18. Hukuk Dairesi 2008/2169 E., 2008/4313 K. 18. Hukuk Dairesi 2008/2169 E., 2008/4313 K. - VAKFIN GALLESİNDEN PAY ALMA- 5737 S. VAKIFLAR KANUNU [ Madde 75 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 10 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 12 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 13 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 14 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 39 ] "İçtihat Metni" Dava dilekçesinde, vakfın mallarının ve birleşmiş intifa haklarının tespiti ile fazlaya ilişkin
18. Hukuk Dairesi 2008/2169 E., 2008/4313 K. **18. Hukuk Dairesi 2008/2169 E., 2008/4313 K.** **- VAKFIN GALLESİNDEN PAY ALMA**- 5737 S. VAKIFLAR KANUNU [ Madde 75 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 10 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 12 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 13 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 14 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 39 ] **"İçtihat Metni"** Dava dilekçesinde, vakfın mallarının ve birleşmiş intifa haklarının tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 YTL'nin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; kesinleşen Beyoğlu İkinci Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.11.2003 gün ve 2003/328-745 sayılı kararı ile tarafından yönetilen Hacı Hamza Oğlu Bezzazistan-ı Cedit Kethüdası S... A... Vakfı'nın gaileye hak kazanan evladı olduğunun tespit edilmesi üzerine vakfın gelirinden faydalanmak için Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne başvurmasına karşın, vakfın hiçbir gelirinin olmadığı gerekçesiyle istemine olumsuz yanıt verildiğini, oysa vakfın 1963-1973 yıllarında emaneten 1973 yılında mazbutaya alınmasından bu güne kadar da davalı tarafından bizzat idare edildiğini, bu süreler içinde vakfiyede belirtilen taşınmazların gelirleri ve taviz bedelleri ile vakfın diğer gelirlerinin davalı tarafından toplanıp, vakfiye şartları yerine getirilip, gelir fazlasının vakıf evlatlarına intikalinin sağlanmadığını ileri sürerek, vakfın taviz bedelleri dahil olmak üzere tüm malvarlığının tespiti ile, bugünkü tarihe uyarlanarak hesaplanıp fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2001-2007 yıllarına ait ödenmesi gereken gaile fazlasından şimdilik 10.000 YTL'nin yıllar itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş; mahkemece, istemin idari iş ve eylemle ilgili olması ve yargı yolu yokluğu nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davaya konu vakıf Hicri 7 Şaban 1118 tarihinde kurulmuş olup, 1963 yılına kadar mütevellileri eliyle, son mütevellinin ölümü üzerine ve 1963-1973 yıllarında emaneten, bu tarihten sonra da mazbutaya alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilmiştir. Vakıflarda İntifa Haklarının Ne Suretle Tespit ve İta Edileceği Hakkında 17.07.1936 Tarihli Vakıflar Nizamnamesi'ne ek 23.12.1937 tarih 2/7898 sayılı Tüzüğün 30.07.1987 tarihli Tüzükle değişik 5. maddesinin (c) fıkrasında; vakıf gelirlerinden masraflar çıktıktan sonra kalacak fazlanın alakalılara tahsis edileceği belirtildikten sonra 6. maddesinde bu tahsisin ne şekilde yapılacağı düzenlenerek vakfiyesinde vakıf taşınmazların bakım ve onarım şartı bulunan vakıfların gayrisafi gelirlerinden her yıl % 10 oranında ihtiyat akçesi ayrılarak taşınmazların bakım ve onarımlarının yapılacağı, bu oranın vakıfların malvarlığına göre Vakıflar Meclisi kararıyla artırılabileceği, vakıfların yıllık gayrisafi gelir tahsilatından %20 oranında yönetim ve temsil gideri karşılığı alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesine gelir yazılacağı, bu vakıfların gerçekleşen yıllık gayrisafi gelir tahsilatından vakıf için yapılan giderler ve vakfiye şartı gereği yapılan her türlü harcamalar çıkarıldıktan sonra vakıf evlatlarına ve ilgililerine ödenecek intifa hakkının belirleneceği ve bunun doğduğu mali yılı izleyen ilk altı ay içinde vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu mali yılın birinci ayında belgeleyenlere yıllık olarak ödeneceği, 7. maddesinde ise vakıf için belirlenen gelir fazlası (intifa hakları) vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğu ve gaileye hak kazandığını kesinleşen mahkeme kararıyla ispat edenlere ve onların evladına Vakıf mazbut ise Vakıflar Genel Müdürlüğü, mülhak ise mütevelli tarafından ödeneceği öngörülmüştür. 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 39. maddesinin ikinci fıkrasında (5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 75. maddesinde) mazbutaya alınan vakıflarda alacaklıların vakfiyeye göre intifa haklarının saklı olduğu belirtildikten sonra 13. maddesinde 10. ve 12. maddelere göre satılacak mallardan ele geçecek paranın bu maddelerde gösterilen yerlere sarf edilinceye kadar nemalan-dırılmasının mecburi olduğu, 14. maddesinde de gerek satış bedelleri ile gerek değişme ile alınacak veya yeniden yaptırılacak gayrimenkullerin evvelki vakıfların adını alacağı vakıflar idaresince kayıtlarına bu suretle işaret edileceği ve tapuya da böylece tescil ettirileceği, 32. maddesinde ise vakıflar idaresinin eline geçecek taviz bedellerinin muhafaza edilerek en faydalı şekilde nema-landırılacağı veya idare meclisinin vereceği karar üzerine bu taviz bedelleri ile gelir getirici inşaat veya ortaklık yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi; gaileye hak kazandığını mahkeme ilamıyla ispatlayan vakıf evladına ancak kararın kesinleşme tarihinden sonrası için gaile fazlası ödeneceğinden, davalının haksız olarak elde ettiği ileri sürülen miktar, davacının gaile fazlasına hak kazandığı mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne başvurduğu tarih de belirlenip buna göre hesaplanacak bedelin dava tarihine kadar geçecek sürede yıllar itibariyle getireceği kazanç saptanarak yasal kesintiler yapıldıktan sonra davacıya ödenmesine, istem doğrultusunda müteakip yıllar için de aynı şekilde gaile hesabı yapılmasına karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.