Başvuru, tahliye kararının geç icra edilmesi ve hukuka aykırı olarak hürriyetten yoksun bırakılmaya rağmen tazminat isteminin kabul edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, davanın reddedilmesi sonucunda yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tahliye kararının geç icra edilmesi ve hukuka aykırı olarak hürriyetten yoksun bırakılmaya rağmen tazminat isteminin kabul edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, davanın reddedilmesi sonucunda yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 3/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabul edilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Batman Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/9/2012 tarihli kararı ile başvurucu ,silahlı terör örgütüne üye olma ile silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçlarından tutuklanmış; 25/9/2012 tarihinde Batman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) gönderilmiştir. Başvurucu hakkında açılan davada Batman Ağır Ceza Mahkemesi 5/8/2013 tarihli celp yazısı ile başvurucunun 4/9/2013 tarihinde saat 00'de yapılacak duruşma için duruşma salonunda hazır edilmesini istemiştir. Başvurucunun da hazır olduğu 4/9/2013 tarihli duruşma sonucunda Batman Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Başvurucunun tahliye edilmesine ilişkin yazı, aynı gün saat 33'te Ceza İnfaz Kurumunun UYAP ekranına düşmüştür. Başvurucu, tahliyesine karar verildiği duruşma sonrasında çıkış işlemlerinin yapılabilmesi için saat 35'te tekrar Ceza İnfaz Kurumuna getirilmiştir. Başvurucunun tahliyesine ilişkin yazının UYAP'tan Ceza İnfaz Kurumu ekranına düşmesinin ardından -genel bir uygulama gereği olarak ayrıca telefonla da teyit alındığından- tahliye işlemleri başlamadan önce tahliye kararı veren Ağır Ceza Mahkemesi telefonla aranmıştır. Fakat araya öğle tatilinin de girmesi nedeniyle ilgili Mahkemeden ancak saat 46'da teyit alınabilmiştir. Başvurucunun tahliye edildiği konusunda ilgili Mahkemeden teyidin alınmasıyla birlikte hemen tahliye işlemleri başlatılmıştır. Gerekli işlemlerin yapılmasının ardından UYAP kayıtlarına göre, başvurucunun tahliye fişine ilişkin doküman saat 06'da oluşturulmuştur. Başvurucu; hakkında verilen tahliye kararı sonucunda 4/9/2013 tarihinde saat 25 sıralarında, bulunduğu Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilmiştir. Başvurucu, geç tahliye edildiği iddiasıyla ilgili olarak Ceza İnfaz Kurumu yetkililerinin görevi ihmal suçunu işledikleri iddiasıyla Batman Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuştur. Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda başvurucunun geç tahliye edilmesinin gerekçesi olarak tahliye yazısının Ceza İnfaz Kurumuna ulaşmasının ardından araya öğle tatilinin girmesi nedeniyle teyit alma işleminin hemen yapılamaması, 46'da alınan teyidin ardından tahliye işlemlerine başlanması ancak tutuklunun emanet eşya, emanet para ve eğitim birimi ile ilgili kayıtlarının sorgulanarak tahliyeye hazır hâle getirilmesi, tahliyeye hazır hâle getirildiği sırada Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu ve hükümlülerin görüş yapmaları nedeniyle yeterince personelin olmaması gösterilmiştir. Bu gerekçelerle başvurucunun geç tahliye edilmesi konusunda görevlilerin kasten veya görevlerini ihmal ederek geç tahliyeye neden olduklarına ilişkin delil bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucu, geç tahliye edilmesi nedeniyle ayrıca 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesine dayanarak 500 TL manevi tazminat istemiyle Batman Ağır Ceza Mahkemesinde dava açmıştır. Davaya bakan Batman Ağır Ceza Mahkemesi 13/3/2014 tarihli kesin nitelikteki kararıyla tazminat istemini reddetmiştir. Mahkeme ayrıca, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 000 TL vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak davalı Hazineye verilmesine karar vermiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "Haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle tazminat istenebilecek hususlar CMK'nun maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu haller dışında tazminat istenemeyecektir. Her