Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/6/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası bakımından kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna ve ayrıca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Olay tarihinde deniz binbaşı rütbesiyle Genel Kurmay Başkanlığında görev yapmaktayken 20/10/2016 tarihinde başvurucunun kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmiştir. 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 7/11/2016 tarihli yazısı üzerine FETÖ/PDY mensuplarınca münhasıran kullanılan kriptografik haberleşme programlarından "ByLock And Chat" isimli programı kullandıkları tespit edilen 523 asker şahıs hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu, Başsavcılığın talimatıyla 18/12/2016 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. Başsavcılık 19/12/2016 tarihli yazısı ile "ByLock And Chat" isimli programı kullandıkları tespit edilen asker şahıslar hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Bank Asyada 17/25 Aralık 2013 döneminden sonraki hesap hareketlerinin dökümü ile birinci derece yakınlarının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2010 yılı Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) soruşturması şüphelilerinden olup olmadıkları, ayrıca yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan ve terör örgütünün üst düzey yöneticileri ile eylemlerini konu alan çatı davasına ilişkin iddianamede geçen sanıklar başta olmak üzere ülke genelinde hakkında FETÖ/PDY ile ilgili suçlardan adli işlem yapılan şahıslarla irtibatları olup olmadıkları hususlarında gerekli araştırmaların yapılmasını Emniyet Genel Müdürlüğünden istemiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü 20/12/2016 tarihli yazısı ile verdiği cevapta; "ByLock" listesinde bulunanların isimlerini de ekli listede göndererek "ByLock" listeleri üzerindeki çalışmaların devam ettiğini ve listelerin sürekli güncellendiğini, çalışmalar devam ettiği için gönderilen liste ile güncel listenin birebir uyuşmayabileceğini ve bahse konu listenin en güncel hâli için ilgili kuruma başvurulması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu 30/12/2016 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde müdafii huzurunda ifade vermiş, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başsavcılık, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu 5/1/2017 tarihinde İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği tarafından aynı tarihte yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucunun sorgudaki savunması şöyledir:"Deniz Binbaşı rütbesiyle Genelkurmay başkanlığında görev yaptım, 20/10/2016 tarihi itibariyle ihraç edildim, FETÖ ile bağlantılı okul yurt ve dershaneler ile ilişkim olmadı, yayınlarına abone olmadım, bank asya da hesabım olmadı, by-lock programını bilmiyorum, logosunu dahi bilmem, indirmedim kullanmadım, FETÖ ile bağlantılı herhangi bir dernekle bağlantım yoktur, himmet yada başka bir yardımım olmamıştır toplantılarına katılmadım, 15 Temmuz gecesi; 11-15 temmuz tarihleri arasında izindeydim ve evimdeydim, darbe teşebbüsü ve sonrasında da mesai başlangıcı olan 18 temmuza kadarda evimdeydim, darbe teşebbüsüne ilişkin herhangi bir emir veya talimat almadım, ben TSK'nın bir üyesiyim, 14 yaşından itibaren TSK'nın içindeydim, ben her zaman bana verilen emirleri yerine getirdim, onun dışında herhangi bir kurum, kuruluş veya bir örgütle alakam olmadı, bu zamana kadar adli veya idari bir kovuşturmaya da maruz kalmadım, serbest bırakılmamı isterim." Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"... şüphelilerin Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olarak çeşitli rütbelerde görev yapan askeri personel oldukları, FETÖ /PDY'nin diğer örgütlerden farklı olarak bir istihbarat ve casusluk şebekesi gibi yapılanıp faaliyet gösterdiği, bu amaçla özel haberleşme programı geliştirdikleri, örgüt faaliyetlerinin deşifre olması ve takibattan kurtulmaları amacıyla, 'bylock' isimli geliştirilerek örgüt mensuplarınca haberleşmede kullandıkları, örgüt elebaşısının 'tüm üyeler bylock üzerinden görüşmeler yapsın, normal telefonla görüşme yapanlar hizmete ihanet etmiş olur' şeklinde talimat verdiği, bu talimatla örgüt üyelerinin bylock programının flash bellekle kurulum dosyasının telefona kopyalanmasıyla kurulduğu, şifre oluşturulduktan sonra Türkiye haricinde başka bir ülkenin server'i üzerinden bağlantının sağlandığı, örgüt mensuplarının bu program vasıtasıyla haberleştikleri, örgüt elemanı olmayan, örgüt içerisinde faaliyet göstermeyen kimsenin bylock programına ulaşmasının mümkün olmadığı, şüphelilerin Türk Silahlı Kuvvetleri çalışanları olarak FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kullandığı 'bylock' isimli programı kullandıkları, bu program üzerinden gelen emir ve talimatları uyguladıkları, hiyerarşik yapı içerisinde yer aldıkları, şifreli mesaj ve görüşme programı olan bylock isimli programını aktif bir şekilde kullandıklarının tespit edildiği, şüphelilerin FETÖ/PDY üyesi oldukları hususunda kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, FETÖ / PDY örgütünün