Başvurular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı üzerine göreve iade edilme istemiyle açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi AYİM) tarafından süre aşımı gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvurular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı üzerine göreve iade edilme istemiyle açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından süre aşımı gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular 3/6/2013 ve 17/6/2013 tarihlerinde doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/5/2014 tarihinde 2013/3724sayılı bireysel başvurunun,Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/5/2014 tarihinde 2013/3726 sayılı bireysel başvurunun, Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/5/2014 tarihinde 2013/4090 sayılı bireysel başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. 2013/3726 ve 2013/4090 sayılı bireysel başvurular aynı konuya ilişkin bulunduğundan incelenmek üzere 2013/3724 sayılı bireysel başvuru dosyasıyla birleştirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular subay olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) görev yapmakta iken Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 29/4/2004 tarihli ve E.2004/28, K.2004/120 sayılı kararıyla “Doğrudan doğruya beraber işlemek suretiyle iştirak halinde müteselsilen memuriyet görevini kötüye kullanmak” suçunu işledikleri gerekçesiyle hapis ve ağır para cezasına çarptırılmışlardır. Kararda ayrıca ferî ceza olarak başvurucuların TSK’dan çıkarılmalarına karar verilmiştir. Karar, Askerî Yargıtay Dairesinin 20/7/2004 tarihli ve E.2004/947, K.2004/958 sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmiştir. Anılan hüküm uyarınca başvurucular, 2004 yılının Eylül ve Ekim aylarında onaylanan ilişik kesme işlemleriyle TSK'dan çıkarılmışlardır. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4/11/2004 tarihli ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un kabul edilmesinin ardından başvurucular, Askerî Ceza Mahkemesinden infazın durdurulması talebinde bulunmuşlardır. Nihai olarak Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 16/3/2005 tarihli ve E.2004/28, Müt.K.2005/11 sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile başvurucular hakkında tesis olunan TSK'dan çıkarma ferî cezasının infazının 5237 sayılı Kanun’un yürürlüğe gireceği 1/4/2005 tarihine kadar ertelenmesine karar verilmiştir. Bu karara adli müşavir tarafından itiraz edilmesi ve TSK'dan çıkarma ferî cezasının infazının ertelenmesine dair kararın (başvurucuların Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkisi kesildiğinden) ne şekilde uygulanacağı hususlarının açıklanmasının Askerî Savcılıkça talep edilmesi üzerine Askerî Yargıtay Dairesi 25/5/2005 tarihli ve E.2005/399, K.2005/567 sayılı kararı ile itirazların reddine ve aynı Askerî Yargıtay Dairesince verilmiş olan 27/1/2005 tarihli ve E.2005/69, K.2005/144 sayılı kararıyla söz konusu hukuki meselenin net bir şekilde ortaya konulmuş olması nedeniyle kararın açıklanmasına ilişkin talebin reddine hükmetmiştir. Öte yandan 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren ceza hukuku düzenlemeleriyle bağlantılı olarak Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesince 7/6/2005 tarihli ve E.2004/28, K.Müt.2005/32 sayılı duruşmasız işlere dair karar ile başvurucular hakkında hapis ve adli para cezasına hükmedilmiştir. Bu karara karşı yapılan itiraz Askerî Yargıtay Dairesinin 21/9/2005 tarihli ve E.2005/938, K.2005/933 sayılı ilamı ile reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Başvurucular 2012 yılında Askerî Mahkemeye başvurarak 5237 sayılı Kanun’un maddesinde yapılan değişikliğe göre lehe kanun uyarlaması yapılması ve ayrıca aynı Kanun’da düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması usulünün kendilerine uygulanmasını istemişlerdir. