1. Hukuk Dairesi 2010/4954 E. , 2010/6283 K. MAHKEMESİ : GÖLBAŞI(ANKARA) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ikinci eşi ile yaşadığı sorunlar nedeni ile açmış olduğu boşanma davasında aleyhine tazminata hükmedilmesini engellemek ve katkı payı için dava açılmasının önüne geçmek için maliki olduğu kooperatif hissesini anlaşmalı olarak davalıya bedelsiz devrettiğini, eşi ile tekrar anlaştığını ancak davalının taşınmazı iade etmedi…
**1. Hukuk Dairesi 2010/4954 E. , 2010/6283 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : GÖLBAŞI(ANKARA) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ikinci eşi ile yaşadığı sorunlar nedeni ile açmış olduğu boşanma davasında aleyhine tazminata hükmedilmesini engellemek ve katkı payı için dava açılmasının önüne geçmek için maliki olduğu kooperatif hissesini anlaşmalı olarak davalıya bedelsiz devrettiğini, eşi ile tekrar anlaştığını ancak davalının taşınmazı iade etmediğini ileri sürerek 1329 ada 1 parseldeki taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, iddiaların yazılı belge ile kanıtlanamaması gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ileri sürülen taraf muvazaasının yazılı delil ile kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi S.Y.’nın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi.Duruşma isteği değerden reddedildi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; kat mülkiyeti kurulu 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan çekişme konusu 1 nolu bağımsız bölümün ferdileşme ile 15.6.2006 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, eşi ile aralarının bozulması sebebiyle açılan boşanma davasında boşanmanın fer'i hükümlerinden kurtulmak amacıyla malik olduğu kooperatif payını davalıya devrettiğini ve bu paya karşılık çekişme konusu taşınmazın ferdileşme sonucu sicil kaydının davalı adına tesis edildiğini, anılan taşınmazı geri istemesine rağmen davalının buna yanaşmadığını ileri sürmek suretiyle eldeki davayı açmıştır. Öyleyse, iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimine göre davacının dayandığı hukuki sebebin taraf muvazaasına ilişkin olduğu sabittir. Bilindiği üzere; muvazaanın varlığını iddia eden taraf veya bunların ardılı (halefi) sıfatı ile hareket eden, başka bir anlatımla sözleşmenin yanlarından birine teb'an dava açan kişi Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince bu iddiasını isbat etmek zorundadır. Senede bağlı bir sözleşmeye karşı muvazaa iddiası, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 288 ve 290. maddelerinde belirtildiği üzere ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Sözleşme aynı kanunun 293. maddesinde sözü edilen yakın akrabalar arasında yapılmış olsa dahi muvazaanın yazılı delille isbat edilmesi gerekir.Böyle bir sözleşmenin resmi şekilde yapılması halinde dahi olayın özelliği itibariyle adi yazılı delilin yeterli olacağı öğretide ve kararlılık kazanmış içtihatlarda ortaklaşa kabul edilmiştir. İşte bu görüşten hareketle 5.2.l947 tarih 20/6 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında taraf muvazaası ve takma ad ( namı-müstear) davalarında iddianın ancak yazılı delille kanıtlanabileceği kabul edilmiştir. Somut olaya gelince, davacının iddiasını yazılı bir belge ile kanıtlayamadığı sabittir. Ancak, iddiasını yazılı bir belge ile kanıtlayamayan ispat yükü kendisine düşen tarafın karşı tarafa yemin teklif etme hakkının varlığıda tartışmasızdır. Davacı dilekçesinde diğer delilleri yanında sair deliller demek suretiyle yemin delilinede dayanmıştır. O halde; mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA,alınan peşin harcın temiyze edene geri verilmesine, 2.6.2010 tarihinde olbirliğiyle karar verildi.