Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/185 E. , 2024/4089 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/185 Karar No : 2024/4089 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1) ... mirasçıları; ..., ... ve... 2)... VEKİLLERİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1) ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... 2) ...Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilm
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/185 E. , 2024/4089 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/185 Karar No : 2024/4089 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1) ... mirasçıları; ..., ... ve... 2)... VEKİLLERİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1) ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... 2) ...Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, maliki oldukları Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, ... Mevkii ... ada, ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı tarım arazilerinde ekili bulunan buğdayın 01/12/2012 tarihinde meydana gelen taşkın sular nedeniyle zarar görmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 106.400,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince; davanın kısmen reddi kısmen kabulü yolundaki Mahkemelerinin... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 23/11/2020 tarihli ve E:2015/1309, K:2020/5169 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerle Mahkemelerince yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlen bilirkişi raporları,... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...D. İş sayılı dosyasında yer alan tespitlerle birlikte ... Köyünde görevli teknik elemanlar tarafından... ve ... parsel numaralı buğday ekili tarlaların tamamının 03/12/2012 tarihinde su altında kaldığı yolunda tanzim edilen tutanak ve Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 26/02/2014 tarihli yazısı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taşınmazların bulunduğu bölgede zararın meydana geldiği tarihteki yağışların doğal afet niteliğinde olmadığı, taşkının ise taşınmazlarla aynı bölgede bulunan ve olay anında 124 m³/sn (Bir saniyede gecen su miktarı 124 m³) debiye ulaşan Karakoç deresinin yatağı içerisinde su geçişini engelleyecek doğal unsurlardan kaynaklandığı, buradan taşan suyun dava konusu arazilere ulaşmasında ise su geçişi ile ilgili yapılan yapılarda (tahliye kanalları, menfezler) su geçişini engelleyecek, suyun önünü kapatacak malzemelerin de Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü tarafından temizlenmediği/kaldırılmadığı, bu yöneleriyle oluşan taşkında DSİ'nin %50 kusurlu olduğu, yine davalı taraf olan Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yol yapımı sırasında tahliye kanallarını yarıda bırakıp tamamlamamasından dolayı oluşan taşkında %50 oranında kusurlu olduğu, davacının ise zararın artmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığı sonucuna varıldığı, dava dosyasında bulunan bilirkişi raporlarında yer alan tespitler ve taşınmazlar üzerinde davacılardan ...'ın tarımsal faaliyette bulunduğunu ortaya koyan Çiftçi Kayıt Sistemi verileri dikkate alınmak suretiyle keşfen yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporunda, su altında kalan ... ve ...(154.911,00 m²) parsel numaralı buğday ekili taşınmazların, olay tarihi (03/12/2012) itibarıyla ürün kaybından kaynaklanan toplam zararın 40.276,60 TL olduğu, dava konusu taşınmazların maliki olan müteveffa ...'ın tazminat talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise; olaydan dolayı taşınmazın yüzeyinde toplanan taş ve çakılların kaldırılması, oluşan yarıkların kapatılması, toprak getirilmesi ve tarla yüzeyinin tesviye edilmesine yönelik olay tarihi (03/12/2012) itibarıyla masrafların 53.947,75 TL olarak hesaplandığı, bu durumda davaya konu olay sonucu ...'a ait taşınmazlarda taş ve çakılların kaldırılması, oluşan yarıkların kapatılması şeklinde meydana gelen ve davalı idarelerce, davacı müteveffa ...'ın yasal mirasçıları olan ..., ... ve ...'ın tazmini gereken gerçek zararının 53.947,75 TL olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacıların maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 40.276,60 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 27/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden 1/2 oranında alınarak davacı ...'a ödenmesine, 53.947,75 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 27/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden 1/2 oranında alınarak davacı müteveffa ...'ın yasal mirasçıları olan ..., ...ve ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin (12.175,65 TL) ise reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Mahkemece hükmedilen tazminat tutarından davalı idarelerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olmaları gerekirken 1/2 oranında sorumlu tutulmalarının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından, 01/12/2012 tarihinde meydana gelen yağışların doğal afet niteliğinde olduğu, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda yeterli ebatta ve sayıda menfez bulunduğu, idarelerinin herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı, idareleri yönünden davanın reddi gerektiği, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı, idareleri yönünden davanın reddi gerektiği, davacılar tarafından iddia edilen zararın kısmen kabulüne ilişkin Mahkeme kararının davacılar tarafından temyiz edilmediği halde bozmaya uyma sonrasında daha yüksek bir tazminat tutarına hükmedilmesinin