ne kadar davacı ve davacı vekili mahkemenin tahliye kararından 5 saat geçtikten sonra davacının tahliye edildiğini, bu şekilde haksız yere özgürlüğünden kısıtlandığını ileri sürmüşse de; davacının aynı gün mesai saatleri içinde ve makul süre dahilinde tahliye edildiği, hakim veya mahkeme kararı olmaksızın haksız yere tutuklu kaldığına dair dosyaya yansıyan herhangi bir delil ve emare olmadığı, tahliye kararının ardından işlemlerin bir kaç saat sürebileceği ve bu durumun CMK'ya göre tazminat sebebi olmadığı anlaşıldığından işbu tazminat davasınınreddine karar vermek gerekmiş[tir.]" Başvurucu 3/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan, kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler" 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir." 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder." 1136 sayılı Kanun'un "Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması" kenar başlıklı maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:"Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır." 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin "Davalardaki temsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekâlet ücreti takdir edilir." 28/12/2013 tarihli ve 28865 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren (karar tarihinde yürürlükte bulunan) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Ceza davalarında ücret" kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:"CMK 141 ve devamı maddelerine göre tazminat için Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurularda, Tarifenin üçüncü kısmı gereğince avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki, hükmedilecek bu ücret ikinci kısmın ikinci bölümünün onuncu sıra numarasındaki ücretten az olamaz." Anılan tarifenin ikinci kısım ikinci bölüm onuncu sırası şöyledir:" Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için000,00 TL" Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/3/2007 tarihli ve E.2007/8-2, K.2007/63 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:"...Çözümü gereken uyuşmazlık, haksız tutuklamadan doğan tazminat istemlerinin kısmen kabul kısmen reddi halinde, kendisini vekille temsil ettiren davalı Hazine lehine, reddedilen kısım üzerinden dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir. ... açılan maddi tazminat davalarında tazminat miktarının hesaplanıp belirlenmesi, bunlardan yasal bir takım kesintilerin yapılması uzmanlığı gerektirdiğinden, maddi tazminat miktarlarının çoğu kere uzman bilirkişi incelemesiyle saptanması gerekmektedir. Öte yandan, tazmini gereken manevi zarar da, haksız yakalama veya tutuklamaya maruz kalan kişilerin salt bu yüzden duydukları üzüntü ve acıya karşılık olup, mahkemece bu zarar tayin ve takdir edilirken, hukukun genel prensiplerinden hareketle, davacının duyduğu acı ve üzüntünün derecesi, haksız olarak tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği süre, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, davacının ekonomik ve sosyal durumu gözönünde bulundurulmaktadır. Bu durumda, gerek maddi gerekse manevi tazminat miktarlarının istem tarihinde davacı tarafından tam olarak bilinmesine olanak bulunmamaktadır. O nedenle, haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi ancak ve sadece davanın tamamen reddi halinde mümkündür. ..." Yargıtay Ceza Dairesinin 30/12/2011 tarihli ve E.2011/7516, K.2011/10596 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:"Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007 gün ve 2-63 sayılı kararında açıklandığı üzere: haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı hazine lehine vekâlet ücretinehükmolunacağından, davanın tamamen reddedilmesi karşısında davalı hazine lehine vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği halde hükmolunmamasıKanuna aykırı[dır.]" B. Uluslararası Hukuk Sözleşme Metinleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: " Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:a) Kişinin yetkili mahkeme tarafından mahkum edilmesi üzerine usulüne uygun olarak hapsedilmesi; b) Bir mahkeme tarafından, yasaya uygun