T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2979 KARAR NO : 2026/776 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/10/2025 NUMARASI : 2025/27 E - 2025/791 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 16/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2979 KARAR NO : 2026/776 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/10/2025 NUMARASI : 2025/27 E - 2025/791 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 16/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından 10.01.2019 tarihinde, dava dışı borçlu .... Ltd. Şti. aleyhine İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyası üzerinden takip borçlusunun adresinde haciz işlemleri yapıldığını, bu arada borçlu şirket ile aynı binada faaliyette bulunan müvekkili ... .... Ltd. Şti.'nin de mallarına - üçüncü şahıs olarak -istihkaklı haciz tatbik edildiğini, Müvekkili şirketin malları üzerinde tesis edilen haciz işlemi ile ilgili olarak İstanbul 29. İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava ile istihkak talebinde bulunulduğunu, söz konusu dava dos- yasında yer alan bilirkişi raporunda; " haczedilen mahcuzların müvekkili şirkete ait olduğu ve borçlu .... Ltd. Şti. ile bir ilgisinin bulunmadığı"nın tespit edildiğini, İcra Hukuk Mahke- mesi'nin 2019/499 E. 2020/579 K. sayılı ilam ile "DAVANIN KABULÜNE" karar verildiğini, istinaf incelemesi sonucu kararının onandığını ve kesinleştiğini, İstihkak davası devam ederken ...A.Ş. tarafından, 21.02.2019 tarihinde Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü'nün ... talimat sayılı dosyası uyarınca müvekkilinin iş yerine gelinerek 10.01.2019 tarihli haciz tutanağı ile haczedilen malların muhafazasına başlandığını, muha- faza yapılması halinde müvekkilinin ticari faaliyetini devam ettirme imkanı bulunmadığından , haciz ve muhafaza baskısı altında, haciz sırasında yapılan protokolün imzalandığını,dosya borcunun pro- tokol uyarınca düzenlenen senetlere istinaden ödeyeceğinin taahhüt edildiğini, ancak haciz ve muhafaza baskısı ile alınan bu taahhüdün hukuken geçerli olmadığını, Senetlerin icra takibine konu edilmeye başlanması üzerine,müvekkilinin davalıya elden ve havale/EFT yoluyla olmak üzere, ihtirazi kayıt ile toplam 35.324,34 TL tutarında ödeme gerçek- leştirdiğini, haciz ve muhafaza baskısı ile müvekkiline imzalattırılan senetler ve protokole istinaden yapılan ödemelerin iradi olmadığını ve meşru bir hak ve alacağa dayanmadığını, Davadan önce başvurulan arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlandığını beyanla; Davalının sebepsiz olarak zenginleşmesine neden olan 35.324,34 TL'nin arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği 17.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının " takip borçlusu değil, hacizde istihkak iddia eden 3. şahıs olduğunu ve haciz tehdidi altında kalarak ödeme yaptığını "beyan ettiğini, bu nedenle davanın istirdat davası olarak görülmesi gerektiğini, işbu davanın sebepsiz zenginleşme davası olarak görül- mesi halinde ise taraf sıfatlarının bulunmadığını, husumet itirazlarının olduğunu, davanın taraflarına değil, icra takip borçlusuna yönlendirilmesi gerektiğini, Davacı ile İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yönelik karşılıklı anlaşmaya varılarak protokol imzalandığını, davacının işbu icra dosyası borcuna yönelik kendi rızası ile protokol ile senetler verdiğini ve ödeme yaptığını, haciz tarihlerinin 10.01.2019 ile 21.02.2019, ödeme tarihinin ise 01.07.2019 tarihi olduğunu, davacının protokoldeki ve senetlerdeki imzasına yönelik itirazının da bulunmadığını, davacının davasında, "haciz baskısı altında kalarak baskı senetler verdiğini ve akabinde de ödeme yaptığı" iddiasında bulunduğunu, ancak haciz tehdidi ve baskısı altında kalınarak senet imzalanması durumunda dahi TBK. 38. maddede yer alan korkutma sebebi sayılmadığını ve senetteki irade sakatlığını oluşturmadığını, ayrıca gerçekleştirilen haciz işleminin yasaya ve usule uygun olduğunu, borçlu ile davacı arasında fiili ve organik bir bağ bulunduğunu, kısaca davaya konu somut olayda sebepsiz zenginleşme koşulları oluşmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini beyanla; davanın usulden ve esastan reddini, vekalet ücreti ve yargılama gideri- nin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 1.)