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesi 18/10/2012 tarihli ve E.2012/271, K.2012/139 sayılı ve 17/5/2012 tarihli ve E.2012/167, K.2012/78 sayılı kararlarıyla, kanunun infaz edilmiş hükümlere infazdan sonra da birtakım sonuçlar bağladığı durumlarda lehe hüküm belirlenerek uygulanmasının, hakkındaki hüküm infaz edilmiş olan hükümlüler açısından da lehe durumlar oluşturabileceği ve hükümlünün böyle bir istemde bulunmasında hukuki yararın mevcudiyeti hâlinde lehe kanun değerlendirmesi yapılabileceği yönündeki Askerî Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/2/2009 tarihli ve E.2008/5-220 K.2009/28 sayılı ilamına atıfla lehe kanun uyarlaması yapmış ve başvurucular hakkında hapis cezasına hükmederek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Başvurucular, asli nitelikte ceza olan hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden ferî nitelikte ceza olan TSK’dan çıkarma cezasının infaz edilemeyeceği iddiasıyla ayrı ayrı 22/10/2012, 7/1/2013 ve 19/1/2013 tarihli dilekçelerle Hava Kuvvetleri Komutanlığına başvurarak göreve iadeleri ile kayıp maaş ve özlük haklarının geri verilmesini talep etmişlerdir. Hava Kuvvetleri Komutanlığı özetle açıklanması geri bırakılan hükmün ancak ileriye dönük olarak tesis edilecek idari işlemlerde esas alınmaması sonucunu doğurabileceği, 2004 yılında tesis edilip tamamlanan bir idari işlemin kaldırılmasına ve geri alınmasına sebebiyet vermeyeceği gerekçesiyle 15/12/2012 ve 23/1/2013 tarihli işlemleriyle talepleri reddetmiştir. Başvurucular, anılan işlemlerin tebliğinden itibaren altmış gün içinde “TSK’da yeniden göreve alınmama” şeklindeki olumsuz idari işlemlerin iptaline karar verilmesi istemiyle dava açmışlardır. AYİM Birinci Dairesi başvuruları süre aşımı gerekçesiyle incelemeksizin reddetmiştir. Birinci başvurucunun açtığı davada AYİM Birinci Dairesince verilen 30/4/2013 tarihli ve E.2013/503, K.2013/514 sayılı kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Davacının tarihsiz dilekçesinde yer alan ve Hava Kuvvetleri Komutanlığının 2013 tarihli yazısı ile reddedilen Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve döndürülmesi (iadesi) talebinin dayanağı hakkında mahkemece verilip kesinleşen Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılma feri cezası uyarınca uygulanan ayırma (ilişik kesme) işlemi ve bu işlem sonrasında mahkemece hakkında hükmün açıklanmasına geri verilmiş olmasıdır. Dolayısıyla işbu davada davacı hakkında tesis edilen “ayırma” işleminin yargısal denetimi yapılacaktır. Nitekim davacının kesinleşen Türk Silahlı Kuvvetlerinden Çıkarma cezasına bağlı olarak Hv.K.K.’lığınca uygulanan ilişik kesme işlemine esas ayırma kararnamesinin onay tarihinin 2004 olması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı geriye dönük olarak mevcut mevzuata göre tesis edilmiş ve tamamlanmış bir idari işlemin kaldırılmasına veya geri alınmasına vermeyeceğinden Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevine iade talebinin dayanağının mesnetsiz kalmakta olduğu gerekçesiyle talebi reddedilmiş, davacı tarafından da bu ayırma işleminin hukuka aykırı olduğu ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesine dayanak olan hukuki gerekçenin ortadan kalktığı hatta hiç doğmamış kabul edildiği ileri sürülmüştür.Davacının kesin işlem yapmaya yetkili makam tarafından 2004 tarihli kararname ile tesis edilen ayırma işlemi uyarınca TSK’dan ilişiğinin kesildiği 2004 tarihinden itibaren 1602 sayılı Kanun’un 35/a maddesi uyarınca 60 gün içinde ya doğrudan ayırma işleminin iptali istemiyle AYİM’de iptal davası açması ya da 60 gün içinde ayırma işleminin geri alınması için idareye başvuruda bulunması, başvurunun reddi halinde bu olumsuz işleme karşı süresinde dava açması gerekirken ayırma işlemine yönelik idari başvuru ve dava açma süresini geçirdikten sonra davalı idareye müracaatta bulunarak 2013 tarihli olumsuz cevap üzerine 2013 tarihinde bu davanın