12. Ceza Dairesi 2011/18173 E. , 2012/13196 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 29, 62, 51. maddelerigereğince mahkumiyet, erteleme. Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde, kastı aşan suçlarda veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda cezalandırılabilmek için failin meydana gelen sonuç a
**12. Ceza Dairesi 2011/18173 E. , 2012/13196 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 29, 62, 51. maddelerigereğince mahkumiyet, erteleme. Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde, kastı aşan suçlarda veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda cezalandırılabilmek için failin meydana gelen sonuç açısından en azından taksirle hareket etmesi gerektiği belirtilmiş, madde gerekçesinde de, hükmün konuluş amacının, objektif sorumluluk anlayışını terk etmek olduğu, bu tür sorumluluğun, ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan “versari in re ilicita” yani hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır anlayışının ürünü olduğu, çağdaş ceza hukukunun bu anlayışı çoktan terk ettiği, düzenlemeyle meydana gelen ağır netice açısından sorumluluk için neticeye ilişkin olarak en azından taksir dolayısıyla kusurlu olunması gerektiği belirtilmiştir. Kanunun 87/4. maddesinde ise, kasten yaralama sonucunda ölümün meydana gelmesi halinde failin nasıl cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak maddedeki atfın 86. maddenin 1. ve 3. fıkralarına yapılmış olması nedeniyle, bu hükmün aynı maddenin 2. fıkrasında kalan yaralanma eylemleri açısında uygulanması mümkün değildir. Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaralanma sonucunda mağdurun ölmesi halinde, 5237 sayılı TCK’nın 23 ve 87/4. maddelerinin uygulanması imkânı bulunmadığından, failin sorumluluğunun genel hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Meydana gelen sonuç, (ölüm) öngörülebilir ise ve fail bu sonucu öngörmeksizin hareket etmişse, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesi uyarınca taksirleöldürme suçunu düzenleyen 85. maddesi uyarınca, öngörülebilir sonuç fail tarafından da öngörülmüş ancak istenmemiş ise fail bilinçli taksirle öldürme suçundan Kanunun 85 ve 22/3. maddeleri uyarınca, fail öngördüğü sonucu kabullenerek fiilini icra etmiş ise bu kez de, olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulmalıdır. Failin ölüm sonucunu öngörmesi mümkün olmakla birlikte, gerekli özeni göstermeyerek ölüme neden olması halinde faili taksirle öldürmekten sorumlu tutmak mümkün ise de, ölüm sonucunun meydana gelmesinin öngörülmesi mümkün değilse failin taksirle öldürmeden sorumlu tutulması mümkün değildir. Neticenin öngörülebilir olmaması halinde, faili meydana gelen ağır sonuçtan sorumlu tutmak, yeniden objektif sorumluluğun kabulü anlamına gelecektir ki, böyle bir kabul kusur sorumluluğunu benimseyen ceza kanununun sistematiğine de aykırıdır. 23.08.2008 günü gece saat 01:00 sıralarında, maktulün alkollü bir halde yolda yaya olarak yürürken, mahallede çöpten eşya topladığı ve zihinsel özürlü olarak bilinen bir şahsı hırsızlık yaptığından bahisle kovalayıp darp ettiği, zihinsel özürlü şahsın beni kurtarın diye yardım istemesi üzerine, sanık ...'ın temyize gelmeyen diğer sanıklarla birlikte, maktule durumu izah ettikleri ve kovaladığı şahsın deli olduğunu, onunla uğraşmaması gerektiğini beyan ettikleri, bunun üzerine maktulün sanıklara sinkaflı kelimeler ile hakaret ettiği, sanıkların da tekme tokat ve yumruk ile maktulü darp ederek basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, olay yerine gelen polislerin maktul ile yaralanması nedeniyle şikayetçi olup olmadığını sorduklarında maktulün şikayetçi olmadığını beyan ettiği, hastaneye gitmeyi de kabul etmediği, olay yerine gelen maktulün yakınlarının maktulü olay yerinden alıp evine götürdüğü, maktülün evde rahatsızlanması neticesinde hastaneye kaldırılırken öldüğü, adli tıp kurumu başkanlığının maktüldeki yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek nitelikte olduğu, maktülde kronik kalp ve damar hastalığının bulunduğu, aşırı alkol almış maktulün ölümünün kendinde mevcut kalp ve damar hastalığına inzimam eden olayın stresi, eforu ve travmanın etkisi ile aktive olması sonucu gelişen kalp durması ile ileri geldiği ve bu hali ile kasten yaralama ile ölüm arasında illiyet bağının bulunduğunun belirtildiği görülmüşse de, yaralanmanın 5237 sayılı TCK'nın 86/2. maddesi kapsamında bulunması nedeniyle somut olayda 87/4. maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı, olayla ölüm arasında illiyet bağının kurulmuş olması da, sanığın meydana gelen ölüm sonucundan sorumlu tutmak için yeterli olmadığı, bu itibarla sanığın 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi de gözetilmek suretiyle 86/2, 29. maddeleriyle cezalandırılması gerekirken, taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulması, Kabul ve uygulamaya göre de; Haksız tahrik nedeniyle indirim hükümlerini düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 29. maddesinin yalnızca kasten işlenen suçlarda uygulanabileceği gözetilmeden uygulanması, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazlarının kabulü ile 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.