8. Hukuk Dairesi 2022/1349 E. , 2024/3115 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/937 E., 2021/1591 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/296 E., 2019/332 K. Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davasında İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istin
**8. Hukuk Dairesi 2022/1349 E. , 2024/3115 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/937 E., 2021/1591 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/296 E., 2019/332 K. Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davasında İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR Dava; elatmanın önlenmesi (muarazanın önlenmesi) istemine ilişkindir. Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu, İstanbul ili Pendik ilçesi ... (...) Mahallesinde XXVI nolu bölme olarak belirlenmiş orman parselinin, 2/B parseli olduğu ve 20 yılı aşkın süredir davacıların zilyetinde olduğu ve üzerindeki binaların ve mevye ağaçlarının davacılara ait olduğu, Orman ve Su işleri Bakanlığı Sultanbeyli Orman İşletme Şefliğinin 13.06.2016 tarihli yazısı ile davacıları yapılan tebligatlar ile söz konusu parseldeki binaların boşaltılarak teslim edilmesi, aksi takdirde infaz işleminin yapılacağı bildirildiği, dayanak olarak da makamın 07.01.2016 tarih ve 1 sayılı olurları ile parselin Karayolları Genel Müdürlüğüne tahsis edildiği açıklandığı. Yapılan tebligatın ve belirtilen olguların mevcut durumu tam olarak yansıtmadığı gibi kanunlara da uygun olmadığı, bu bağlamda davacıların yasalardan ... haklarının ziyaa uğramaması için dava konusu taşınmazda XXVI nolu parselle ilgili muarazanın giderilmesi ve davalının müdahalesinin önlenmesine, masraf ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dosya kapsamından, dava konusu İstanbul ili Pendik ilçesi Kurna mahallesi P.XXVI parselinin, 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit çalışmalarında orman sınırları içerisinde bırakıldığı, 15.08.1985 tarihinde ilan edilen 2896 Sayılı Yasaya göre yapılınan 2/B çalışmalarında P.XXVI parseli olarak orman sınırları dışına çıkartıldığı, ancak Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/521 Esas, 1987/1266 Karar ile orman dışına çıkartma işleminin iptal edildiği, 3302 Sayılı 31.8.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 Sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılıp 27.2.1989 tarihinde ilan edilen 2/B madde uygulaması çalışmalarında tekrar P.XXVI parsel olarak orman sınırları dışına çıkartıldığı, Milli Emlak Dairesi Başkanlığının 12.09.2002 tarihli Olur'u ile ağaçlandırma ve erezyon kontrolü yapılmak üzere Ağaçlandırma ve Erezyon Kontrolü Genel Müdürlüğü adına tahsis işleminin yapıldığı ve 30.04.2008 tarihinde arazinin teslim edildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince; ".. el atmanın önlenmesi davalarında ön koşul olarak davalı tarafından fiili bir el atmasının olması ve bu el atmanın haksız yere olması gerektiği, mevcut dosya kapsamından dava konusu taşınmaza davalının fiili bir elatmasının söz konusu olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığından davanın reddine" karar verilmiştir. Verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi; "Dava konusu taşınmaz, dava tarihinden önce Defterdarlık Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığının 12.09.2002 tarih Olur' u ile Orman Yönetimine tahsis edilmiştir. Bu tür yani eylemli orman olması nedeniyle veya eylemli orman olmamakla birlikte ağaçlandırılmak üzere Orman Yönetimine tahsis edilen yerler özel mülkiyete konu olamayacağı gibi, bu tür taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesine, ya da gerçek kişiler tarafından taşınmaz hakkında kendi lehlerine olacak şekilde bir hak doğuracak dava açmak olanağı yoktur. İdarî yargıda idarî tahsis kararı iptal edilmedikçe veya idarece tahsis kararı kaldırılmadıkça tahsis işlemi geçerliliğini sürdüreceğinden, bu tür bir yere kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle açılan böyle bir davanın dinlenilme olanağı yoktur. Bu nedenlerle, dava konusu taşınmazın ağaçlandırma ve erezyon kontrolü yapılmak üzere Ağaçlandırma ve Erezyon Kontrolü Genel Müdürlüğüne tahsis edildiği anlaşıldığından, davacı vekilinin başvurunun esastan reddine" karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından; "Tahsis tarihinden bugüne kadar XXVI nolu parselde ağaçlandırmaya ilişkin herhangi bir iş ve işlem yapılmamış olduğundan ağaçlandırma yönetmeliği ve 178 nolu tebliğ hükümleri gereğince 2 yıl iş ve işlem yapılmaması durumunda tahsisin otomatikman kalkmış olacağı hukuki olguları karşısında tahsisten söz etmek olanağı olmadığı, tahsisin otomatik olarak kalktığı, 20.05.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda dava konusu parselde yıllardır herhangi bir ağaçlandırmanın yapılmadığı, 59 nolu Orman Kadastro Komisyonu kararı ile orman sınırları dışına 2B parseli olarak tekrar çıkarılan XXVI nolu parsel için herhangi bir dava ve itiraz olmadan kesinleştiği göz ardı edilerek 2. kez kadastro yapıldığı (hukuka aykırı olarak) tapu kayıtlarında orman vasfı ile hazine adına kayıt görülmediği özellikle açıklanmış olması ve itirazlarının kısmen de karşılanmış olması değerlendirilmemiştir." gerekçeleriyle temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.