açılmış olması karşısında dava konusu olayda süre aşımında bulunulmuş olduğu sonucuna varılmıştır.Davacının 1602 sayılı Kanun’un 35/a maddesinde belirtilen süreler geçtikten sonra yaptığı başvurusuna idare tarafından 2013 tarihinde cevap verilmiş ise de yukarıda belirtilen süreler geçtikten sonra verilen idare cevabının dava açma süresini ihya etmeyeceği açıktır. Zira davacının idareye 2013 tarihli cevabi yazıya esas olarak yapmış olduğu müracaatı 2004 tarihinde tesis edilen ayırma işleminin geri alınması talebinden ibarettir." İkinci ve üçüncü başvurucuların açtığı davalarda AYİM Birinci Dairesinin 2/4/2013 tarihli ve E.2013/410, K.2013/373 sayılı kararı ile 7/5/2013 tarihli ve E.2013/544, K.2013/544 sayılı kararının gerekçeleri de benzer nitelikte olup ikinci başvurucunun davasında verilen K.2013/373 sayılı kararın ilgili kısmı şöyledir:“Belirtilen mevzuat[4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Kanun’un ve maddesinin (a) fıkrası] ve açıklamalar ışığında dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden; davacının Hv.K.K.lığı PI.P. Bşk.lığıemrinde görevli iken 29 Kasım 2004 tarihinde ayırma işlemine tabi tutulduğu anlaşılmıştır. Davacının idari dava açma süresini geçirdikten sonra müracaatı (ortaya yeni bir olgu çıksa dahi) geçirilmiş olan dava açma süresini ihya etmeyeceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Zira dava süresinin geçirilmesiyle dava açma yetkisi düşer. Söz konusu işlemin 29 Kasım 2004 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak 19 Şubat 2013 tarihinde AYİM’de bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Buna göre davacının, işlemi öğrendiği bu tarihten itibaren 1602 sayılı Kanun’un 40’ıncı maddesi gereğince 60 gün içinde işlemin iptali için dava açması ya da 1602 sayılı Kanun’un 35/a madde ve fıkrası gereğince 60 gün içinde bu işlemin kaldırılması ya da değiştirilmesi için ihtiyari başvuruda bulunması gerekirken yasal dava açma süresi geçirildikten çok sonra davasını açtığı, davada süre aşımı bulunduğu belirlenmiştir. 1602 sayılı AYİM Kanunu’nun 45’inci maddesi sürenin geçirilmesi halinde davanın reddine karar verileceğini öngörmektedir.” Söz konusu kararların sırasıyla 24/5/2013, 10/5/2013 2/6/2013 tarihlerinde tebliği üzerine 3/6/2013 ve 17/6/2013 tarihlerinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare MahkemesiKanunu’nun “İhtiyari müracaat ve idari makamların sükûtu” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"a) İhtiyari müracaat: Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır. b) İdari makamların sükûtu: İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir eylem veya işlemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Bu halde yetkili makamlar en çok altmış gün içinde bir cevap verirler. Bu süre içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bitiminden itibaren idari dava açma süresi içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler. Dava açılmayan haller ile davanın altmış günlük süre geçtikten sonra açılması sebebiyle dilekçenin reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra cevap verilirse, bunun tebliğinden itibaren dava açma süresi yeniden işlemeye başlar. Müracaatçıya kayıt tarihi ve sayısını gösterir imzalı ve mühürlü pulsuz bir alındı kâğıdı verilir." 1602 sayılı Kanun’un “Dava açma süresi” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlardaki hükümlere göre ilan yolu ile bildirim yapılan hallerde, özel kanunda aksine hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihinden itibaren onbeş gün sonra başlar." 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari makamların sükutu” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“ İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler..” 2577 sayılı Kanun’un “Üst makamlara başvurma” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“ İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.”