(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2009/13554 E. , 2010/4872 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık akde aykırılık nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece kiralananın tahliyesine karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı …
**(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2009/13554 E. , 2010/4872 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık akde aykırılık nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece kiralananın tahliyesine karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 1.9.1998 tarihli ve on yıl süreli protokolün 3.2. maddesinde “söz konusu arsa üzerine en az 1000 m2 alana zihinsel engelli çocuklar eğitim ve bakım evi ile en az 5000 m2 alana spor eğitim okulu yapılacağının” kararlaştırıldığını, davalı tarafından belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle ihtarname keşide edilmesine rağmen yükümlülüklerin yerine getirilmediğini ve protokolün kendiliğinden hükümsüz hale geldiğini, 14.8.2006 tarihli ihtar ile verilen bir aylık sürenin de 18.9.2006 tarihinde dolduğu halde taşınmazın tahliye edilmeyerek işgal edildiğini, işgal nedeniyle her türlü haklar saklı tutularak akde aykırılık nedeniyle taşınmazın tahliyesine karar verilmesi istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece kiralananın tahliyesine karar verilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 256. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur. Olayımıza gelince; Davada dayanılan ve hükme esas alınan 1.9.1998 tarihli ve on yıl süreli protokol konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Anılan protokolün 3.2. maddesinde belirtilen işlerin yapılmasının kiracı tarafından taahhüt edilmiş olduğu tartışmasızdır. Borçlar Kanununun 256.maddesinin uygulanabilmesi için bizatihi kiralananın ya kötü kullanılması, gereken özenin gösterilmemesi ya da amacı dışında kullanılması gerekir. Dava dilekçesindeki anlatımlardan davanın sözleşme ile yapılması üstlenilen işlerin yapılmaması nedeniyle genel anlamda bir fesih davası olduğunun kabulü gerekir. Zira iddia olunan olgular kiralananın kullanılması ile ilgili olmayıp doğrudan doğruya sözleşmenin bir maddesinin yerine getirilmemesine ilişkindir. Fesih ve akde aykırılığın birbirine karıştırılmaması gerekir. Açıklanan