İlk Derece Mahkemesi'nce 2022/652 E. 2023/196 K. Nolu 23.03.2023 tarihli ilam ile; "İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalının alacaklı,dava dışı ... ...Limited Şirketi ve ...'ın borçlu, davacı ... ...Limited Şirketi'nin ise 3. kişi konumunda olduğu, sebepsiz zenginleşme ve istirdat davalarının sebepsiz zenginleşen,dosya borçlusuna karşı açılabileceği, davacı her ne kadar icra dosyasındaki borcu cebri icra tehdidi altında ödediğini ileri sürse de eldeki davayı icra takip alacaklısına karşı açmış olduğu nazara alındığında; alacaklının alacağını tahsil etmesinden dolayı sebepsiz zenginleşmediği yani sebepsiz zenginleşme davası yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı" gerekçesi ile "Davanın husumet nedeniyle REDDİNE" karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E: 2022/3-80 K: 2022/107 sayılı kararı somut olay ile birebir örtüşmekte olup kararın gerekçe bölümünün 34. Maddesinde '' Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır'' denil- diğini, somut olayda, müvekkili tarafından açılan istihkak davasının davalı aleyhine sonuçlandığını, davalının müvekkilinden haciz baskısı altında para tahsil ettiğinin da açık olduğunu, sebepsiz zengin- leşmeye dayalı alacak davasının söz konusu parayı tahsil eden takip alacaklısına karşı açılabileceğini, söz konusu ödemelerin zaten borca batık olan asıl borçludan tahsil edileceği yönündeki görüşün hukuk mantığı ile örtüşmediğini, bu şekildeki bir yaklaşımın, faktoring, banka ve varlık yönetim şirketlerinin asıl borçlular dışında dosya ile ilgilisi bulunmayan üçüncü şahıslar nezdinde haksız işlemler tesis etmesine ve bu haksızlığa hukuki güvence sağlamalarına sebebiyet verdiğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. Dairemizce yapılan inceleme sonucu tesis edilen 2024/3579 E., 2024/3630 K.nolu 30.12.2024 tarihli ilamda; Davacının istinaf başvurusuna dayanak yaptığı HGK'nun 2022/3-80 E. 2022/107 K. Nolu 10.02.2022 tarihli ilamında da vurgulandığı üzere; Türk Hukuk Lûgatında istirdat (geri alma) davası; “1-Haklı bir neden olmaksızın mal ediniminden doğan ve bu yolla edinilen malın geri alın- masını içeren dava (TBK m. 77-82, TMK m. 122), 2- Hakkında yapılan ilamsız icra takibine süresinde itiraz etmediği ya da itirazın kaldırılması nedeniyle gerçekte borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalan borçlunun ödediğini geri almak amacıyla açtığı dava. " şeklinde tanımlanmaktadır: (İİK m.72)” (Türk Hukuk Lûgatı, Cilt I, Ankara 2021, s. 414). Lûgatta istirdat davası başlığı altında yapılan ilk tanım Borçlar Hukuku'nda yerini bulan sebep- siz zenginleşme davasına karşılık gelmekte olup bu davanın ikinci tanımda açıklanan ve icra iflas hukukuna özgü bir eda davası olan istirdat davası ile benzer yönleri bulunmaktadır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesi “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. Fık- rasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tama- men ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazının icra mahkemesince kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen icra takibine rağmen, borçlu olmadığı kanısında bulunabilir. Böyle bir borçlu, borçlu olmadığını tespit ettirmek için menfi tespit davası açabilir ve bu davada hiç değilse icra daire- sinin banka hesabına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alarak (İİK m. 72/III/2.c.) aleyhine yapılmakta olan icra takibinin durdurulmasını ve davayı kazanınca da takibin iptalini sağlayabilir. Borçlu, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için istirdat davası açabilir (İİK m. 72/VII). Borçlunun menfi tespit davası açmış olması hâlinde, menfi tespit davası sonuçlanmadan önce borcun ödenmesi üzerine de menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir (İİK m. 72/VI). İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nede- niyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması(Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı,) İcra ve İflas Kanunu’nda yerini bulan istirdat davasından sonra sebepsiz zenginleşme kavra- mına ilişkin açıklama yapmak yerinde olacaktır. Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde de yer almaktadır. BK’nın 61. maddesi; “Haklı bir sebep ol- maksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur.Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır” hükmünü haizdir. Haklı bir neden olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir nedene dayanması durumunda doğmuş olur. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlakî bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Hukuka ya da ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez (Türk Hukuk Lûgatı, s. 962). Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir. Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginle- şenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim BK’nın 61. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu mal varlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zengin- leşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur. Görüldüğü gibi, sebepsiz zenginleşme, ikincil (talî) niteliktedir ve mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda, aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2021 tarihli ve 2017/(23)6-868 E., 2021/1646 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davalı şirketin alacaklı sıfatıyla dava dışı borçlu .... Ltd. Şti. aleyhine İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine giriştiği, Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyası üzerinden takip borçlusunun adresine hacze gelindiği, 10.01.2019 tarihli haciz tutanağı incelendiğinde ; alacaklı vekilinin K: 2 deki .... LTd. Şti'ne gidilerek haciz yapılmasını istediği, K:2'ye çıkıldığında burada kendilerini ...'nun karşı- ladığı ,vergi levhasını gösterdiği, alacaklı vekilinin "sunulan vergi levhasında kapı no: ... olaark gözük- mekte olup tüm binayı kapsamaktadır. Kaldı ki borçlu .... Ltd. Şti. de her ne kadar ticaret sicilinde 3. katta gözükse de birinci katta faaliyetini sürdürmektedir. Apartman girişindeki levhada boydan boya büyük harflerle ve tüm binayı kapsayacak şekilde .... Ltd. Şti. Levhası bulunmaktadır. Mahalde haciz talebim vardır" şeklinde beyanda bulunduğu, kararın esas icra dairesi tarafından değerlendirilmesi kaydıyla; borçlu şirket ile aynı binada faaliyette bulunan davacı ... Ltd. Şti.'nin mallarına da haciz işlemi yapıldığı, davacı şirket temsilcisi tarafından "borçlu firma ile organik bağ- larının bulunmadığı,haczi yapılan malların kendilerine ait olduğu" beyan edilmesine rağmen alacaklı davalı vekilinin talebi doğrultusunda haciz işlemi yapıldığı, mahcuz maların yedi emin olarak ...'ya bırakıldığı, Bilahare davacının İcra Hukuk Mahkemesi'nde açtığı istihkak davasında "davacı şirket ile takip borçlusu arasında organik bağın bulunmadığı, haciz işlemi yapılan dava konusu malvarlığının davacıya ait olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği,Bundan başka, 21.08.2019 tarihli protokol gereğince, dava dışı kişinin İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden takibine girişilen borcuna mahsuben davacı şirket tarafından 6 adet senet düzenleyerek davalıya verildiği, daha sonra bu senetlerin takibe konulduğu ve davacı tarafça ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Gelinen noktada, icra takibinin davacı şirket adına yapılmamış olması, başka bir deyişle davacının icra dosyasının borçlusu konumunda bulunmaması davanın istirdat davası olmaması yönünden ayırıcıdır. Çünkü yukarıda da izah edildiği üzere, istirdat davalarında icra takibinin borçlusu, borçlu olmadığını düşündüğü bir parayı mallarının muhafaza altına alınmasını engellemek adına dosya borcunu ödemek durumunda kalmıştır. O hâlde, eldeki davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü açısından sebepsiz zenginleşenin kim olduğunun tespiti önem kazanmaktadır. Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır. İİK’nın 12. maddesine göre icra dairesi takip edilen para alacağına mahsuben üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu bu miktar kadar borcundan kurtulur. Somut olayda da, yapılan ödemeyle, ilk bakışta icra dosyasının borçlusunun ödeme tutarı miktarınca borcunun söndüğü, bu nedenle menfaat temin edenin dava dışı asıl borçlu şirket olduğu, sebepsiz zenginleşme davasının muhatabının da anılan şirket olması gerektiği düşünülebilirse de; davacı bu ödemeyi asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla yapmış, sonuçta yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur. Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır. Aksinin kabulü, davacıyı muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçluya yönelmeye zorlayacaktır ki, bu tür bir riskin davacıya yüklenmesi adil olmaz. Öyle ise, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı olduğunun kabulü gerekir. Davacının icra dosyasına parayı yatırmasıyla zenginleşenin dava dışı asıl borçlu olduğu, davalı alacaklının zaten varolan alacağını aldığı, bu sebeple sebepsiz zenginleşme davasının davalısı olamayacağı, ileri sürülmüş ise de, bu görüş dairemizce benimsenmemiştir. Bu bilgiler ışığında, sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak açılan davada, sebepsiz zenginleşenin takip alacaklısı durumundaki davalı olduğu ve davalıya husumet düştüğü tartışmasızdır.Buna göre , taraflarca gösterilen tüm delillerin celbi, yapılacak yargılama sonunda dosya kap- samına göre hasıl olacak sonuç doğrultusunda karar tesisi gerekirken davanın husumet yönünden reddi isabetsiz olmuştur." denilerek "davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırıl- masına, HMK 353/1-a-6 md gereğince tespit edilen eksiklikler yeniden yargılama gerektirdiğinden dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir. 2.) Kaldırma kararımız sonrasında İlk Derece Mahkemesi'nce: "Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalıya ödenmiş olan 35.324,34-TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, " karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde: sebepsiz zenginleşenin müvekkili değil alacağın- dan kurtulan takip borçlusu olduğunu, davada husumet sıfatlarının bulunmadığını, mahkemece bu hususun yanlış değerlendirildiğini, dava konusu ödemelerin davacının kendi irade beyanı ve kambiyo senedi ile yapıldığını, haciz baskısı altında yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davanın kötü niyetle ve müvekkilini mağdur etmek amacıyla açıldığını, davacının müvekkili ile 31. İcra Müdür- lüğü'nün ... E. Dosyasının borcu ile ilgili olarak imzaladığı protokole ilişkin her hangi bir açıklama yapılmadığını, bilirkişi raporunda defterlerin açılış kapanış tasdiklerinin usule uygun olup olmadığına dair bir görüş bildirilmediğini," zorunlu değil/ ibraz edilmedi" şeklinde görüş ile yetinildiğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Davalının husumete ilişkin itirazları önceki kararımızda değerlendirilmiş ve pasif husumetinin bulunduğu işaret edilmiş olmakla ,aynı itiraz hakkında yeniden değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece tarafların delillere toplanmış, ihtilaf konusuna ilişkin olarak SMMM ...'dan 28.05.2025 tarihli rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda; Dosya kapsamı tetkik edildiğinde ;taraflar arasındaki ihtilaf uyuşmazlık konusunun, davacı ... ile dava dışı takip borçlusu ... İnş. şirketleri arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, mal yada demirbaş devri olup olmadığı, çalışanlarının aynı olup olmadığı ve yine şirket ortaklarının aynı kişiler olup olmadığının tespitiyle ticari münasebetlerinin irdelenerek birbiriyle irtibatlı şirketlerden olup olmadığının tespiti ile arasındaki organik bağ bulunup bulunmadığı, cebri icra tehdidi iddiası kapsamında davalı alacak- lının sebepsiz zenginleşme durumunun incelenmesi suretiyle dava tarihi itibariyle alacaklılık borçluluk duru- munun mali inceleme yapılmak suretiyle tespiti hususunda toplandığı tespit edildi. Davacı ... . Ltd. Şti. 6102 sayılı TTK.m.64/3, V.U.K. m.182 göre bilanço esasına tabi olduğu, davacının 2018-2020-2021-2022 yıllarına ait ticari defterlerinin kağıt ortamda tutulduğu defterlerin açılış tasdikinin kanuni süresi içerisinde yaptırıldığı tespit edilmiştir. Davacı