12. Ceza Dairesi 2023/2316 E. , 2023/4117 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/61 E., 2022/226 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık müdafii tarafından yapılan temyiz itirazının vekalet ücretine hasren olduğu anlaşılmakla; Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte b…
**12. Ceza Dairesi 2023/2316 E. , 2023/4117 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/61 E., 2022/226 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık müdafii tarafından yapılan temyiz itirazının vekalet ücretine hasren olduğu anlaşılmakla; Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/282 Esas ve 2016/83 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 27 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 27 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi ve 54 üncü maddesi uyarınca, 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mahsuba ve müsadereye; sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırılık suçundan beraat kararı verilmiştir. 2. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/282 Esas ve 2016/83 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 07.02.2022 tarihli ve 2020/718 Esas, 2022/707 Karar sayılı kararı ile; "I-Katılanın temyiz isteminin incelenmesinde; Katılanın yüzüne karşı 30.03.2016 tarihinde verilen hükmü CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 30.05.2016 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince temyiz isteminin isteme uygun olarak REDDİNE; II-Sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Olay tarihinde sanık ...'un yönetimindeki kamyon ile Kayseri ilinden aldığı yükü Sakarya iline götürdüğü, geceleyin yolda seyir halinde iken Kayseri-Ankara karayolu üzerinden Himmetdede Boğazlıyan kavşağına geldiğinde yol kenarında bekleyen maktul ...'nin sanığa el salladığı, otostop için sanığı durdurduğu, sanığın kamyonu durdurup maktule nereye gittiğini sorduğu, maktul ...'nin de Ankara'dan Numune Hastanesinde ameliyat olan annesinin yattığını bu nedenle Ankara'ya gitmesini gerektiğini söylediği, bunun üzerine sanığın maktulü aracına aldığı, birlikte yola devam ettikleri, Kırıkkale-Keskin ilçesi yakınlarında bir akaryakıt istasyonunda mola verdikleri daha sonra tekrar yola devam ettikleri, sanığın maktule Ankara iline girdiklerinde otobana devam edeceğinden otobana giriş öncesinde Kayaş yakınlarındaki benzinlikte kendisini indireceğini söylediği, sanığın bu sözlerinden sonra maktulün sanığa küfürlü konuştuğu, elindeki poşet içerisinde bulunan bıçağı çıkartarak sanığa rastgele vurmaya çalıştığı, sanığın bir eli ile aracın direksiyonu tuttuğu diğer eli ile maktulün kendisine bıçakla vurmasını engellemeye çalıştığı, ancak; dosyada yer alan doktor raporuna görede maktulün buna rağmen bıçakla sanığın vücudunun çeşitli yerlerine vurduğu, bu sırada sanığın aracı yol kenarındaki bariyere çarptığı, sanığın bir şekilde maktulün elindeki bıçağı alarak maktule karşılık verdiği sırada maktulün göğsüne isabet eden bıçak yarası ile öldüğü, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'nın 01/09/2015 tarih ve 10127/1225/897 sayılı raporuna göre, “...kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ kesilmelerinden gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin vücudunda haricen 2 adet kesici delici alet yarası tespit edilmiş olup, haricen 1 numarada tarif edilen yarayı açan kesici delici aletin göğüs solda 5-6-7. kotlarda parasternal hatta kanamalı kesi oluşturarak sol göğüs boşluğuna girdiği, perikart, kalp ve sol akciğerde kanamalı kesiler oluşturarak sonlandığı, oluşturduğu yaralanmanın öldürücü mahiyette olduğu, haricen 2 numarada tarif edilen yarayı açan kesici delici aletin sol el bileği iç yanda cilt altı ve kas dokuda kanama ve ekimoz meydana getirerek sonlandığı oluşturduğu yaralanmanın öldürücü mahiyette olmadığı...” şeklinde bildirildiği, sanığın Elmadağ Devlet hastanesine ait adli raporunda vücudunun değişik yerlerinde uzunluğu 5 ile 10 cm arasında değişen bıçak yarası olduğunun belirlendiği, olayda ele geçirilen bıçağın kriminal incelemeye