usul hükümlerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından davacıların temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmakta olup; davacılar ve davalı idarelerden Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava; davacıların maliki oldukları Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, ... Mevkii ... ada, ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı tarım arazilerinde ekili bulunan buğdayın 01/12/2012 tarihinde meydana gelen taşkın sular nedeniyle zarar görmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 106.400,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Medeni usul hukukunda yer alan ve yargılamaya hakim olan ilkelerden bir tanesi de "Taleple Bağlılık İlkesi"dir. Nitekim, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesine göre; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Taleple bağlılık ilkesinin en önemli sonuçlarından biri de "Aleyhe Bozma Yasağı"dır. Aleyhe bozma yasağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, "Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm" başlığını taşıyan 283. maddesinde "İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." denilmek suretiyle açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Medeni yargılama hukukuna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve idari yargılama hukukuna ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 5271 sayılı Kanunda olduğu gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte, "Aleyhe Bozma Yasağı" gerek hukuk yargılamasında, gerekse idari yargı alanında uygulanan temel prensiplerden biridir. Bir hüküm, davanın taraflarından yalnız biri tarafından temyiz edilirse, kamu düzenine ilişkin emredici kurallar hariç olmak üzere, temyiz edilen hüküm temyiz eden tarafın aleyhine olarak bozulamaz. Buna dar anlamda aleyhe bozma yasağı denilmektedir. Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde ya da taraflardan yalnız birinin lehine olarak verilen bozma kararında, bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi artık temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karardan daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna, geniş anlamda aleyhe bozma yasağı ya da aleyhe hüküm verme yasağı denilmektedir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, bozulan karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm verememesi ilkesi, usule dair kazanılmış hak müessesesi ile yakından ilgilidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 19/04/2018 tarih ve E.2018/2447, K.2018/4310 sayılı kararında da "Önceki karar davacı tarafından temyiz edilmemiş olduğundan, o kararda hükmedilen miktar davalı yararına kazanılmış bir hak oluşturmuştur. O halde, mahkemenin davalı yararına kazanılmış hakkı ihlal ederek aleyhe hüküm verme yasağına aykırı olacak şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir." denilmektedir. Buna göre, davalı idarelerden Karayolları Genel Müdürlüğünün temyiz talebi üzerine, verilen bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararda, davalı idarenin önceki (bozulan) karardan daha aleyhine bir hüküm kurulamayacağı açıktır. Bakılmakta olan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davaya konu olay nedeniyle davacı ... için 39.966,78 TL ve ... için 35.000,00 TL olmak üzere toplam 74.966,78 TL maddi tazminatın davalı Karayolları Genel Müdürlüğüne başvuru tarihi olan 18/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından davacılara ödenmesine fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine karar verildiği; mahkeme kararının kabule ilişkin kısımının davalı idare tarafından temyiz edildiği, davacıların temyiz taleplerinin bulunmadığı, Danıştay Onuncu Dairesinin 23/11/2020 tarih ve E:2015/1309, K:2020/5169 sayılı kararıyla bozulması üzerine Balıkesir İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararda, davaya konu olay nedeniyle davacı ... için 40.276,60 TL ve ... mirasçıları için 53.947,75 TL olmak üzere toplam 94.224,35 TL maddi tazminatın davalı idarelerden 1/2 oranında dava tarihi olan 27/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine karar verildiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta, her ne kadar bozma kararına uyulmak suretiyle karar verilmiş ise de, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, davacıların toplam 74.966,78 TL maddi tazminat taleplerinin kabulüne, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verildiği ve reddedilen maddi tazminata ilişkin olarak davacılar tarafından temyiz isteminde bulunulmadığı, mahkemece bozma kararına uyularak verilen kararda ise davacıların toplam 94.224,35 TL maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmek suretiyle aleyhe hüküm verme yasağına uyulmadığı, davalı idarenin usuli kazanılmış hakkının ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Mahkemece bozma kararına uyularak verilen kararda davacı tarafın maddi tazminatın reddine ilişkin kısmına yönelik temyiz talebinin bulunmadığı, bozma kararının davalı idarenin temyiz talebinin kabulü ile gerçek zararın ortaya konulması için verildiği hususu dikkate alınmak suretiyle aleyhe hüküm verme yasağı uyarınca davacılar lehine hükmedilecek toplam maddi tazminat tutarının 74.966,78 TL'yi aşmaması gerekirken, davalı idarenin önceki (bozulan) karardan daha aleyhine olacak şekilde toplam 94.224,35 TL maddi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE, 2. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin KABULÜNE, 3. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.