DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1292 E. , 2024/1484 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1292 Karar No : 2024/1484 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2022 tarih ve E:2017/4797, K:2022/10405 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İli
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1292 E. , 2024/1484 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1292 Karar No : 2024/1484 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2022 tarih ve E:2017/4797, K:2022/10405 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi ve 667 sayılı KHK'nın Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2022 tarih ve E:2017/4797, K:2022/10405 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde ve davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan beraat kararının 21/02/2018 tarihinde kesinleştiği, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanları yönünden, davacının sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönellik A.B.K. isimli tanık ifadesi ile üniversiteye hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, üniversitede örgüt evinde kaldığına ve bu dönemde örgütün sohbet adı verilen toplantılarına katıldığına, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekten ihraç edilen S.M. isimli kişiden referans aldığına ve diğer hususlara yönelik kendi ifadesinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadesine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, HTS analiz raporu yönünden, ByLock kullanıcısı olan kişilerle yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının davacı hakkında yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu, Davacı hakkında tanzim edilen iddianamede yer verilen tespitler yönünden, "Şüphelinin dijital materyallerinde ... dizüstü bilgisayarın dijital imajında internet geçmişinde www.rotahaber.com, www.kuretv.com, www.aktifhaber.com isimli Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile iltisaklı örgütün propagandasını yapan internet sitelerine erişim sağlandığı, ... cep telefonu dijital imajında internet geçmişinde www.aktifhaber.com isimli FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı örgütün propagandasını yapan internet sitelerine erişim sağlandığı," yolunda iddianamede yer verilen tespitlerin davacı hakkında yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, suç ve cezaların kanuniliği, şahsiliği ve geriye yürümezliği ilkesinin, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, kararların tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, A.B.K. isimli şahsın beyanının çelişkili olduğu, ifadede adı geçen G.D. isimli şahsı ise yalnızca Adalet Akademisinde sınıf arkadaşı olması nedeniyle tanıdığı, daha öncesinde bir tanışıklığı bulunmadığı, HTS kayıtlarının incelenmesi neticesinde G.D. isimli şahıs ile irtibatının bulunmadığının anlaşılacağı, sınava hazırlık döneminde kiralanmış olduğu evde kaldığı, dershane sınavında başarılı olması nedeniyle kendisine indirim yapıldığı için dershaneye gittiği, üniversite döneminde yalnızca iki yıl örgüte ait evde kaldığı ve bu süreçte de çeşitli zorluklar yaşadığı, bu evde barınamadığı, ailesinin durumunun iyi olmaması nedeniyle bu evde mecburen kaldığı, sonrasında ise kendi isteği ile bu evden ayrıldığı ve devlet yurduna çıktığı, sonraki süreçte hiçbir bağlantısının bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanınan güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararların gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, kanun hükmünde kararnameler ile yalnızca olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda düzenleme yapılabileceği ve bu düzenlemelerin yalnızca o dönem için geçerli olabileceği, aksi düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, gerekçesiz bir şekilde olağanüstü hal ilan edilmesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun'un) Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, temyizen bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı görüldüğünden davacının temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 05/03/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevap üzerine Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulu Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde ve Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, kararın 21/02/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/12/2022 tarih ve E:2017/4797, K:2022/10405 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 12/09/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı tarafından, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelemesinden; Davacı hakkında ifade veren A.B.K. isimli şahsın tanık beyanı yönünden; Avukat olarak görev yapan ve tanık olarak ifadesine başvurulan A.B.K.'ye ait, Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/05/2016 tarihli tanık ifade tutanağı; "...Ben şuan gözaltında bulunan Binbaşı Z.K.'nin eşiyim. Gazi Üniversitesinde de avukat olarak görev yapmaktayım. FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne mensup bir kısım kişiler hakkında vatanımı seven bir kişi olarak bilgiler vermek istiyorum. ... G.D.: Kendisi görümcem E.D.'nin eşidir. Halen Sakarya ili Sapanca ilçesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmaktadır. Yukarıda da anlattığım şekilde görümcem ile katalog evliliği yapmıştır. Eşimin anlatmasına göre kendisi kayınbabam N.K.'den örgüte müzahir öğrencileri okutulacağından bahisle himmet istiyordu. Kayınbabam da faize yatırdığı paranın faizini bunlara himmet olarak veriyordu. Ben Gazi Üniversitesinde avukat olarak görev yapıyorum. 