gönderildiği, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 15/07/2015 tarih ANK-BLY-15-20114 sayılı uzmanlık raporu kapsamında; bıçağın namlu kısmında bulunan kan örneğinin maktulün açık yarasından alınan kan örneği ile genotipik olarak uyumlu olduğu; Ankara kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 16/06/2015 tarih EGM 2015/201 sayılı uzmanlık raporu kapsamında; söz konusu olayda kullanılan Columbia ibareli sarı desen kapzalı bıçak üzerinde yapılan gün ışığı ve görünür banttaki ışıklar kullanılarak görsel inceleme sonucunda iz tespit edilemediği; Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 10/08/2015 tarih AHM 15-20114 sayılı uzmanlık raporu kapsamında; söz konusu olayda kullanılan Columbia ibareli sarı desen kabzalı bıçak üzerinde yapılan ilcelemede sivri uçlu ve oluklu bir namluya sahip olduğunu, 6136 sayılı Yasanın 4/1 maddesi kapsamına girdiğinin tespit edildiği, Adli Tıp 1. İhtisas Kuruluna ait 07.12.2015 tarihli raporunda; maktulde ölüme sebep olan yaralanmanın uygun şartlar altında ... içerisinde ani hız kaybı, bankete çarpmak, ani fren gibi durumlarda ortaya çıkan ters ivmelenmeye bağlı kendi elindeki kesici-delici aletin üstüne düşmesi ile oluşmasının mümkün olduğu ancak aynı yaralanmanın bir başkası tarafından da yapılabileceği aralarında tıbben ayrım yapılamadığının bildirildiği, sanığın kullandığı tırın olay sonrası kolluk tarafından park halinde bariyerlere sağ taraftan sürtünmüş bir şekilde durduğunun tespit edildiği, aksi kanıtlanamayan ve mevcut tespitlerle örtüşen sanık savunmasında; maktulün kendisine ... içerisinde bıçakla vurmaya başlaması üzerine direksiyonu bırakarak maktule sarıldığını, ... içerisinde boğuşmaya başladıklarını, ... hareket halinde olduğu için yolun kenarındaki bariyerlere sürtmeye başladığını, çarpma ile birlikte maktul ile beraber sendeleyerek ... içine düştüklerini, kendisinin yeniden ayağa kalktığını, maktulün ayağa kalkmak isterken bu sırada ... bariyerlere sürterek seyrettiğinden yeniden düştüğünü, düşmesinden sonra yandım anam diyerek koltuğun üzerine oturduğunu ve yığıldığını, bu sırada aracın bir süre daha bariyerlere sürterek seyrettiğini daha sonra hızını bitirdiği için geriye doğru kaymaya başladığını, bıçağı alıp şoför mahallindeki basamağa attığını daha sonra da polisi ve 112'yi aradığını beyan ettiği, buna göre, sanığın yönetimindeki ... içerisinde maktulün bıçakla saldırısı üzerine aracı durdurmadığı ancak; direksiyonu bırakıp maktule sarılıp boğuştukları, bu sırada aracın bariyerlere sürtünmesi ve çarpması nedeni ile sanık ve maktulün ... içerisinde dengelerini kaybettikleri boğuşma ve mücadele ortamında sanığın maktulün elindeki bıçağı aldıktan sonra kendisine yönelik gerçekleşmekte olan saldırıyı o andaki hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile hareket edip, maktule karşılık verdiği sırada maktulün göğsüne isabet eden bıçak yarası ile öldüğünün anlaşılması karşısında; sanığın maktüle yönelik eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 25/1. maddesinde düzenlenen haksız bir saldırıyı o anki hal ve koşula göre, saldırıyla orantılı bir biçimde defetmek amacıyla meşru müdafaa kapsamında işlediğinin kabulü ile TCK’nın 25/1. ve CMK’nın 223/2-d maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/61 Esas ve 2022/226 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.02.2023 tarihli ve 2022/164719 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III.GEREKÇE Temyiz talebinin vekalet ücretine hasren olduğu görülmekle yapılan incelemede; yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, Hazine aleyhine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırılık sebebi olarak belirlenmiş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/61 Esas ve 2022/226 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına "Beraat eden sanık ... duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 17.400,00 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak adı geçen sanığa ödenmesine" ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.10.2023 tarihinde karar verildi.