olarak, verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması; c) Bir suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması; d) Bir küçüğün gözetim altında eğitimi için usulüne uygun olarak verilmiş bir karar gereği tutulu durumda bulundurulması veya kendisinin yetkili merci önüne çıkarılması için usulüne uygun olarak tutulu durumda bulundurulması; e) Bulaşıcı hastalık yayabilecek bir kimsenin, bir akıl hastasının, bir alkoliğin, uyuşturucu madde bağımlısı bir kişinin veya bir serserinin usulüne uygun olarak tutulu durumda bulundurulması; f) Bir kişinin usulüne aykırı surette ülkeye girmekten alıkonmasını veya kendisi hakkında sınırdışı etme ya da geri verme işleminin yürütülmekte olması nedeniyle usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması..." Sözleşme'nin maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:"Bu madde hükümlerine aykırı olarak yapılmış bir yakalama veya tutma işleminin mağduru olan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin maddesinin birinci paragrafında, özgürlüğün kısıtlanmasına yönelik istisnaların eksiksiz biçimde sayıldığını ve bu hüküm çerçevesinde ancak dar bir yorumlama yapılması gerektiğini kaydetmekte; hiç kimsenin keyfî olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmaması gerektiğini belirtmektedir (Giulia Manzoni/İtalya, B. No: 19218/91, 1/7/1997, § 25). AİHM ayrıca, salıverme kararlarının infazında bazı gecikmelerin kaçınılmaz olabileceğini kabul etmekte ve bu gecikmenin asgariye indirilmesi gerektiğini kaydetmektedir (Değerli ve diğerleri/Türkiye, B. No: 18242/02, 5/2/2008, § 23). Ancak bu durum, alıkoyma süresinin önceden kanunlarca belirlenmemiş olduğu ve alıkoyma uygulamasının mahkeme kararıyla sona erdiği hâller için geçerlidir. Bu kapsamda AİHM; iç hukukta on iki saat olarak belirlenen gözaltı süresinin kanunla düzenlenmiş olması nedeniyle mutlak olduğuna, bu sürenin "kırk beş dakika" aşılmış olmasının Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinin ihlal edilmesi sonucunu doğurduğuna karar vermiştir. AİHM'e göre iç hukuka uygun olsa dahi bilhassa soruşturma makamlarının kötü niyet veya hileli davranışlarda bulunması (Mooren/Almanya [BD], B. No: 11364/03, 9/7/2009, §§ 72, 77, 78) ya da duruma göre böyle bir uygulamanın gerekli olmaması gibi hâllerde (Nestak/Slovakya, B. No: 65559/01, 27/2/2007, § 74) özgürlükten yoksun bırakma hâli Sözleşme'ye aykırı olabilir. Mahkemelerin çalışma düzeni ve özel birtakım formalitelerin tamamlanması gibi işlemler, bu tür bir mahkeme kararının uygulanmasının zaman alabileceği anlamına gelir (K.F/Almanya, B. No: 144/1996/765/962, 27/11/1997, § 71). AİHM; salıvermeyle ilgili idari işlemlerin tamamlanmasında birkaç saatten daha fazla bir gecikmenin haklı gösterilemeyeceğini (Nikolov/Bulgaristan, B. No: 38884/97, 30/1/2003, § 82), tahliye kararlarının uygulamasında meydana gelen gecikmeleri titizlikle inceleyeceğini belirtmiştir (Bojinov v./Bulgaristan, B. No: 47799/99, 28/10/2004, § 36). Bu bağlamda konuyla ilgili olayların ayrıntılı dökümünü yapmak yükümlülüğü, davalı hükûmete aittir (Nikolov/Bulgaristan, § 80). AİHM; özgürlükten mahrum bırakılmanın çok kısa süreler için de geçerli olduğuna, örneğin Fatma Akaltun Fırat/Türkiye (B. No: 34010/06, 10/9/2013), Shimovolos/Rusya (B. No: 30194/09, 21/6/2011) ve Gillan ve Quinton/Birleşik Krallık (B. No: 4158/05, 12/1/2010) kararlarında, sırasıyla birer saat ve otuz dakika boyunca tutulan kişilerin de Sözleşme'nin maddesinin anlamı dâhilinde özgürlüklerinden yoksun bırakıldığına karar vermiştir. AİHM'e göre Sözleşme'nin maddesinin (5) numaralı fıkrasında öngörülen tazminat hakkı, ulusal bir makam veya Sözleşme kurumları tarafından bu maddenin diğer fıkralarından birinin ihlal edildiğinin sabit bulunduğu varsayımına dayanır (N./İtalya [BD], B. No: 24952/94, 18/12/2002, § 49). Sözleşme'nin maddesinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları kapsamında bir özgürlükten yoksun bırakılma için tazminat almak üzere başvuru imkânının bulunması hâlinde anılan maddenin (5) numaralı fıkrasına uygunluk sağlanmış olacaktır (Wassink / Hollanda, B. No: 12535/86, 27/9/1990, § 38).