE, 4.Kurulumuzca yeniden bir karar verildiğinden, aşağıda dökümü yapılan dava ve temyiz aşamasına ilişkin ...-TL yargılama gideri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen avukatlık ücretinin % 50’si olan ...-TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, müdahil tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına, 5.Posta gideri avansından artan tutarın istemi hâlinde taraflara iadesine, 6.Kesin olarak, 08/10/2024 tarihinde esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX-5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde; tarım arazilerinin, tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; ...ilgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebileceği hükmü yer almaktadır. Uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırılmasına karar verilen alanın mutlak, dikili ve marjinal tarım arazilerinden oluştuğu, bu kapsamda, ... tarih ve...sayılı Denizli Valiliği İl Toprak Koruma Kurulu kararı ile acele kamulaştırma kapsamındaki taşınmazların toplam alanı olan 375,2109 hektar alanın tamamının tarım dışı kullanımının uygunluğuna karar verilmesinin ardından, ...tarih ve ... sayılı Tarım ve Orman Bakanı oluru ile alanın 123,5071 hektarlık kısmı için, ... tarih ve ... sayılı olur ile daha önce izin verilen alana ilave olarak 102,1668 hektarlık alan için ve son olarak 19/03/2024 tarih ve 12712080 sayılı olur ile 186,4500 hektarlık kısım için tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşılmaktadır. Madenlerin çıkarılmasının ülke ekonomisine katkısı, söz konusu madende yer alan kömürün ülkemizin enerji üretim sektörünün en önemli girdilerinden olması, çıkarılacak kömürün, ülkemizin elektrik üretiminin yaklaşık %1'ini karşılayan Yatağan Termik Santralinde kullanılacağı, ülkemizin içerisinde bulunduğu enerji açığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, söz konusu projenin bir an evvel hayata geçirilmesinde acelelik hali bulunmaktaysa da, bu durumun, acele kamulaştırma kararından önce alınması gereken izinler alınmaksızın işlem tesisine imkan tanımadığı açıktır. Bu durumda, ruhsat alanı içerisinde kalan tarım arazilerinin madencilik faaliyeti kapsamında tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olup, gerekli izin/tahsis işlemleri sonrasında acele kamulaştırma kararı alınması gerekirken, tarım dışı amaçla kullanım izni başvurusu sonuçlanmadan alınan acele kamulaştırma kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu taşınmaz için tarım dışı kullanım izninin, dava konusu 13/01/2022 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı'ndan sonra 11/04/2023 tarihinde alındığı, iptali istenilen acele kamulaştırma kararının tesis edildiği tarihte dava konusu taşınmazın tarım dışı kullanımı için gerekli iznin alınmamış olduğu, dolayısıyla acele kamulaştırma kararının tesis edildiği tarihte dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiş olup, temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmaz yönünden bu gerekçeyle iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum. EK GEREKÇE XXX- 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazın tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olduğu, tarım dışı kullanım izninin, dava konusu 13/01/2022 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı'ndan sonra 11/04/2023 tarihinde alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, davaya konu işlemden daha sonra alındığı anlaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik kısmında bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu kararının, Kurulumuzca, kararda belirtilen gerekçelerle bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmaz yönünden iptaline ilişkin çoğunluk kararına katılmakla birlikte, yukarıda yer verilen gerekçenin de çoğunluk kararına eklenmesi gerektiği düşünülmektedir. Üye Üye Üye Muhsin Bilge Hamdi YILDIZ APAYDIN ŞENLER