Başvuru, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması, tutukluluk süresinin makul olmaması ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması, tutukluluk süresinin makul olmaması ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle Anayasa’nın ve maddelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 8/1/2014 tarihinde Adana Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 14/7/2014 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/1049 Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 27/9/2010 tarihinde gözaltına alınmış ve Adana Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK madde ile görevli) 1/10/2010 tarihli ve 2010/47 Sorgu sayılı kararı ile “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, mala zarar verme, basit yaralama, ihaleye fesat karıştırma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, birden fazla kişi ile birlikte yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından tutuklanmıştır. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK madde ile görevli) 5/5/2011 tarihli ve E.2011/301 sayılı iddianamesi ile başvurucunun “sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alınması taşınması bulundurulması, konutta yağma, ihaleye fesat karıştırma, bir kimseyi fuhşa teşvik etme veya yaptırma veya aracılık ettirme, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, kasten öldürmeye teşebbüs, cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişiyi intihara mecbur etme, suç işlemek amacıyla kurulan örgütte yöneticilik yapma, birden fazla kişi tarafından birlikte yağma, tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, silahla tehdit, yaralama, basit yaralama, var olan suç örgütlerini oluşturdukları korkutucu güçten yararlanarak yağma, silahla yağma, nitelikli cinsel saldırı, tefecilik ve mala zarar verme” suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucu ile birlikte toplam 54 sanık hakkında cezalandırma talep edilmektedir. Ayrıca 1 mağdur ve 28 müşteki bulunmaktadır. İddianame ile başvurucunun 35 ayrı olay nedeniyle cezai sorumluluğunun bulunduğu belirtilerek cezalandırılması talebinde bulunulmuştur. Dava, Adana Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/125 sayılı dosyası ile başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür. Başvurucu; yargılama aşamasında 10/12/2013 tarihinde tahliyesine karar verilmesi talebiyle Adana Ağır Ceza Mahkemesine başvuruda bulunmuş, Mahkemenin 20/12/2013 tarihli ve E.2011/125 sayılı ara kararı ile “atılı suçların niteliği, atılı suçlar için kanunda öngörülen ceza miktarları, soruşturma aşamasındaki teşhis ve mağdur beyanları, kanıt durumu, kaçma olasılıkları gözetilerek” başvurucunun talebinin reddine ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu anılan kararı 20/12/2013 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde, Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 20/12/2013 tarihli tahliye talebinin reddi kararına karşı itiraz yoluna gidildiğine dair bilgi ve/veya belge sunulmamıştır. Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede başvurucunun, Adana Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/125 sayılı dosyası ile yürütülen yargılama kapsamında, hakkında verilen tutukluluğun devamı kararlarına karşı bireysel başvuruda bulunduğu tarihten önce itiraz ettiğine dair bir kayda rastlanmamıştır. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararlarına ilişkin ilk itirazını, 6/1/2014 tarihli celsede verilen tutukluluğun devamı kararına karşı 28/1/2014 tarihinde yapmıştır. Başvurucu 8/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un maddesi ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga madesi ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 10/3/2014 tarihli ve E.2011/125, K.2014/20 sayılı kararı ile başvurucunun yargılandığı dava dosyası, Mersin Ağır Ceza Mahkemesine E.2014/428 sayısı ile devredilmiştir. Mersin Ağır Ceza Mahkemesince 20/1/2015 tarihli celsede “tutuklulukta geçirdi(ği) süre dikkate alınarak” başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Dava, inceleme tarihi itibarıyla Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/428 sayılı dosyası ile derdesttir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten öldürme” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Kasten yaralama” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Kasten yaralama fiili, mağdurun; ...d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, ...Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.” 5237 sayılı Kanun’un “Cinsel saldırı” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur ...” 5237 sayılı Kanun’un “Tehdit” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “Tehdidin; a) Silahla,...İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: (1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. 5237 sayılı Kanun’un “Nitelikli yağma” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Yağma suçunun; a) Silahla,...c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, ...f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,...İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir: “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır ...” 5237 sayılı Kanun’un “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Fuhuş” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır ...” 5237 sayılı Kanun’un “İhaleye fesat karıştırma” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “(Değişik: 11/4/2013-6459/12 md.) Kamu kurumu veya kuruluşları adına yapılan mal veya hizmet alım veya satımlarına ya da kiralamalara ilişkin ihaleler ile yapım ihalelerine fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Tefecilik” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararı” kenar başlıklı maddesinin (1), (2) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”