bilindiği üzere 15/7/2016 tarihinde kanlı bir darbe teşebbüsünde bulunduğu, bu örgütün devletin her kademedeki birimlerine militanlarını yerleştirdiği gibi, özel sektörde ve ticaret alanında da bir çok mensubunun bulunduğunun anlaşıldığı, birçok soruşturmanın devam ettiği, bu örgütün bütün faaliyet alanlarının ve mensuplarının henüz ortaya çıkarılamadığı, örgütün Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Hükümetine yönelik tehdit ve tehlikesinin devam ettiği, buna göre şüphelilerin eylemleri ve bağlantıları dikkate alındığında FETÖ/PDY örgütü üyesi oldukları hususunda kuvvetli suç şüphesi ve delillerin bulunduğu, şüpheliler hakkında uygulanması talep olunan tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılı bir tedbir olduğu, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından...... atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin varlığı, atılı suçun yasada öngörülen cezasının üst sınırı, atılı suçun katalog suçlardan olması nazara alınarak bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK' nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca şüphelilerin ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA ... [karar verildi.]" Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 17/1/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başsavcılık 23/1/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY'ye ve "ByLock" programına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna ve başvurucunun eylemlerine değinilmiştir. İddianamede başvurucuya isnat edilen suçlamaya esas alınan olgular şöyledir:i. Başvurucunun FETÖ/PDY mensuplarınca münhasıran kullanılan "ByLock" isimli programı kullandığı ileri sürülmüştür.ii. FETÖ/PDY'ye yönelik yapılan soruşturmaya konu olan ve bu örgütle iltisak ve irtibatı nedeniyle Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan şirketlerden Sürat Kargo Lojistik ve Dağıtım Hizmetleri A.Ş. Bünyesinde başvurucunun kardeşleri H.H.U. ve G.U.nun çalıştıkları belirtilmiştir.iii. Başvurucunun eşi olan F.U. hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında KPSS ile bağlantılı olarak şüpheli sıfatıyla işlem yapıldığının tespit edildiği bildirilmiştir. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"Yürütülen soruşturma neticesinde; şüphelilerin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarınca münhasıran kullanılan Bylock And Chat isimli programı kullandıklarından Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçunu işledikleri anlaşıldığından" İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 2/2/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/101 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 9/3/2017 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 10/5/2017 tarihinde karşı yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesi için Yargıtay Ceza Dairesi Başkanlığına gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucu bu karara 19/5/2017 tarihinde tutukluluk yönünden itiraz etmiş, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 2/6/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu, kararı 12/6/2017 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Başvurucu 13/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yargıtay Ceza Dairesi 2/8/2017 tarihli kararıyla Mahkemenin 10/5/2017 tarihli yetkisizlik kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Yargılamaya Mahkemenin E.2017/319 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Mahkemede 28/11/2017 tarihinde ilk duruşma yapılmış, başvurucu ile birlikte diğer şüphelilerin savunmaları alınmış ve başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucu, Mahkemece 6/3/2018 tarihli ikinci duruşmada alınan kararla iddia makamının talebine de uygun olarak tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Sanıkların üzerine atılı suçu işlendiğine dair somut olgular var olmakla birlikte, delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, işin önemi, verilmesi beklenen ceza ile tutuklulukta geçen süre, şahsi ve ailevi durumları da dikkate alınarak tutuklamadan beklenen amacın gerçekleştiği kanaatine varıldığından sanıkların tutukluluk hallerinin kaldırılmasına ... [karar verildi.]" Yargılama sırasında Mahkemece belirlenen bilişim uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanarak dosyaya ibraz edilen 9/10/2018 tarihli raporda; başvurucunun kullandığı cep telefonu hattı ve kullanımında olan cep telefonuyla 10/11/2014-23/11/2014 tarihleri arasında 55 kez "ByLock" sunucuları/sistemleri ile iletişim kurduğu, bu tarihler arasında aynı hat ve cep telefonuyla yaptığı diğer görüşmelere ilişkin baz istasyon bilgilerinin birbirleriyle eşleştiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Mahkemeye gönderilen 3/10/2019 tarihli yazı ve eklerinde ise "ByLock" programına ilişkin yapılan sorgulama sonucuna göre başvurucunun "ByLock" kaydının olduğu ve CGNAT (internet trafiği) verilerinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında bulunduğunun bildirildiği görülmüştür. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Abdurrahim Özkan, B. No: 2017/25586, 18/4/2018, §§ 19, 20,