Başvuru, sarkıntılık ve zorla ırza tasaddi suçlarının mağduru olan başvurucunun şikâyeti üzerine açılan kamu davasının zamanaşımı gerekçesiyle düşmesine karar verilmesinin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, sarkıntılık ve zorla ırza tasaddi suçlarının mağduru olan başvurucunun şikâyeti üzerine açılan kamu davasının zamanaşımı gerekçesiyle düşmesine karar verilmesinin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 21/3/2014 tarihinde yapılmıştır.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü Anayasa Mahkemesine sunmuştur.Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1999-2003 yılları arasında sarkıntılık ve zorla ırza tasaddi suçlarının mağduru olduğunu belirterek Rize Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.Başsavcılığın 8/12/2003 tarihli iddianamesinin kabulüyle şüpheli O.S. hakkında Rize Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Rize Asliye Ceza Mahkemesinin 30/1/2004 tarihli görevsizlik kararı üzerine yargılamaya Rize Ağır Ceza Mahkemesinde devam edilmiş ve 21/5/2004 tarihli karar ile O.S.nin on yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Temyiz üzerine inceleme yapan Yargıtay Ceza Dairesi, 17/3/2005 tarihli ilamıyla mağdurun yaş durumunun tespit edilmediği ve buna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmediği gerekçesiyle anılan kararı bozmuştur. Yeniden yargılama yapan Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 18/5/2005 tarihli kararıyla sanığın on yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi, 26/4/2006 tarihli ilamıyla eylemlerin ayrı ayrı suç olarak kabulünün hatalı olduğu gerekçesiyle söz konusu kararı bozmuştur. Dosyayı yeniden ele alan Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 22/12/2006 tarihli kararıyla sanığın üç yıl altı ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Temyiz üzerine inceleme yapan Yargıtay Ceza Dairesi, 12/1/2012 tarihli ilamıyla sanık O.S. hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine hükmetmiş ve karar kesinleşmiştir. Başvurucu, 4/6/2012 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un kabulü üzerine hak ihlalinin tespiti ve tazminat ödenmesi talebiyle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına (Tazminat Komisyonu) 17/6/2013 tarihinde başvurmuştur. Tazminat Komisyonu, şikâyete konu ceza davasına başvurucunun mağdur-müdahil olarak katıldığı ve bunun şahsi hak talebine yönelik olmadığı gerekçesiyle ceza davasının makul sürede tamamlanmadığına yönelik hak ihlali iddiasını Sözleşme ile konu yönünden bağdaşmaz bulmuş ve talebi reddetmiştir. Başvurucunun Komisyon kararına yaptığı itiraz, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Kurulunun 19/2/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Söz konu karar 14/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 21/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun mülga maddesinin birinci fıkrası.