(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/8684 E. , 2013/10925 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin fe
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/8684 E. , 2013/10925 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının 16.01.2006 tarihli soruşturma raporunda tespit edilen olaylar nedeni ile o dönemde davacıya yalnızca görev yeri değişikliği yapıldığını ve ağır kınama ile yetinildiğini, söz konusu işlem nedeni müvekkili banka aleyhine açılan icra takibi sebebi ile yürütülen itirazın iptali davasında müvekkili bankanın çalışanının olaydaki kusuru sebebi ile zarardan sorumlu olacağının belirlenmesi sebebi ile davacının bankacılık prosedürlerine aykırı davrandığı ve kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacının yapmaması gereken işlemleri yapması sebebi ile müvekkili bankanın güvenini sarstığını, üçüncü kişiler nezdinde itibarını zedelediğini, ağır kınama cezası verilmesine rağmen nakledildiği İstinye şubesinde de yine kınama cezası aldığını, bilgisi dahilindeki şube hedeflerini gerçekleştirememesi sebebi ile yazılı uyarılar aldığını, 2010 ve 2011 yılı hedef ve sonuçları üzerinden davacının makul bir süre izlendiğini ve performansındaki düşüklüğün süreklilik eğilimi taşıdığının belirlendiğini, Kredi Kayıt Bürosu borçluluk sorgulamasında borç riskinin kazancından fazla olduğunu, çalıştığı sektör itibarı ile ekonomik durumunun önem taşıdığını, bu sebeplerle iş sözleşmesinni geçerli sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda "...davacının çalıştığı şubenin performans hedeflerine göre 2011 Ekim ve 2012 Şubat ayı dışında davacıya performansı ile ilgili herhangi bir uyarı yapılmadığı, çalışmalarında başarılı ve verimli bulunduğu, şube müdürü olarak görev yapan davacının hedeflerine ulaşabilmesi için bireysel ve kurumsal kredi-pazarlama servislerinde yeterli sayıda kadrosu olmamasına rağmen şube başarısının bölge içinde kötü bir yerde olmadığı, davacının değişik bankalardan aldığı borçlarını herhangi bir aksama olmadan ödediği, borç miktarının çalışmalarını olumsuz etkilediğinin ispat edilemediği, feshe dayanak yapılan usulsüz bankacılık işlemleri nedeni ile 15/02/2006 tarihinde ağır kınama cezası ve yer değiştirme cezası alması nedeni ile aynı fiile iki ayrı ceza verilemeyeceğinden feshin geçerli olmadığı..." gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 1. fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı Kanun'un 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir. Buna karşılık, aynı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen, işverenin haklı sebeple derhal feshinde ise yazılı şekil şartı aranmamaktadır. Davalı işyerinde şube müdürü olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, yönetmen sıfatı ile çalıştığı dönemde usulsüz işlemler yapmasından dolayı bankanın ticari itibarını zedelediği, bankaya karşı icra takibi başlatılmasına ve dava açılmasına yol açtığı, yargı kararı ile kusurlu hareket ettiğinin sabit olduğu, bu yargılamaya göre belli bir miktar zarardan bankanın sorumluluğunun bulunduğu, performans hedeflerini gerçekleştiremediği ve borçluluk durumunun gelirine oranla oldukça yüksek olduğu gerekçeleri ile feshedilmiştir. Somut olayda, davacının İstanbul-Elmadağ şubesinde "yönetici" sıfatı ile çalıştığı dönemde Türk Telekom Personeli Biriktirme ve Yardım Sandığının müteveffa sandık azaları adına sanki hayattalarmış gibi sahte belgelerle Sandıktan kullandıkları kredinin, davacının görev yaptığı şubede açılan hesaba yatırılması esnasında söz konusu şahısları görmediği halde adlarına hesap açmak suretiyle usulsüz işlemler gerçekleştirdiği, Ankara 4. Ticaret Mahkemesinin 2011/477 esas sayılı sayılı kararı ile bankanın "kendi çalışanları üzerinde denetim ve gözetim yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediği, ...davalı banka çalışanının olaydaki kusurunun daha ağır olduğu..." değerlendirmesi ile bankanın sorumluluğu cihetine gidildiği, bu kararın temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2012/15528 esas, 2012/19689 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, bu karar doğrultusunda bankanın üzerine terettüp eden zarar miktarını ilgililerine ödediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacıya usulsüz eylemlerinden dolayı 15.02.2006 tarihinde ağır kınama cezası ve görev yeri değişikliği cezası verildiği, bilahare bunun fesih gerekçesi yapılamayacağı, aynı eyleme iki ayrı ceza verilemeyeceği değerlendirmesinde bulunulmuş ise de, feshe konu olayda davalı bankanın zararı kesinleşen yargı kararıyla somutlaşmıştır. Bu durumda davalı işverene feshe konu olayı yeniden değerlendirme imkanının tanınması gerekmektedir. Hal böyle olmakla fesih geçerli nedene dayandığından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 67,45 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 14.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.