2013-2014 yıllarında daha sonradan Cumhuriyet Savcısı olup FETÖ nedeniyle ihraç edilen ...'de Gazi Üniversitesinde avukat olarak görev yapıyordu. Beraber görev yaptığımız dönem içerisinde görümcemin eşi G.D.'nin de öğrencilik yıllarında örgüte müzahir evlerde beraber kaldıklarını bana söyledi. Daha doğrusu örgüte müzahir Hakimlik sınavlarına hazırlanma evlerinde tanıştıklarını bana söyledi. Aynı evde sınava beraber hazırlanmışlar. Eşimin anlatmasına göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün talimatı ile G.D., YARSAV isimli derneğe üye de olmuş. G.D.’nin örgütle irtibatlı olduğunu biliyorum. Halen de devam ettiğini düşünüyorum. Bunun haricinde kendisinin örgütle bağlantılı olup olmadığı hususunda başka bir bilgim yoktur..." Davalı idare tarafından, A.B.K. isimli tanığın yukarıda yer verilen beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür. Davacı tarafından ise; A.B.K. isimli şahsın beyanının çelişkili olduğu, ifadede adı geçen G.D. isimli şahsı ise yalnızca Adalet Akademisinde sınıf arkadaşı olması nedeniyle tanıdığı, daha öncesinde bir tanışıklığı bulunmadığı, HTS kayıtlarının incelenmesi neticesinde G.D. isimli şahıs ile irtibatının bulunmadığının anlaşılacağı, sınava hazırlık döneminde kiralanmış olduğu evde kaldığı ileri sürülmüştür. A.B.K. isimli tanık tarafından dava dosyasına 09/10/2018 tarihinde sunulan dilekçede ise; "......’ü gazide avukatlık yaptığım dönemde tanıdım. Bir konuşmamızda G.D.’yi tanıdığını aynı dönem olduklarını ifade etti. Konuşma 2013 tarihinde olduğu için tam ayrıntı hatırlamıyorum ama ... beyin yaşı itibari ile aynı dönemde okumaları mümkün olmadığından, nasıl dedim hakim ve savcılık sınavlarında tanışmıştım, dedi. Bu ifadeden o zaman anladığım buydu. Bu demek değil asla bu insanda fetöcüdür. FETÖ mensubu olsaydı onların emri gereği savcılıktan istifa etmezdi. Savcı olarak görev yapar bakanlıkta bir göreve geçerdi... Bu örgütün içine almaya çalıştığı ancak alamadığı güzel vatanımın, vatansever insanı ...’ün yargılanması ve benim ifadem yüzünden haksızlığa uğramasına asla vicdanım el vermez. Savcılık mesleğini yapacak hak, adalet, vicdan sahibi birine bu vatanın ihtiyacı var. Saygılarımla" şeklinde beyanda bulunulduğu görülmektedir. A.B.K.'ye ait 03/05/2016 tarihli tanık beyanında, davacıyla birlikte sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde birlikte hazırlandığı ifade edilen G.D.'nin bu konuya ilişkin olarak tanık ifadesinin alınıp alınmadığının sorularak, alındıysa buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine ilişkin 05/03/2024 tarihli ara kararımıza davalı idare tarafından gönderilen 13/06/2024 tarihli cevapta yer alan bilgi ve belgelerden; G.D. isimli şahsın davacıyı Adalet Akademisinde sınıf arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını, örgüte ait herhangi bir ev ya da sınav çalışma evlerinde hiç bir zaman kalmadığını beyan ettiği, A.B.K.'nın yukarında yer verilen tanık beyanı üzerine G.D. hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve G.D.'nin halen savcı olarak görev yaptığı anlaşılmıştır. A.B.K. isimli tanığın yukarıda yer verilen ifadesinde, davacının sınavlara örgütün sınav hazırlık evlerinde hazırlandığını kendisine söylediği beyan edilmişse de, tanık tarafından dava dosyasına sunulan 09/10/2018 tarihli dilekçe ile davacının söz konusu tanık beyanına ilişkin savunması, dava dosyasına sunulan 2006-2008 yıllarında davacının ikamet ettiği evlerin kira kontratları ve 05/03/2024 tarihli ara kararımıza davalı idare tarafından gönderilen 13/06/2024 tarihli cevapta yer alan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, başkaca tanık beyanı veya bilgi ve belgeyle ispatlanamayan iddia, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmemiştir. Davacının kendi beyanları yönünden: Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından; davacının, üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı dershaneye gittiğine, üniversite döneminde 1997-1998 yıllarında 2 yıl FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı evde kaldığına ve mesleğe girişe ilişkin mülakatta FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekten ihraç edilen S.M. isimli kişiden referans aldığına yönelik beyanının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür. Davacı tarafından; söz konusu dershane sınavında başarılı olması nedeniyle kendisine indirim yapıldığı için bu dershaneye gittiği, üniversite döneminde yalnızca iki yıl örgüte ait evde kaldığı ve bu süreçte de çeşitli zorluklar yaşadığı, bu evde barınamadığı, ailesinin durumunun iyi olmaması nedeniyle bu evde mecburen kaldığı, sonrasında ise kendi isteği ile bu evden ayrıldığı ve devlet yurduna çıktığı, sonraki süreçte hiçbir bağlantısının bulunmadığı ileri sürülmüştür. Olayda, lise son sınıfta eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye sınava kazanarak indirimli olduğu için gittiğini beyan eden davacının bu beyanlarının, bir başka ifadeyle FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı dershaneye giderken eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanı örgütle iltisak ve irtibatlı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmemiştir. Ayrıca yine aynı ifade tutanağında, üniversitenin sadece ilk iki yılında bu evde kaldığını ve sonrasında bu evden kendi inisiyatifiyle ayrılarak devlet yurduna geçtiğini beyan eden davacının bu beyanlarının, bir başka ifadeyle üniversite eğitiminin ilk iki yılında örgüt evinde kalırken barınma saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini, anılan dönemden sonra örgütle temasını devam ettirdiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının üniversite döneminde bir süre FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı evde kaldığına yönelik beyanı da örgütle iltisak ve irtibatlı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmemiştir. Bunlarla birlikte, davacının mesleğe girişe ilişkin mülakatta dönemin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü S.M.'den referans aldığına yönelik beyanına ilişkin olarak ise, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekten ihraç edilen S.M. isimli kişinin davacıya referans olduğunu ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, bu husus da davacının örgütle iltisaklı ve irtibatlı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmemiştir. Sonuç olarak Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, temyizen bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı görülmüş olup aksi değerlendirmeyle verilen Daire kararında hukuki isabet bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.