Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiler kapsamında edimlerin eksiksiz tamamlanıp yerine getirildiğini, ancak davalının şifahen yapılan tüm ihtarlara rağmen davalının cari hesap alacağını ödemediğini, bunun üzerine ödenmeyen cari hesap alacağının tahsili için ------- sayılı dosyasıyla icra takibine başlandığını, borçlu davalının borca itirazı ile birlikte yetki itirazında bulunuğunu, yetki itirazının taraflarınca kabul edildiğini, d
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş.'nin 04/09/2014 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında şirket ortağı olan ...'in üç yıllığına şirketin yönetim kurulu başkanı seçildiğini ve Ticaret Sicil Gazetesi'nin 25/09/2014 tarih 8661 sayısında yayınlanan yönetim kurulu kararlarına göre "Şirket adına her türlü banka muamelelerinin yapılması, çek defterlerinin alınması, çek keşide ve ciro edilmesi" yönünde yönetim kurulu üyelerinden ikisinin müşterek imzası ile şirketi ilzama yetkili kılındığını, şirketin yönetim kurulunun ..., ... ve müvekkili ...'dan oluştuğunu, 27/05/2016 tarihinde ... Şişli Şubesinden verilme ... çek numaralı 2.300.000,00-TL bedelli 06/06/2016 keşide tarihli, ... çek numaralı 2.200.000,00-TL bedelli 07/06/2016 keşide tarihli ve ... çek numaralı 1.400.000,00-TL bedelli 08/06/2016 keşide tarihli çeklerin keşide edilerek şirket adına borç alındığını, davalının üç adet çeki şahsen ciro ederek kendi nam ve hesabına aldığını ve akabinde bankadan tahsilini sağladığını, ilgili parayı vergi ve SGK borçlarının ödenmesi için kullanmadığını, şirketin zarara uğradığını, ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin .... A.Ş. hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası üzerinden 5.900.000,00-TL bedelli icra takibi başlattığını, icra takibine itirazın ardından İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/918 esası ile itirazın iptali davası açıldığını, bu davanın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/840 esas sayılı dosyası ile birleştiğini ve yargılamanın devam ettiğinden bahisle zararın tazmininin temini için davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi 14/06/2017 tarihli ara karar ile; davanın konusu ve niteliği gereği sorumluluk ve alacak miktarının ancak yapılacak yargılama sırasında, tarafların delillerinin toplanmasıyla belirlenebileceğinden, talep yargılamayı gerektirdiğinden bu aşamada tedbir talebinin reddine karar vermiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; 30.09.2016 tarihinde yapılan dava dışı şirket ...A.Ş'nin Genel Kurulunda ...'in ibrasına karar verilmiş iken aynı genel kurulda davacının ibra edilememesine karar verilmiştir. Huzurdaki davanın 30/05/2017 tarihinde açıldığını, ibra tarihinden itibaren 6 ay geçmiş olduğundan davacının davasının reddi gerektiğini, dava dışı ...A.Ş.'ye verildiği iddia edilen toplam 5.900.000 TL bedelli çeklerin ... A.Ş.'ye verilip verilmediği ile söz konusu çeklerin müvekkili tarafından bankadan tahsil edilerek zimmetine geçirip geçirmediği iddiası oluşturduğunu, davacı tarafın bu konu ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 2017/81136 hazırlık numaralı dosyası ile "güveni kötüye kullanma" iddiası ile bir şikâyette bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu dosyada şüpheli sıfatı ile ifade vermiş olup, ifadesinde söz konusu çeklerin ... A.Ş. tarafından ciro edilmediğini, çekler üzerinde bulunan imzaların kendisine ait olmadığını, çeklerin de kendisi tarafından lehtar bankadan tahsil edilmediğini, söz konusu soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, 30.09.2016 tarihinde gerçekleşen genel kurulda davacı yanın şirketi zarara uğrattığından ibra edilmemesine karar verildiğini, ayrıca davacı aleyhine şikâyet başvurusunda bulunduğunu, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin Esas (2016/840) sayılı dava dosyasında yer alan uyuşmazlığın konusunu da bu davada yer alan çekler oluştuğunu belirterek davanın reddini istemiştir.Davacı vekili 17/05/2018 tarihli dilekçesi ile tedbire yönelik talebinde; İstanbul C.Başsavcılığının 2017/81136 Soruşturma sayılı dosyasında dava dilekçesinde bahsi geçen 3 adet çek yönünden imza incelemesi yapıldığını, alınan bilirkişi raporunda çeklerin arkasında ki imzaların davalıya ait olduğunun belirtildiğini, 2017/81136 soruşturma sayılı dosyada 2018/6007-4299 Esas - İddianame nolu iddianame ile davalı ...' in hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığını, davanın İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/135 Esas Sırasına kayıt edildiğini belirterek şirket zararın tahsilinin imkansız hale gelme ihtimali yüksek olduğundan, davalının adına kayıtlı taşınmaz malları ile diğer menkul mallarına ve 3. Şahıslarda ki hak ve alacaklarına dava konusu 5.900.000,00 TL zarar bedeli için teminatsız olarak HMK 389/1 md'si uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 28/05/2018 tarihli ara kararında; "...dava, TTK 'nun 555 md.'sine dayalı tazminat davasıdır. Davacının ve davalının dava dışı ... A.Ş.'nin ortağı oldukları sabittir. Mahkememizce İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/135 Esas sayılı dosyası getirtilmiş incelenmesine; İstanbul C.Başsavcılığının 2017/81136 soruşturma sayılı 2018/4299 iddianame sayılı iddianamesi ile şüpheli ... ve Müşteki ...' ın ... A. Ş. isimli şirkette yönetim kurulu başkanı ve üyesi oldukları, şirket ihtiyaçları için kullanılmak üzere Kuzey Anadolu isimli şirketten 5.900.000,00 TL borç karşılığı 3 adet çek aldıkları, şüpheli ...' in 06/06/2016 tarihinde çekleri kendi nam ve hesabına tahsil ettiği iddiası ile atılı hizmet nedeniyle güveni kötü kullanma suçundan TCK 155/2, 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile dava açılmış olduğu, tensip ara karar gereği duruşmanın 29/05/2018 tarihine bırakılmış olduğu, soruşturma aşamasında alınan 12/12/2017 tarihli Grafolog bilirkişi raporunda, bahsi geçen 3 adet çekteki ikinci ciranta hanelerinde yazılı '...' ibareli isim yazıları ile altlarında atılı imzaların davalı ...' in eli ürünü olduğunun kanaat ve sonucuna varıldığının belirtilmiş olduğu görülmüştür. Mevcut delil durumuna göre, İİK 257 vd. md'leri uyarınca davacının ihtiyati haciz talebinin kabulüne" karar verilmiştir.Davalı vekili 20/11/2019 tarihli dilekçesinde ve 28/11/2019 tarihli oturumdaki beyanında iş bu dava yönünden bekletici mesele olarak kabul edilen İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/135-749 E. K. Sayılı kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi'nin 2019/213-1313 E. K. sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiğini bozma ilamı doğrultusunda anılan dosyanın uzlaşma bürosuna gönderilmek üzere esasının kapatıldığını bu nedenle ortada herhangi bir soruşturma olmaması sebebiyle mahkememizin bekletici mesele oluşturmasına ilişkin yasal temelin ortadan kalktığını belirterek mahkememizin 28/05/2018 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.