1. Ceza Dairesi 2010/2960 E. , 2013/2811 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi ÖLDÜRÜLEN : ... SUÇ : Taksirle ölüme neden olma, suçluyu kayırma HÜKÜM : 1-Sanıklar ..., ..., ... haklarında suçluyu kayırma suçlarından beraat. 2-Sanık ... hakkında; 5237 sayılı TCK.nun 85/2,22/3,62,63. maddeleri gereğince 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası. TÜRK MİLLETİ ADINA 1-Katılan ... vekilinin süresinden sonra yaptığı temyiz isteminin, reddine karar verilmiştir. 2-Sanıklar ..., Mithat ve Selçuk hak…
**1. Ceza Dairesi 2010/2960 E. , 2013/2811 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi ÖLDÜRÜLEN : ... SUÇ : Taksirle ölüme neden olma, suçluyu kayırma HÜKÜM : 1-Sanıklar ..., ..., ... haklarında suçluyu kayırma suçlarından beraat. 2-Sanık ... hakkında; 5237 sayılı TCK.nun 85/2,22/3,62,63. maddeleri gereğince 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası. TÜRK MİLLETİ ADINA 1-Katılan ... vekilinin süresinden sonra yaptığı temyiz isteminin, reddine karar verilmiştir. 2-Sanıklar ..., Mithat ve Selçuk hakkında, suçluyu kayırma suçundan kurulan beraat hükümleri yönünden; Somut olayda, sanıklar hakkında iddia edilen eylemler, öldürme suçunun failinin cezalandırılması yada cezalandırılmamasını doğrudan ilgilendiren mahiyette olup, oğlu öldürülen katılan ...'ın da bu nedenle sanıklara isnat edilen suçtan zarar gördüğünün tartışmasız şekilde kabul edilmesi gerektiği, maktulün babası olan katılanın, bu sıfatla hükmü temyize de hak ve yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından, sanıklar hakkındaki beraat hükümleri de katılan vekilinin temyizi nedeniyle incelemeye dahil edilmiş olup, aksi düşünce ile temyiz isteminin reddi yönündeki tebliğnamedeki görüş benimsenmemiştir. 3-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'nin bilinçli taksirle ölüme neden olma suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşma sonuçlarına uygun şekilde suçun niteliği tayin, takdire ilişkin cezayı azaltıcı nedenin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar ..., Mithat ve Selçuk hakkında elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek beraatlerine karar verilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, katılan ... vekilinin öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden, suç vasfına vesaireye, beraat eden sanıklar yönünden sübuta vesaireye; sanık müdafiinin suç vasfına vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, Üye ...'in, sanığın maktule yönelik eyleminin, olası kasıt altında insan öldürme suçunu oluşturduğu, bu nedenle TCK.nun 81/1, 21/2 ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiğinden bahisle hükmün bozulması yönündeki karşı oyu ve oyçokluğu ile diğer hükümler yönünden ise oybirliğiyle tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), 03/04/2013 gününde karar verildi. KARŞI OY; Sanık ...'ın, maktul ...'u bilinçli taksir altında öldürmek suçundan cezalandırılması talebi ile ilgili olarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, TCK 85, 22/3,62 maddeleri gereğince neticeten 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... 2.Ağır Ceza Mahkemesi kararının temyiz incelemesi neticesinde heyetimizce bu suçun niteliğinin isabetli olduğuna dair sayın çoğunluk görüşünün aksine, sanığın eyleminin “olası kast ile adam öldürme”olarak nitelendirilmesi gerektiği düşünce ve kanaati ile karara karşıyım. ŞÖYLEKİ, Olaya baktığımızda,maktül ile sanığın her ikiside polis memuru olup, aynı yerde görev yapıp mesai arkadaşıdırlar. Olay gününe kadarda aralarında hiçbir husumet bulunmamaktadır. Olay günü de maktül ve sanık ... Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli olarak Çevik Kuvvete ait otobüs içerisinde beklemektedirler. Ölen ...'in, sanığın ve bir kısım tanıkların anlatımına göre silahla oynamayı ve şaka yapmayı seven birisi olduğu konusunda şüphe yoktur.Hatta bu nedenle “kırık” lakabı ile iş çevresinde tanınmaktadır. Olay sırasında maktul ...'in yine silahı ile mesai arkadaşlarından ...'a şaka yaptığı, buna sanık ...'nin müdahale ederek “koy şu silahını, birimizi vuracaksın” şeklinde beyanda bulunduğu, buna rağmen maktulün silahını doldur boşalt yapıp, emniyetini kapatmak suretiyle, kabzası sanık Bestamiye bakar vaziyette silahını ona uzattığı, sanığın ise, maktulden aldığı silahın emniyetini açarak tetiğini düşürdüğünde silahın patladığı ve maktulün kafasının sol arkasından girip, sağ kulağından çıkan kurşun sonucu vefat ettiği anlaşılmaktadır. Sanığın savunmasına baktığımızda; Yerel mahkemede,”...silahın namlusu kendisine, kabzası bana doğru olacak şekilde namlusundan tutup silahı bana uzattı. Bende silahı aldım. İkinci doldur boşaltı yapması dolayısı ile ve daha öncede aynı şekilde sıkça şaka yapması dolayısı ile silahın boş olabileceğini düşündüm. Silahın kabzasından tuttum. Ben ayakta idim. O oturur vaziyette olduğu için bu olay meydana geldi” demiştir. Tanık Beyanlarına baktığımızda; Bizzat görgü tanığı olan Durmuş ... ..., “.....'in silah çıkartıp mekanizmayı çekip bıraktığını gördüm. ... ben evliyim , bize böyle şaka yapma dedi. Bestami'nin, ... böyle şaka yapma, birisini vurabilirsin, sonucu ağır olabilir dediğini de duydum. ..., ... arkaya giderken silahını çıartıp, arkaya dönmeden silahını arkaya doğru doğrultarak seni buradan göremiyorum, gibi laf söyledi, daha sonra mekanizmayı çekerek silahını Bestami'nin bulunduğu yere doğru namlusu yukarıya doğru olacak şekilde uzattı, BestamiIde silahın namlusu yukarıya doğru olacak şeilde silahı aldı, emniyetini açtı, silahın namlusunu önerin kafasına dayadı ve tetik düşürdü, Ben silah dolu demeye kalmadan tetik düşürdüğü içinde silah patladı” demiştir. Yani, bu beyanlardan da anlaşılacağı üzere, sanık polis memuru olarak görev yapıp, silahların mekanizması ile ilgili yeterli bilgiye haiz olmasına karşın, silahın dolu Ya da boş olup olmadığını kontrol dahi etmeden, sırf maktulün olayın az öncesindeki silah ile şakası nedeniyle silahı boş olduğunu zannetmesi ile yetinmeyip, onu araştırması gerekmektedir. Kaldıki, olay anında görevli olmalarıda gözönünde tutulduğunda, maktulün boş silah ile göreve gitmesini düşünmesi de doğal gözükmemektedir. Bu nedenle, silahın boş olduğuna ilişkin kanaatı bulunduğu yönündeki savunması tarafımdan inandırıcı bulunmamıştır.Biran için bu zan ile hareket ettiğini kabul etsek dahi,, görevi gereği böyle bir zan ile hareket etmesi de, doğal neticeyi kabul etmesi anlamına gelmektedir. Bu hal ve şartta; sanığın olayda bilinçli taksir ile hareket ettiğini nasıl kabul edebiliriz. TCK 21/1 md.de bilindiği gibi “kişininin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini ÖNGÖRMESİNE rağmen, fiili işlemesi halinde OLASI KAST vardır.” şeklinde tanımlanmıştır. Olası kastta fail, sonuçları göze alarak davranışını yapmaktadır. Başka bir deyişle fail, öngöreceği sonuçlar için ,” olursa olsun,- çıkarsa çıksın,- değerse değsin, “diye düşünmektedir. Diğer bir anlatımla, fail unsurların, sonuçların meydana gelmesini kabullenmektedir. İsteme Ya da kabullenme olmadan kast olmaz. Olayımıza gelirsek; Evet sanık, maktulün ölmesini istememektedir. Ancak, silah eğitimi almış bir kişi olarak boş olduğu zannı ile hareket etmek suretiyle silahı kontrolsuz olarak kullanmıştır. Bu durumda, ölüm neticesini istemediği halde, her iki neticeyide baştan kabul etmiş durumdadır. Bu nedenle, sanığın eylemini olası kast ile işlediği düşünce ve kanaati ile sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.