Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/4723 E. , 2024/6236 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4723 Karar No : 2024/6236 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) ... Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Valiliği ... Daire Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava k…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/4723 E. , 2024/6236 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4723 Karar No : 2024/6236 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) ... Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Valiliği ... Daire Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul İli, Kağıthane İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parselde bulunan ve mülkiyeti Hazineye ait olan taşınmazın 320,00 m²'lik kısmının tek katlı fabrika binası ve depo olarak kullanmak suretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle, 27/12/2007-26/12/2012 tarihleri arasındaki dönem için davacı şirketten 53.856,07 TL ecrimisil istenilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, Hazineye ait taşınmazın davacı şirket tarafından fuzulen işgal edilmesi nedeniyle toplam 30.323,55 TL ecrimisil bedeli istenebileceği, bu durumda, dava konusu işlemin anılan miktara ilişkin kısmında hukuka aykırılık, bu tutarı aşan kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin 23.532,52 TL'lik kısmının iptaline, 30.323,55 TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından, ecrimisil istenen yerin m²'sinin yanış hesaplandığı, ecrimisil bedelinin fahiş olduğu ve zamanaşımına uğradığı, temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının aleyhe kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Davalı idare tarafından, Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde verilen kararın iptale ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı, idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak nitelikte yargı kararı verilemeyeceği, ayrıca vekille temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin yarı yarıya paylaştırılması yönünden de kararın hukuka aykırı olduğu, temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının belirtilen kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın, dava konusu işlemin 23.532,52-TL'lik kısmının iptaline, 30.323,55 TL'lik kısmı yönünden davanın reddine ve vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkralarının onanması, yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrasının ise düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Davacının, dava konusu işlemin 30.323,55 TL'lik kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına dair temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar ile davalı idarenin kararın dava konusu işlemin 23.532,52 TL'lik kısmının iptaline ve davacı lehine takdir edilen vekalet ücretine ilişkin kısmına dair temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, temyize konu edinilen kararın bu kısımlarının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir. Davalı idarenin, kararın, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ve yargılama giderlerinin paylaştırılmasına ilişkin kısmına dair temyiz istemine gelince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz İncelemesi Üzerine Verilecek Kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararın düzeltilerek onanmasına karar verileceği hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 31. maddesinde, yargılama giderleri ile ilgili olarak bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler" başlıklı 447. maddesinde yer alan "mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır" hükmü gereğince uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6100 sayılı Kanunun 323. maddesinde "vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti" yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde ise, Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemece, yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı kurala bağlanmıştır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinde avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır. 31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2. maddesinde ise, bu tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu; 3. maddesinde, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, tarifelerde yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeğinin çabasının, işin öneminin, niteliğinin ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı kurala bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, bakılan davanın davacı ve davalı tarafça vekille takip edildiği, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dava konusu işlemin 23.532,52 TL'lik kısmının iptaline, 30.323,55 TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddine karar verildiği, vekille temsil edilen davacı lehine 750,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, yine vekille temsil edilen davalı idare lehine ise vekalet ücretine hükmedilmediği, dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, kararda dökümü yapılan 2.264,10 TL yargılama giderinin yarısı olan 1.132,05 TL 'nin davacı üzerinde, diğer yarısı olan 1.132,05 TL 'nin ise davalı idare üzerinde bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, İdare Mahkemesince, 17/09/2015 tarihli karar ile kısmen iptal, kısmen ret kararı verilmesi üzerine, davayı vekille takip eden davalı tarafça da vekalet ücretine hak kazanıldığı anlaşılmış olup, bu husus 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilebilecek hallerden olduğundan, kararın, davalı idare lehine vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 750,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, Mahkemece yargılama giderlerinin taraflar arasında haklılık oranına göre paylaştırılması gerekirken, yarı yarıya paylaştırıldığı görülmüş olup, tarafların davadaki haklılık oranı (yapılan yargılama sonucu hukuka aykırı bulunarak iptal edilen kısmın %43,70 oranında, hukuka uygun bulunarak reddine karar verilen kısmın ise %56,30 oranında olduğu) dikkate alındığında, kararın yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrasının da "kararda dökümü yapılan 2.264,10 TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranı dikkate alınarak hesaplanan 989,42 TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan 1.274,68 TL'sinin ise davacı üzerinde bırakılmasına" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, dava konusu işlemin ... TL'lik kısmının iptaline, ... TL'lik kısmı yönünden davanın reddine ve davacı lehine takdir edilen vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkralarının ONANMASINA; 2577 sayılı Kanunun 49/1-(b) maddesi uyarınca, davalı idare lehine vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 750,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine" şeklinde, yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrasının ise "kararda dökümü yapılan 2.264,10 TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranı dikkate alınarak hesaplanan 989,42 TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan 1.274,68 TL'sinin ise davacı üzerinde bırakılmasına" şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesinde avukatların, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlü oldukları; 164. maddesinde avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır. 31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2. maddesinde ise, bu tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu; 3. maddesinde, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, tarifelerde yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeğinin çabasının, işin öneminin, niteliğinin ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı kurala bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, iptali istenilen işlemin hukukilik denetimi yapılmadan önce dava dilekçesinin savunması alınmak üzere 11/06/2014 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği, davalı idarenin savunma dilekçesinin Mahkemeye sunulmadığı, bunun üzerine davalı idareden, 25/07/2014 tarihli YD ara kararından sonra kararı ile dava konusu işlemin dayanağını oluşturan tüm belge ve bilgileri içeren işlem dosyasının istenildiği, söz konusu ara kararı gereğinin yasal süresi içerinde yerine getirilmemesi üzerine 29/09/2014 tarihli ara kararı ile de işlem dosyasının ikinci kez istenildiği, bunun üzerine davalı idare vekilince ara kararı cevabı olarak 04/11/2014 tarihinde işlem dosyasının dava dosyasına sunulduğu ve Mahkemece gerekli incelemeler yapılarak karar verildiği, işbu kararda davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görülmüştür. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar ilgili Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde, avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu belirtilmiş ise de, 1136 sayılı Avukatlık Kanununda, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği düzenlenmiş olup, buna göre, davalı idare vekilinin yasa ile öngörülen süre içerisinde savunma dilekçesini Mahkemeye sunmadığı dikkate alındığında, özen borcunun ve bu kapsamda avukatlık ücretine hak kazanılabilmesi için gerekli olan hukuki yardım şartının sağlanmadığı, dolayısıyla davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, 2577 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yer verilen re'sen araştırma ilkesi uyarınca, idari yargı yerlerinin bakmış olduğu davalarla ilgili her türlü incelemeyi kendiliğinden yaparak, dava konusu işlem ile ilgili gerekli gördükleri bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmasını taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebileceği; bu kapsamda verilen ara kararlarının, ilgililerce süresi içinde yerine getirilmesi zorunlu olduğundan, dosya kapsamında verilen ara kararı gereğinin davalı idare vekilince yerine getirilmesinin avukatlık görevi kapsamında ifa edilen bir hukuki yardım olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, Dairemiz kararının diğer kısımlarına katılmakla birlikte, temyize konu İdare Mahkemesi kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine dair kısmının belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının buna ilişkin kısmına katılmıyorum.