T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/307 KARAR NO : 2026/332 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2025 NUMARASI : 2025/1005 E. 2025/1084 K. DAVANIN KONUSU : Zayi Belgesi Verilmesi KARAR TARİHİ : 25.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.02.2026 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.11.2025 tarih 2025/1005 E. 2025/1084 K. sayılı ka…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/307 KARAR NO : 2026/332 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2025 NUMARASI : 2025/1005 E. 2025/1084 K. DAVANIN KONUSU : Zayi Belgesi Verilmesi KARAR TARİHİ : 25.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.02.2026 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.11.2025 tarih 2025/1005 E. 2025/1084 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, başkan ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı şirket vekili müvekkili şirketin ortaklar pay defterinin 04.05.2013 tarihinde ortaklardan ....'e ait kuyumcu dükkanının batar katındaki oluşan yanma sonucu tahrip olup kullanılamaz hale geldiğini, yangın raporu tutulduğunu, bu yangında pay defterinin de yanarak zarar gördüğü tespit edilmiş ise de, bu hususun unutularak tutanağa geçirilmediğini, müvekkilinin bu konuda zayi belgesi alınıp alınmadığını bilmediğini, uzun süre ihtiyaç doğmadığından resmi makamlara yansıtılmadığını ancak 08.07.2025 tarihinde yürürlüğe giren elektronik ticari defter sistemi kapsamında pay defterinin sisteme tanıtılması gerektiğini, zayi olması nedeniyle reddedildiğini, bu bakımdan yasak yükümlülüklerin yerine getirilmesi için bu belgeye ihtiyaç duyulduğunu belirtilerek zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, itfaiye raporu, davacı şirketin ticaret sicil kayıtları üzerinde yapılan yargılama neticesinde, her ne kadar yangında zayi olduğu iddia edilmiş ise de, itfaiye raporunda ortaklık pay defterinin zayi olduğuna dair tespit bulunmadığı, davacı tarafça bu defterin bulunmadığının yıllar sonra fark edildiği, bunların saklanması konusunda gerekli dikkate ve özenin gösterilmediği ve şartların oluşmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili, mahkemece konuyu düzenleyen TTK 82/7 maddesinin dar yorumlandığını, yangının mucbir sebep niteliğinde olup çok sayıda defter ve belgenin yandığının dosya kapsamında resmi belge ile sabit olduğunu, buna ilişkin ziya halinin raporda tek tek sayılması hususunda yasal zorunluluk bulunmayıp her türlü delil ile ispatlanabileceğini, ziya halinin geç fark edilmesinin hak düşürücü ya da reddi gerektiren husus olmadığını, yangın gibi mücbir sebep hallerinde özen yükümlülüğünün tacir aleyhinde yorumlanamayacağını, kararın yasanın amacına aykırı olarak tacirin ticari faaliyetlerini engelleyici nitelikte bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. . GEREKÇE : Dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın h reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 05.07.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesine göre; bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa; tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren, otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Maddede düzenlenen otuz günlük süre hak düşürücü süredir. Somut olayda, davacı taraf, 2013 yılında meydana gelen yangın sonucu zayi olan şirket ortaklar pay defterinin zayi olduğunu ileri sürerek talepte bulunmuştur. Ayrıca şirketin bu defterinin ortaklardan birine ait kuyumcu dükkanının batar katındaki yangın sonucu tahrip olup kullanılamaz hale geldiğini beyan etmiştir. Davacı taraf bir şirket olup basiretli bir tacir olarak zayi belgesi istediği defterin şirket merkezinde ve uygun bir yerde muhafaza edilmesi yönünde mahkemeninde benimsediği gibi gerekli özeni göstermediği anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla ticaret sicil kayıtlarına göre şirketin adresi dışında başka bir yerde bulundurulduğu sırada yangın sonucu tahrip olduğu davacı beyanlarından anlaşılmaktadır. Yangın raporunda da zayi olan belgeler ayrı ayrı sayılıp tutanağa geçirildiğinden zayi kararı istenen belge bunlar arasında bulunmamaktadır. Açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı yerinde bulunmuştur. Kaldı ki TT82 maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup süresinde de dava açılmadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. İstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye eksik 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25.02.2026