3. Hukuk Dairesi 2024/2234 E. , 2025/2678 K. MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/2484 E., 2024/554 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2013/529 E., 2022/95 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâki…
**3. Hukuk Dairesi 2024/2234 E. , 2025/2678 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/2484 E., 2024/554 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2013/529 E., 2022/95 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı eczacı vekili; müvekkilinin Nisan 2009 ve Mart 2020 tarihleri arasında ... Eczanesinin mesul müdürü olarak çalıştığını, davalı Kurumun 09.10.2013 tarihli yazısıyla; Kurum müfettişlerince eczane hakkında yürütülen soruşturma sonucu düzenlenen 03.01.2013 tarihli raporda, 2007-2012 yılları arasında Kuruma fatura edilmiş reçeteler üzerinde örnekleme yoluyla yapılan inceleme sırasında eczane sahibi, eczane çalışanları, hasta, hasta yakınları ve reçeteyi yazan doktorların beyanlarına başvurulduğu ve hak sahiplerinin bilgisi dışında doktorlara gerçeğe aykırı reçete düzenlettirildiği, bazı reçetelerdeki ilaçların hak sahibine/yakınına teslim edilmediği ve reçete arkalarında ilacı teslim alan kişi olarak hastanın ya da yakınının ismi yazıldığı halde imzalardan büyük bir kısmının hasta veya yakınlarına ait olmadığı hususlarının tespit edildiğini, buna göre müvekkilinin görev yaptığı dönemde fatura edilen reçetelerle sınırlı olmak üzere hakkında 2009 yılı Eczane Protokolü'nün (6.3.3), (6.3.10), (6.3.14) ve (6.3.19.) maddeleri uyarınca toplam 307.785,20 TL cezai şartın tahsili ve uyarı cezası uygulanmasına, (6.9.) maddesi uyarınca da sözleşmesinin dört yıl süreyle feshine karar verildiğinin bildirildiğini, ancak müvekkilinin anılan sözleşme maddelerine aykırı herhangi bir eylemde bulunmadığını, reçetelerin sahte şekilde düzenlendiğini bilemeyeceğini, görevinin gelen reçeteleri karşılamak olduğunu ileri sürerek; davalı Kurumun 09.10.2013 tarihli yazısıyla bildirdiği cezai şart, uyarı ve sözleşmenin feshine ilişkin işlemlerinin iptalini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı Kurum vekili; davalı eczacının müvekkili aleyhine açtığı davada Kuruma 307.785,20 TL borçlu olmadığının tespitini istediğini, davalının Kurumda 2.756,76 TL alacağının bulunduğunun tespit edilmesi üzerine bu miktarı borçtan mahsup edilmiş ise de, geri kalan cezai şart miktarından sorumluluğunun devam ettiğini ileri sürerek; Kurumun 305.028,44 TL bakiye alacağının cezai şartın uygulandığı 09.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı Kurum vekili; davacı hakkında uygulanan cezai işlemlerin sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalı eczacı vekili; müvekkilinin sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmediğini, Kurum alacaklarından yapılan kesintinin haksız olduğu gibi, kalan cezai şart miktarının tahsiline ilişkin istemin de hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; benimsenen bilirkişi raporunda, reçeteleri düzenleyen dava dışı doktorlar aleyhinde açılan ceza davası sonucunda beraatlerine karar verildiği, doktorların düzenledikleri reçetelerin ve ilaç kullanım raporlarının hastaların gerçek hastalığına ilişkin olduğu, eczacı veya eczane çalışanları tarafından maddi çıkar sağlamak amacıyla doktorlar ile iş birliği içinde hareket edilerek gerçeğe aykırı reçete düzenlenmediğinin anlaşıldığı, tanık olarak dinlenen hasta ve hasta yakınlarının ifadelerinden de bu sonuca varıldığı, bu sebeple davalı Kurumca davacı hakkında uygulanan cezai işlemlerin yerinde olmadığı yönünde görüş bildirildiği, buna göre dava konusu olayda sahte reçete düzenlendiğinin tespit edilemediği, davacının böyle bir eylemi gerçekleştirdiği ya da bu eylemlere iştirakinin sabit olmadığı, davalı Kurumca uygulanan fesih ve cezai şartın tahsiline ilişkin işlemlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle; asıl davanın kabulü ile davalı Kurumun 09.10.2013 tarihli yazısıyla davacıya bildirilen sözleşmenin feshi ve cezai şartın tahsili işlemlerinin iptaline, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı/birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ceza dosyasında tanık olarak dinlenen reçete sahibi hastaların ifadelerinde; ilaçları kendilerinin alıp kullandıklarını beyan ettikleri, sahtecilik suçundan yargılanan doktorların beraatine karar verildiği, dosya kapsamında davacı eczacının sahtecilik eylemine dahil olduğuna ilişkin bir delil de mevcut olmadığından Kurumca hakkında uygulanan ceza işlemlerin yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı/birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı/birleşen davada davacı vekili; davacı eczacı hakkında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık suçlarından şikayette bulunulmuş ise de, olayla ilgili yürütülen soruşturma sonucunda savcılık tarafından davacı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, davacının iddianamede şüpheli olarak yer almadığı gibi ceza davasında da sanık sıfatıyla yargılanmadığını, bu nedenle dava dışı 18 hekim hakkında açılan ceza davası sonucu verilen beraat kararının davacı lehine yorumlanamayacağını, bilirkişilerce davacı hakkında yapılan şikayet neticesinde takipsizlik kararı verilip verilmediği yönünde bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığını, davacının 2009 yılı Eczane Protokolü hükümlerine aykırı hareket ettiğinin Kurum müfettişi tarafından düzenlenen soruşturma raporuyla sabit olup hakkında uygulanan cezai işlemlerin mevzuata ve Protokol hükümlerine uygun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı Kurum tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine ilişkin 2009 yılı Protokolü uyarınca davacı hakkında uygulanan sözleşmenin feshi, uyarı ve cezai şartın tahsili işlemlerinin iptali istemine ilişkindir. Temyiz edenin sıfatına göre yapılan incelemede; hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, reçeteleri düzenleyen doktorların sanık olarak yargılandıkları ceza davasında ifadeleri alınan çok sayıda hasta ya da hasta yakınının tamamının doktorlara muayene olduklarını ve yazılan ilaçları kullandıklarını, reçeteleri düzenleyen doktorlardan şikayetçi olmadıklarını, Kurum müfettişinin ise ifadelerini baskı altında aldığını beyan ettikleri, buna göre hastaların bilgisi dışında reçete düzenlendiği iddialarının gerçek dışı olduğunun anlaşıldığı, doktorlar ile eczacı ya da çalışanları arasında iş birliği olduğu konusunda kesin bir delil ortaya konulamadığı; rapor, reçete ve ilaç kupürlerinin sahte olduğu konusunun eczacı ya da çalışanları tarafından anlaşılmasının ve bilinmesinin mümkün olmadığı, reçeteye ilaç ilave etme işinin davacı eczacı ya da çalışanlar tarafından yapıldığı konusunda yeterli delil bulunmadığı, bu nedenlerle Kurum tarafından davacı hakkında uygulanan ceza işlemlerin yerinde olmadığı yönünde görüş bildirildiği, denetime elverişli bulunan söz konusu rapor doğrultusunda verilen kararda da herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.