tarafça 2019 yılı ticari defterleri tarafıma sunulmamış, diğer yıllara ait defterlerde ise kapanış tasdikleri sunulmamıştır. Ticari defter- lerin bu haliyle davacı lehine delil niteliği taşıyıp taşımadığının takdiri mahkemeye aittir. Davacı ... ile dava dışı takip borçlusu ... İnş. şirketleri arasında organik bağ bulunup bulunmadığı; Davacı Şimal Kimya ile dava dışı ... firmasının haciz tarihi itibariyle yalnızca ticari merkezlerinin 'İkitelli ... San. Sit. ... Blok No:... Başakşehir İstanbul' adresi olduğu tespit edilmiştir. Netice itibariyle; takdir ve değerlendirmesi tamamen Mahkemeye ait olmak üzere davacı ... ile dava dışı ...' ın aralarında organik bağ olduğuna dair somut herhangi bir delil bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Mal ya da demirbaş devri olup olmadığı; davacı tarafça sunulan ticari defterler incelendiğinde herhangi bir mal ya demirbaş devrine ilişkin bir kayıt bulunmadığı görülmüştür. Çalışanlarının aynı olup olmadığı ve yine şirket ortaklarının aynı kişiler olup olmadığının tespiti; Sayın Mahkeme tarafından celp edilen yazı ekinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen davacı ... ve dava dış ... firmasına ait 2019 yılı personel listeleri karşılaştırıldığına şirket- lerde ortak bir personel bulunmadığı ,her iki şirket ortaklarının tamamen farklı kişiler olduğu tespit edilmiştir. Ticari münasebetlerinin irdelenerek birbiriyle irtibatlı şirketlerden olup olmadığının tespiti; Dosya içeriğinde ve davacı tarafın ticari defterleri üzerinde incelemeler yapılmış olup; davacı şirketin ticari defterlerinde dava dışı .... Ltd. Şti. ile herhangi bir ticari alışverişi bulunmadığı görülmüştür. Cebri icra tehdidi iddiası kapsamında davalı alacaklısının sebepsiz zenginleşme durumunun incelenmesi suretiyle dava tarihi itibariyle alacaklılık durumu: Davacı şirketin haciz baskısından kurtulmak amacıyla T.C. İstanbul 31. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasına ilişkin olarak ödemesi gereken tutarın kapak hesabı aşağıdaki gibi olup toplamda 35.324,34 TL ödemesi gerektiği, davacı ... tarafından bu tutarın 19.870,00 TL' lik kısmının 27.06.2019 tarihinde kalan 15.454,34 TL” lik kısmının ise 01.07.2019 tarihinde ödendiği tespit edilmiştir. Mahkemece davalı alacaklının sebepsiz zenginleştiği ve davacının davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılması halinde davacı tarafça T.C. İstanbul 31. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasına 35.324,34 TL ödeme yaptığı dolayısıyla davacının 35.324,34 TL alacaklı olabileceği tespit edilmiştir. Mahkeme tarafından verilen görevlendirme kararında davacı tarafça cebri icra baskısıyla ödenen tutarın dava tarihindeki değerinin tespiti istenmiş olup paranın zaman değeri kavramı da dikkate alınarak 01.07.2019 tarihinde 35.324,34 TL tutarında yapılan ödemenin 29.09.2022 dava tarihindeki değeri 88.208,90 TL olmaktadır." şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkemece toplanan deliller ile yapılan yargılama sonunda, davalı tarafça dava dışı şirket aleyhine yapılan takip kapsamında, davalı vekilinin talebi doğrultusunda aynı adreste bulunan ancak organik bağı bulunmayan davacı şirkete ait malların haczedildiği, davacının mahcuz malların muhafaza altına alınmasını önlemek amacıyla davalı şirket ile İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası içinde mevcut 21.08.2019 tarihli protokolü imzaladığı, takip konusu borca karşılık kambiyo senedi düzenleyerek davalı tarafa verdiği , bunun karşılığında mahcuz malların yediemin olarak bırakıldığı, davacının geçerli hiç bir hukuki nedeni olmadığı halde İstanbul 31. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasına 35.324,34 TL tutarında ödeme yapmak zorunda kaldığı ,bu ödeme ile davalının sebepsiz şekilde zenginleştiği anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde söz konusu ödemenin aynen iadesini talep etmiş olmakla mahkemece bu yönde verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 2.413,01-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.797,61 TL'nin istinaf edenden bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/03/2026